• 446
    ölenin öldüğüyle, kalanın acısı ve sonrasındaki sefaletiyle kaldığı, yavrum basın konudan yana sıkıntıya düştükçe "beklenen büyük istanbul depremi" magazinini kovalarken ülkenin tam öbür köşesinden vuran deprem.

    hatta depremler...

    ölen öldüğüyle kaldı. son birkaç yıldaki en soğuk kışın tam da en soğuk günlerine denk geldi. insanlar enkaz altında soğukla mücadele ederken camilerden sela verildi. enkaz altında çaresizce yardıma ulaşmaya çalışan insanları kandıran aşağılık varlıkları * ensesinden tutup yakalamak yerine bant daraltma uygulamasına gidildi. askerler kışlalarda, iş araçları şehir girişlerinde, bölgeye ulaşmak için yola çıkan ekipler limanlarda bekletildi.

    tüm televizyonlar sadece deprem haberi verdi. sosyal medya sadece depreme odaklandı. sonra 15 şubat gecesi bir yardım gecesi yapıldı. sırf reklam için hayatında bir araya getiremeyeceği parayı "sıfırları karıştırdım" diye sallayan şaklabanlar da, kara para içinde yüzenler de çıktı şovunu yaptı. bir de aferin aldı.

    o program devletin "işaret fişeği" oldu. hadi yeter bu kadar deprem dendi. televizyonlara sefil yayın akışınıza geri dönün talimatı gitti. sosyal medyada insanlar bir süre daha "unutturmayacağız" diye bi'şeyler yapmaya daha devam ettiler. ondan da 2 hafta sonra ligler başladı ve artık deprem bölgesindekiler hariç kimse için deprem diye bir konu kalmadı...

    ölen öldüğüyle kaldı. entry tarihi itibarı ile bu sabah, depremden tam 3 yıl sonra, hala cenaze arayan insanlarla yapılan röportajları izledim.

    çok büyük bir afetti. bir tanesi bile yeterince büyük olan 2 deprem 7-8 saat arayla peş peşe yaşandı. ancak pek çok bina usulsüzlüklerin, bile bile yapılan yanlışların, göz yumulan uygunsuzluklar sayesinde yıkıldı. ilaç için bir tane bile şöyle ibretlik ceza verilmedi. bizim canımız yandı bari bundan sonra birilerinin canı yanmasın diye bir mücadeleye tutunup hayatta kalmaya çalışan ailelerle mahkeme salonlarında lisan-ı hukuk ile dalga geçildi. devletin "hadi yeter bu kadar deprem" talimatı yargıda da karşılık buldu...

    ölen yine öldüğüyle kaldı...

    peki ya geride kalanlar? ilk 15 gün, ilk 1 ay, ilk 3 aydaki orantısız ama insana bir yandan umut veren yardımlardan sonra geriye ne kaldı? adına anma denip bir şova döndürülen programlarda arkadaki panoya yazılan kocaman rakamlardan başka ne yapılabildi?

    aradan 3 sene geçti. hala kameraların geçeceği yollardaki sabunlama peyzajlar, tripodun karşısındaki cephelere giydirmeler, büyük büyük laflar...

    ölenlerin diplomalarını sistemde oynayarak başkalarına vermişlerdi. onu unuttuk mesela, tıpkı depremin kendisi gibi...
App Store'dan indirin Google Play'den alın