• 1
    galatasaray ile ilk sezondan terör estirebileceğiniz oyun. öyle transferler yapıldı ki sezon bizim için nasıl geçer bilmiyorum ama oyun bazında bir leipzig, porto, slb gibi takımlardan farkımız kalmayacak buna eminim.

    boey, nelson, marcao, luyindama, cicaldau, morutan, gustavo, halil, taylan, berkan, mustafa gibi wonderkid ve 3.5 yıldızlık oyuncu olma potansiyeli olan gençler ile kurulu bir kadromuz var. gözümde oyun bazında 300 milyon avroluk satış şimdiden belirdi bile. şunun yarısını gerçek hayatta alabilirsek geleceğimiz kurtulur...
  • 8
    tek oynadığım oyunun 2022 versiyonudur.

    oyuncu özelliklerimiz için buyrunuz;

    alexandru cicaldau - https://gss.gs/dV4.jpg
    alpaslan öztürk - https://gss.gs/u6q.jpg
    arda turan - https://gss.gs/DXD.jpg
    atalay babacan - https://gss.gs/d88.jpg
    aytaç kara - https://gss.gs/itU.jpg
    barış alper yılmaz - https://gss.gs/2Ym.jpg
    bartuğ elmaz - https://gss.gs/78S.jpg
    berk balaban - https://gss.gs/I4s.jpg
    berkan kutlu - https://gss.gs/hF3.jpg
    christian luyindama - https://gss.gs/1oe.jpg
    deandre yedlin - https://gss.gs/r8A.jpg
    emre kılınç - https://gss.gs/cOt.jpg
    fatih öztürk - https://gss.gs/85V.jpg
    fernando muslera - https://gss.gs/pU4.jpg
    gustavo assunçao - https://gss.gs/xmZ.jpg
    halil dervişoğlu - https://gss.gs/cn1.jpg
    ışık kaan arslan - https://gss.gs/6ui.jpg
    ismail çipe - https://gss.gs/bq8.jpg
    kerem aktürkoğlu - https://gss.gs/j22.jpg
    marcao - https://gss.gs/spd.jpg
    mbaye diagne - https://gss.gs/XnA.jpg
    mostafa mohamed - https://gss.gs/WFF.jpg
    oğulcan çağlayan - https://gss.gs/pXr.jpg
    olimpiu morutan - https://gss.gs/3w1.jpg
    omar elabdellaoui - https://gss.gs/LLH.jpg
    ömer bayram - https://gss.gs/fPJ.jpg
    patrick van aanholt - https://gss.gs/L06.jpg
    ryan babel - https://gss.gs/3bO.jpg
    sacha boey - https://gss.gs/EUk.jpg
    sofiane feghouli - https://gss.gs/0O6.jpg
    taylan antalyalı - https://gss.gs/IZd.jpg
    victor nelsson - https://gss.gs/8C9.jpg
    eren aydın - https://gss.gs/Z4q.jpg
    hamza akman - https://gss.gs/ztR.jpg
    emre akbaba - https://gss.gs/vdD.jpg
  • 11
    detaylı analizleri ve kariyer hikayelerini üşenmediğim zaman uzun uzun yazacağım ama şunu söylemem gerekir ki, adamlar 2022 için zerre uğraşmamış.

    bakın veri merkezi, maç esnasında değiştirdiğiniz rolleri ve talimatları anında görebilmeniz, 1-2 ufak değişiklik dışında direkt football manager 2021'in aynısını satışa sunmuşlar. en azından oyunun ikonuna, renklerine, menülerine biraz müdahale edersiniz.

    bu sene de köpek gibi oynayacağım bu oyunu ama 1 sene boyunca yan gelip yatmışlar. tekel olunca böyle oluyor.
  • 12
    - bölüm 1 | kcaft - yepyeni bir macera | istanbul, ali sami yen spor kompleksi nef stadyumu

    henüz 30 yaşında, genç bir teknik direktör olarak istanbul'a gelerek, galatasaray'la sözleşme imzalamak üzere stadyuma doğru gittim. başkan burak elmas'ın ayarladığı vito, beni havalimanından aldı. araç içerisinde, yol yorgunluğunu atmak için biraz kestirdim. trafiğin olması da, benim biraz daha fazla dinlenmeme yardımcı oldu.

    stadyuma geldiğimde, başkan burak elmas'ın odasına gittim ve bizzat tanışma şerefine nail oldum. başkan bana, daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yapmak istediğini, bu proje için bana inandığını dile getirdi. proje, sıra dışıydı. daha önce profesyonel düzeyde hiçbir takımı yönetmemiştim. basketbol koçluğundan, futbol koçluğuna geçiş yapmıştım. bu projeye beni seçmelerindeki sebebin, yapılanma konusunda daha önceki başarılarımı futbola yansıtabileceğime inanmalarıydı.

    muhabbet devam ederken, kapı çaldı ve içeriye futbol direktörü olarak görevine devam edecek olan fatih terim geldi. sıcak kanlı duruşuyla, güler yüzlü bir şekilde beni selamladı ve burak elmas, ben, fatih terim toplantıya devam ettik. toplantıdan sonra, sözleşmeyi imzalayarak resmen galatasaray'ın teknik direktörü oldum. yapılacak çok iş vardı. fatih terim'in kurduğu kadroya ek bir transfer istemediğimi, sadece bazı oyuncuları satış listesine koymak istediğimi ve en erken ara transfer döneminde bu oyuncuların gönderilmesini istediğimi talep ettim.

    kap bildirimi, basın toplantıları derken bu süreç hızlı gelişti ve son buldu. artık kolları sıvamanın vakti gelmişti. saha dışından sıkılmıştım, artık saha içine odaklanmak ve bu heyecana başlamak istiyordum.

    - bölüm 2 | kcaft - sezona başlangıç

    kafamda üç taktik vardı. 4-3-3, 4-4-2 ve 5-2-1-2. öncelikle antrenmanlara 4-3-3 taktiği üzerinde başladık. önümüzde bir dizi hazırlık maçı ve şampiyonlar ligi ön eleme maçları vardı. takvim yoğun, ayrıca sezonu çok erken açtık. yoğun bir çalışma dönemine giriş yaptık.

    lech poznan hazırlık maçıyla başladık. hazırlık maçında aldığımız skorlar umrumda değildi. oyuncularıma, 5 gol atsalar da 5 gol yeseler de benim için ilk kıstas bu olmayacak dedim. taktiğin düzgün çalışması, takımın birbirine alışması ve oyuncuların her birini tanımam için bir süreçti. poznan'la oynadığımız ilk maç, 2-2 beraberlikle sona erdi.

    rapid wien maçını, marcao'nun kullandığı penaltıyla 1-0 kazandık. şu ana kadar 4-3-3 formasyonunda bir sorun yok gibi gözüküyordu ama kaleye şut sayımız çok azdı. savunma da fena değiliz ama üretkenliğimizde problemler vardı.

    dinamo moskova'yı 2-1 mağlup ettik. ilk hazırlık dönemimizi tamamlamış olduk. mostafa mohamed, emre kılınç ve marcao fazlasıyla parıldıyor ve dikkat çekiyordu. bu dönemde sık sık kadroyu bozarak değiştirdim ve ideal 11'i henüz oturtmadım. hazırlık döneminden sonra, şampiyonlar ligi 2. ön eleme turunda sparta prag ile karşılaşacaktık.

    prag'daki ilk maç, 1-1'lik beraberlikle sonuçlandı. erken yenilen gol sonrası, dakika 88'i gösterdiğinde kerem aktürkoğlu güzel bir bitirişle bize beraberliği getirdi. özellikle berkan kutlu ve cicaldau'nun ekstra performansı, orta sahadaki direncimizi en üst seviyeye çıkarmıştı. yüzler gülüyor, mutlu bir şekilde istanbul'a geri döndük. işler gayet yolunda gidiyor ve herhangi bir aksaklıkla karşılaşmadık. zamanla daha da oturan bir takım olacağımıza inanıyorduk.

    benevento ile olan hazırlık maçını iptal ettim. rövanş maçına kadar, takımın kondisyonunu üst seviyeye çıkarmak istiyordum ve bu süre zarfında da bazı oyuncuların dinlenmesine de yardımcı olmak istiyordum.

    rövanş maçında, ali sami yen'de sparta prag'ı ağırladık. henüz 5. dakikada 1-0 geriye düşmemize rağmen, berkan kutlu'nun 20. ve kerem'in 42. dakikada attığı gollerle ilk yarıyı 2-1 önde bitirdik. ikinci yarı, istemsiz şekilde oyuncularımızın kontrollü oynamaya çalıştığını, iyice geri çekildiğini gördüm. notlarıma bunu mutlaka eklemem lazımdı. zira bu durum, rakibin daha fazla üstümüze gelmesine yol açtı. kontra ataklarımız başarısızlıkla sonuçlanıyor, biraz da tecrübesizliğin getirdiği dezavantajla panik yapıyorduk. çok şükür maçı 2-1 kazanarak, bir üst eleme turuna geçmeye hak kazandık.

    bölüm 3 | kcaft - dönüm noktası?

    3. ön eleme turunda shakhtarile karşılaşacağımız kesinleşti. önümüzde 12 günlük bir süreç vardı. bu süreçte son hazırlıklarımızı da tamamlamalıydık. charltonile hazırlık maçı ayarladık ve bu bana bazı değişiklikler yapmama yol açtı. zira, ideal kadro ile çıktığımız maçtan 4-1 yenilgiyle ayrıldık. 4 veya 14 gol yememiz önemli değil. daha önce de dediğim gibi, mevzu taktiğin işleyip işlememesiydi. rehavet de yoktu halbuki.

    performans analistiyle yaptığım görüşmeler sonucu, bu formasyonu tekrar denemeye karar verdim. parma ile yaptığımız maçtan da 2-0 mağlup ayrıldık. hemen akabinde hellas verona ile yaptığımız hazırlık maçına 4-4-2 formasyonuyla başladık. burada da inanılmaz vasat bir performans ortaya koyduk. özellikle kanatlarda, ters ayaklı oyuncuları kullanmayı tercih ettim. düşüncem, uygulamada sınıfta kaldı.

    bu üst üste yenilgiler, 3. taktiğe geçmeye karar vermemi sağladı. 5-2-1-2 şeklinde bir diziliş kurdum.

    üçlü stoper: nelsson (pasör), luyindama (standart), marcao (pasör)
    kanat bekler: pva ve boey
    orta saha: berkan kutlu (savaşçı orta saha), cicaldau(iyi yönlü orta saha) veya taylan
    hücum: morutan (ofansif oyun kurucu), halil (false 9), mohamed (komple hücumcu forvet)

    bu değişiklik, takıma adeta çağ atlattı.

    shakhar'la deplasmanda oynadığımız ilk maç 3-3 sona erdi. evimizde oynadığımız maçta 2-0 galip gelerek play-off turuna yükseldik. şampiyonlar ligi'ne kalmamız için artık önümüzde tek bir engel vardı; monaco.

    bölüm 4 | kcaft- engeller, sürprizler

    monaco ile oynayacağımız play-off maçına kenetlenmiş vaziyetteyiz. taraftarın sosyal medyada, havalimanında, sokaklarda, tesislerin önünde, stadyumdaki desteği moral motivasyonu tavan seviyesine çıkardı. kafamda şekillenmiş bir ilk 11 ve sistem bulunuyor. tek isteğim, şampiyonlar ligi gruplarına kalmak ve bu süre zarfında da herhangi bir problemle karşılaşmamak. tabii bu isteğim gerçekleşmedi. fatih hoca, benimle acil bir şekilde toplantı yapmak istediğini iletti.

    ofisime gelen hoca, kerem aktürkoğlu için bir teklif geldiğini iletti. augsburg ve freiburg, kulübe ilgi mektubu yollamış. kerem'i satmayı düşünüyor muyuz, bunu öğrenmek istiyorlarmış. tabii, bonservis ücreti olarak da beklentimiz de sorulmuş. hocaya, kerem'i en azından sene sonuna kadar takımda tutmak istediğimi ilettim. sene sonunda, iyi bir bonservis ücreti ile satabilirsek, bu parayı genç oyunculara yatırabileceğimizi söyledim. ben, sorunun bu şekilde çözüleceğini düşünüyordum ama bu sefer fatih hoca, devamında kerem'in yeni bir sözleşme istediğini iletti.

    sözleşme yenileme görüşmelerini fatih hocanın bizzat yapmasını istedim. ilerleyen günlerde futbol direktörü olan hocamızla tekrar bir toplantı gerçekleştirdim. başkan burak elmas da toplantıya katıldı. kerem'in menajeri, sözleşmeye satın alma opsiyonu yerleştirmek istiyormuş. bu yüzden sözleşme yenileme görüşmelerinin tıkandığı söylendi. antrenmanlarda kerem'in motivasyon kaybını da buna bağladım. biraz menajerlerin can sıkıcı oyunları, oyuncuları etkileyebiliyor. antrenmanda yine özverisini gösteriyor ama yine de antrenmanlarda yapılan maçlarda bile hatalı kararlarının arttığını gördüm. motivasyon yerlereydi anlayacağınız.

    başkana ve fatih hocaya, bu problemin bir şekilde çözülmesini gerektiğini ve bu durumla ilgili alacakları bütün kararlara saygı göstereceğimi belirttim. sadece, kişisel fikrim olarak en az 15 milyon euro bonservis ücreti beklentimin olduğunu ve planımı buna göre yaptığımı da belirttim. verimli geçen toplantıdan birkaç gün sonra, fatih hoca kerem ile sözleşmenin yenilendiğini ve 30 milyon euro satın alma opsiyonu konulduğunu mutlu bir şekilde bana aktardı. benim adıma güzel bir gelişmeydi. idmanda da kerem'in yüzü gülüyordu. böyle bir değerli oyuncuyu, en azından sene sonuna kadar en iyi şekilde kullanmak istiyorum.

    kerem ile yaptığım birebir yaptığım görüşmede, menajerini değiştirmesini gerektiğini söyledim. kariyerinde birçok kulüpte forma giyeceğini ve başarılı dönemler için en büyük engelin, yanlış menajer olduğunu ifade ettim. kerem, herhangi bir yorum yapmadan fikirlerimi belirttiğim için bana teşekkür etti. ilerleyen günlerde, bu konu hakkında bir gelişme olup olmayacağını da zamanla göreceğim sanırım.

    çıkan bu pürüz başarılı bir şekilde çözüldükten sonra artık bütün odağımızı önümüzdeki maçlara verdim. monaco ile ilk maçı istanbul'da oynadık ve bugüne kadar oynadığımız en iyi oyunu oynayarak rakibimizi 4-1 mağlup ettik. emre kılınç, kerem, gustavo ve emre kılınç'ın golleriyle adeta rakibi sahaya gömerek zafer sarhoşu olduk.

    1 hafta sonra oynayacağımız rövanş maçı öncesi, ligde hatayspor ile karşılaştık. tabii şunu da ekleyeyim, monaco maçı öncesi gaziantep ile oynadığımız ilk lig maçında 2-0 galip geldik. hatayspor maçı da 2-0 üstünlüğümüz ile sonuçlandı. bu maçlarda da taktiksel anlayışımızdan hiçbir şekilde taviz vermedik.

    fransa'da oynayacağımız monaco maçında, cicaldau ve diagne'nin sakatlıkları nedeniyle zorunlu değişiklikler yaptık. orta alan, berkanve gustavo'ya kaldı. pva, ısınma esnasında sakatlandığı için ömer bayram'ı sol tarafa attık.

    biraz ilk maçın rehaveti, biraz da şanssız pozisyonlar nedeniyle üst üste gol yiyerek soğuk duş etkisini adeta iliklerimizde yaşadık. monaco, 90 dakikayı 3-0 tamamlayarak maçı uzatmalara götürdü. uefa'nın aldığı "deplasman golü kaldırıldı" kararına bir kez daha teşekkür ettim. hatamızı telafi etmemiz için, önümüzde 30 dakika veya belki penaltı haklarımız vardı.

    normal süre bittikten sonra, uzatma bölümlerinde 98. dakikada 4-0 geriye düştük. oyuncularımda büyük bir gerginlik ve sinir gördüm. taktiksel anlayıştan herhangi bir şekilde kopmadım. 5 dakikalık devre arasında, bütün oyuncularımı toplayarak daire oluşturdum ve taktiksel disiplinden şaşmamaları konusunda sert bir dille uyardım. elimde iki oyuncu değişiklik hakkı vardı. halil'i çıkararak kerem'i koydum ve morutan'ın yerine de atalay babacan'ı oyuna soktum.

    bu değişiklik, bizim kan şekerimizi yükseltti. atalay'dan lokum gibi bir pas, kerem'den şık bir plase ile 118. dakikada durum 4-1 oldu. artık penaltılara doğru gitmemiz kesinleşti. üstümdeki gömlekte, terden tek bir kuru yer kalmamıştı. seyircilere doğru döndüğümde fatih hocanın bana işaret yaptığını gördüm. bana bu motivasyon oldu. yönetimin ne olursa olsun arkamda olacağı hissi, beni çok fena gaza getirdi. penaltılar öncesi, oyuncularıma tek bir yeri seçmelerini ve sadece idmanlarda çalıştığımızı uygulamaları gerektiğini söyledim. penaltı kaçar, kaçmaz önemli değil ama verilen bu mücadelenin sefasını elbet sezon içerisinde yaşayacaklarını ifade ettim.

    penaltılar bizim için çok iyi geçti. monaco'yu, penaltılar sonucu 5-4 yendik ve artık türkiye, şampiyonlar ligi'ne yıllar sonra 2 türk temsilcisini yollayacaktı. galatasaray; sparta prag, shakhtar ve monaco gibi rakiplerini teker teker geçerek şampiyonlar ligi'ne ismini yazdırdı.

    yol yorgunu olarak döndüğümüz istanbul'da, binlerce taraftarın bizi karşıladığını görünce mutluluğumuz biraz daha arttı. oyuncularıma, bu gecenin tadını çıkarmalarını ama yarın idmandan itibaren tüm bu yaşananları unutacağımızı ve ciddiyetle hazırlıklarımıza devam edeceğimizi ifade ettim.

    yaklaşık iki gün sonra, cuma günü şampiyonlar ligi kura çekimini odamda, burak elmas ve fatih terim ile birlikte izledim. galatasaray, d grubunda bayern münih, liverpool ve dinamo kiev'in olduğu gruba düşmüştü. ölüm grubu diyebileceğimiz bu gruptaki iki dünya devi, isteyeceğimiz en son takımlar olabilirdi.

    kura çekiminden sonra, sıcağı sıcağına bir toplantı gerçekleştirdim. yönetime, gerçekçi olmamız gerektiğini ve hedef maçlarımızın kiev maçları olduğunu, oradan 6 puan için seferber olacağımızı, içerideki bayern ve liverpool maçlarında da elimizden geleni yapacağımızı söyledim. yepyeni bir kadroyla, bu gruptan çıkmak açıkçası imkansız.

    bölüm 5 | kcaft - luyindamaaaaaaaaaaaaaa!

    şampiyonlar ligi fikstürü belli oldu. 14 eylül akşamı, kendi evimizde bayern münih ile karşılaşacağız. bu maça kadar ligde, sırasıyla göztepe ve antalyaspor ile karşılaşacağız. yer yer rotasyonla, bayern maçına zinde ve herhangi bir sakatlık vermeden çıkmak bizim için çok önemli. özellikle bu tür tehlikeli takımlarla ne kadar erken karşılaşsak, bizim adımıza o kadar iyi. zira tam olarak form tuttuklarında, kalelerine dahi gitmek bizim için zor olabilir.

    göztepe ile karşılaştık. 1-1 beraberlikle sonuçlanan maçın hemen ardından antalyaspor'u farka boğduk. 4-0'lık galibiyet, ligde bizi zirveye taşıdı. hemen arkamızda aynı puanda yer alan göztepe ve beşiktaş, 2. ve 3.'lüğü paylaşıyor.

    aynı gün, bayern münih'in ligde leipzig'le oynadığı maçtan 2-0 mağlup ayrıldığını öğrendik. teknik ekibimi toplayarak, sabahlara kadar uyumadan bayern münih'in eksikleri üzerinde çalıştık. açıkçası, dünyanın en iyi takımı olarak gördüğüm bayern'in eksiğini bulmak pek de kolay değil.

    duran top üzerinden yoğunlaşmamız gerektiği konusunda hemfikir olduk. biz rakibe göre değil, rakip bize göre oynayacak gibi bir düşüncemiz yok. bu tür şımarıklıklara asla girmedik. savunmamızı daha da ön plana çıkardık ve tamamen duran toplara yoğunlaştık.

    o büyük gün geldi çattı. bayern münih, tam kadro hatta yanında panzerleriyle istanbul'a geldi. maç öncesi basın toplantısında "leipzig'e 2-0 yenilmiş bir bayern münih'le karşılaşacaksınız. ne düşünüyorsunuz?" sorusuna `"kızgın bir rakip olacak. hıncını bizden çıkarmak isteyebilirler. buna göre hazırlandık. almamız gereken önlemleri biliyoruz. amacımız, bu eşleşmenin bize tecrübe olarak avantajlı bir şekilde geri dönmesi"` demecini verdim.

    soyunma odasında, genç ve pırıl pırıl bu çocuklara `"bu maçı milyonlarca insan izleyecek. kendinizi, o insanlara göstermek için fırsatınız burası. kimse sizin hatayspor'a karşı oynadığınız oyunu sikine takmaz. asıl futbol, burada başlıyor. gidin ve sadece futbolunuzu oynayın. kariyerinizin başlarındasınız. bunlar, en büyük tecrübe olacak" `diyerek sahaya yolladım.

    bahislerde, televizyonlarda, sosyal medyada galatasaray'ın kaç gol yiyeceği dışında hiçbir şey konuşulmadı. biz, aylardır güzel bir şeyler ortaya koymaya çalıştık. prag, shakhtar, monaco zaferlerimizle takdir edildik ama grubumuzun ilk maçında, nasıl rezil olacağız acaba diye konuşuldu. bu benim alışkın olduğum bir şey değildi zira ilk kez futbolda profesyonel düzeyde çalışıyordum.

    kıran kırana bir mücadele başladı. bayern, tam saha pres ile üstümüze geliyor ve bizi bunaltıyordu. biz, paslarla baskıyı kırmaya çalışıyor bazen heyecandan paslarımız kısa düşüyor, rakibe kaptırıyorduk. rakip bayern olunca, bu kaptırılan bütün toplar %100 gol pozisyonu olarak bize geri dönüyordu.

    dakika 39'u gösterdiğinde, duran topun başına geçen cicaldau, ceza sahasına gönderdiği topta benim için zaman adeta durdu. her şey slow-motion olarak ilerliyordu. kimmich'in kafasından geriye doğru seken bir top, bomboş olan luyindama ve luyindama'nın kafasına gelen o harika nike topu... luyindamaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!!

    stadyumdaki gürültü, seyrantepe'de deprem meydan gerçekleştirmiş olabilir. size yemin ederim ama bunu kanıtlayamam. 1-0 öne geçtik, luyindama müthiş yükseldi ve bizi öne geçirdi. duran top organizasyonumuz işe yaramıştı. emeklerimizin meyvesini toplamak böyle bir şeydi sanırım.

    ilk yarı sona erdi. ikinci yarı, yoğun bir hücum anlayışı ile sahaya çıkacakları aşikardı. zira, beklediğimiz gibi de oldu. ikinci yarı bayern'in kalesine 4 şut çekmemize rağmen, bayern 12 şut çekerek bizi yıpratıyordu. 79. dakikaya kadar iyi direndik ama gnabry'nin defans arkasına sızmasıyla, gole engel olamadık. hiç problem değildi. biz buradan 1 puanla ayrılsak süper olur derken 3 puan için savaşmaya başlamıştık. inanç, oyuncularımın içine işledi. maça 5 dakika uzatma verildi ama bana 15 dakika gibi geldi. ve nihayetinde, 1-1'lik sonuçla maç bitti. galatasaray, kurduğu yeni kadroyla dünyanın en iyi takımından 1 puan alarak avrupa serüvenine başlamış oldu.

    grubun diğer maçında, liverpool deplasmanda kiev'i 2-0 mağlup etti.

    şu ana kadar ligde 10 puanla 1.'yiz, şampiyonlar ligi'nde 1 puanla 2. sıradayız. önümüzde altay, kayserispor ve liverpool maçları var.

    not: anlam kaymaları, yetersiz cümleler olabilir. zamanla daha da geliştiririm.
  • 18
    fm 21’den o kadar bunaldım ki hayatımda bu kadar mücadele hissiyatı kötü bu kadar kolay, bu kadar aptal oyun görmedim. sekiz sezondur galatasaray yönetiyorum scout programı kullanmıyorum bir kere yeni taktik deneme ihtiyacı duymadım gerizekalılar için yaptıysanız oyunu baştan söyleyin. arcade oyun mu bu simulasyon mu? uğraştırmayacaksa, beynimizi bırakıp rahatlıkla oynayabileceksek simulasyon falan demeyin abi şu oyuna. buglar hele insanı ağlatacak düzeyde, home kit giydiğim maça sonradan aldığım oyuncuların away kitle girmesi mi dersin, sakatlanan rakip takım oyuncusunu asistan önerisiyle çıkarmak mı dersin, ofsayt pozisyonu sonrası silinmeyen ofsayt çizgisi mi dersin ulan koymuşsunuz var sistemini bir kere lehimize karar verildiğini görmedim daha gerçeklikten nasibini almamış aptal oyunu olmuş resmen. 11’de başlayıp 90 dakika oynayan oyuncuların en az 4-5 tanesi 13,5-14 km mesafe kat ediyor böyle bir şey mümkün mü sadece soruyorum?

    epic’te 60₺ kuponum var, evet alternatif yok ama yine de sorayım almalı mıyım 21’den devam etsem çok şey kaybeder miyim bilemiyorum size sormak istedim.

    not:xbox series s almadan game pass almak istemiyorum.
  • 19
    xbox games sayesinde 10 gündür denediğim oyun. ingiltere championship takımlarından middlesbrough'u alıp başladım. championship gerçekten çok zor lig. 24 takım var ve sezonda 46 maç yapıyorsunuz. bilerek kupalardan eledim takımı. son maçta şansımın da yaver gitmesiyle şampiyon olarak premier lig'e çıkardım takımı.

    ancak oyun çok yoruyor beni. bu yorma taktiksel anlamda değil. fm 20'deki taktiğim ile premier lig'e çıktım. oyun zekâsı anlamında gelişim sağlamadıklarını buradan anlayabilirsiniz. ama beni en çok yoran şey oyunun kullanıcı arayüzü.

    maç içerisinde oyuncu değişikliklerini puana ve yorgunluğa bakıp karar veriyordum. puan olarak halen aynı, ancak yorgunluğu icon haline getirmişler, yüzdeyi göremiyorum. ayrıca taktikler, oyunculara seslen gibi menüleri neden sol alta sıkıştırdılar onu da anlamadım. defalarca oyuncuya seslenecekken taktik ekranına girdim.

    basın toplantılarında kocaman ekranda küçücük yazılarla sorular yazıyor. kim sormuş ne sormuş derken gereksiz yoruyor.

    yukarıda da yazılmış, futbolcuların aşina olduğu mevkiler de belli olmuyor. oyuncunun aşina olduğu pozisyonları görmek güçleşmiş.

    fm 20'de 4 farklı kariyer oynadım, bu oyunda en fazla bir tane galatasaray kariyeri açarım. sonra da dokunmam gibi.

    bu arada dael jonathan fry iyi topçu.
  • 21
    8 yıllık kariyerimle 2021 serisinden hala devam ediyorum keyifli bir şekilde. döviz kuru çok ciddi etkiledi daha 2-3 sene önce 140-150 tl'ler bile çok diyorduk bu seri için.

    fm2022 almanya-türkiye asgari ücretli için alım gücü;
    almanya 1200 euro - 55 euro %4,5
    türkiye 2828 tl - 300 tl %10,6

    steam indirimi kovalayanlar varsa ilk ciddi indirim genelde mart-nisan gibi geliyor.

    fm2019
    %25 aralık 20
    %33 mart 14
    %66 haziran 21

    fm2020
    %15 aralık 19
    %25 ocak 23
    %33 nisan 30
    %50 haziran 23
    %66 ağustos 10

    fm2021

    %10 aralık 23
    %20 ocak 25
    %25 nisan 1
    %50 haziran 10
    %60 ağustos 12

    edit: düzeltme
  • 24
    xbox gamepass sayesinde oynadığım oyun. almadım ama gamepass'a da gelince dayanamadım ve başladım.

    standart 2 sezon devam eden bir galatasaray kariyeri yaptım ancak yabancı sınırı çok can sıkıyordu, ben de her yıl klasikleşen
    afc bournemouth kariyerlerimden birisini yapmaya karar verdim.

    championship'teyiz. kadro ortalama üstü denilebilir. sakatlar vs. var ama dert değil, bir şekilde gideriz dedik.

    pres yaparak "boş alan ve boş adam bırakmamak" üzerine olan gegenpressing belirledik taktiksel yönelimi, ön libero olmadığı için 4-2-3-1 düzeninde yerleştik.

    devre arasına kadar kafa kafaya, fulham - sheffield - ben ve wba gittik. ama beklenti 4.lük iken ben ciddi ciddi liderliğe oynuyorum. forvetim solanke, yedek olsun diye leeds'ten kiraladığım ama as oyuncumdan daha iyi gizli forvet oynayan forvet 10 numara joe gelhardt, merkez orta sahada çok ama çok yeterli philip billing - jefferson lerma ikilisi ile çatır çatır hücum oynuyoruz. genç bir kanadı da raumdauter olarak geliştirdim, harika adapte oldu 4 ay gibi bir sürede.

    devre arası transfer dönemi geldi, bütçe yok. pozisyonu dışında oynattığım için leeds hocası marcelo bielsa da gelhardt'ı geri çağırdı kiradan. hayır adam oynuyor, zaten gizli forvet oynatıyorum hem gol hem asist yardırmış bırak devam edelim ama yok. vermedi de yeniden. çareyi aston villa'nın genç 10 numarası jacob ramsey'de buldum, ilk maçlar bocalasa da aratmadı. ama esas sıkıntı billing - lerma ikilisini kaybetmem oldu. toplamda 26 milyon euro gibi bir bedel kazandım, hemen milan'da listede olan rade krunic alıp everton'dan tom davies'i kiraladım.

    sezonun ikinci yarısına başladık, alışma süreci kazana kaybede gidiyoruz falan o ara tottenham hocası antonio conte'yi gönderdi. "lan teklif gelir mi acaba pl'den" derken teklif leeds'ten geldi, bi baktım tottenham'ın başına geçen bizim el loco marcelo bielsa'dan başkası değil. adamı benim elimdeyken kiradan aldı yerinde oynamıyor diye sonra bıraktı gitti lan resmen. *

    neyse leeds ile görüştük, adamlar çok istekli. "bize sen uyarsın" diyorlar başka bir şey demiyorlar. bak dedim sayın radrizanni, sayın orta, sayın kinnear, benim burada bi işim var agacım bu takımı premier lig'e atmam lazım. yok. "tamam diyorlar sezon sonu gel". haaah dedim ki tamam "now you're talking". bütçeleri ayarladık, yanımda götüreceğim antrenörleri oradan gönderilecekleri ayarladık, konuşmalarımızı yaptık ve sözleştik. sezon sonu leeds united'da olacağım artık.

    ama kafa orada kaldı ya, avrupa potasındalar oradan çıktılar mı gidiyorlar mı nedir ne değildir diye deli gibi onların takibini yapıyorum. o ara takımı bir boşlarsın, peşpeşe savunmadan önce sağ bek sonra sol stoper bir sakatlanır. liderliği verdik, kalmış hepi topu 6 maç. bu maçlardan birisi liderliği bıraktığım sheffield, diğeri 3. sıradaki fulham. arada da middlesborogh maçı var ki onlar da play-off'a kendilerini atmak için saldırıyorlar 8. sıradalar puan farkı 3. diğer 3 maç patates ama bu 3 yok, gelmeyecek belli.

    ilki sheffield maçı, deplasman bir de. tüm konsantrasyonu verdim maça, her şeyi ayarladım düşündüm analizleri inceledim. başladık 11. dakikada ramsey ile attık bir tane. nasıl seviniyorum ama ne fulham, ne boro maçı falan gözümde değil, aldık lan liderliği işte! klopp'un mainz'da koştuğu gibi odanın içinde koşuyorum resmen! sonra sheffield bir bastırdı, 2 tane salladılar bana. biri 80'de, biri 89'da. ama maç 1-0 iken bir bastırıyorum, bir bastırıyorum. yok, çıkmadı. 60'tan sonra onlar bastırınca takıma da bastırdılar resmen.

    moraller nasıl bozuk, dağıldık resmen. neyse dedim, bunlar daha fulham ile oynayacak biz o hafta kazanırsak yine olumlu, son 2 hafta da kader maçlarına çıkarız.

    peşine boro maçı, iç saha. düşünüyorum ki biz bir 3-4 tane sallarız, kafa rahat devam ederiz. o maç bizi toparlar, sıkıntı olmaz diyorum. yine aynı şekilde her detaya bakarak çıktım maça, bu sefer 39. dakikada attık bir tane. çok geç geldi ama, dedim ki takımı bir tık sakinleştireyim, geri çekeyim. topu da bırakıp geçişe dönelim. (bkz: terim stayla) sen misin topu bırakan, 2. yarıya askerden gelmiş 20'lik genç gibi başladı herifler 3 tane salladılar bana. kendi sahamda.

    tribünlerde homurdanmalar başladı, arkamdaki tribünde bazı taraftarlar "he should get the f*** out of this club, he's killing us!" falan diyorlar. birisi bağırdı "go to bodrum!". maç biter bitmez rakibimin elini sıkıp doğrudan soyunma odasına gittim, dünyam karardı resmen. lan son 7 hafta kala liderdim, 2 maçta 3. sıraya düştüm. play-off'a kalacağız bu gidişle, ben sezon başında gazı verdikçe verdim tabi bunlar zannetiler ki biz liverpool - united falanız gelene çakar geçeriz vs.

    arada coventry geldi, ilaç olur zannedersiniz az kaldı çakıyorlardı onlar da. 14'te attılar, "başlarım lan böyle işe, saldırın" komutum ile takım açıldı, attık 2 tane 2-1 aldık maçı ama fulham maçı geldi çattı. oyun sıkıntılı, takım düşüşte. fulham maçları kazana kazana geliyor. ya dedim yenemezsem, ya ola ki yenildim ve fulham gidip sheffield'ı da yenerse kesin 3. olurum hatta durumdan istifade wba falan geçer mi beni düşünceleri ile çıktım maça.

    öğrendim ki korkunun ecele faydası sıfır. yardımcı antrenörüm jason tindall odama geldi "bak hocam, sen genç adamsın. aramızda çok yaş farkı yok ama ben seni oğlum gibi kardeşim gibi sevdim. gel bu işten vazgeçelim, biz bildiğimiz oyunu bu maça kadar bizi getiren hücum oyununu oynayalım, ilk maçlardaki gibi raumdauter gizli forvet falan değil çık ofansif oyun kurucu ile çık kanatta lowe ile solanke'ye top insin yeter solanke zaten patates eder fulham'ı" dedi.

    gaza geldim. gaz kötü bir şey, sıkıştırıyor insanı. yaptım dediğini çıktık maça, 23. dakikada wilson sapladı bir tane bize. al dedim sana gaz, ne vazgeçersin bildiğinden. yeniden rolleri değiştirdik, oyuncu değişiklikleri yaptık oyunu durdurup 23. dakikada. 26'da gol geldi. "tamam dönüyor bu iş" dedik takımı full atağa aldım ilk yarının sonunda, 2 top direkten döndü gol gelmedi. 2. yarıya çıkarken takımı full atakta unutmuşum, 51.'de wilson bir daha sapladı. inat şerefsiz, full marke full pres topu ters ayağa oynatıyorum sert müdahale yaptırıyorum bana mısın demiyor. neyse ki 90+3'te solanke attı da 2-2 bitirebildik maçı. ama halen 3. sıradayım. kaldı 2 maç. maçlar patates ama (blackburn ve milwall) takım yerle bir.

    neyse ki maçları kazandık. son 4 maçta 10 puan aldık, fulham da son 2 maçta puan kaybetti de 2. sırada play-off ile uğraşmadan çıkabildik.

    sene sonu yönetim memnun olduğunu belirtse de ben zaten leeds'e gidecektim. aaa, tabi ya. leeds united ile görüşmüş anlaşmış her şeyi bitirmiştim. e istifa ettik? anaa leeds anlaşması suya düştü!

    kaldım mı boşta? championship'e düşen takımlar teklif falan yapıyor ama o bataklıkla bir sezon daha uğraşmak istemedim. boşta kalıp teklifleri bekleyelim dedim.

    o arada lazio hocası sarri ile yolları ayırdı. görüştük, çokça olumlu geçti görüşmemiz de. ama adamlar inzaghi'yi getirmeye karar verdi. almanya'dan fortuna görüşmeye çağırdı, gitmedim. küme düşmemeye çalışmak bana göre değildi.

    peşine sezon başlamadan real madrid ancelotti'yi gönderdi. teklif yaptım, başkan perez aradı. "efendi'cım, senin vizyonun karakterin kişiliğin bizden bile iyilerini hak ediyor, elbette görüşürdüm ben seninle ancak taraftarı susturamayız, seni hiç istemiyorlar nedense, biraz daha tecrübe kazandıktan sonra görüşelim seninle, bu süreçte river plate'in hocası gallardo ile anlaşıyoruz biz, kırılmadın umarım?" dedi. çok kibar adam. "estağfurullah başkanım, ne demek lafı mı olur" diyerek geçiştirdim.

    arada fatih hocayı aradım. "hocam teknik ekipte falan yer var mı ya geleyim yanına" dedim. "koskoca bournemouth'u premier lige çıkaran efendi benim yanıma mı gelir lan?" dedi. peşine bir şeyler daha dedi bana güven aşılayacak, yazmayayım burada. arada bodrum'a gittim yanına, malum yaz dönemi. fulya hanımla birlikte bırakmadılar beni, her akşam yemekte ağırladılar baya sohbet falan ettik. "arsenal boşalırsa orası falan da olur aslında efendi sana" falan dedi. afedersiniz john benjamin toshack'a döndüm ama çok eğlendik.

    sezon başladı, iş kovalıyorum. ama nasıl kovalamak, kim kovulacak kim kötü kim iyi gidiyor kötü gidenlerden kimin kadro iş yapar vs. hepsini detaylı inceliyorum. özel analiz ekibim (özel ekip dediğim de kaideyi taciz eden istisna) ile tüm takımları inceliyoruz.

    o arada oldu işte.

    ole gunnar solskjær, uzun zamandır beklenilen ayrılığı yaşandı. umudum olmamasına rağmen teklif yaptım. sonuçta united'ın analizini de yapmıştık. ama taraftar tepkileri başladı, "galatasarayefendisi kim ki biz ona united'ı emanet edelim" vs. basın gelip sordu haberleri "elbette united'da çalışmaktan gurur duyarım" dedim. taraftarın tepkilerini sorunca da "onlar önce kendilerine baksınlar 2013'ten beridir denemedikleri hoca kalmadı bir tane 2017'de carabao cup aldılar tottenham'dan beter duruma gelecekler neredeyse" diyemediğim için "taraftarımızın gönlünü galibiyetler ile alabilirim" dedim.

    görüşme çok olumlu geçti. bana teknik ekip ya da transfer için bu sezon bütçe açmayacaklarını söylediler. "canınız sağolsun ole'ye yediniz tabi parayı" dedim.

    göreve başladım, bir cuma günü. "hayırlı cumalar" diye girdiğim için antrenman tesisinden içeri taraftar tepkili, ronaldo öncülüğündeki grup "kim la bu?" bakışı falan atıyorlar ilk antrenmanda. ronaldo benden yaşlı bu arada.

    ilk maç cumartesi günü, wolves maçı. daha salı günü bu stadda atalanta ile berabere kalmış united şampiyonlar liginde, cumartesi öğleden sonra takımın başında yepyeni birisi var, tanımıyorlar saygı duymuyorlar. topladım çocukları, kadroyu belirledim dedim ki "bulduğunuz her yere basın, her top bizde olacak, sadece kırmızı olacak tek renk bu akşamdan itibaren manchester'da kırmızı" dedim. ronaldo halen "ne diyo ya bu" tavırlarında, ama ben rashford - sancho öncülüğündeki ekibi gaza getirebildim.

    4-0 aldık maçı. çarşamba barcelona maçı var, bir 4 de onlara. peşpeşe 4 günde 8 gol atıp (ki 4'ü barça'ya) pozisyon bile vermeyince takımın güvenini aldım.

    basın sürekli takipte, manchester'da akşam çıkıp bir yemeğe gideyim desem peşimde basın ordusu geziyor, bunaldım. bunaldıkça kendimi daha fazla futbola verdim. guardiola'dan çok çalışmaya başladım, tüm analizleri kelimesi kelimesine okuyorum, noktalama hataları falan bulup puan kırıyorum milletten can sıkıntısından. ama takım gelişmeye başladı.

    tam "ulan harika gidiyoruz, şu aradaki dünya kupasını atalım oradan sonra patlatırız" derken ronaldo beyimiz geldi. "seçeneklerini değerlendirmek" istiyormuş sözleşmesinin sonunda. "kanka saçmalama, 37 yaşındasın ve bizden aylık 2.5 milyon euro para kazanıyorsun, sahada attığın adım para yazıyor daha iyisini bulamazsın" dedim. yok, dinlemiyor. tartıştık baya. en sonunda hışımla odadan çıkmaya yeltenince "cristiano, you are out of the squad. go and play with the u-23 team until you leave manchester. and believe me, everyone will know about your attitude towards your manager" dedim. gözleri açıldı bi, şaşırdı. ama ben önümdeki analize dönmüş, kafamı gömmüştüm. bir ara kaldırdım halen orada görünce "i said get out, you might miss the u-23 training" dedim. *

    cr7 odadan çıkınca hafif bir pişmanlık yaşarken aklıma greenwood geldi. bizim mason greenwood ya. çağırdım odaya. "mason, aslanım biliyorsun ben gençlere çok önem veririm, gelişiminiz benim için çok önemli" dedim. "thanks sir" dedi. aslanım benim. "bak" dedim mason'a, "bu alem popo olmuş, ama sen ve ben bu düzeni yıkacağız aslanım, birlikte. var mısın?" dedim. "excuse me, i don't understand sir" dedi. türkçe bilmiyor tabi, anlamadı kavramları. "bundan böyle 11 sensin, ronaldo kadro dışı. sen ben bruno jadon ve elbette marcus, biz bu united'ın talihini birlikte döndüreceğiz" dedim. gözleri ışıldadı. "hocam" dedi. "ben bu anı bekliyordum, yüzünüzü asla kara çıkarmayacağım" dedi.

    sonuç ekteki gibidir:

    fikstür ve geçmiş maçlardaki sonuçlar:
    https://gss.gs/7yZ.png

    anlık puan tablosu:
    https://gss.gs/LTp.png

    benim devralmamdan sonra sıralama grafiği:
    https://gss.gs/upE.png

    2 eksik maçım var, onları oynadığımda 3 puanla geçersem eğer 52 puanla ligin gizli liderlerinden birisi konumundayım, arsenal'in benden fazla 3 puanı var ve onların da 2 eksik maçı var.

    ama dönecek bu şans. bu sene için "avrupa ligine gitmek iyi sonuç" diyordu yönetim, bütçe bile açmadı şampiyonluğa yürüyoruz. bu durumdan şampiyon olursam eğer tarihi bütçe talep ederim, hedeflediğim 3-4 oyuncu var yaş bandı 22-25, doğrudan 11 oyuncusu. onlarla takımı yenileyip ronaldo'dan çıkınca çatır çatır bir takım olacak united. en korkulan olacak. yeniden red devils olacak!

    gaza geldim, ben gidip devam edeyim. *
  • 25
    teknik direktörlük simülasyonu oyunu.
    2008 yılında serinin football manager 2008 oyunuyla başlayan birisi olarak bu serinin bende anlamı büyüktür. lakin bu sene oynadığım oyundan pek zevk alamadım. hani bir söylem vardır ya seriyle ilgili 'her sene aynı oyunu makyajlayıp çıkartıyorlar' söylemi. o söyleme ilk kez bu kadar ciddi bir şekilde katılıyorum. normalde oyunun her sene çıkması mantığını pek doğru bulmasam da böyle bir yolu tercih ettikleri için seneden seneye ufak değişiklikler yapıp 3-4 senede bir genel değişikliğe gitmelerine laf etmedim bugüne kadar. temel mantığı bir prototip belirleyip bunun üzerinden bir süre gidip insanlar sıkılana kadar ufak değişikliklerle maksimum oyunu çıkarmaktı. sonrasında yeni bir prototip, büyük değişiklikler ve tekrardan aynı döngü. bu sistem dolayısıyla bize makyajlama gibi gözüken ama önemli sorunların giderildiği yeni oyunlar getiriliyordu. yani makyajlamadan öteydi. aslında bu mantık cm serilerinde de böyleydi sadece her sene oyun çıkarmıyorlardı. örneğin cm 03 çıkıyordu ardından güncellemeler geliyordu. en ünlüsü ve efsanevi oyun için (bkz: championship manager 01-02).
    şimdi neden bu kadar kafa ütüledin diyen arkadaşlar için gelelim sadede. bu sene çıkan oyunun football manager 2021den o kadar az farkı var ki buna yok demeyi yeğlerim. çok ufak etkileşim eklemeleri -ki en fazla 2 sezondan sonra bunları kullanmayacaksınız, kullansanız da önemi pek yok- veri analizi ve oyuna hakim olan güçlü taktiğin değiştirilmesi mevcut değişiklikler. veri analizi kısmına pek girmeyeceğim ama zaten önceki oyunlarda da bunlar yavaştan geliyordu sadece derleyip toplamışlar. yani buna eklenti demeye vicdanım el vermiyor ama gelecek mesajları tek tek cevaplamaktansa burada görüşümü belirteyim. ufak etkileşimlerden kastım ekip toplantılarının şekli şemali biraz değişmiş diyebiliriz lakin daha kötü olmuş eskileri daha derinliksiz ama en azından kolay anlaşılırdı. keşke hiç bozmasalardı. taktiksel değişimlerde ise hazır taktikle gegenpress oynarsanız yahut kendi oyun sisteminizi deli danalar gibi pres yapma olarak belirlerseniz çok güçlü oluyordunuz şimdi ise topa hakim olup düşük tempoda pas yaparsanız böyle oluyor. bunun zaten oyunun satması için mecburi bir değişiklik olduğunu söylememe gerek yok. tıpkı oyunun ismini 2021'den 2022'ye değiştirmek gibi. buradan da oyunun aşırı basit olmasına geçelim.
    benim fm serilerinde gördüğüm en basit oyundur. dediğim gibi 2008 yılından beri çıkmış tüm oyunlarını oynadığım gibi cm 01-02 ve cm 03-04 başta olmak üzere cm serilerinin birçoğunu ve 2008 yılından önceki fm serilerini de oynadım. kendimi hem tecrübeli hem de sinan engin deyimiyle vasatın üstü* bir oyuncu olarak görüyorum. birçok kariyerimi de cancağızım galatasaray ile yapıyorum. bu oyunda hile de yaptım, sıfır hile ile de gittiğim tonla kariyerim oldu. ama o kadar kariyer içerisinde ilk defa hem lig gol rekoru hem lig galibiyet rekoru hem de lig puan rekoru kırdım. bazı arkadaşlar sezonun 38 maç olduğundan bahsedecek büyük ihtimalle lakin ben bu rekorları 33. haftada kırdım. ve o kadar kariyer içerisinde bunu ilk defa oynadığım oyunun ilk saveinde yaptım. yani oyundaki ufak değişiklikleri bile bilmiyorken. ve daha acısı önceki serilerde çok kullandığım ve kalitesini bildiğim oyuncuları almadan -sol bek ayrton lucas hariç- yaptım. burada kendimi pazarlamıyorum yanlış anlaşılmasın o kadar muazzam bir oyuncu değilim ama bunların olması benim canımı çok sıktı. bu kadar şeyi başardıktan sonra zaten genç ve potansiyelli bir kadroyla şampiyonlar ligini kazanmak ve transferlerden bolca para kaldırmak zaten çocuk oyuncağı. oyunun tek zorlanmamı sağlayacağı husus olan genç ve tecrübesiz takımın sıkıntıları zorluğunu yaşamadan geçtim.
    dediğim gibi bu kadar basit ve serinin bir önceki oyunuyla tıpatıp aynısını oynamak için motivasyon bulmak zor. kendi adıma iki motivasyonum var. arkadaşlarımla online oynamak ve yeni kurulan genç ve potansiyelli kadroyu yönetme isteği. zira oyuncularımızı çok seviyorum. ama bunlar bile ne kadar idare eder bilmiyorum zira oyunu satın almadım, gamepassten oynuyorum ve iyi ki böyle bir karar almışım. alıp almama konusunda tereddütte olan arkadaşlara önerim amazon prime hesabı açsınlar ve bir önceki oyun olan football manager 2021 oyununu ücretsiz şekilde talep etsinler. ama illa ben deneyeceğim arkadaşım diyen birisi varsa da oyunu satın almadan önce gamepass servisinden bir ay yararlanıp 30₺ gibi uygun bir fiyata denesinler. zaten denedikten sonra 300₺ vereceğinizi düşünmüyorum. ha en kralı championship manager 01-02 ve football manager 2008 indirin kadro güncellemesi yapın takılın derim. ya da güncelleme yapmayın zira bu oyunun en iyi yaptığı şey oyuncu dataları. resmi bir şekilde yapılmayan kadro güncellemeleri o kadar sarmıyor beni.
    üzdün beni be feme. seneye kendini düzelt olur mu?