• 301
    türkiye kupasından elenmekten ziyade şu ruhsuz oyun ve özellikle reaksiyon verememenin hepimizi sinir ettiği maçtır. kısır ve kontrolcü futboldan gına geldi.
    bu takım nisan- mayıs ayınca stoperlerin dahi röveşata çektiği bir takımdı. şimdi aldığı her topu yana oynayan ruhsuz bir takıma geçti.
    aldığını dikine oynayacak, rakibi boğan o takım yok oldu.
    bu maçtaki rezaletten sonra fener derbisi sezonu kimin alacağının net bir belirleyicisi olacaktır.
  • 302
    şu mevzuyu anlamıyorum: maça full yedek kadro çıkıp ilk 45 dakikayı çöpe atıyorsun. sonra ilkay'ı oyuna alarak ikinci yarıya başlıyorsun. baskı kuruyormuş gibi sağa sola deli gibi koşup aynı saçmalıkta gol yiyince oyuna kim var kim yoksa alıyorsun.

    yahu o zaman en başta osimhen falan atsana oyuna. ne izletiyorsun bize icardi, ahmet, kaan vs. abdülkerim ve sanchez bu maçta oynamaz mıydı? bence yorulmazdı da. skoru alır, ikinci yarı yatardın. yani madem rotasyon dedin ve madem eleneceksin gidip adam gibi yedek kadroyla elen. kimse ağzını açmaz. bu ne saçma iştir ya!
  • 304
    çok iyi oynamadık ama bu maçın hakkı bu sonuç değildi bence. 77% topa sahip ol, 584 pas yap rakibin 172 pas yapsın. köşe vuruşları 10'a 2 senin lehine olsun ama gel gör ki şanslarını değerlendireme ve takım defansı hatalı olsa bile iyi bir kalecinin yapmayacağı hatalarla iki gol ye.

    bazı oyuncu tercihleri yanlıştı. ama nasıl kazanınca bir oyuncu kazandırmıyorsa kayıp edince de bir oyuncuya fazla yüklenmemek gerek. futbol takım oyunu. herkes sorumluluk almak zorunda.
  • 305
    sen niye 1000 tane kornerden gol atamıyorsun diye düşüneceğine niye kornerden gol yiyoruz tartışılıyor. hadi uğurcan olsun bu maçta 0-0 olacaktı yine takım kazanamıyor,gol atanlmıyorsun. ceza sahasında verkaç yapacak aralara kaçacak oyuncun yok. set hücümünda noksansın. bunda günay'ın hatası yok. kötü oynamadık 2 golde saçma bireysel hatalardan geldi ve şunuda kabul edelim top bizi sevmedi. kac tane topunu ya kaleci iyi tuttu ya cılız gitti. insanların öfkesini anlayabiliyorum ama yangın çıkarmayada gerek yok.
  • 307
    günay'ı ıslıklayın tamam da sanki takım kazanıyordu da onun yüzünden kaybettik!

    günay biraz sinirlendiğinde kaybediyor kendini. golden önce erenle takıştı. bu sezon bir şampiyonlar ligi maçında da oyuna girerken rakip teknik direktörle takışmıştı sonra gol yemişti. hangi maçtı hatırlayamadım şimdi.

    volkan demirel'i severiz sevmeyiz ama okan buruk'tan daha iyi bir teknik direktör olduğunu maç başlangıcı ve devamındaki hamleleriyle gösterdi. okan buruk orta sahayı kazanamıyorum o zaman boşaltayım orasını diyor. evi fareler basmış farelerden kurtulmayı bilemiyorum evi terkediyorum o hesap.

    hakemlik bir durum yoktu skoru belirleyen. rakip oyuncuları değil bizi uyarmak için çabaladı durdu maçta. kendini göstermenin yolunu buradan bulmuş belli ki. kaleciyi uyarmak için 75. dakikayı bekledi mesela. lemina'nın ortak top mücadelesinde rakibin ayağına bastı diye kart gösterdi ama oğulcan ahmed'in ayağına toptan bağımsız bastı ama kart göstermedi. bir de maça eklediği süreler azdı.

    ben elendik diye üzülmem türkiye kupasında. ama rakibe bakıyorum ve bize bakıyorum yazık olduğu diyorum anca.

    bizim takımın uzun zamandır yapmaya çalıştığı şu karikatürdeki sineğin yaptığı. ne yapman gerektiği belli ama sen aynı şeyi deneyip başka şeyler elde etme peşindesin.
    https://encrypted-tbn0.gstatic.com/...F2D9_9cEawJ&s=10

    edit: son bir ekleme yapayım. ligde bilmem kaç maçtır gol atamayan gençlerbirliği'nden 4 gün içinde 3 gol yedik! okan buruk'a birileri bunu hatırlatsın bir zahmet!
  • 308
    maçtan önce tek bir tane ilk 11 oyuncusu oynamasın denilen maça yedek ağırlıklı çıkıp elenince eleştrilerin yağlanması hiç samimi değil.

    kaan, ahmed, icardi, eren niye oynuyor deniliyor. iyi güzel de yerlerine oynayacak oyuncular maça başlasa bu defa niye risk alındı denilecek. maçı kimse umursamamış. aylardır bu durum devam ediyor zaten.

    ilk yarıdaki oyun halı saha maçından halliceydi. sane ve singo başta olmak üzere s.. t... denk oynanınca olacağı budur. icardi efendi topa değmedi bile.

    bir kere rakibe saygı duyacaksın aq. dalga geçer gibi oynarsan istersen bayern'in real'in eski oyuncusu ol kimse sana saygı duymaz. bu takımın çok bariz bir şekilde kibir sorunu var.
  • 310
    4 gün önce deplasmanda ite kaka zar zor yendiğimiz takıma kendi evimizde yenilip kupadan elendik, hem de o takımın yedeklerine. rezalet.
    içine tüküreyim böyle futbolun dedim diye ofsayt manyağı edilmiştim.
    7 maçtır gol atamayan takım iki maçta 3 gol attı bize.
    biz hep ligin son düzlüğüne vites arttırarak giderdik, şimdi freni boşalmış kamyon gibiyiz. bu oyunla değil şampiyonluktaki rakibimizi, gördüğünüz gibi küme düşecek takımı bile yenemeyiz. ki sahamızda son 10 senede tek galibiyet alabilmişiz onlara karşı. takımda tüm oyuncular bir bütün olarak geriye gidiyorsa oklar hocayı gösterir. inşallah şampiyon olursak bu tarihimizin en pahalı kadrosu sayesinde değil, f.bahçenin hediyesi sayesinde olacak. bir forvet, bir stoper alsalar bize nal toplatırlardı.
  • 313
    uzatmalara gidilmediğine sevindiğim maç. okan buruk'un yine bir maç planı yapmadan sahaya takımı sürdüğüne yeniden şahit olduk. gol yeyince panikle orta sahayı boşalttık yine.

    takımda tek dengeli performansı veren oyuncumuz ise renato nhaga oldu. maç eksiği ve takıma uyumu olmamasına rağmen oynadığı süre boyunca ne yaptığını bilen tek isimdi sahada. onun yaşındaki yerli bir futbolcumuzun eli ayağına dolanıyor. neyse yazın okan buruk kampı yer o da sıradan bir anadolu topçusuna evrilir.

    edit: hatırlatmakta fayda var. bilmem kaç maçtır gol atamayan rakipten 4 gün içerisinde 3 gol gol yedik. ikisi sahamızda, yani bu maçta gençlerbirliği yedeklerini karşı. büyük ihtimalle de ligin kalan maçlarında bırakın puan almayı gol bile atamayacaklar.
  • 315
    bu sezon boyunca düzgün futbol oynayamamamızın temel sebebi orta sahayı boşaltmamız. galatasaray’ın iyi oynadığı maçlara baktığında, sallai bekteyken yunus’un kanattan içe kat edip merkeze yaklaştığını görüyorsun. o zaman orta saha iki kişiye kalmıyor, alan dengeleniyor ve takım nefes alıyor. futbol da ancak o zaman ortaya çıkıyor.

    aklıma şu soru geliyor: okan buruk’un geçen sezon kadıköy’de yaptığı, orta sahada +1’i bulmak adına yunus’u sol kanada ekleme hamlesi bilinçli bir tercih miydi, yoksa anlık bir çözüm müydü? bu sezon gördüğümüz tabloya bakınca ister istemez sorguluyorsun. acaba konsantrasyon eksikliği mi var, yoksa bazı maçları önceliklendirip oyuncuları dinlendirme çabası taktik disiplinin önüne mi geçti? belki de hepsinin bir karışımı.

    ama ne olursa olsun, bu sezonun bir an önce bitmesini isteyen bir ruh haline soktu bu takım. oynanan futbol kötü, izlemek keyif vermiyor. modern futbolun gerektirdiği taktiksel disiplin ve oyun aklı bizde yok. bu sezon bana gerçekten zevk veren, “iyi oynadık” dediğim belki beş maç var; onların da dördü şampiyonlar ligi’nde. geri kalan maçların çoğu adeta eziyetti.

    bunun temelinde de kötü kadro planlaması yatıyor. iki sezonda toplam 50 gole katkı veren mertens’in yerini doldurmak bir yana, alternatifini bile yaratamadık. kanattan içe kat ederek orta sahayı rahatlatan yunus’un rolünü doğru kullanmak yerine, oraya sané transfer edildi. yunus ise bu kez gidip mertens’in boşluğunu doldurmaya zorlandı. sonuç: hem yunus’tan verim alamadık hem takımın dengesi bozuldu.

    burada “sané gelmeseydi daha iyi olurduk” demiyorum. mesele isimler değil, profiller. biz hâlâ isim üzerinden takım kurmaya çalışıyoruz. oysa sahadaki oyunu belirleyen şey oyuncu profilleridir. modern bir 10 numaraya ihtiyacın varken gidip sağ beke 30 milyon euro veriyorsun. üstelik sonra o oyuncuyu sağ bekte kullanamayacağına karar veriyorsun — ki bence de doğru karar.

    eğer 4-2-3-1 oynayacaksan, bu sistemin bazı zorunlulukları var. beklerden en az biri ve kanatlardan en az biri orta saha karakterli olmak zorunda. aksi halde orta sahada devasa bir alan iki oyuncuya kalır. 10 numara sürekli geri gelirse, hücumda etkisini kaybeder. bu yüzden ya bekten ya kanattan destek almak şart.

    ama sen ne yapıyorsun? çizgiye basan iki kanat (sané ve barış), atletizmi yüksek ama oyun kurma becerisi sınırlı iki bek (jacobs/eren ve boey/singo) ile sahaya çıkıyorsun. böyle bir yapıyla akıcı futbol oynaman mümkün değil. ancak daha zayıf kaldığın, “underdog” olduğun maçlarda, yoğun eforla ayakta kalabilirsin. o da iyi oyundan değil, mücadeleden gelir.

    bu kadar sorunun olduğu bir sezonda, tek bir maçtan çok şey çıkarmak zaten zor. bu biraz da sezonun birikimi. açıkçası bıkkınlık veren bir noktaya geldi. hatta elendiğimiz için üzülmek yerine rahatladım. trabzonspor ve beşiktaş gibi seni ciddiye alacak, fiziksel ve kadro kalitesi olarak daha güçlü takımlarla oynayıp daha fazla zorlanmak istemezdim. üstelik bu tablo lig performansını da aşağı çekecekti.

    sonuç olarak, iki kulvarı kaldırabilecek bir takım değiliz. kağıt üzerinde 300 milyon euroluk kadro var ama sahada acı çeken bir takım izliyoruz. bu çelişki insanı yoruyor. elenmiş olmaktan memnun değilim belki ama sahadaki görüntüyü izlemekten çok daha mutsuzum. bu yüzden bu sezonun bir an önce şampiyonluk ile bitmesini arzuluyorum.
  • 316
    takımın sıfır taktikle futbolcu performansına dayalı oynayıp kaybettiği bir maç daha. bu takımın baştan aşağı osimhen - okan buruk vs. dahil bence değişmesi lazım. bu oyuncuların ciddiye alıp oynadığı maç şampiyonlar ligi dahil bir sene içinde 5-10 tane. acilin acili önlem alınmazsa artık klasik haline gelmiş 3-5 yıllık kayıp süreçleri başlar.
  • 317
    çok absürt bir kadro ile sahaya çıktık. kaan stoper değildir ve olmamalıdır diye burada yıllardır yazıyoruz. üstüne lemina'yı fener maçında düşünmüyor musun ki bu maça 11 atıyorsun? aynı şekilde sane'yi fener maçına 11 düşünmüyor musun ki bu maça 11 atıyorsun? velev ki bu adamlarla başladın. ne amaçla lemina-ilkay değişikliği yapıyorsun? orta sahayı direkt rakibe vererek neyi amaçlıyorsun? futbol 2 mevkiden mi ibaret?
    bir kontrada golü yedin zınk 442 yaptığını düşündün. ancak senin orta sahanda adam kalmadı ki. seni organize edebilecek 1 adam bırakmadın sahada. bu nasıl bir akıl tutulmasıdır?
    şişir babam şişir. ilk tehlikeli atağını 75. dakikada yaptın. sağdan kesilen ortaya solda barış vuramadı. bu mu galatasaray ve taktik anlayışı? osimhen-icardi-yunus-barış-sallai-lang gibi hücumcuları atıyorsun sahaya ama nhaga'yı oyundan alıyorsun. e kim tutacak geriyi? ilkay bu aralar karpuz tutamıyor orta saha mı tutacak?
    lemina çıkarsa torreire girerdi. sebebi kesicilik.
    nhaga çıkarsa ilkay girerdi. sebebi oyuu ileride organize etme.
    sane çıkmasa da olurdu. adamın neden oynadığını ve çıkarıldığını anlamadım.
    boey çıkarken trip atıyor. ama yerine giren sallai 2 direkt hücuma etki etti. demek her oyuncuya aynı şekilde dokunamıyorsun. biri varken savunma zafiyeti diğeri varken hücum zafiyeti oluyor.
    sezon bitti net 11 yok elimizde.
    gençlerbirliği 7 maçtır gol atamadığı dönemde bize 2 maçta 3 gol attı ve 2 gol yedi. ligin en kalitesiz ve ne yaptığını bilmeyen takımlarından biri. adamlar bizden daha çok nasıl hazır olabiliyor?
    sabaha kadar daha konsantre olsunlar fark etmez. kalite her şeydir. senin kaliten ile onların ki bir mi?
    bodo da çok konsantre çıkmıştı bizim maça ama kalitenle üçledin yolladın. ajax'da çok konsantre çıkmıştı ama kalitenle üçledin yolladın.
    kalite ve konsantrasyon birleşince liverpool yeniyorsun, atleti'yi elinden kaçırıyorsun.
    balık baştan kokar. laubali bir teknik direktör ile bu laubaliliğin sirayet ettiği kadro gün sonunda başarısızlığa mahkumdur.
    bir de bu arada elendiğimize de 1 gram üzülmedim. zaten gereksiz bulduğum bir turnuvadır.
    ancak üzülmememin ardında yatan gerçek de gelecek maç fener maçı olmasıdır. inşallah kulüptekilere bir tokat etkisi yaratır da rakibi yenerler. yoksa üzülüp üzülmemekten öteye geçen durumlar olacaktır.
  • 318
    "kupa beyi galatasaray"... çocukluğuma dair futbolla ilgili hatırladığım ilk tamlamalardan biridir. şampiyonluklarda belki ezeli rakibinin gerisindeydi bizim takım ama türkiye kupasını en fazla müzesine götürendi, boynumuz bükülmüyordu, "bizim de türkiye kupamız var" diyorduk gururla, inatla, ezilmeden...
    tabii aradan yıllar geçti, o romantik vakitlerden sonra paranın her şey olduğu zamanlara geldik, türkiye kupası bile adının önüne "sponsor" isimleri aldı, kazanana para vermiyorlar diye kupa ikinci plana düştü, takımlar "rotasyon" dedikleri yedek topçularla maçlara çıktılar, hazırlık maçı havasında oynanmaya başlandı müsabakalar, ülke futbolunu yöneten federasyon da her sene kupaya "acayıp" statüler yükleyince, kulüplerden sonra taraftarın da ilgisi azaldı...

    ligde şampiyonluk peşinde koşan galatasaray da 3 gün evvel deplasmanda yendiği gençlerbirliği ile sami yen'de kupa maçı için karşılaşacaktı da ne teknik adam maçı ciddiye aldı, ne topçular, ne de taraftarlar. küme düşmeme mücadelesi veren ankaralılar da aynı kafadaydı, onlar da hafta sonu oynayacakları "hayati" maç öncesi as topçularını dinlendiriyordu... bu maça "önem" arz eden yok muydu? kendisini "ispatlamak!" isteyen oğuzhan aksu ve deplasman tribününde yer alıp takımına inanan 12 adet gençlerbirlikli taraftar...

    lemina ve sane dışında ki osimhen'in dönmesiyle ıcardi de yedek kulübesine dönecektir, hafta sonu oynanacak derbide yer almayacak 9 "rotasyon" oyuncusu ile başladı okan buruk karşılaşmaya. oysa rakibi fenerbahçe bir gün evvel konya'da as takımla sahaya çıkmış ve uzatmalar sonrası kaybetmişlerdi. yorulan rakibine karşı "as"larını dinlendirip derbide fiziksel yönden avantajlı olmayı denemişti belki de. belki de rakibini küçümsemişti o da. tıpkı sahadaki sarı-kırmızılı topçular gibi. onların da aklı belli ki hafta sonu oynayacakları maçtaydı ki galatasaray tarihinde belki de ilk defa benim hatırladığım koskoca bir 45 dakika "dişe dokunur" tek bir atak yapılmadan geçti. 30. dakikada sane'nin ortasında seken topta ıcardi'nin dağlara taşlara giden şutu ile 10 dakika sonra ahmed'in yine aynı şekilde kaleyi tutmayan ceza sahası dışından vuruşu hariç atak yoktu. tabii, bu "ukalalık" ikinci yarı ahmed'in kaptırdığı bir top sonrası kendi kalesinde golle sonuçlanınca, "işler sıkıya alındı" daha ciddi ataklar yapıldı da kaleci erhan'ın becerisi, galatasaraylıların paniği ile birleşince skorbord değişmedi. "kader ağlarını örmüştü" diye türk filmlerinin klişe sözü vardır ya, barış, yunus, sallai ve osimhen'in de sahaya eşitlik sayısı için sürüldüğü dakikalarda ankara ekibinin korner atışında günay elindeki topu kaçırınca bitime 8 dakika kala fark ikiye çıkıyordu...

    dünkü mağlubiyette kimse sütten çıkmış ak kaşık değil demiştik ya, lig ve avrupa maçlarını tıka basa dolduran kombineli taraftarların büyük bir kesmi de maçı "küçümsemiş" ve sami yen'e gelmemiş, iyi niyetle tribünler boş kalmasın diye biletlerini "birilerine" devretmişti. o "yeni gelenler" de restoranda yemeği beğenmeyip garsona çıkışan müşteri gibi maç içi topçulara tepki gösterirken, günay'ı ıslıklıyordu. ihaleyi sadece onlara yüklemek de yanlış olur zira bir avrupa maçında muslera da yuhalanmıştı bu stadyumda maalesef...
    maç sonu "yuhalayanlar" suçluya hesabı kesip, 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı nedeniyle tatil olan ertesi gün yapacakları "eğlence" aktivitelerini düşünerek stadyumdan ayrılırken, cefakar ve vefakar ultraslan tribünü göz yaşları içindeki günay'ı tribüne çağırıp olması gereken "yenilsen de yensen de taraftarın senle" tezahüratı ile oyuncularına destek oluyordu. bir çok kesim bir çok hareketi ile ultraslan'ı eleştirse de "iyi ki varsın ultraslan", iyi ki...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...2genclerbirligi.html
  • 319
    yürüyerek kazanmanız gereken maçtı.
    elenmek yakışmadı.
    sonuçta göztepe, samsun, başak değil bu takım.

    şu takıma elenmeyi normalleştirmek yakışmıyor bize. müzemizde bundan 20 tane olması bir şeyi değiştirmemeli. haftaya derbi var, 90 dakikada elenmek iyi oldu, elendigimize üzülmedim vs bunlar kendini kandırma.

    ben üzüldüm. galatasaray'i bu halde görmek beni ziyadesiyle üzdü. aslında seni de üzdü ama yüzleşmek istemiyorsun.
  • 320
    bu maç güncel koşullarda analiz edilmesi gereken bir maç değildi. hele hele oyuncu yuhalamaya kadar gitmemesi gereken bir maçtı.

    ligde fb ile aramızdaki puan farkı 4, hafta sonu derbimiz var. 3 ihtimalli maç,

    puan farkı 7’ye çıkarsa şampi diyeceğiz.
    puan farkı 4’te kalırsa 2 önemli maçımız var.
    puan farkı 1’e düşerse 3 ölüm kalım maçımız var.

    burada sadece ilk senaryo gerçekleştiğinde gençlerbirliği maçına üzülürüz. o da uzun sürmez.
    2. ve 3. senaryolarda araya girecek olan ts veya bjk eşleşmesi olacaktı, hali hazırda sezonun tüm yorgunluğunu yaşayan takım bir kez daha zor bir maça çıkacaktı.

    bu takım bu sene 12 üst düzey şampiyonlar ligi maçına çıktı. eski formata göre final dahil 13 maça çıkılıyordu zaten. yorgun ve formsuz bir takımız şu an. maç maç gitmek zorunda kaldığımız o zorlu viraja girdik. hakemlerin, tff’nin ortalığı karıştırdığı şu dönemde bırakın da oyuncu maç başı parasından bile daha değersiz olan türkiye kupasından elenelim.

    güncel koşullarda değerlendirmemiz gerektiğini tekrar hatırlatıyorum.

    “icardi’den kurtulacağız” diye maç sayan taraftar var. onlara sözüm yok, dilediklerini söylesinler çünkü ben düzeltemem düşüncelerini.
  • 321
    yediğimiz ilk golde oyuncularımızın geri koşma hızına bakılacak olursa günay yerine geriye koşmayanların ve koşar gibi yapanların ıslıklanması gerektiği açık.

    gençlerbirliği oyuncusu top sürerken bizimkilere fark atıyor, ilk vuruş yapılıyor, vuruş yapılıp top kalecimizden sektikten sonra cezasahası içinde en yakın konumdan ne olacak acaba diye izleyenler var.

    sıkıntı yaşadığımız çoğu maçta asıl problem bu. savunmaya hımbıl hımbıl joggingle dönen adamın cezasahası içinde kalecimiz ve stoperlerimiz rakiple boğuşurken uzaktan izlemesi. haliyle seken topa da rakip vuruyor böylece.

    hatta seken topa vuracak rakip bunlar uzaktan izlerken yanlarından geçince yalandan öne doğru 3 4 adım atıyorlar. arkadan herif koşarak geliyor nereye yetişeceksin?
  • 322
    fenerbahçe'nin mağlubiyeti sonrası, kazanıp, pazara kadar geyiğin dibine vuracakken bütün tadımızı alan maç. prens william galler'de galatasaray şov yapıyor geyiğini yapamıyoruz. temel atma töreninde bakan "şampiyon galatasaray" çekiyor gülemiyoruz. çünkü bu maçın rezaleti var akıllarda.

    bu rezaleti ancak pazar günkü galibiyet temizler. takımın taraftara borcu iyice kabardı. tüm borcu kapatma vakti bu. 3 hafta daha veresiye isterlerse, bu mutsuzluğun üzerine biz selektör reis'e döneriz "okaaaaan" diye.
App Store'dan indirin Google Play'den alın