• 185
    bu maçta dikkat çeken oyuncular kimdi? xavi, iniesta, messi... üçünün de ortak bir geçmişi var. aynı okuldan çıkmışlar, aynı şekilde düşünüyorlar. iki takım arasındaki fark da basit haliyle bu. real madrid'in ise kazandığı onca kupaya rağmen belli bir futbol kültürü yok, basarım parayı, alırım kupayı mentalitesinde hala. bu kulüple galatasarayımız arasında nasıl bir bağ kuruluyor anlayamıyorum.
  • 186
    oh be. futbol, şükür kavuşturana. aylardır adam gibi maç izlemiyordum, 2010 dünya kupası’ndan beri de yazmıyordum böyle bir maç. hem kaliteli futbolcular, hem süper hocalar, hem büyük rekabet. galatasaray'ın bu kötü günlerinde şahane geldi.

    geçen sene iki barcelona maçı yazısında aynı başlığı atmıştım : bi istop bi pas ortada sıçan. linkler burada: http://captano.blogspot.com/...pas-2-barcelona.html
    http://captano.blogspot.com/...pas-ortada-scan.html

    galatasaray sözlükte de başlığı açılmış : (bkz: barcelonalı futbolcularla ortada sıçan oynamak)

    bugün de bu maçların bir benzerini izledik. adeta kedi ile fare oyunuydu. ama türkçemizdeki kedinin fareyle oynaması değil de, bir tom ve jerry hikayesiydi. bıdık boylu ama seri barcelona takımının, uzun boylu ve güçlü real madrid’le dans etmesini izledik.

    barcelona her maçta yaptığı gibi rakibini kendi ceza saha çizgisine iterek başladı ve öyle de bitirdi. el clasico’da elbette çok daha fazla motive oluyorlar, çok daha iştahlı oynuyorlar. hemen atlamayın sadece motivasyona bağladığımı sanmayın. derslerini de iyi çalışmışlar. zaten çok güçlü bir takım. sürekli pas yapıyor. ister ileri, ister yana, ister geriye. önemli olan topun barcelonalılarda kalması.
    messi, xavi, iniesta başta olmak üzere top da taşıyorlar, çalım da atıyorlar, araya ince paslar da atıyorlar. tekmeden korkmuyorlar, omuz omuza mücadeleden, 3 rakibin arasına girmekten çekinmiyorlar.
    barcelona 4-3-3 gibi gözükmekle birlikte aslında savunmada 2 kişi ile oynuyor. puyol ve pique. alves ile abidal (ki en zayıf halkası takımın) hep orta sahanın kanatları gibiler. ataktayken sürekli bir alan değiştirerek, savunmaya geçtiklerinde sürekli alanları daraltıp baskı ile topu kazanmaya çalışıyorlar. bir ara 35-45 arası real madrid’in olayı çözdüğünü sandım, ataklarını arttırmışlardı. meğer barcelona forveti dinleniyormuş.

    dikkati çekmek istediğim en önemli konulardan biri de, barcelona’nın gollerin tamamını ceza sahasının içinden atmış olması. hatta ceza sahası dışından çok fazla deneme bile yapmıyorlar, zorda kalmadıkça ya da kendilerine çok güvenmedikçe. ille de içeri girip gol yapacaklar.
    real madrid ise ne yazık ki son dönem galatasaray’ı gibi. ceza sahasına girmeyi çok zorlayamayıp dışarıdan şut denedi çok fazla. elbette çok erken, daha 17.dakikada 2-0 geriye düşmek bütün planları alt üst etmiştir. ama yine de rakibin barcelona ise sen de real madrid’sin be abi.

    geçen sezon mourinho şampiyonlar ligi kupasını kazanırken ve de barcelona’yı yarı finalde elerken çok sağlam bir katenaçyo uygulamıştı. o zaman da söylemiştim, tamam mourinho bir profesyonel ve sadece kazanmayı düşünüyor, ama ben inter’li olmadığım ve futbol izlemek istediğim için hiç sevmediğimi söylemiştim bu oyun şeklini. bu gece geçen seneki inter’i koyamadı sahaya. eh, gayet normal bu. eğer elinde ronaldo, mesut gibi adamların varsa böyle oynamamalısın. italyanlar katenaçyoya alışık ve kazandıkları için ses etmezler belki ama ispanya’da işler öyle yürümüyor.

    ronaldo nasıl bir karakter olduğunu guardiola’yı iterek gösterdi. ramos’u zaten biliyorduk. messi ise haybeden sarı kart gördü. carvalho’nun dirseği yüzüne geldi ama hepsi tamamen tesadüftü. hocanın carvalho’yu atmaması doğru iken messi’ye de sarı kart göstermesi gereksizdi. amma velakin, biz tvden izleyip her şeyi en ince detayına kadar görüyoruz, hocaların böyle hatalar yapması normaldir, tolerans gösterilebilir.

    maç devam ederken casillas, ramos, ronaldo, alonso gibi dünya devi oyuncuların çaresiz ve üzgün bakışları maçın gidişatını ve iki takım arasındaki farkı gözler önüne seriyordu.

    galatasaray’ın barcelona olma ihtimali konusundaki fikrim değişmedi, hatta bu gece iyice emin oldum ki dünya üzerinde bir barcelona daha olması için 10 yıllık sabır ve yatırım gerek.
  • 187
    maç başladı inanılmaz bir gerginlik, kartlar havada uçuşuyor, itişen kakışan mı dersin kaleciler 50 metre depar atıp olay yerine müdahale etmeler mi dersin, müthiş bir gerilim vardı, maç bitti 1 saattir düşünüyorum neden bu gerilim-gerginlik??? sonunda buldum sebebini; maçı bünyamin gezer yönetmedi o yüzden, yönetseydi gül gibi bir maç olmayacak mıydı...! *
  • 194
    çok uzun yıllardır futbol maçı seyretmemiştim. bakmayın siz benim palavralarıma, her maça gidiyorum deyişlerime, her maçı yazışlarıma. ben, bir kez daha kayda düşüyorum ki futbol maçlarına gitmiyorum. gittiğim, gördüğüm şeylerin futbolla alakası yok. ben galatasaray forması seyretmeye gidiyorum ali sami yen'e. 15 günde bir deseler ki, bu pazar saat 19.00 da kapalıdan numaralıya bir ip gerilecek, o ipe de sarı kırmızı galatasaray forması asılacak, ben yine aynı sayıda giriş yaparım, ali sami yen'e o formaları seyretmeye giderim. başka formalara da baktığım yok zaten.

    en son gittiğim maçı collina yönetmişti. nisan'da o zamanlar galatasaray, şampiyonlar ligi maçları oynardı. hani logosunda 8 tane yıldız olan turnuva maçları var ya onlardan. şampiyonlar liginin kurucu 8 takımından biriyiz biz. şimdilerde unuttuğumuz, bir daha ne zaman oynarızı kimsenin öngöremediği o maçlardan biriydi gittiğim son maç. 3 nisan 2001, real madrid maçı. 0-2 ilk yarı soyunma odasına gönderdiğimiz takımın, taraftarla bütünleşip, ikinci yarıda koskoca real madrid'e dünyayı dar ettiği maç. o maç benim son maçım oldu. hakkını yemeyelim, daha sonra oynanan milan maçı'da maçtı elbet. ama ben real madrid maçını ezbere biliyorum, hangi şarkıları söylediğimizi hatırlıyorum, o maç ta oynayanlar gözümün önünden hiç gitmedi, gitmeyecek. lanet olsun o takıma! lanet olsun o maça!

    yıllar sonra bir maç daha izledim. dün gece oynanan barcelona maçı, ve yine huzurumda real madrid. maç sabaha kadar oynansa değil ben, dünyadaki milyarlarca insan gözünü kırpmaz, tuvalete gitmez, yemez içmez bu maçı seyrederdi. bu maça el clasico diyorlar, bizim bir gece önce oynanan maçı da derbi maçı diye, klasik, tarihi maç diye yutturuyorlar.

    ne fark var ki çocuklar. barça 52 pas yaparak 2. golü atıyor, bizim maçta da toplam 52 pas yapılmış. ayhan'da 11 km koşmuş, iniesta'da. ilker kasillas'da dandik goller yedi, ufuk'da. koskoca sergıo ramos maymuna dönerken, ali turan'a küfür etmek bize yakışır mı? o yüzyılın topçusu dedikleri messi, 5-0 galip geldikleri maçtai atabildi mi ki pino atsın. ya o ronaldo kolpasına, türk kafatası taşıyan mesut'a kızanınız var mı? servet'e sümkürdü diye kızıyorsunuz. morinho'yu bile şebek yaptılar bize ne oluyor? fark yok, bizim futbolcular da zengin, onlar da. ben eminim, dün gece bizim takım izinliydi, bu maçı seyreden 5 kişi yoktur aralarında.

    lanet olsun sana da barça. oynadığınız oyun futbol mu lan sizin? yok eğer futbolsa biz ne seyrediyoruz buralarda, ne seyredeceğiz? hepimizi futbolu sevdiğimize pişman ettiniz. futbol topundan soğuttunuz. ah ulan futbolun düşmanı, taffarel'li, popoescu'lu, hagi'li, okan'lı, suat'lı, hakan'lı, bülent'li, ümit davala'lı takım! ne enkaz bırakmışsınız giderken, senelerdir cesedi kaldıramadık. var mı lan öyle kahramanlık maçları seyretmiş taraftara, servet'i, cihan'ı, orhan ak'ı, sarp'ı, ali turan'ı seyrettirmek. ne suç işledik biz lan hagi? gırtlaklarımızı parçalamadık mı? siz o büyük maceralarda yürürken kutuplara kadar sizinle gelmedik mi? vestfaalen'de sen topa vurduğunda biz yokmuyduk? o topla beraber uçmadık mı? parken'de taffarel'in arkasında kaleye geçmedik mi?

    dün gece barça, kedi fareyle oynar gibi oynarken dalıp gittim geride bıraktığımız yıllara. yok artık,bir daha asla olmayacak, gelmeyecek günlere. bunlar olduğu yerde kalıp bizi bekleseler 100 sene sonra bile biz bu futbolu oynayamayız. ya yeni bir spor icat edilecek, o sporu yapanlara bizim parçalı galatasaray forması giydirilecek, ya da kadere razı gelinecek,o sarı kırmızı parçalı formayı giymiş mahlukatları futbolcu kabul edip seyredeceğiz. barça diye bir futbol takımını da yok hükmünde sayacağız.

    28.11.2010 tarihinde ali sami yen'de ve 29.11.2010 da noi camp'ta oynayanlar; aranızda hiç bir fark yok. hiç birinizin oynadığı oyun futbol değil. artistik patinaj puanlamasına tabisiniz. en kötü puanla en iyi puan puanlama dışı yani. ne galatasaray, ne siz futbol takımısınız barça. her ikiniz de bana futbolu sevdiğime lanet ettirdiniz.

    mustafa sarp'da futbolcu değil, iniesta'da. messi'de futbolcu değil, pino'da. 2010 senesinin galatasaray'ı da futbol takımı değil, barcelona'sı da , lanet olsun.
  • 196
    dünyanın en büyük derbilerinden biri, tüm dünyanın dört gözle beklediği bir maçın sonucu 5-0 biter de ben nasıl bir gram haz almam maçtan anlamıyorum. öncelikle söyleyeyim; iki takımı da sevmem, atletico madrid > real madrid + barselona'dır benim için. ama barselona'dan fenerbahçe'den daha fazla nefret ederim, o nedenle ve morinho faktörü ile kaaje&filip'i kırmamak için real madrid yensin istedik vesselam. barselona çok güzel top oynuyor gibi ama ben gram zevk almıyorum. vallah kimse kusura bakmasın ben galatasaray'ın da başka bir takımın da böyle top oynamasını istemem. belki ercan taner'in işin bokunu çıkarıp messi'nin o kadar da üst bir pas olmayan ara pası atması sonrası oğlu olmuş gibi anlatması, belki de galatasaraylılığını unutup gözünü barcelona bürümüş futbol dilencilerinin aklıma gelmesi bunlara sebep olabilir. isterse 5000 pas yapıp gol atsınlar, atmosfer kanlı bıçaklı olmadıktan sonra, rakibin üzerine ölümüne gitmedikten sonra o futbol futbol değildir benim için.

    5-0 değil 1000-0 yenilse bir takım sikimde değil, böyle maç mı olur aq. rakip darmaduman olmuş yarı sahasında kimse kalmamış zaten, bomboş alanda iki pas attı messi messi oldu. sikmişim messi'yi.

    bu maçı izlenilir kılan tek şey bundan sonra adamım olarak hitap edeceğim ramos'tur. aslan parçası nasıl da parçaladı puyol'u çavi'yi maviyi. barsa'nın oynadığı zevksiz futbola attı tokadını aslanım.

    üzdüğümün farkındayım ama bunlar benim dünyam. bu küçük dünyada bu lanet futbola yer yok, bu takım futbol katilidir benim gözümde. yanlış da olsa birşey üzerinde ısrar edeni tebrik ederim, o yüzden kapatın şu kulübü falan diyecek değilim, ama sevmiyorum.

    hatırlatma; geri kafalı ve magandayım.
App Store'dan indirin Google Play'den alın