• 40225
    18 mart 2026 liverpool galatasaray maçından sonra moral bozukluğu ile çok yazmak istemedim ama şimdi biraz biraz yazabilirim.

    kazanırsın, kaybedersin; ben onda değilim. bu kadar mahkum top oynayamazsın, ben oradayım.

    bunun bana göre birçok nedeni var. burada bas bas bağırdığım 14 mart 2026 galatasaray başakşehir maçında oyuncuların dinlendirilmemesi de var atıyorum. senin oynadığın oyun belli, senin oynadığın oyunun gereklilikleri belli; dinlendir oyuncunu yahu, hatırladıkça kafayı yiyeceğim!

    işin kötü yanı, bende psikolojik bir algı oluştu. oyuncularda da oluşmuştur artık. bu seneyi de şampiyon tamamlayabilirsek 4 sene üst üste şampiyon olacağız ama şampiyonlar ligi'nde bir çeyrek final bile göremedik. demek ki olabileceğimiz maksimum yer burası. oyuncular da daha iyisini hedefliyorsam gitmeliyim diyecektir çünkü yıllar geçiyor ve biz aynı hataları yaparak bir arpa boyu yol ilerleyemiyoruz.

    düşündüğün zaman gelen rakiplere da bakarsak bu seneyi * avrupa'da %51 oranında başarılı sayarım. ancak oynanan oyunda özellikle deplasmanda yokları oynayan bir takım. geçen yıllarda da böyleydi, okan buruk'un karnesi zayıf bu konuda. demek ki gelecek senelerde de böyle olacak ve bu durumda başarılı olma şansımız yok zaten.

    bunun da şu tehlikesini öngörüyorum artık, oyuncular misyonunu tamamladığını düşünüp takımı terk etmek isteyeceklerdir. malum siteye * göre elimizde 20 mn euro üzeri 6 oyuncu var. victor osimhen dünyanın sayılı santraforlarından ve bu santrafor kıtlığında illa ki biri alır. barış alper yılmaz'ın da transfer olacağını düşünüyorum artık. bizim bu ikilinin yerini, barış'ın türk de olduğunu düşünürsek, doldurmamız imkansız. kalite illa ki düşecek. gabriel sara brezilya milli futbol takımı'na kadar seçildi, o da gidebilir ama ben sara'nın o kadar vazgeçilmeyecek bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum zaten. yerinin nasıl doldurulacağına göre bir artı bile olabilir bu gidiş. noa noell lang zaten aslen bizim oyuncumuz değil, kalsa bile nötrüm bu oyuncuya karşı; ne iyi ne kötü diyebilirim. aynı şey leroy sane için de geçerli. wilfried stephane singo kalabilir sadece, bizde bile o kadar çok forma bulamıyorken ciddi bir taliplisi çıkmaz sanıyorum. bizim için artı özellikleri çok, yararlı olacaktır kalması.

    bizim oyunumuzu bizim oyunumuz yapan iki temel oyuncu zaten gidecek çok yüksek ihtimal, yerleri dolar mı? zor.

    orta sahada lucas torreira 30,5, mario lemina artık 33 yaşında. bunların yerini yıllardır dolduramadık, adamlara yedek bile alamıyoruz. hele torreira, bizim oyunumuz için olmazsa olmaz ama onun gibi kaç tane oyuncu var dünyada?

    hatta basit bir ilk 11 yapayım (son aylardaki form durumu, ödenen bonservisle / maaşla oynatılmak zorunda kalınması dikkate alınıp kiralıkları saymayarak); uğurcan çakır (30), singo (25,5), davinson sanchez (30), abdülkerim bardakcı (32), ismail jakobs (27), torreira (30,5), lemina (33), sara (27), sane (30,5), barış (26), osimhen (27,5)

    oyunun defansif yükünü taşıyan adamların (kaleci + defans + orta ikili) yaş ortalaması 29,7 olacak, kabaca 30 diyelim. ofans yükü ise (ofans 4'lüsü - forvet, kanatlar ve sara) 27,8, kabaca 28 diyelim.

    yani kadroda da bir dönüşüm yapılması şart artık. bu hem yaşta kendini gösteriyor hem de psikolojide. oyuncuların artık türkiye umurunda değildir. eğer avrupa'da da üst seviye olmayacağını anladılarsa benim gibi artık kafada da bitmiştir birçok şey, bir yenilenme şart artık. pat diye tüm kadro değişmeli vs. demiyorum, mantıklı da olmaz zaten; bu şekilde büyük değişimler yıkım getirir. ancak artık ciddi değişimlerin yaşanması lazım özellikle orta sahanın ortasında; torreira, lemina, sara üçlüsünde.

    olur da bir mucize yaşanır ofanstaki bu oyunu bile oynatabilen oyuncuları kalmaya ikna edersek, orta sahanın adam edilmesiyle belki gelecek sene daha iyi şeyler başarabiliriz. ancak bu yaz transfer sezonu bizim için hareketli geçecekmiş gibi geliyor. okan hoca bile gidebilir, onun da hayalleri vardır; o da artık bir üst seviye olmayacağını anlamış olabilir. çünkü sene 2000 de değil artık. öyle farklar var ki ligler arasındaki yayın ihalesi arasında zaten zar zor dönemsel olarak yarışabilirsin, sürekli hale de getiremiyorsun. ülkendeki rakipler kendileri gelişip seni zorlamak yerine farklı yollarla seni aşağı çekmeye çalışıyorlar falan, bir challange yoksa bir gelişim de olmuyor. çok şey yazılır da aklıma gelenler bunlar.

    ligi takip etmeye de hevesim benim bile kalmadı, futbolcular da salmaz umarım.
App Store'dan indirin Google Play'den alın