• 1176
    ayranı yok içmeye atla gider sıçmaya tadında yönetilen ülkemiz. paramız yok diye yangın söndürme uçaklarını uçuramıyorlar, yangın nedeniyle hayatı kayan kendi vatandaşına şimdiden düşük faizle ev satma derdine girdiler; ama somali'ye hibe yapıyorlar. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! bu ülkede akıl sağlığını korumak imkansız maalesef!
  • 1180
    olimpiyattaki başarısı değerlendirilirken bence o olimpiyatta toplam kaç adet madalya verildiğini de değerlendirmek gerekiyor. ya da daha sağlam bir yöntem olarak direkt madalya sıralamasındaki yerine bakmak gerekiyor.

    60 sene sonra olimpiyatta verilen madalya sayısı 5 katına çıktığında bir o olimpiyatta 13 madalya alırsak en başarılı olimpiyatımız bu oldu mu diyeceğiz yani?
  • 1182
    ilk iktidar değişikliğinde bir mülteci bile ülke sınırları içinde bırakılmadan sınır dışı edilmesi gereken ülke.

    yok kurulu düzenleri varmış, ayıpmış günahmış ağlaklığına fırsat vermeden defedilmeli. eğer bu önlem alınmaz ise on yıllık süreçte çok büyük iç savaşlara şahit olan bir ülke olacağız. aralarında çok düzgün insanlar var , üç kuruşa çalışıp ülke ekonomisine katkı sağlıyorlar kafası son bulmalı. ülke ciddi manada panayır alanına döndü, yeterince tacizci, tecavüzcü, hırsız insanımız var birde ortadoğu cöplüğünü ülkeye sokup ülkeyi daha da zivanadan çıkarmamıza hic gerek yok.
  • 1186
    insanların çoğunun her şeyin en iyisini bildiğini sandığı, başka insanların ne konuşup ne konuşmayacağına karar vermek istediği, özellikle siyaset ve futbol alanında inanılmaz egosu bulunan, çoğu hayati konunun tamamen algılarla yönetildiği bir yer haline gelen ülke.

    bu çoğunluğun tam tersi olup düzelmesini çok isterim ama pek umudum olduğunu söyleyemem.
  • 1189
    bu ülkeden mustafa kemal atatürk'ü çıkardığınızda elinizde afganistan, pakistan falan kalıyor. atatürk'ün izlerinin en fazla silindiği dönemin, ülke tarihinin en aciz dönemi olması bir şeylerin göstergesi ama türk milleti henüz duruma uyanamadı. uyansa da geç kaldı gerçi. 100 yıl öncesinde olduğu gibi büyük bir esaret içine düşen ve tarihten ders çıkarmayarak aynı hataları yapan bu ülke, içine düştüğü bitap durumdan kurtulabilecek mi merak ediyorum. yoksa tarihte kurulmuş ve yıkılmış onlarca türk devletinden birisi mi olacak?
    bildiğim tek şey gidişatının çok kötü olduğu ve yeni dünya düzeninde/dinamiklerinde atatürk gibi bir ismin çıkmasının imkansız olduğudur. 21. yüzyılda toplumlar birliklerle yönetiliyor. kurtarıcı bir birey, yeni bir atatürk çıkmayacak.

    türkiye ve değerli halkı artık kendi başınadır. yeni bir kurtarıcıyla değil, toplum olarak yönetmeyi ve yönetilmeyi bilmelidir. atatürk bir şanstı, kullanıldı. başka atatürk yok ve olmayacak. cumhuriyetimizin fertleri insan gibi yaşamak istiyorsa doğru olanı yapmak zorunda. ne yazık ki bu ülkenin insanlarının doğruyu yapacak bilince ve iradeye sahip olduğunu düşünmüyorum. toplum olarak senelerdir verilen yanlış kararlar da bana türkiye cumhuriyeti'nin kuruluşunun ve gelişiminin tamamen atatürk'ün varlığıyla alakalı olduğu izlenimini verdi. zira, bu halkın kendi kendine doğru kararlar alıp sıfırdan bile değil, eksiden bir ülke oluşturup artıya geçmesi çok olası değil. değilmiş daha doğrusu.

    geçmişte yaşanılanları okuduk, izledik ve dinledik ama yaşaması çok farklıymış. yaşamak geçek bir pratiktir. yerine hiçbir şeyin koyulamayacağı bir neticedir. biz aradan geçen 100 yılda ne yazık ki insan olmayı beceremedik. insan olmak bilinçli olmaktır, iradeye sahip olmaktır, anlamaktır, özgürlüğü savunup esareti reddetmektir. insan olmak toplum olabilmektir. biz okuduğundan, dinlediğinden ve yaşadıklarından ders alan bir millet olamadık. cumhuriyetimizin temelleri sarsıldı, ülkemizin ekonomisi, adalet ve eğitim sistemleri gibi yaşamın temel unsurlarının olmazsa olmazı olan dinamikleri mahvoldu. demografik yapımız bozuldu.

    bir ülkenin ekonomisi, eğitim anlayışı, adalet ve hukuk sistemi, özgürlük anlayışı bir şekilde düzeltilebilir. çeşitli politikalarla yeniden yaratılabilir ama demografik yapınız ve sosyolojiniz bozulduysa geçmiş olsun. demografik yapısı bozulmuş ülkelerin ekonomisi, eğitim ve özgürlük anlayışı, adalet ve hukuk sistemi sıfırdan kurgulanamaz. demografik yapı, bir ülkenin en temel direğidir. onu ayakta tutan kolonudur.

    asır geçti üzerinden, biz yine mücadele etmek zorunda kalıyoruz. ders çıkarmadık ve hatalı kararlar verdik. bu sefer kurtarıcı da yok. kendi başımızayız. tüm bu olanlar üzücü çünkü ortaya koyabileceğiniz bir irademiz de yok.
  • 1190
    yapılan sosyal medya haberlerine bakılırsa muazzam bir göç dalgası ile karşı karşıya olan ülkem. üstelik gelenler pakistan ve afganistan vatandaşları gibi bu ülke kültürüne oldukça uzak insanlar. bütün dünyanın göç merkezi haline getirildi ülkemiz. emperyalist savaşların eksik olmadığı kapitalist sistemde göç elbette olacaktır, insanlar elbette savaştan kaçacaktır, insanları daha çok para kazanmanın daha güzel yaşamanın yollarını arayacaktır, küresel eşitsizliğe karşı zengin ülkelere göç edecektir. ama burası tek bir ülke olamaz. avrupa’nın en gelişmiş ülkeleri dururken, dünyanın süper güçleri dururken kendi insanı açlık sınırında gezinip duran bir ülke daha fazla göç kabul edilemez. madem girişi kontrol edemiyorsunuz, çıkışı da kontrol etmeyin.
  • 1192
    atatürk sayesinde yüzüne bir damla nur gelmiş de bu vesileyle modern dünyaya kısa bir süre de olsa yüzünü dönebilmiş bir milletin içinde yaşadığı ülke.

    denklemden atatürk'ün kazandırdıklarını çıkarınca görüyoruz ki elimizde bize yıllardır anlatıldığı gibi "mert, adil, dürüst, akılcı, zalimin karşısında, doğrunun yanında, esarete boyun eğmeyen" bir insan profili değil de baya baya dümdüz sersefil ortadoğu insanı var. bu malzemeyle buraya kadar bile iyi gelmişiz. atam burada sana da sitem edeyim hazır yeri gelmişken. iyi gazlamışsın bizi "türk milleti zekidir, çalışkandır" falan.

    yıllarca bize dayatıldı yok devlet aklı, yok mete han'ın 2000 yıllık ordusu diye. he mete han'ın ordusu amk 1 milyon potansiyel terörist içeri girdi, içeride ırza mı geçer, bomba mı patlatır belli değil, girenlerin adına bile bakılmıyor, mete han'ın 2000 yıllık ordusu da "emir böyle abi" diye el sallıyor girenlere. görürsem mete han'a da söylerim bunu. "bak mete han abi senin ordu yine destan yazıyor" derim. devletin meşhur aklı işte bu kadar çalışıyor.

    gayet olması gerektiği gibi hakkettiği şekilde yönetilen ülke. eski türkiye falan bu ülkenin insanına gerçekten çok. başımıza gelen her şey müstahak ki şov daha yeni başlıyor.
  • 1193
    adına sıfatına cahil, çomar, gerici, irticacı vs. diyebileceğimiz kesim ne kadar kalabalık ve bu zümrelerden gelen yönetenleri ne kadar despotist olursa olsun seküler, medeni yüzünü asla kaybetmeyecek ülkedir.

    "bir ölür bin diriliriz" gibi hamasetle dolu boş sözler söylemeyeceğim, ki bizi bu hale hamaset getirdi, ancak türkiye'den atatürk'ün izi hiçbir zaman silinmeyecek; atamın ateşi yanmaya devam edecektir.

    cumhuriyet tarihi boyunca bizim neslimiz kadar hiçbir nesil umutsuzluk duygusunu taşımakta bu kadar haklı olmamıştı belki. yine de eski güzel türkiye'nin çok uzakta olmadığını hissediyorum.
  • 1194
    ortadoğu çomarlığına ne kadar bulaşırsa bulaşsın eninde sonunda küllerinden doğacak ülkedir. lakin sorun şu ki bunu biz görmeyebiliriz. çabamız kötü günlerin hiç yaşanmaması üzerine kurulu olmalıdır, yoksa türkiye cumhuriyeti'nin kökü sağlamdır. türkiye adını bile bin yıl önce almıştır, selçuklu zamanından beri anadolu'da kurulmuş büyük devlete türkiye derler. yönetim şekli değişir, devletin resmi adı değişir ama aslolan tektir. türkiye, yani "türklerin yaşadığı yer"...

    evet mustafa kemal atatürk bu millet için tarifi olmayan bir şans oldu, dünya tarihinde benzerine çok az rastlanır bir dahi asker ve devlet adamı olduğu kadar samimi de bir türk milliyetçisiydi. bunların tek bir karakterde toplanması üstelik bize nasip olması muazzam. yalnız şunu da kabul etmek gerekir ki atatürk'ü de yetiştiren yine bu millet olmuştur. yetim bir çocuk olarak sultan abdülmecid'in kurduğu manastır askeri idadisi'nde; sultan 2.mahmut'un kurduğu kara harp okulunda eğitim görmüştür. aydınlık ve milliyetperver görüşlerini bu zamanlarda kazanmıştır. nitekim osmanlı'nın bu tamamına yakını ittihatçı olan yakın devre subay sınıfı eğitim seviyesi itibariyle o günkü toplumu bırak bugünkü toplumun dahi çok çok ötesinde iyi yetişmiş bireylerden oluşmaktaydı. mustafa kemal başka bir cevher olsa da akranı olan subay takımının ekseriyeti zaten çok parlak gençlerdi ve türkiye'nin her şekilde bu genç subaylar önderliğinde ikinci bir şansı daha olacaktı, bu millet ne boynuna kement geçirilmesini ne de karanlığa gömülmeyi uzun süre kabullenemez, bir yerinden illa ki patlar.

    dolayısıyla şimdilerde bakmayın büyük ortadoğu projesinin eşbaşkanı olmakla övünen birilerinin idaresinde ülke kısa süre içinde iç savaş dinamiklerini fitillemeye, dışarıdan müdahaleye vs. hazır hale gelmiş görünüyor olabilir, ama bu devran böyle gitmez, gök girsin kızıl çıksın ki günü geldiğinde tarihini okumuş birileri çıkıp tekrardan masabaşında hazırlanmış haritalar devreye sokulmuş olsa bile yırtmasını bilecektir.
  • 1195
    https://twitter.com/...pXLH-1UZFKQ&s=19

    --- alıntı ---
    voleybol milli takımı maçının reytingi, futbol milli takımı maçına oranla iki kat fazla. (50.77 - 26.77)

    başarıyla birlikte ilgi artıyor.
    --- alıntı ---

    baskın spor hepimizin bildiği gibi futbol olan ülkemiz. yalnız 31 ağustos türkiye polonya kadın voleybol maçı, 1 eylül 2021 türkiye karadağ maçından daha çok reyting getirmiş.
  • 1196
    futbol milli takımının, milleti tarafından antipatik bulunduğu ülke.

    ve bu tarihi savaşlarla geçmiş, miliyetçiliğin her daim yüksek olduğu, daha 10-15 sene önce milli maçların ve avrupa'da maç yapan takımların deliler gibi desteklendiği ülkede gerçekleşti.

    ulus ve millet kavramının içi boşaltılırken, antipatik ve iş bilmez futbol yöneticileri, teknik adamlar ve primci futbolcular falan derken milletinden uzaklaşan bir futbol takımı hayal edin...

    ve tüm bunlar olurken ülkenin yüz akı bir takım çıktı karanlığın, cehaletin içinden...

    pırıl pırıl türk kızlarının ulus kavramını bize tekrar hatırlattığı bir takım.

    (bkz: türkiye kadın milli voleybol takımı)

    atasını unutmayan, bayrağın kutsallığını, milli formanın anlamını bilen, gururla taşıyan bir takım...
  • 1198
    parasının değeri öyle böyle düşmeyen vatanımız.

    bugün gece saatlerinde galatasaray'ın nef ile stad isim anlaşması sözleşmesi açıklandı. toplamda 5+5 yıl için 725 milyon tl + kdv alacağız.

    biliyoruz, borcumuz hep euro üzerinden gidiyor ve gelirler tl olduğu için de bu fark kapanmıyor. şimdi bir baktım, 10 sene önce euro neredeymiş diye, 12.10.2011 tarihinde 1 euro'nun bedeli 2.50 tl. bugün 12.10.2021 tarihinde 1 euro'nun değeri 10.39 tl.

    4 katından fazla artmış 1 euro'nun bedeli.

    10 sene sonra ne olacağı da ayrı bir meçhul.

    kimse yanlış anlamasın, bu yapılan anlaşmaya falan bir eleştiri değil. aksine sayın erden timur beyefendiye ne kadar teşekkür etsek az, ne zaman başımız sıkışsa elinden geleni gelmeyeni koyuyor ortaya ve muazzam paralar döküyor. açık söyleyeyim, ben 725 milyon tl'yi bir arada ömrü hayatımda göremem. bir çoğumuz da göremeyiz ki zaten eleştirim de buna değil, bu doğru yeterli bir bedel ve anlaşmayı yapanlara teşekkürler.

    ancak ekonomik olarak nereye gidiyoruz abi biz? şu durumun izahı var mı? 10 yılda bir yabancı para benim ülkemde 4 katından fazla değerlenecek.

    üzülüyorum be sözlük. elalemin 1 kağıt parçası ile burada gününü gün etmesine rağmen bizde 10 kağıt parçası bile olsa ay sonunu anca düşünmemize üzülüyorum.

    umarım doğru yönde değişmeler görürüz ancak gidişata bakarak da çok emin olamıyorum.
  • 1200
    1 dolar 9.2 tl
    1 euro 10.6 sınırına gelmiş durumda.

    yani asgari ücretimizin dolar cinsinden değeri 300 dolar. bu da günde 10 dolar yapıyor. saatte ise 0.83 dolar. hani belgesellerde afrikanın herhangi bir ülkesindeki insanların fakir olduğunu anlatırken "günde sadece 1 dolar alıyorlar" derler ya... işte yavaş yavaş bizde öyle oluyoruz. çok yakın bir zamanda o acıdığımız insanların kaderini yaşayacağız.

    kulüplerimiz içinde çok zor bir durum. x bir ülkeden oyuncu aldığın zaman genellikle euro üzerinden maaş veriyoruz. mesela feghouli an itibariyle 41 milyon tl kazanacak. 1 hafta önce ise 39 milyon tl kazanacaktı. yani sadece feghouli özelinde 1 haftada 2 milyon tl zarar ediyoruz. başka bir örnekte ise, cicaldau'nun bonservisine bugün itibarlyle 69 milyon tl vereceğiz. transfer edildiği günde ise 65 milyon tl verecektik. yani 2 ayda 4 milyon tl zarar. dur kendimi kaptırdım ve bir örnekle daha geleyim: muslera mart 2021'de sözleşme yenilediğinde 22 milyon tl verecektik. şimdi ise 26.5 milyon tl vereceğiz. 7 ayda 4.5 milyon tl zarar. yani yabancı futbolcular sırf bu döviz kurlarının yükselmesinden dolayı güne her uyandığında 4-5 asgari ücretli vatandaşımızın ayda kazandığı parayı tek bir günde kazanıyor. bakın yıllık ücretlerinden bahsetmiyorum. sadece bu döviz kurlarının oynaklığından gelecek paradan bahsediyorum. yani ölmüşüz ama toprak atanımız yok.

    neyse olumlu yandan bakalım. mesela 4 milyar tl borcumuz mu var? amaan 370 milyon euro diyelim ki tadımız kaçmasın.

    bu arada ekonomimiz kötü diyen kulüpler, cebindeki futbolcuları göstersin. dur ya bir dakika neydi o? hah cebindeki 128 milyar doları göster o zaman? dur ya yine karıştı. neyse boşver ben gidip yatayım ve yarın sabah erkenden uyanarak dış güçlerden bahsedeyim. bak yine karıştı ya. en iyisi ben gideyim ve güçlü bir türkiye için evet diyeyim. ah ah ne olacak bana böyle?
App Store'dan indirin Google Play'den alın