40076
juventus'la playoff eşleşmesinde turu kazandık ama kendi içimizde özgüvenimizi, kendi dışımızda ise korkutuculuğumuzu kaybettik. carragher herkesin takip ettiği bir yayında, çıkıp gevşek gevşek yüzde 99 galatasaray'ı eleyeceğiz diyorsa bu kibrinden ziyade galatasaray'ı gerçekten tehdit olarak görmemesindendir. sadece carragher değil hiç kimse galatasaray'ı o kadar da tehdit görmüyor. liverpool galatasaray'dan intikam alması, onu süpürmesi gereken bir takım. başka bir senaryo düşünülmüyor bile. bunda bodo'nun da sürpriz etkisi faktör olabilir. çünkü daha çok dikkat çektiler. underdog hikayesiyle futbolun romantik tarafını onlar dolduruyor. bize pek yer kalmıyor.
öncelikle biz buralara yabancıyız, lig farkı da illa ki bir yerde kendini belli edecek. onlar daha standartize olmuş ve buralara alışkın bir takım. bu bahsettiğim, iki takım arasındaki esaslı fark kısmı. ama iki kadro arasında teknik ve fizik olarak büyük fark olduğunu düşünmüyorum. bunu ihtiyaten söylüyorum, hatta galatasaray'ın önde olduğu noktalar bile var. bir kere yendiğini bir kere daha yenemezsin diye bir kural da yok. liverpool'un istanbul karnesi de ortada. yani hiç kimse kusura bakmasın. galatasaray'ın kendini alçaltıp tur için kendini sıfır ihtimale yakın göreceği bir durum yok. özellikle ilk maç her şeye gebe. galatasaray ilk maç doğru oynarsa liverpool'a cehennemi yaşatabilir. 1-0 değil 2-0 da kazanabilir. ikinci maçı ise sonra düşünürüz.
teknik ve fizik farkı yok dedim. ama taktik ve organizasyon anlamında bir fark olabilir. galatasaray hem çok dengesiz hem de çok tahmin edilebilir bir takım. dengesizliği kendisinden kaynaklanıyor. bir maç 100 üzerinden 90 oynayıp bir maç 10 oynayabiliyor. bu kadar uçurum nasıl oluyor, çünkü konsantrasyon problemi halledilemiyor. tahmin edilebilirliği ise taktiğinin ve oyuncu diziliminin tek düze olmasından kaynaklanıyor. hem maç başı düzeninde hem maç içi düzeninde ne yapmak istediği net anlaşılan bir takım. avrupa'daki küçük takımlar bize iyi çalıştığından bu ezberi rahatlıkla çözüyorlar. avrupa'daki büyük takımlar ise daha kendilerine odaklanarak, galatasaray'ın ne yapmak istediğini umursamayarak hareket ediyor. bunun bedeli de galatasaray'ın cömertliğine göre ağır olabiliyor. galatasaray'ın a planı ayrıca avrupa'da deplasmanlarda hiçbir şekilde işlemiyor, bu bir iç saha oyunu. bence liverpool'u da elemek istiyorsak, örneğin singo'nun kullanımı konusunda rakibi şaşırtabiliriz. elimizde var yani kozlar. spalletti de belki barış'ı sağ açık beklemiyordu. ilk maçta x faktör oldu. gerçi ikinci maçta onu da etkisiz kıldılar, çünkü bizi çözdüler. hocanın bu kilitlemelere karşı sürekli manevra yapması lazım. ama hocayı cesur da bulmuyorum yeni şeyler deneme noktasında. öyle bir yerel ligde oynuyoruz ki, hiçbir maceraya yer kalmıyor. hiçbir şeyi deneyemiyoruz. hocayı da bu yönden anlıyorum. ama ben bu takımda singo'ya a planında yer açılması taraftarıyım. hatta sezonu mutlu sonla bitirten hamle de olabilir bu. nasıl geçen sezon lemina hamlesi geldi ve toparladık. bu sezon da singo şart.
öncelikle biz buralara yabancıyız, lig farkı da illa ki bir yerde kendini belli edecek. onlar daha standartize olmuş ve buralara alışkın bir takım. bu bahsettiğim, iki takım arasındaki esaslı fark kısmı. ama iki kadro arasında teknik ve fizik olarak büyük fark olduğunu düşünmüyorum. bunu ihtiyaten söylüyorum, hatta galatasaray'ın önde olduğu noktalar bile var. bir kere yendiğini bir kere daha yenemezsin diye bir kural da yok. liverpool'un istanbul karnesi de ortada. yani hiç kimse kusura bakmasın. galatasaray'ın kendini alçaltıp tur için kendini sıfır ihtimale yakın göreceği bir durum yok. özellikle ilk maç her şeye gebe. galatasaray ilk maç doğru oynarsa liverpool'a cehennemi yaşatabilir. 1-0 değil 2-0 da kazanabilir. ikinci maçı ise sonra düşünürüz.
teknik ve fizik farkı yok dedim. ama taktik ve organizasyon anlamında bir fark olabilir. galatasaray hem çok dengesiz hem de çok tahmin edilebilir bir takım. dengesizliği kendisinden kaynaklanıyor. bir maç 100 üzerinden 90 oynayıp bir maç 10 oynayabiliyor. bu kadar uçurum nasıl oluyor, çünkü konsantrasyon problemi halledilemiyor. tahmin edilebilirliği ise taktiğinin ve oyuncu diziliminin tek düze olmasından kaynaklanıyor. hem maç başı düzeninde hem maç içi düzeninde ne yapmak istediği net anlaşılan bir takım. avrupa'daki küçük takımlar bize iyi çalıştığından bu ezberi rahatlıkla çözüyorlar. avrupa'daki büyük takımlar ise daha kendilerine odaklanarak, galatasaray'ın ne yapmak istediğini umursamayarak hareket ediyor. bunun bedeli de galatasaray'ın cömertliğine göre ağır olabiliyor. galatasaray'ın a planı ayrıca avrupa'da deplasmanlarda hiçbir şekilde işlemiyor, bu bir iç saha oyunu. bence liverpool'u da elemek istiyorsak, örneğin singo'nun kullanımı konusunda rakibi şaşırtabiliriz. elimizde var yani kozlar. spalletti de belki barış'ı sağ açık beklemiyordu. ilk maçta x faktör oldu. gerçi ikinci maçta onu da etkisiz kıldılar, çünkü bizi çözdüler. hocanın bu kilitlemelere karşı sürekli manevra yapması lazım. ama hocayı cesur da bulmuyorum yeni şeyler deneme noktasında. öyle bir yerel ligde oynuyoruz ki, hiçbir maceraya yer kalmıyor. hiçbir şeyi deneyemiyoruz. hocayı da bu yönden anlıyorum. ama ben bu takımda singo'ya a planında yer açılması taraftarıyım. hatta sezonu mutlu sonla bitirten hamle de olabilir bu. nasıl geçen sezon lemina hamlesi geldi ve toparladık. bu sezon da singo şart.

