• 11
    transfer doneminin acilmasi ile tekrar ortaya cikan iddia.

    william carvalho gelmesin gaddar degil, oliviera gelmesin zengin selcuk'u, pedro gelmesin zengin necati'si diye dalga geciliyor.

    burasi arap liginden hallice bir lig arkadaslar. sampiyonu da avrupa'da siradan takimlardan enseye tokat yiyen bir lig.

    sertlik falan da yok. tamamen hakemlerin zart zurt duduk calmasi ve oyuncularin sahtekarlik yaparak yere yatmasindan dolayi oyle saniliyor.
  • 1
    yıllardır sadece türk futbolseverler tarafından dillendirilen safsata.

    posası çıkmış batı avrupa yıldızlarının emeklilik diyarı olması ve türk liginden avrupa liglerine giden topçuların antrenmanda bile kemik sesi geliyor demeleri bile bu safsatayı kanıtlıyor.

    bu inanışa sebebiyet veren en önemli faktör türk hakemlerinin en küçük müdahaleye bile faul çalmasıdır. avrupa'da maç yapınca türk liginin en ayıboğan stoperi bile biz nereye düştük bu ne sertlik diyor.
  • 30
    çok da yanlış olduğunu düşünmediğim sanrı. bunu bir sanrı haline getiren, bu lig kapsamında oynanan şeyin modern futbolda karşılığının olmaması sebebi ile uluslararası maçlarda bu ligden çıkan takımlarımızın tokat manyağı olup dönmesidir.

    oysa türkiye ligi de kendi dinamikleriyle aslında zor ve kırıcı bir ligdir.

    en önemli zorluklardan biri standartlara sahip olmamasıdır. üç hafta sonraki maçın günü-saati garanti değildir. bir maçta faul çalınan pozisyona diğerinde çalınıp çalınmayacağı muammadır. her sezon yolu lige düşen birkaç anarşik hoca hariç futbol oynatma niyeti olan hoca yoktur. 15-20 metre derinlikte 11 kişiyle 90 dakika 95 dakika hiç sıkılmadan kazık gibi durarak bekleyebilen rakiplerle uğraşmak gerekebilir. bir takıma aşırı zorluk çıkaran bir takım diğerine buyur geç diyebilir. bütün bir hafta ideal 11'ine göre hazırlandığın rakipte aniden maç sabahı 3-4 oyuncu kadro dışı kalabilir. eylül-aralık arası sahaya sağlık için spor parolasıyla çıkan takımlar ocak-nisan arası efsane milan kadrosuna dönüp götü kurtarınca mayıs ayında tekrardan laylayloma dönebilir.

    bu örnekler uzar gider...

    diğer bir zorluk da elbette rekabettir. 7/24 mümkün olan tüm kaynaklardan pompalanıyor olması ve türk halkının hayatsızlığı sebebiyle karşılık bulması sebebi ile rekabetin kendisi artık sportif gerçeklikten hatta hayatın gerçekliğinden kopmuş bir noktadadır. günün herhangi saati atılan bir tweet haftanın maçlarını etkileyebilir. internete yüklenen ve gerçek bile olmayan bir video bir futbolcuya ceza aldırabilir. abuk sabuk futbolculara rekabet iklimi gereği manasız paralar ödenebilir. şampiyon takım federasyondan 5 milyon euro, yayıncı kuruluştan 17 milyon dolar alırken 75 milyon euro bonservis bedelli transfer yapabilir. yapılacak transferleri sosyal medya belirler. hatta bazen "karşı istihbarat" tarzı manipülasyonlarla transferlere yön verilebilir. gerçeklikten kopuk nefret ortamında özellikle galatasaray ve fenerbahçe için en önemli konunun diğerinin şampiyon olmaması olduğu gibi bir gerçek vardır. saha içinde iyi işler yapan ve yapma potansiyeli olan bir hoca eğer ezeli rakip şampiyon olmuşsa gözünün yaşına bakılmadan kovulur. üç değil otuz üç sene üst üste şampiyon olan hoca bir sene es verirse, hele de araya ezeli rakip girerse o koltukta duramaz. aynı şekilde hiçbir işe yaramayan bir futbolcu bir derbi maçında futbol dışı bir performansı sebebiyle yıllarca sözleşme almaya devam edebilir...

    bu örnekler de uzar gider...

    bu lig ayrı bir cehennemdir. ne kadar çaptan düşmüş dahi olsa mourinho'yu bile uçurtma yapıp uçurabilir. tıpkı ülkede her şeyin en kalitesizinin en pahalıya alınabiliyor olması gibi, yılın 12 ayı günde 7/24 bağır çağır kavga verilip karşılığında işte senede iki derbi galibiyeti üç beş gün de şampiyonluk sevinci yaşanır. ligi rekor serilerle domine eden takım üç tane avrupa maçı üst üste gelince hallaç pamuğu gibi dağılır. tek yaptığı topu rakibe verip üçüncü bölgede şok pres yapmak olan bir takımdan 10 dakikada 3 tane falan yiyebilir. üç senedir üst üste şampiyon olan takımın hala daha kadrosunda eksikleri falan olabilir...

    çünkü bu ligin dinamikleri bambaşkadır. bu lig deliliğin ta kendisidir. gerçekliğin ötesinde kendi gerçekliğinde boğulmuş bir batakhanedir. taraftarından yöneticisine, hakeminden malzemecisine herkesin suyunu sıkar ama ortaya çıkan şeyin futbolla alakası yoktur. muhtemelen her kura çekiminde "lokum gibi kura" dediğimiz ama güle oynaya dört beş atıp gönderen takımların taraftarını geçtim yöneticileri bile bizim sıradan bir taraftarın çektiği çilenin yirmide birini çekmiyordur.

    ortaya çıkardıkları şeyin sportif olarak farkını çok şükür her fırsatta görüyoruz...
  • 7
    sert değil, standardizasyonu olmayan bir ligdir. mesela bir takımdaysanız rakibinizin bacağına tabanınızla çift dalıp kart bile yemeyebilirsiniz, hatta bunun için savunma bile yapabilirsiniz, haklı görünürsünüz. burdan bakınca sert. ama başka bir takımdaysanız ufacık bir temasla kırmızı yiyebilirsiniz. burdan bakınca dünyanın en soft ligi.
  • 2
    yillardir orada burada okudugum inanilmaz buyuk bir sanri.

    posasi cikmis 40'a yaklasmis eski yildizlarin estirdigi, teknigi biraz duzgun oyuncunun messi gibi takildigi kalitesiz otesi bir lig super lig, kalitesi de her gecen sene daha kotuye gidiyor. bu sozum ona sert ligin mensuplarinin her avrupa macinda catir catir fiziken eziliyor olmasi bir cok seyi ozetliyor zaten. insanlarin bu kaniya nasi vardigini yillardir cok merak etmisimdir.

    bu ligde son 10-15 senede oynamis gercek anlamda sert tek futbolcu felipe melo'dur, lugano belki biraz da. sertlik kavrami ismail gulduren gibi kasaplarin arkadan attigi tekmelerle karistiriliyor, onun da kralini yapiyorlar zaten avrupa'da.

    her temasta oyuncularin kendini cuval gibi yere biraktigi, topun oyunda kalmadigi bir lig burasi.
  • 24
    yeniden lig zor ve lig kolay argumanlarinin alev almasiyla ozumsenmesi gereken yanilgi.

    oyun zekasi yuksek her topcu paldur kuldur kendisine sert girmeye calisan topculari ekarte eder bu ligde.

    hurriyet gucer yillarca alex'i tuvalete kadar takip etmeye calisti. hep seri hamlelerle sert sekilde yildirmaya calisti. olmadi, yapamadi cunku alex zekiydi.

    hagi'yi indirmek icin 3 adam ayni anda basardi bazen. alpay'i bile adam adama verdiler zamaninda adama her yerini kirsin diye. hagi hepsini ekarte etti.

    sergen gobegiyle ustune cift dalan yuzlerce topcuyu iki harekette oyundan dusurdu yillarca.

    daha yuzlerce ornek var. bu lig sert degil. sadece cogunlugu oyun zekasindan yoksun topcularla dolu.
  • 4
    sanılması değil, öyle olması.

    türkiye ligi kendi içinde sert. bacakkıran balesi oynanıyor burada. bilek güreşi yapan iki kişi aynı derecede güçlüyse veya aynı derecede güçsüzse büyük çekişme olur. bu da aynı. 20 takım aynı derecede güçsüz. haliyle birbirlerine sertler.

    avrupa'ya çıkınca kendilerinden daha güçlü takımlara sertlik uygulayabilecekleri ortam oluşmuyor. çünkü onlar çok daha güçlü.

    ama biz kendimize sert miyiz? evet. kaba saba bir şekilde, kazmalıkla, bacakkıran balesi oynayarak.
  • 13
    sert bir lig olmadığına ve hakemlerin çok kolay faul çalması ve kartlarını mantıksız/tutarsızca kullanmasından dolayı sert algısı oluştuğuna %100 katıldığım önerme.

    türkiye ligi'nden üst düzey liglere giden oyuncuların fiziksel olarak nasıl ezildiğini ve patates edildiğini defalarca gördük. en son örnekler burada üstün fiziğiyle anılan sorloth, vedat muriç gibi adamların gittikleri liglerde hiçbir şey yapamaması.

    türkiye ligi sert bir lig falan değil. oyuncular sahtekar ve bazen gaddarca hareketler yapıyor hakemler de buna çanak tutuyor, mesele bu. antrenman kalitesi düşük olan hiçbir lig, sert lig olamaz. türkiye'deki antrenman kalitesi de avrupa'da son sıralarda yer alıyor.
  • 12
    sanulmaktan öte bir durumdur. simao sabrosa beşiktaş ile ilk maçına çıktığında ispanya'da 6 ayda yemediği tekmeyi sadece yarım saatte yediğini söylemiştir. basında bir oyuncuyu tutamadıklarında sert girip oyundan düşürmelerini, sakatlamalarını söyleyen ve bunu söylediği halde prim yapan şeytanları vardır. bunu avrupanın başka hiç bir ülkesinde göremezsiniz mesela.
  • 14
    bu zamana kadar sert olmadığını anlatan çok kişi gördüm ama sert olduğunu söyleyen kimse görmedim ben. kim diyor abi sert diye*

    futbol için kullanılan sertlik tabiri topa sert oynamayı anlatır. bizdeki gibi oyuncu sakatlamaya yönelik hareketler, çirkeflikler, yalandan yere atlamalar sertlik tabirini karşılamıyor. avrupa’daki sertlik takımların karşılıklı uyguladığı bir şey. bizde hakem ve seyirci etkisiyle rakibi sindirmek amacıyla yapılıyor. topa sert oynamaya izin verilen liglerde seyir zevki, tempo beraberinde geliyor. bizde o yok ve hiç olmayacak.
  • 18
    doğru bir sanrıdır. türkiye ligi sert bir ligdir.

    ancak türkiye ligi fizik kalitenin epey düşük olduğu bir ligdir. bu yüzden buradan yurt dışına giden herkes epey afallarken yurt dışından (büyük ligler) buraya gelenler özellikle ilk haftalarda inanılmaz bir fizik üstünlük kuruyorlar. keza pivot santforların ligi bu kadar sallaması da bundan kaynaklı.

    sertlik ile fizik kalite farklı şeyler. başlıkta genellikle fizik kaliteden bahsedilmiş.
App Store'dan indirin Google Play'den alın