• 926
    altmışıncı dakikadan sonra on kişi savunma yaparken hiç de başarılı olmadığımız maç. defalarca toplara vurma şansı verdik, basit ortalar açtırdık, kornerler verdik, defalarca şut çektirdik. nedense böyle skoru korumamız gereken, gömüldüğümüz dakikalarda hep böyle oluyor. savunma yapmamız hiçbir işe yaramıyor.

    uğurcan çok iyi oynadı ve bir iki pozisyonda da beşiktaşlılar kaleyi bile bulamadı. ikinci yarı tam 21 şut çekmişler. çok sayıda şut ceza sahası içinden. akıl alır gibi değil. on kişi de olsak hiçbir rakibe 45 dakikada 21 şut çektiremeyiz. biraz daha yetenekli olan takım 21 şut çektiğinde kalene 4 tane gol atar.
  • 927
    sonucuyla, oyunla kesinlikle tatmin etmeyen maç. şu maçı soluk aldırmadan 4-5 atıp bitireceksin ki ne bunların insan içine çıkmaya, hakem diye atıp tutmaya yüzü olsun ne de fenerin lig için umudu kalsın. biz de gelecek yıl şampiyonlar ligi için eksikleri nasıl kapatırız diye düşünmeye başlayalım yavaştan.

    yok illa şu aşırı şerefli takıma karşı kabız deplasman oyunumuzu oynayacağız, iki pası peşpeşe yapamayacağız, sane’yi kırmızı görene kadar izleyeceğiz, 60 olmadan oyuncu değiştirmeyeceğiz.
  • 928
    trio programını izledim bu maç pozisyonları için. herkes bizim gördüğümüz ve görmediğimiz kırmızıyı konuşuyor ama bjk'de görülmesi gereken tonla kart gösterilmemiş.
    murillo ikinci sarı kartla atılmalıydı. hele orkun maçın ilk dakikalarında itibaren sürekli hakemin tepesine çıkmış. bu şekil en az 4 sarı kartı es geçilmiş. daha hafif itirazlar için bizde abdülkerim ve bjk'de olaitan sarı kart gördü. hele ki orkun'un hakeme bir teması var ki o harekete eskiden çok kırmızı kart çıktı. ben maçta kaçırmışım. baya baya hakemi arkasından kolundan tutup kendine çekmiş. doğruca kırmızı olmalıydı. sarı bile görmedi orada.

    hakem herkese kötüydü. standardı rezaletti. orkun da daha ilk 20.dk'da atılmalıydı mesela.

    kısacası bjk'de en az 2 oyuncu kırmızı görmeliydi. diğer sarılar verilse belki daha fazla bile olurdu.
  • 929
    sane’nin kırmızı kart inceleme süresi yaklaşık 1 dakika. 90. dakikaya kadar değişiklikler nedeniyle 3 kez duran oyun. birkaç sakatlık. verilen uzatma 9 dakika. uzatmalarda bir kez daha değişiklik. maçın bitiş dakikası 101 küsür. ve hala hakem diye ağlayan kuş ordusu. aynı maçı fenerbahçe oynasa ve rakibi karşısında son dakikalara 1-0 önde girse maçın 95:01’de biteceğini hepimiz biliyoruz dimi, kuşlar?
  • 931
    kazanmakta çok zorlandığımız bir deplasmanda 40 dk 10 kişiyle kazanmak büyük iş hele ki hafta içi ucl maçı varken kafalar oradayken yapmak daha da kıymetli. ancak şunu da söylemek lazım biz maç 1-0 iken maçı koparma konusunda büyük sorun yaşıyoruz; bu maç özelinde kaç pozisyonu harcadık. hatalarımızdan ders çıkara çıkara zaferlere ilerlemeliyiz.
  • 935
    maç bjk’lilerin her pozisyona kart ve penaltı bekleyip ağlamaları ile dolu. biz zaten 1 kırmızı ve 7 sarı ile bu algının diyetini ödemişiz. bjk’nin hakkı 2 sarı kart mıydı yani?

    bunların ağlamaları bitmez çünkü bize yenilmelerini içlerine sindiremiyorlar. fener bile kabul ediyor ama bu kibir abidesi soğan cücükleri mağlubiyeti kabul etmiyor. bunu bilip onları yenmek kadar zevkli bir şey yok.

    bu arada itiraz edilen pozisyonların antitezleri dolu sezon boyunca. hiç ona girmeyeceğim çünkü sonu yok. biz neticeye bakalım.

    bjk’liler öncelikle kurdukları ıslak düşlerinden uyandılar. biz ise burada galibiyet alamıyoruz dediğimiz stattan son 4 yıldaki ikinci galibiyetimizi aldık ve çok önemli bir virajı kayıpsız geçtik. eminim okan hoca burada yenilmemeyi takım karakteri haline getirecektir.

    sırada çok önemli bir liverpool maçı var. şimdi tüm konsantrasyonu oraya verip güzel bir skor almalıyız.
  • 936
    son birkaç yıldır bjk ile yaptığımız maçlarda sürekli en alakasız pozisyonlarda bile kırmızı kart algısı yaptıklarından dolayı 11 kişi bitiremediğimiz bir başka maç olmuştur. artık bu algılarına dur denmesi gerekiyor. yüzde yüz olmadıkça var orta hakemi çağıramaz. sane’nin pozisyonu gibi ligimizde çok hareket oldu kırmızı kartın çıkmadığı. yakında diğer büyük liglerden de benzer pozisyon videoları düşer daha evvel olduğu gibi. bjk iyi alıştı ama artık 10 kişi kalsak da yenemiyorlar bizi.
  • 937
    şampiyonluğa giden yolda her maç çok önemlidir, hepsi üç puan değerindedir ama galatasaray'ın bir aylık fikstüründeki beşiktaş, liverpool, başakşehir, liverpool, trabzonspor serisinin başlangıç maçıydı inönü'de oynanacak olan derbi. oyunu her ne kadar güven vermese de içinde bulunduğumuz senenin namağlup takımı beşiktaş, kötü giden sezonu kendi taraftarı önünde alacağı galatasaray galibiyeti ile unutturup, avrupa'ya katılmak için üst sıralara tırmanmak gayesindeyken, galatasaray için ise rakibi fenerbahçe'nin peşisıra kaybettiği puanlar sonrası dördüncü şampiyonluğa giden yolda atılacak çok kritik bir adımdı cumartesi geceki karşılaşma...
    beşiktaşlılar "fena inanmışlardı galibiyete", maçın biletlerini 10-15 dakikada tüketmişler, maç için de uzun zamandır yapmadıkları tribün kareografisi de yapmışlardı... galatasaray taraftarı da bu sene bir kat daha yükseltilen tel örgülerle amerikan hapishanelerine dönüşmüş deplasman tribününde yerini alırken, bir kaç gün önce yapılan ultraslan iftarında okan buruk'un "kazanacağız, şampiyon olacağız" sözünün peşindeydiler.

    okan buruk'un herhangi bir cezalı topçu olmadığı durumda kritik ve değerli maçlardaki on bir oyuncusu belliydi: uğurcan - sallai, sanchez, abdülkerim, jakobs - lemina, torreira -barış, sara, sane, osimhen... aynı kadro ile sahadaydı hoca da yedekler de ligde üst sıralara oynayacak bir takım oluşturacak güçteydi: günay, ıcardi, yunus, eren, ilkay, kaan, nhaga, lang, singo ve boey...

    maçın ilk pozisyonunda galatasaray ceza sahası içinde murillo'nun barış alper'in ayağına bastığı pozisyonda hakemin "pas" geçmesinden maçın nasıl gideceğini tahmin etmek bu meşin yuvarlağın peşinde ömrünü geçirmişler için pek de zor olmasa gerekti. sonraki bir kaç pozisyonda da taraftarın "auuu, vuuu" gibi nidalarıyla düdüğünü üfleyen ozan ergin'i görünce, savımızı da kanıtlamış olduk. hakemi bu yazının sonuna bırakarak devam edecek olursak, ligin hatta avrupa liglerinin en fazla hücümda top kapan takımı olan galatasaray ilk atağını da yine beşiktaşlılar kendi yarı sahasından çıkarken kaptırdıkları topla buldu, sara ara pasıyla osimhen'i gördü, onun beşiktaşlıların "dev adam" dedikleri agbadou'nun bacak arasından geçirdiği top iyi yer tutan ersin'de kalıyordu. ilk pozisyon okan buruk'un da statejisini göstermesi açısından önemliydi. iki takım birbirlerini tartıp, pozisyon ararken, ev sahibi çeyrek saat dolarken sara'nın rakip sahada cerny'e kaptırdığı topla başlayan atakta asllani'nin ceza sahası önünden auta giden topla uğurcan'ın kalesine gelirken, auta giden top belki de maçın geri kalanı için sinyali veriyordu: o top bu gece filelerle buluşmayacaktı.

    barış alper yılmaz nasıl ki sertlikleriyle ünlü italyanları peşine takıp sürüklediyse, inönü'de de agbadou'ya gerçek hulk'un kim olduğunu gösterdi, siyah beyazlı topçuyu peşine taktı, ceza sahasına girdiğinde de topu terse çeviriverince yardıma gelen uduokhai tarafından düşürülüverdi de hakem zaten düdük çalamazdı, oynattı dönen topta sara'nın şutu ersin'de kalıyordu... şampiyonlar liginde penaltı çalınacak pozisyona bizde ne hakem ne de var müdahale etmiyordu. beş dakika sonra ise yine beşiktaş'ın savunmadan çıkarken kaptırdığı topta, sane 5 rakip oyuncu arasından bilardo topu misali barış'a attığı pasta, genç topçu iyi kontrol etti ama plasesi o kadar da iyi değildi.
    ve yine galatasaray'ın oyunun kontrolünü eline aldığı dakikalarda geliştirdiği atakta topla savunmadan çıkmaya çalışan beşiktaşlılar yine kaptırdı ve lemina-sara-sane paslaşmaları sonra sane'nin yumuşak ayak içi asistinde osimhen kafayla ersin'i mağlup ederken, bu kez deplasman tribününe doğru koşarken maskesini çıkarıyordu.

    ilk devre kaleyi tutan şutu olmayan beşiktaş devre biterken en tehlikeli pozisyonu buldu, orkun-cerny-murillo paslaşmaları sonrası sağ bek altı pasta boş kaldı da jakobs "kayarak" belki de golü çıkarıyordu.

    ikinci yarıya "kaybedecek bir şeyi olmayan" beşiktaş daha istekli ve arzulu başladı oyuna ki cerny'nin şutunu uğurcan kornere atarken gelecek tehlikenin de ayak sesleri oluyordu. sonrasında maçta sesi pek duyulmayan oh'un çaprazdan vuruşu auta giderken, galatasaray'ın osimhen'le çıktığı ani atağı hakem kesiyordu. galatasaray barış'ın pasında osimhen'le ceza sahası dışından kaleyi yoklarken, oyunda tekrar kontrolü eline geçirmeye başladığı anlarda sane rıdvan'ı geçmiş giderken ayağı rıdvan'ın bileğine basınca maçın hakemi devam kararı verip, var'ın daveti ile alman oyuncuya kariyerinin ilk kırmızı kartını gösteriyordu. futbol oyun kuralları dünyada aynı ama bizim hakemlerimizin yorumlaması çok farklı, falcao da kariyerinin ilk kırmızı kartını türkiye'de görüyordu...

    on kişi kalan galatasaray ile taraftarının desteği ile neredeyse on iki kişi oynayan beşiktaş'ın kalan yarım saatte mücadelesi tek kaleye dönüşmüştü, juventus karşısında skoru koruyamayan galatasaray bakalım gereken dersi çıkarıp savunma yaparak maçı kazanabilecek miydi? sane ile lang'ı değiştirecekken kırmızı karttan dolayı plan rotasyonu yapan okan buruk, sara'yı kenara alıp daha enerjik bir takım yapmak için boey'i sahaya sürdü, sallai'yi ile sağ kanadı çiftledi.

    ev sahibi orkun'la vurdu, olaitan ile denedi, savunmadan agbadou ile geldi, ndidi ile boş pozisyonda kaldı da ya uğurcan sahneye çıktı ya da ev sahibi topçular beceriksizce topu kale yerine saha dışına atıyordu. galatasaray ise maçın fişini çekecek pozisyonlar da buldu, 74te gelişen ani atakta osimhen barış'a iyi pas atamazken pozisyon harcanırken, iki dakika sonra oluşan karambolde barış kaleciyle karşı karşıya kaldı, aşırtmasında ersin'in kolu golü önlüyordu...
    maçın bitimine 9 dakika ekleyen ozan ergin, o da yetmezmiş gibi iki dakika daha fazla oynatırken, neredeyse bütün sarı-kırmızılı topçulara sarı kart gösterdiği gibi okan buruk'a da uzatmalarda kart gösteriyordu.

    galatasaray, atanı ve tutanına 100 milyon euroya yakın para harcayıp, bunun sonucunu kritik derbi maçında alırken, ev sahibi ve galatasaray'ın puan kaybetmesini bekleyen rakipleri hakem kararlarını bir hafta konuşmaya devam edecekken, galatasaray ise bu maçın sayfasını çevirmiş ve kafalar salı günü oynanacak liverpool maçına dönüyordu.
    şimdi gelelim hakem ozan ergin ve var'daki ömer faruk turtay'ın kararlarına:

    maçın ikinci dakikasında murillo'nun barış'ın ayağına basmasına sarı kart verilmezken, osimhen-ersin pozisyonunda hakem faul çalıyor, nedense 1 dakika sonra sarı kart çıkarıyordu, kulağına mı üflendi diye sormadan edemiyor insan... beşinci dakika olaitan'ın taç çizgisi kenarında sallai'ye çelmesi ise uyarılmadan geçiştiriliyordu... 74te sallai'ye vurması yine görülmedi, ancak son dakikalarda itirazdan sarı kart gördü.

    peki 20. dakikada barış'ın uduokhai tarafından ayağına basılması? penaltı olması için daha ne yapılması gerekiyor?

    maçta dakikalar 27'yi gösterilirken sane'nin orkun'un ayağına bastığı pozisyonda ev sahibi topçular kırmızı kart beklerken, ozan ergin'in sarısı belki de diğer meslektaşlarını haklı çıkarıyordu zira skrinar'ın galatasaray derbisinde sara'ya, orkun'un da trabzon maçında rakibine basmasına kırmızı kart çıkmıyordu.

    orkun demişken, maç sonu isyan eden beşiktaşlı topçu, keşke trabzon maçından sonra da "benim hareketim sarı değil kırmızı karttı" diyebilseydi ama itirazdan gördüğü sarı kart sonrası, osimhen'in sarı kartı olduğu halde hakemin düdüğü sonrası topu aşırtıp gol yapmasına ikinci sarı kart itirazı yaparken, osimhen bu hareketi itiraz için değil, pozisyonun devamında yaptı ki hakemin çaldığı faul de tartışmalıydı (var'ın gelişi sonrası bu pozisyonlar devam ettiriliyor, gol olması halinde inceleniyordu) oysa galatasaray'lı oyuncu yerde yatarken hakemin oyunu durdurması sonrası öfkeyle topa vuran orkun "şiddetli itirazdan" ikinci sarı görmeliydi ki ondan önce 55. dakikada hakemin kolundan tutup çekmesi bir başka sarı kart, yani orkun maç boyu 3 sarı kart görecekken tek kartla günü kurtardı. sürekli hakemin üzerine koşan orkun tek kartla kurtardı da hakemin 3 adım ötesindeki kaptan abdülkerim itiraz edince sarı neden görüyor acaba?
    peki dakikalar 30dayken barış yine topu almış kanattan gidecekken murillo'nun barış'ın yüzüne vurup sarı kartı görmesi? ikinci dakika ayağa basma sarı olsa oyundan atılmayacak mı?

    ilk devre biterken agbadou'nun osimhen'in ayağına basmasına bırakın sarı kart vermeyi, ozan ergin taç verdi, beşiktaş kullandı, 42de agbadou'nun osimhen'in yüzüne eliyle vurmasına devam edilmesi gibi... elle yüze vurmalar orda bitti mi, olaitan 74te sallai'nin yüzüne vurdu yine faul yok yine sarı yoktu.
    singo'nun topa yükselirken beşiktaşlının "kambura yatması" normalde galatasaray lehine faul olacakken hem faulu ev sahibi kullandı, hem de singo sarı kart gördü.

    maç biterken agbadou'nun eren'in üzerine çıkıp onu ezmesine hakem hemen düdük çalmıyor ve pozisyon bittiğinde faul çalıyordu da osimhen'in ikinci sarı beklenilen atağında neden hemen düdük çaldı?
    kısaca, ev sahibi oyuncular ve sergen yalçın maçtan sonra mağlubiyeti ozan ergin ve var hakemine fatura ederken, fıfa kokartlı "tecrübesiz" hakem iki takım lehine de aleyhine de oldukça fazla hatalı karar verdi ve maça ister istemez damga vurdu...

    ve sallai yerde yatarken topu auta atmayıp atak yapıp, üzerinden atlayan beşiktaşlı oyuncu, boey sakatlanmış ceza sahasında yerde olduğu için topu dışarı atmayı bırak onun ofsaytı bozmasından yararlanmaya çalışan oh ve uğurcan sakatlandığı için topu dışarı attığında "centilmenlik" gereği geri vermeyip olaitan ile uzun taç kullanıp gol arayan beşiktaş'ı görünce, "efendi beşiktaş" söyleminin süleyman seba döneminde kaldığını anlamış olduk maalesef...

    kaynak ve maçtan tartışmalı pozisyonlara ait fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...s0-1galatasaray.html
  • 938
    beşiktaş'a haddini bildirdiğimiz maç. ilk yarıda bariz bir üstünlük vardı sahada çok fazla üretemesek de. top hep bizdeydi, beşiktaş topu ayağına aldığı ender anlarda da ne yapacağını bilemez haldeydi. maçın başından sonuna hep çok iyi yerleştik sahaya. birebirlerde de net bir üstünlük kurunca 10 kişi oynadığımız 40 dakikalık bölümde bile beşiktaş orta yapmaktan başka bir şey yapamadı.

    ciddi ciddi şampiyonluk falan diye zırvalayan bir kesim vardı beşiktaş'ta. muhtemelen dün akşam ilk yarıyı izlerken ''biz bunlarla nasıl baş edelim amk?..'' diye içlerinden geçirmişlerdir. liverpool öncesi sert bir antrenman tadında tokatladık.
App Store'dan indirin Google Play'den alın