• 39
    babacığım

    gündüz güneş,
    gece ay,
    işık gibi hep aydınlatan,
    bir babam vardı benim...

    daha on sekizinde
    gözü yaşlı, çaresiz
    bırakıp gittiyse de beni
    babamdı o benim.

    daha tam keşfedemediğim,
    tanımadığım dünyanın fatih'i idi...
    düşünsenize sizin de fatih'iniz,
    babanız değil miydi?

    babamdı o benim,
    suçsuz yere aldığım ilk cezada,
    panter gibi önümde yürüyen,
    küçük oğlu için hesap soran, güven veren...

    yavrusuna gölge olan,
    gökyüzünden torununu seyreden,
    sesimi yükseltecek olsam kızıma,
    rüyalarımda hesap soran...

    gündüz güneş,
    gece ay,
    işık gibi hep aydınlatan,
    bir babam vardı benim...

    yirmi üç sene geçse de aradan,
    gençlik arkadaşlarından dinlerken onu,
    yine, kocaman işaret parmağını tutuyormuşum gibi
    yüreğimde bir daha tadamayacağım dokunuşu...

    çenemden tutup her sabah,
    ama her sabah, saçımı tarayışı
    nizamım diye kucaklayışı,
    ve o güzel gözlerindeki derin hüzün...

    belki de görüyordur,
    dışarı nasıl baktığımı her yağmurda.
    onu anıyorum her defasında,
    bahtsız adamdı, benim babam diyorum.

    uzaklardasın biliyorum,
    yine de her gece
    göz kırpıyorum gökyüzüne...
    gecenin sessizliğinde seni anıyorum.
    iki kadeh duruyor önümde, şerefe babacığım...
App Store'dan indirin Google Play'den alın