938
ön söz: işbu entryde hiçbir takım/kişi suçlanmamakta veya herhangi bir art niyet ima edilmemektedir. sadece fikstür dediğimiz şeyin, rekabetin doğasını ne kadar etkileyebileceğini konu almaktadır.
25/26 sezonunda küme düşen takım. öncelikle şunu söyleyeyim ki antalyaspor'u pek sevmem. sıkıcı kadrosu, berbat zemini, boş tribünleri, rezalet bir deplasman tribünü, herhangi bir camia kültürünün veya taraftarının olmaması... yani benim için hiçbir şey ifade etmeyen bir kulüp yıllardır ligde olmasına rağmen. buna rağmen bütün bu kişisel hislerden bağımsız bu sezon yaşadıkları şey, gerçekten de çok sıra dışı. yani acılarını, isyanlarını anlıyorum. evet, buraya bırakmamalıydılar bu işi falan ama neticede bu işin gerçeğinde son haftaya kalmak vardır.
sondan bir önceki hafta şampiyonluğu ilan etmek için sahaya çıkan galatasaray deplasmanına gidiyorsun. ligin en kötü kadrolarından biri olmana rağmen ortaya bir karakter koyuyorsun, 2 defa öne geçiyorsun ancak yeniliyorsun.
neyse, diyorsun. son hafta sen kendi evinde herhangi bir hedefi olmayan kocaeli ile oynayacaksın. rakiplerinden birisi lig 3.'sü trabzon deplasmanına, diğeri lig 2.'si fenerbahçe deplasmanına gidecek. diğeri de şampiyonu ağırlayacak. her şeyi geçtim, senin kazanman durumunda gençlerbirliği'nin deplasmanda trabzon'u yenememesi bile yetiyor. şimdi maçlara bakalım:
17 mayıs 2026 trabzonspor gençlerbirliği maçı: 2 takım birbiriyle 3-4 gün önce kupa yarı finalinde karşıya gelmiş. trabzon son 15 dakikada attığı 2 golle geri dönmüş ve finale çıkmış. maçta da gerginlikler yaşanmış ancak ligin son haftasında oynanan bu maçta, gençlerbirliği çok da zorlanmadan 3-0 kazanıyor.
17 mayıs 2026 kasımpaşa galatasaray maçı: galatasaray maça şampiyon olarak geliyor. kadronun yarısı kafilede bile değil, diğer yarısı sarhoş. 2 gün önce saatlerce kutlama yapılmış. galatasaray ilk yarıda bir şeyler yapmaya çalışsa da 2. yarı tamamen ''bitse de gitsek.'' modunda takılıyor ve kasımpaşa kazanıyor.
17 mayıs 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı: hocasını yollamış, başkanını yollamış, tamamen dağılmış fenerbahçe'ye zaten güvenemezsin. maçta da eyüpspor 2-0 öne geçmiş. buna rağmen fenerbahçe yine dengesizliğini gösteriyor ve 3-2 yapıyor. ''tamam, kaldık.'' derken, maçın sonunda gelen bir gol ve 3-3.
inanılmaz bir şey bu gerçekten. şu 3 maçta yaşanacak 100 senaryonun sadece 1-2 tanesi antalya'yı düşürebilirdi, o ihtimal gerçekleşiyor.
tarihi bir şey bence yaşadıkları. normalde bu tarz durumlarda değil 3-4, 2 takım arasında bile ''rekabetin doğasına uygun davranma'' muhabbeti gündeme gelir, o büyük takımın nasıl oynayacağı mercekle incelenirdi. adamların 3 rakibi de bu tarz 3 maçtan istediğini aldı.
yani şöyle bir şey oldu diyebilirim: antalyaspor; galatasaray, fenerbahçe ve trabzon ile toplam 6 maç yaptı. rakipleri ise bu takımlarla toplamda 5 maç yaptılar ve ligde kaldılar. büyük şanssızlık. işin daha trajikomik tarafı, antalya'nın bu 3 takımla oynadığı 6 maçta 16 puan almış olmasına rağmen düşmesi.
kuş taşa çarptı harbiden.
25/26 sezonunda küme düşen takım. öncelikle şunu söyleyeyim ki antalyaspor'u pek sevmem. sıkıcı kadrosu, berbat zemini, boş tribünleri, rezalet bir deplasman tribünü, herhangi bir camia kültürünün veya taraftarının olmaması... yani benim için hiçbir şey ifade etmeyen bir kulüp yıllardır ligde olmasına rağmen. buna rağmen bütün bu kişisel hislerden bağımsız bu sezon yaşadıkları şey, gerçekten de çok sıra dışı. yani acılarını, isyanlarını anlıyorum. evet, buraya bırakmamalıydılar bu işi falan ama neticede bu işin gerçeğinde son haftaya kalmak vardır.
sondan bir önceki hafta şampiyonluğu ilan etmek için sahaya çıkan galatasaray deplasmanına gidiyorsun. ligin en kötü kadrolarından biri olmana rağmen ortaya bir karakter koyuyorsun, 2 defa öne geçiyorsun ancak yeniliyorsun.
neyse, diyorsun. son hafta sen kendi evinde herhangi bir hedefi olmayan kocaeli ile oynayacaksın. rakiplerinden birisi lig 3.'sü trabzon deplasmanına, diğeri lig 2.'si fenerbahçe deplasmanına gidecek. diğeri de şampiyonu ağırlayacak. her şeyi geçtim, senin kazanman durumunda gençlerbirliği'nin deplasmanda trabzon'u yenememesi bile yetiyor. şimdi maçlara bakalım:
17 mayıs 2026 trabzonspor gençlerbirliği maçı: 2 takım birbiriyle 3-4 gün önce kupa yarı finalinde karşıya gelmiş. trabzon son 15 dakikada attığı 2 golle geri dönmüş ve finale çıkmış. maçta da gerginlikler yaşanmış ancak ligin son haftasında oynanan bu maçta, gençlerbirliği çok da zorlanmadan 3-0 kazanıyor.
17 mayıs 2026 kasımpaşa galatasaray maçı: galatasaray maça şampiyon olarak geliyor. kadronun yarısı kafilede bile değil, diğer yarısı sarhoş. 2 gün önce saatlerce kutlama yapılmış. galatasaray ilk yarıda bir şeyler yapmaya çalışsa da 2. yarı tamamen ''bitse de gitsek.'' modunda takılıyor ve kasımpaşa kazanıyor.
17 mayıs 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı: hocasını yollamış, başkanını yollamış, tamamen dağılmış fenerbahçe'ye zaten güvenemezsin. maçta da eyüpspor 2-0 öne geçmiş. buna rağmen fenerbahçe yine dengesizliğini gösteriyor ve 3-2 yapıyor. ''tamam, kaldık.'' derken, maçın sonunda gelen bir gol ve 3-3.
inanılmaz bir şey bu gerçekten. şu 3 maçta yaşanacak 100 senaryonun sadece 1-2 tanesi antalya'yı düşürebilirdi, o ihtimal gerçekleşiyor.
tarihi bir şey bence yaşadıkları. normalde bu tarz durumlarda değil 3-4, 2 takım arasında bile ''rekabetin doğasına uygun davranma'' muhabbeti gündeme gelir, o büyük takımın nasıl oynayacağı mercekle incelenirdi. adamların 3 rakibi de bu tarz 3 maçtan istediğini aldı.
yani şöyle bir şey oldu diyebilirim: antalyaspor; galatasaray, fenerbahçe ve trabzon ile toplam 6 maç yaptı. rakipleri ise bu takımlarla toplamda 5 maç yaptılar ve ligde kaldılar. büyük şanssızlık. işin daha trajikomik tarafı, antalya'nın bu 3 takımla oynadığı 6 maçta 16 puan almış olmasına rağmen düşmesi.
kuş taşa çarptı harbiden.

