• 1
    eski zaman kramponlu ayakkabısı. üstü bildiğimiz deri olup kramponları yuvarlak kesilmiş bir kaç kat köseleden oluşurdu. bu kramponlar tabana çiviyle çakılırdı. zamanla kösele kramponlar eridiğinden ayağa çivilerin batması kaçınılmazdı. bu yüzden kulüplerde köseleden kesilmiş parçalar bulunur çivisi batan ayakkabılar tamir edilirdi.
    tamamen el yapıydı. bu yüzden su geçirmeme gibi bir şey sözkonusu değildi, üstüne üstlük suyu tamamen emerdi.
    eskilerin anlattığı kış maçlarında kramponlu 20 kilo gibi olurdu lafı doğrudur.

    dinyakos ucuz bir ayakkabı da değildi, herkes giyemezdi. adı nereden gelir bulamadım, bir resim koymak isterdim onu da bulamadım. 30 sene sonra bu kadar önem vereceğimi bilsem bir foto çektirirdim.
  • 2
    esasında (bkz: dinyakoz) diye yazılırmış, moderasyon göreve. bu yaşıma kadar yazmak hiç aklıma gelmediği için nasıl yazıldığını da öğrenmemişim.

    ilginç bir bilgi buldum da, tekrar entry giriyorum. dinyakoz'un isminin nereden geldiğini öğrendim gibi. dinyakoz aslında bu kramponluları yapan ustanın adı. ismi de marka olarak kalmış. kendisinin 4 kalfası varmış, sonradan onlar usta olarak devam etmiş üretmeye, sanırım dinyakoz usta rahmetli olduktan sonra. vahit, rahman, ibrahim ve turhan.
    lig spor entrysinde bahsettiğim turhan usta büyük ihtimalle dinyakozları üreten 4 ustadan biri. bu bilgiyi de hasan kaçan'ın rte ile yaptığı röportajda buldum, çok acayip.

    bir de şu var:
    --- alıntı ---

    ‘dinyakoz’ markalı top ayakkabısını atelyesinde üretiyor. ‘rahman’dan bi tane ‘krampon’ kapan, dünyanın en talihli adamı.
    paranla bile alamıyorsun. öylesine kıymetli bir nane.

    --- alıntı ---

    alıntı, hasan kaçan'dan : http://gss.gs/K7
  • 3
    tarlabaşı'ndan dolapdere'ye inerken küçük bir atölyede futbol ayakkabısı üreten zanaatkar. istanbul'lu rum'dur ve dönemin tek ismidir. ismini verdiği ayakkabılardan bir tane almak ve kullanmak nasip oldu. toprak sahada oynadıkça, krampon çivileri ayağına batar ve sen bunu normal karşılarsın. tıpkı marangozda çalışırken zımparadan elin su topladığında sevinmen gibi. çünkü ustaların bunu iyi bir şey olduğunu, su toplayıp kanayan yerden sanat girdiğini söylerler. işte dinyakos(z) ayakkabının üst üste çivilenmiş yuvarlak köselelerden oluşan kramponları da aynı keyifli acıyı tattırır insana. ayağını delen çivilere bir de toprak sahada parçalanmış diz kapakları eklenir ve o kanallardan yaşam öğretileri girer damarlarına. forma aşkı, asalet, inanç, sevda, son nefes, son top ve masumiyet. bugünün çıraklarına hassasiyetle duyurulur.