7312
lig bitip boşta kalınca şöyle bir geçmişi düşündüm geçenlerde. eğer ocak 2018 seçimlerinden bu herif galip çıksaydı, şimdilerde temyiz kudretini kaybeden, notere gitse vekaletname vermesine bile müsaade edilmeyecek olan, "beyefendi hastaneden akıl şuur raporu alıp öyle gelin lütfen" denecek olan mustafa başkan yerine bu herif seçilseydi ne olurdu diye bir beyin fırtınası yaptım.
öncelikle bu hıy... pardon adam %100 ihtimalle bizi 2018-19 sezonunda avrupa kupalarından men ettirirdi. devre arasında bir tane menajer şişirmesi sol bek alırdı, başkanlığı boyunca hiçbir oyuncuyu kar ederek satamadığı için muhtemelen ndiaye'yi de satmazdı. bu kadroyla güle oynaya şampiyonluğa yürürken uefa'dan gelen men haberiyle şoke olurduk. birkaç aylık lale devrinden sonra film başlardı.
fatih hoca "galatasaray'ın yeri avrupa'dır, en kısa sürede oraya dönmemiz için herkes üstüne düşeni yapmalı" türünden açıklamalar yaptıkça dursun efendi uyuzlanmaya başlar ama ses çıkaramazdı. yönetimindeki adamlarına fatih hocayı eleştirtir, medyaya "teknik direktör kendi işine baksın, bilmediği işe karışmasın" beyanatları vererek hocayı provoke ederdi. transfer döneminde de hocanın "alınmasın" raporu verdiği menajer transferlerinin imza törenlerinde 32 diş sırıtan pozlar vererek komboyu tamamlardı. bu yüzsüz tavrı, "en kısa sürede avrupa'ya döneceğiz, taraftarımızın içi rahat olsun" yalanlarıyla süslerdi.
sonrasını tahmin edersiniz, sezon başlar ve yönetimden mobbing üstüne mobbing yiyen fatih hoca artık dayanamayıp yönetimi suçlayan zehir zemberek bir twit atar. dursun efendi "sen misin bunu yapan" deyip kardeşi mehmet özbek'i sportif direktör titriyle fatih hocanın amiri olarak göreve getirir. ipler iyice gerilir, hepinizin hatırlayacağı üzere hakemler tarafından dilim dilim doğrandığımız 2018 kasım-aralık periyodundaki maçlardan birinin ertesi gününde fatih hoca kovulur. taraftar fatih hocanın evine gider, florya'da toplanıp olay çıkarır ama sonuç değişmez.
dursun efendi 2018-2019 sezonunun ikinci yarısına yabancı bir hoca getirerek başlar, "biz lig şampiyonluğu için çok iyi bir kadro kurmuştuk, eski teknik direktörümüz kerameti kendinde sandı" deyip zehirli oku fırlatır. yabancı hoca türkiye ligi'nde olup biteni çözene kadar şampiyonluk kaçar, sezonun bitimine yakın yabancı hoca da kovulur. yerine o sezon anadolu takımlarında iyi performans gösteren bir yerli teknik direktör (muhtemelen okan buruk veya ünal karaman) getirilir. sezon sonunda şampiyon başakşehir veya beşiktaş olur. ardımızdaki (finansal) delik iyice büyüdüğü için 2019-2020 sezonunda avrupa'ya katılma hakkımız da ortadan kalkar.
2019 yaz transfer sezonu açılırken yerli hocaya "ffp kurallarına uymamız için kemer sıkmamız lazım" denerek takımda para eden bütün oyuncular üç otuz paraya satılır, yerlerine çer çöp oyuncular doldurulur. öyle ya, ocak 2020 seçimleri için genel kurula karşı "ffp standartlarına uyma konusunda birçok adım attık, maaş bütçemizi düşürdük, artık uefa'dan olumlu sonuçlar bekliyoruz" diyebilmek için bütçeyi düzeltmeye ihtiyaç vardır. yerli hoca bu çöp kadroyla elinden geleni yapsa da derbilerde şamar oğlanı olur, taraftar artık kendini kesecek raddeye gelir. sonunda liseliler duruma el koyar ve devre arasındaki ocak 2020 seçimlerinde dursun efendi tasiknameyle uğurlanır.
özbek yönetimiyle geçen ocak 2018-ocak 2020 arasındaki dönemde galatasaray hem uefa kupalarından belirsiz bir süreyle men edilmiş, hem bütün kaliteli oyuncularını yok pahasına satmış, hem gayrimenkullerini kaybetmiş, hem ekonomisini çökertmiş, hem de ezeli rakiplerinden tokat üstüne tokat yiyerek psikolojik üstünlüğünü bütünüyle kaybetmiş olur.
belhanda'yı kovduğu günden beri mustafa cengiz'in galatasaray değerlerine ihanet ettiğine ve en kısa sürede o koltuktan indirilmesi gerektiğine inanıyorum, bu yazıyı mustafa cengiz övmek için yazdığıma dair bir şüphe doğmasın lütfen. ama dursun özbek gibi bir facia ortada dururken, mustafa cengiz veya x bir şahıs için "galatasaray tarihinin en kötü başkanı" yazan saftorik arkadaşlara rastladıkça beni bir gülme alıyor.
öncelikle bu hıy... pardon adam %100 ihtimalle bizi 2018-19 sezonunda avrupa kupalarından men ettirirdi. devre arasında bir tane menajer şişirmesi sol bek alırdı, başkanlığı boyunca hiçbir oyuncuyu kar ederek satamadığı için muhtemelen ndiaye'yi de satmazdı. bu kadroyla güle oynaya şampiyonluğa yürürken uefa'dan gelen men haberiyle şoke olurduk. birkaç aylık lale devrinden sonra film başlardı.
fatih hoca "galatasaray'ın yeri avrupa'dır, en kısa sürede oraya dönmemiz için herkes üstüne düşeni yapmalı" türünden açıklamalar yaptıkça dursun efendi uyuzlanmaya başlar ama ses çıkaramazdı. yönetimindeki adamlarına fatih hocayı eleştirtir, medyaya "teknik direktör kendi işine baksın, bilmediği işe karışmasın" beyanatları vererek hocayı provoke ederdi. transfer döneminde de hocanın "alınmasın" raporu verdiği menajer transferlerinin imza törenlerinde 32 diş sırıtan pozlar vererek komboyu tamamlardı. bu yüzsüz tavrı, "en kısa sürede avrupa'ya döneceğiz, taraftarımızın içi rahat olsun" yalanlarıyla süslerdi.
sonrasını tahmin edersiniz, sezon başlar ve yönetimden mobbing üstüne mobbing yiyen fatih hoca artık dayanamayıp yönetimi suçlayan zehir zemberek bir twit atar. dursun efendi "sen misin bunu yapan" deyip kardeşi mehmet özbek'i sportif direktör titriyle fatih hocanın amiri olarak göreve getirir. ipler iyice gerilir, hepinizin hatırlayacağı üzere hakemler tarafından dilim dilim doğrandığımız 2018 kasım-aralık periyodundaki maçlardan birinin ertesi gününde fatih hoca kovulur. taraftar fatih hocanın evine gider, florya'da toplanıp olay çıkarır ama sonuç değişmez.
dursun efendi 2018-2019 sezonunun ikinci yarısına yabancı bir hoca getirerek başlar, "biz lig şampiyonluğu için çok iyi bir kadro kurmuştuk, eski teknik direktörümüz kerameti kendinde sandı" deyip zehirli oku fırlatır. yabancı hoca türkiye ligi'nde olup biteni çözene kadar şampiyonluk kaçar, sezonun bitimine yakın yabancı hoca da kovulur. yerine o sezon anadolu takımlarında iyi performans gösteren bir yerli teknik direktör (muhtemelen okan buruk veya ünal karaman) getirilir. sezon sonunda şampiyon başakşehir veya beşiktaş olur. ardımızdaki (finansal) delik iyice büyüdüğü için 2019-2020 sezonunda avrupa'ya katılma hakkımız da ortadan kalkar.
2019 yaz transfer sezonu açılırken yerli hocaya "ffp kurallarına uymamız için kemer sıkmamız lazım" denerek takımda para eden bütün oyuncular üç otuz paraya satılır, yerlerine çer çöp oyuncular doldurulur. öyle ya, ocak 2020 seçimleri için genel kurula karşı "ffp standartlarına uyma konusunda birçok adım attık, maaş bütçemizi düşürdük, artık uefa'dan olumlu sonuçlar bekliyoruz" diyebilmek için bütçeyi düzeltmeye ihtiyaç vardır. yerli hoca bu çöp kadroyla elinden geleni yapsa da derbilerde şamar oğlanı olur, taraftar artık kendini kesecek raddeye gelir. sonunda liseliler duruma el koyar ve devre arasındaki ocak 2020 seçimlerinde dursun efendi tasiknameyle uğurlanır.
özbek yönetimiyle geçen ocak 2018-ocak 2020 arasındaki dönemde galatasaray hem uefa kupalarından belirsiz bir süreyle men edilmiş, hem bütün kaliteli oyuncularını yok pahasına satmış, hem gayrimenkullerini kaybetmiş, hem ekonomisini çökertmiş, hem de ezeli rakiplerinden tokat üstüne tokat yiyerek psikolojik üstünlüğünü bütünüyle kaybetmiş olur.
belhanda'yı kovduğu günden beri mustafa cengiz'in galatasaray değerlerine ihanet ettiğine ve en kısa sürede o koltuktan indirilmesi gerektiğine inanıyorum, bu yazıyı mustafa cengiz övmek için yazdığıma dair bir şüphe doğmasın lütfen. ama dursun özbek gibi bir facia ortada dururken, mustafa cengiz veya x bir şahıs için "galatasaray tarihinin en kötü başkanı" yazan saftorik arkadaşlara rastladıkça beni bir gülme alıyor.


