• 1
    neresinden tutsan elinde kalan, artık "iddia" boyutunu geçip "resmi tescilli vakalar" silsilesine dönüşmüş olan acı gerçekliktir. biz burada şerefiyle, hakkıyla, alnımızın teriyle kupa kovalarken; karşı yakada dönen dolapları, okyanus ötesinden ankara koridorlarına kadar uzanan o devasa "koruma kalkanını" görmemek için ya kör ya da malum camianın müridi olmak gerekir.
    şimdi tane tane, o meşhur "tesadüfleri" (!) alt alta dizelim ki hafıza tazelemek isteyen nesillere ibret olsun:
    1. resmi tescilli taraftarlık ve divan üyeliği:
    bir ülkenin en tepesindeki ismin, bir kulübün yüksek divan kurulu üyesi olup, rozet takarken "gönül dünyamızda yeri hep en üstte" demesi hangi demokraside, hangi futbol ikliminde normal karşılanır? bu sadece "gönül bağı" değil; hakeme, tff başkanına, kurullara verilen zımni bir "ayağınızı denk alın" mesajıdır. 1-0 değil, devlet gücüyle 2-0 önde başlıyorlar her sezona.
    2. siyasi diplomasiyle bitirilen transferler:
    • mesut özil: arsenal'den ayrılış süreci, uçakların kalkış saati, o meşhur fotoğraflar... resmen bir "devlet projesi" gibi pazarlandı. maliyetini hangi gizli sponsorların, hangi "rica edilmiş" iş adamlarının karşıladığını sağır sultan biliyor.
    • vedat muriqi: rizespor'un siyasi ağırlığı malum. çocuk galatasaray'a gelmek için can atarken, bir gece yarısı operasyonuyla ve "yukarıdan gelen ricalarla" rotanın kadıköy'e kırılması, transferin değil siyasetin başarısıydı.
    • n'golo kante: yahu adamlar transfer bitince çıkıp resmen "sayın cumhurbaşkanımıza teşekkür ederiz" dediler. hani futbol özerkti? hani siyaset sahaya girmezdi? kante'yi suudi arabistan'dan söke söke almak için devletlerarası diplomasi trafiği yürütmek hangi "kollanma" tanımına girmiyor acaba?
    3. chobani ve "milli görev" sponsorlukları:
    amerika'da yaşayan, türkiye pazarıyla işi gücü olmayan hamdi ulukaya niye durduk yere gidip stat ismi için okyanus ötesinden milyon dolarları saçar? çünkü "maddi darboğazdaki evladın" kurtarılması için birilerinin fedakarlık yapması istenmiştir. bu ticari bir anlaşma değil, resmen bir "cansuyu" operasyonudur. biz sponsor bulmak için göbeğimiz çatlarken, onlara gökten chobani yağıyor, ne hikmetse!
    4. kurullar ve "beş yıldız" tiyatrosu:
    tff'nin hukuk kurulları resmen kulübün bir şubesi gibi çalışıyor. bizim oyuncuya 5 maç verilen pozisyonda onlara "tahkim indirimi" standart prosedür oldu. bir de üzerine 1959 öncesi şampiyonlukları uydurup, tarihlerini aklamak için devlet desteğiyle lobicilik yapıyorlar. o yıldızları takmak için ankara'da aşındırmadıkları kapı kalmadı.
    5. özetle:
    borç yapılandırmasından arazi tahsisine, transfer diplomasisinden yargıdaki "özel" muamelelere kadar fenerbahçe, türkiye'de siyasetin en korunaklı limanıdır. biz "galatasaray tek, siz hepiniz" derken boşa demiyoruz; rakip sadece 11 kişi değil, arkasındaki o devasa bürokratik ve siyasi mekanizmadır. ama unutmasınlar; bu rüzgar elbet tersine döner, biz yine şampiyon oluruz ama bu utanç vesikaları tarihin tozlu sayfalarında hep baki kalır.
App Store'dan indirin Google Play'den alın