• 2826
    imkanı var mı bilmiyorum ama galatasaraylı futbolcuların çekilmesi gereken, şu an dünyanın en toksik ortamlarından birisi.

    kerem, barış, kaan ve abdülkerim bizim canımız ciğerimiz. turnuva başından beri dünyanın en zavallı topluluk birleşimi olan fbjk topluluğu bu çocuklara ağır hakaretlerde, imalarda bulunuyor. bizim çocuklarımız bu psikolojik şiddetle uğraşmak zorunda mı? el alemin futbolcusu götüm başım ağrıyor deyip ayrılıyor. bizimkiler de lince uğruyor. neden abi? türkiye a milli takımının şu haliyle gerçekten türk futboluna faydası olabilir mi? yönetimi toksik, medyası satılık, izleyicisi tımarhanelik. ne yapıyoruz biz burada ya?

    bizimkileri çekin abi. çekin de herkes mutlu olsun. çocuk gibi ağlayıp zırlayan semih ile, savunmaya dair hiçbir fikri olmayan sol bek ferdi ile, tek vasfı şut çekmek olan ama üflesen yere düşecek çıtkırıldım arda ile umarım euro 2024’ü kazanır türkiye. yeter ya, vallahi billahi dehşet soğudum. körler sağırlar birbirini ağırlar deyip ayrılalım şu toksik ortamdan.

    bir de altın jenerasyon demezler mi, gülmekten ölüyorum. 27 yaşındayım, ben bildim bileli zaten türkiye hep altın jenerasyon çıkarıyor, hep! mesela bu sene kaleci yok, forvet bildiğin yok. sol bekin savunma ne diye sorsan cevap veremez çünkü hem türkçe bilmiyor hem de savunma. abdülkerim harici düzenli forma giymiş ve belli performans göstermiş stoperin yok. ama altın jenerasyon. neden? arda çok güzel şut atıyor çünkü. bravo.

    turnuvanın başında çok heyecanlıydım ama şimdi heyecandan zerre eser yok. tüm hevesimin içine etti basın ve fbjk taraftarı. tek isteğim var o da bizim futbolcuların kurtulması. sonrasında çekya’dan 20 tane gol yese bile umurumda olmaz.
  • 2827
    yıllar sonra ilk defa sempatik bulup, takım ayırt etmeden (ferdi'yi sevmem, irfan can'ı hiç sevmem ama onlara bile koçum benim diyerek izliyordum) destek verdiğim milli takımdı ama cidden zeka düşüklüğü olan insanlar yüzünden midem bulanıyor takım hakkında düşünürken bile. ben yine destekliyorum ama ilahi adaletin de tecelli etmesi gerekiyor. ya onların istediği kadroyla çekya maçına başlayıp yenileceğiz ya da kerem, barış falan kurtaracak bizi. başka türlü bu haysiyetsizlerin sesinin kesilme şansı kalmadı.

    portekiz maçından neredeyse bir gün önce sabuncunun haberiyle ortada dönen baskı ve saçmalık takımı inanılmaz kötü etkiledi. o maça hiçbir oyuncumuz tam konsantre çıkamadı (kerem hariç, o zaten artık alıştı böyle şeylere). bence oldukça mantıklı tercihlerle çıktık o maç özelinde. orkun kaan ve hakan ortasahada sıkı duracak ve pres yapacak oyuncular, kerem barış ve yunus da birebirde etkili, kontraatak oyuncuları. savunmada zaten yapacak pek bir şey yok, zeki daha savunma beki olduğu için leao karşısına onunla çıktı montella. bakın bunların hepsinde eleştirilecek yönler vardır ama sonuçta teknik direktör kararıdır bu. ama sosyal medyada böyle bir saçmalık dönerse hangi oyuncu, hangi teknik direktör yeterince konsantre olabilir?

    bir de anlamadığım semih, arda falan türk de yunus yunan mı? kerem ermeni mi? bu ne akıl tutulması arkadaş. antrenmanlarda görmüş, kendisiyle çalışmış ve güvenmiş oynatıyor adam, bir kere saygı duyup desteklese herkes belki de o maçı saçma sapan konsantrasyon hatalarıyla kaybetmemiş, kazanmış olacaktık. şimdi benim beklentim; bir iki oyuncu hariç herkes bu atmosferden ve yaratılan gündemden rahatsız. umarım çek maçında gol bulursak oyuncularımız protesto ederler (ya hocaya giderek ya da golü kutlamayarak).

    bir de dileğim umarım semih, arda, kenan, irfancan, ismail, salih, ferdi, mert müldür, samet, merih ve mert 11'i ile çıkarız ve görelim bakalım şu semih'lerini, hakan'sız orta sahalarını, galatasaraysız takımlarını. yalnız en ufak kayıpta ya da kötü oyunda galatasaray taraftarı oyunculara değil, sizlere nasıl dar ediyor sosyal medyayı görürsünüz. en sakin galatasaraylıyı bile akıl hastası yaptı bu hain yapılanma.
  • 2829
    bu takımı dev aynasında gören bir spor medyasına ve sosyal medya taraftarına sahip. aslında ise gerçekler şu şekilde. tarihindeki en büyük iki başarı olan 2002 dünya kupası ve 2008 avrupa şampiyonası'na bakalım.

    2002 dünya kupası'nda grupta çin'i yendi. eleme turlarında senegal, japonya ve güney kore maçlarında galibiyet aldı. hem gruplarda hem de eleme turlarında brezilya'ya kaybetti. brezilya ile birlikte arjantin, ingiltere, italya, ispanya, fransa, almanya, portekiz ve hollanda'yı da dev milli takımlar olarak sayacak olursak iki maçta iki mağlubiyet.

    2008 avrupa şampiyonası'nda gruplarda isviçre ve çek cumhuriyeti'ni, eleme turunda ise hırvatistan'ı yendi. gruplarda portekiz'e, eleme turunda ise almanya'ya kaybetti. dev takımlara karşı yine iki maç yine iki mağlubiyet.

    demem o ki ön elemeler dışında ne zaman dev takım yenmiş de şimdi yenecek?
  • 2830
    göz göre göre fenerbahçe ve beşiktaş tarafından, kendi çıkarları uğruna, turnuvanın ortasında başarısız olması için kaosun içine çekilen takım. topyekün sosyal medya trolleri aracılığıyla, basın aracılığıyla yerden yere vuruluyor montella ve ekibi. sanatçılar bile buna ortak oluyor. buraya kadar montella ile geldik ve fena da işler yapmadı. semih ve arda bahanesiyle yapılmadık operasyon kalmadı. maalesef bu şartlar altında bu turnuvada* başarılı olmak çok zor olacak. normal şartlarda da belki zordu ama oyuncuların bu kadar kaosun altından etkilenmeden çıkıp oynamaları zor görünüyor.
  • 2838
    kadro seçiminden bağımsız son portekiz maçında görüldüğü üzere, psikolojik olarak helva gibi bir takımız. özellikle ikinci golden sonra oyun disiplininden tamamen koptuk ve mağlubiyeti kabullenmiş biçimde mücadele ettik.

    işin en üzücü tarafı euro 1996’dan beri oynadığımız hiç bir uluslararası turnuvada majör takımlara karşı bir sürpriz sonucumuz yok. 2002 brezilya maçları ve 2008 almanya maçı haricinde bütün maçlarda kelimenin tam anlamıyla havlu attık.

    milli takımın artık oyun standardı ve disiplininde bir süreklilik yakalaması gerekiyor. koca koca adamlar emziği alınmış küçük çocuk gibi hallere giriyor büyük takımlardan gol yediğimizde. mental olarak sıfırın da altında gidiyoruz.
  • 2844
    bundan böyle eğer mümkünse türkiye süper liginden, özellikle 3 büyüklerden barış alper yılmaz hariç kimsenin alınmaması gereken milli takım. bizim ligde oynayan topçuların hem fizik kondisyonu yerlerde hem de kendilerini yere atıp yalandan faul almaya o kadar alışmışlar ki yerden kalkmıyorlar maşallah, özellikle de fenerbahçeli futbolcular. mert müldür, ferdi kadıoğlu, ismail yüksek sürekli yerdeler. ha keza cenk tosun giriyor oyuna, sürekli parendeler, taklalar. turnuvanın fizik olarak açık ara en kötü takımıyız. topçularımızın ayakta kalmak gibi bir gayeleri yok dolayısıyla bence büyük bir şansla gruptan çıktık. şu maçta rakip 20’nci dakikada 10 kişi kalmasa çekya’yı yenmemiz mümkün değildi. eğri oturup doğru konuşalım.

    (bkz: 26 haziran 2024 çekya türkiye maçı)
  • 2850
    ilk kez katıldığı avrupa şampiyonası euro 96. bu turnuva, 16 takımla yapılan ilk avrupa şampiyonası aynı zamanda. 60-76 arasında avrupa şampiyonası 4 takımla, 80-96 arası da 8 takımla oynanıyormuş. yani önce yarı finalden sonra da çeyrek finalden başlayan bir turnuvaya katılamamış olmamız gayet normal o dönemlerde.

    96'dan bu yana ise düzenlenen 8 şampiyonadan (96,00,04,08,12,16,20,24) 6'sına katıldık, 2'sini (04,12) kaçırdık. katılabildiği turnuvalardan sadece euro 2016'ya ön eleme grubunda 3. olarak girdik. yani diğer beşi katılımcı sayısının artmasıyla alakalı değil. ön eleme grubunu ilk 2'de bitirerek hak edilmiş katılımlar.

    2000'de gruptan çıktık (gruptan çıkmak o dönem son 8'e kalıp doğrudan çeyrek final oynamak anlamına geliyordu), 2008'de yarı filan oynadık, 2024'te şimdilik gruptan çıktık, devamını göreceğiz. yani 6 katılımdan 3'ünde bir varlık gösterebilmişiz. 2008 varlık göstermekten çok daha fazlası tabii, her türk için unutulmaz.

    başarısız olunan sadece 2 yıl var bana göre. 96'da finallere gitmek bile büyük başarı olduğu ve gruplardaki her maç ucu ucuna kaçtığı için onu başarısızlık saymıyorum. zaten çok da hak etmeden gittiğimiz - selçuk'un golü malum - euro 2016 ve ön elemelerde fransa'dan 4 puan alıp gruplarda 0 çektiğimiz euro 2020.

    euro 2016'yı türk futbolunun kabuk değiştirme sürecine denk gelmesi, karam tayfası, prim skandalı, grupta hem ispanya hem hırvatistan olması gibi sebeplerden az çok anlayabiliyoruz. 2020'nin ise hiçbir açıklaması yok. tamam grupta o yıl şampiyon olacak olan italya vardı ama diğer iki takım euro 2024 ön elemelerinde 4 puan çıkaracağımız galler ve tarihimizde en çok yendiğimiz milli takım olan isviçre'ydi. açık ara en başarısız avrupa şampiyonası deneyimimiz.

    türkiye a milli futbol takımı, avrupa kupası özelinde aslında potansiyelini belli ediyor. son 28 yılda 6/8 katılım, 3 kez gruptan çıkma, 1 çeyrek 1 yarı final dikkate değer bir potansiyel olduğunun ispatı. tabii ki yetersiz ama boş bir ülke olmadığımız da net. daha fazlasının olamaması, 2016 ve 2020 gibi dibe çakılma dönemlerinin yaşanması ise ülkenin bir diğer yüzünü ortaya koyuyor.

    futbolda başarılı olmaya odaklansak olacağız. 96, 00 ve 08'deki milli birlik ve beraberliği yakalasak kenetlenebileceğiz. ama kayırmacılık, liyakatsizlik, kutuplaşma, adaletsizlik gibi pek çok faktör bunu engelliyor.

    bütün bunları ülkenin genel durumunu anlatmak için yazdım aslında. çünkü söylediklerim her konu için geçerli. başarılı ve iyi olmaya odaklansak çok güzel şeyler çıkaracak bir potansiyelimiz var ülke olarak. ama milyonlarca insan bu potansiyeli ortaya çıkarıp hep birlikte başarılı olmak yerine birbirimizi yiyeceğimiz ve sonucunda kendilerinin haksız kazanç elde edeceği bir düzeni tercih ediyor.
App Store'dan indirin Google Play'den alın