• 715
    sözlük çok değişik duygular içerisindeyim. hayat aslında tersliklerle gidiyor ama mevsimden midir nedir mutluyum yahu. ters giden şeyler olduğu kadar düz gidenler de var.

    bir kere ben değiştim sözlük. artık daha çok hayır diyebiliyorum insanlara karşı. eskiden "aman kırılmasın aman gücenmesin " derdim ve hep kendimden taviz verirdim. şimdi daha çok içinden geçenleri söylüyorum. gülüyorum sürekli çevreme. herkesle konuşuyorum. biri bana ters birşey der mi acaba diye korkmuyorum. derse çeker giderim diyip umursamamazlık yapıyorum.

    hala eski sevgilim aklıma geliyo ama eskisi gibi acıtmıyor artık. resmini görünce bi içim cız ediyor doğru ama artık yoluma bakabiliyorum ve birşey daha var. aslında buraya bu ayazıyı yazmama sebep olan birşey. bi kız vardı sözlük. uzun zaman önce tanımıştıım onu . uzaktan. o beni bilkmiyordu ama ben onun hakkında hergün yeni şeyler öğreniyordum. hiç acele etmedim. belki de bu elime yüzüme bulaştırmaktan korktugumdandı ama neticede aradan yaklaşık 1 sene kadar geçti onu ilk defa göreli ve bugün arkadaş olduk. deli gibi muhabbet ediyoruz saatlerdir ve baya uyuştu fikirlerimiz . mütamadiyen gülüyoruz. büük konuşmamalıyım biliyoruym ama aşık olmamak için elimden geleni yapıcam sözlük. ama çok güzel beee!. neyse. şimdilik sadece arkadaşız. en azından bu bile güzel.

    hee kısaadan hisse yapalım.. arkadaşlar. hayat sizin hayatınız. sizin istediğiniz kadar olacak herşey. siz olmadıktan sonra hiçbirşeyin önemi yok. bugün ölseniz gitseniz de ahmet amca bakkalı açacak yine , çaysı hasan yine çay demleyecek birşey değişlmeyecek sizin dışınızda. o yüzden bu hayata değer katın siz de . siz olun. sevdiğiniz istediğiniz şeyleri yapın ve vicdanınızdan başkasına hesap vermeyin. kim sorarsa istedim yaptım deyin. çünkü siz yoksanız onlar hiç varolmamış olacaklar.
  • 1324
    43 gün önceki entry'imde (#3779309), sıkıntılarımı paylaşmış ve buradaki yazarlardan destek almıştım. benim gibi deneyimler yaşamış insanların, yaşadıklarını paylaşmaları beni bir nebze de olsa rahatlatmıştı. ardından profesyonel yardım alarak tamamen sağlığıma kavuştum. artık endişelerim ve kaygılarım yok. bu zorlu süreçte yanımda olduğunuz için teşekkür ederim. sizlerle aynı çatı altında olmak gerçekten büyük bir ayrıcalık.

    bu girdiyi şu an okuyor olabilirsiniz ya da gelecek bir zamanda karşılaşabilirsiniz, ancak panik atak durumuyla başa çıkmak konusunda yardıma ihtiyaç duyarsanız, lütfen iletişime geçmekten çekinmeyin. hep birlikte nice güzel anılara ve paylaşımlara. sevgi, saygı ve hürmetle. https://gss.gs/3K9.png
  • 1164
    (bkz: #2796596)
    üstteki bilet veriliyor duyuruları vasıtasıyla buradan maça giden bir renktaşımın da katkı sunduğu siirt'teki düşük bütçeli bir ilkokulun anasınıfına yaptığımız yardımlar ulaşmış sözlük. çocukların bir gülümsemesi var, dünyaya bedel. teşekkür videosu da çekmişler bize :) bir nebze de olsa onların daha iyi bir yere kavuşması çok mutlu etti beni. aşağıda yapılan yardımı sizler de görebilirsiniz.
    https://www.instagram.com/p/B4cbB5dgzea/
  • 956
    valla sözlük, 13 ocak 2018 fenerbahçe galatasaray erkek voleybol maçı biteli yarım saatten fazla oldu ama hala istemsizce sırıtyorum allah senden razı olsun nedim hoca beni güldürdün allah da seni güldürsün...voleybolda makus talihimiz döndü amk darısı fatih hoca ile kadıköy deplasmanına...elinizde kalan son oyuncakları da seyhan nehrine atacağız şikeciler sizi :) :) :)
  • 649
    sözlükte pnömotoraks ile ilgili başlık bulamadığımdan buraya yazayım dedim. cahilliğime verin başlık açmayı bilmiyorum. herneyse...

    başıma gelen rahatsızlıktır. türleri vardır ayrıca: spontan pnömotoraks, sekonder pnömotoraks, kronik pnömotoraks vs vs.

    doktorlar buna genç erkek hastalığı diyorlarmış. çünkü genelde uzun boylu, zayıf ve 20-40 yaş arası erkeklerde sıklıkla meydana geliyormuş. sigara içenlerde daha fazla olmakla beraber hayatında hiç sigara içmeyen birinin başına dahi gelebilirmiş. ama sigara içenler daha fazla risk grubundaymış.

    benim başıma gelen primer spontan pnömotorakstı. öyle bir şeydir ki hani derler ya insan başına gelmeden bilemez diye. hakikaten öyle. 17 yaşımda sigaraya başladım ve 25 yaşındayım. 8 senedir sigara içiyordum; ta ki bu olay başım gelene kadar. hayatta bırakamam dediğim sigarayı bir anda bıraktım ve 16 gündür değil sigara içmek sigara içen birinin yanına bile yaklaşamıyorum. korkuyorum çünkü. öyle bir korku ki bu bu olay ya bir daha başıma gelirse diye.

    15 ocak 2015 tarihinde yaklaşık 3 aydır beklediğim formasyon kaydım için sabah erkenden evden çıktım. evden çıkmamla beraber herhangi bir ağrım sızım yoktu. derken sokağa girdiğim anda sağ kanat kısmıma bir ağrı saplandı. sanki biri arkadan bıçaklamış gibi. çok şiddetli bir kramp...

    daha önce spor yaptığımdan dolayı kramplar girmesini çok garipsemedim ama bu kramp bir farklıydı. nefes almaya çalıştıkça nefesim kesiliyor, adım attıkça yere düşüp bayılacak gibi oluyordum. tabi kramp başladığında aslında benim sağ akciğerim sönmeye başlamış bile. akciğer zarım delinmiş ve kaburgalar ile akciğer zarı arasına hava dolmaya başlamış çoktan.

    velhasıl ben böyle otur kalk yapa yapa yaklaşık 300 metre kadar yürüdüm. ayağa kalkıp yürümeye başlıyorum ve 10 adım sonra oturuyorum. oturmak zorunda kalıyorum çünkü nefesim kesiliyor. sürüne sürüne bir eczanenin kapısına kadar gittim. içeri attım kendimi ve kalp krizinin belirtileri nedir, ben galiba kalp krizi geçiriyorum dedim. çünkü bu öyle bir illet ki başta kendini kalp krizi geçiriyorum zannediyorsun ama akciğerlerin o anda hava kaçırıyor ve sen bunun farkında değilsin.

    oturup biraz sakinleşmeye çalışıyorum ama birileri sanki beni boğuyormuş gibi hissediyorum dakikalar geçtikçe. nefes almak istiyorsun boğazını yırtıp parçalamak bir yerden delik açıp nefes almak istiyorsun ama ne çare. yaklaşık yarım saat ambulans bekledim, ege üniversitesi acil servisinin karşısında olmama rağmen. bulunduğum yer ile aramda 200 metre var yok. derken ambulans geldi ve beni hastaneye götürdüler.

    lokal anestezi ile sağ kaburgalarımdan ikisi arasına (hangileri olduğunu bilmiyorum) bir delik açıldı. ve 20 cm kadar bir boru sokuldu içeriye. köprücük kemiğinin altına kadar diye tahmin ediyorum. amaç içeriye dolan havayı o hortum aracılığı ile tahliye etmek ve bu sistemin adına da hava drenaj sistemi deniliyor.

    http://www.akcigerim.com/images/pt2.jpg

    doktorlar " bideburdanyak bey boruyu sokmaya başlıyoruz, içeriyi göremediğimizden boru omzunuza bir baskı yapacak ve canınız biraz yanacak. biz de bu şekilde duracağız ve işlem bitecek." dediler ve ben artık son nefesimi verdiğimi düşünürken. sağ kaburgamdan içeriye bir şey giriyor, bunu bariz hissediyorum ama ne oluyor dememe kalmadan çığlığı bastım. sesimi herhalde bütün acil servis duymuştur.

    velhasıl daha fazla uzatmadan şunu belirtmeliyim ki nefes almak çok güzel bir şey. boru akciğerime takıldıktan sonra öyle bir nefes aldım ki sanki yeniden doğmuş gibi. çıkan hava ve ses beni dehşete düşürdü. diyeceksiniz ki bu kadar acı çekeceğine neden genel anestezi uygulamadılar. onu da sordum. bu işlemi genel anestezi uygulayarak yapsaydık uyanmama riskin vardı dediler. işte ben orda anladım olayın vahametini.

    neden beni buldu böyle bir olay diye düşündüm tam 1 hafta boyunca, o hortumla yaşarken. 1 hafta boyunca balon şişirdim, öksürük egzersizleri yaptım. öyle bir şey ki uzun bir koridor düşünün ve koridordan dışarı çıkmak yasak. bir aşağı bir yukarı yürüdüm 1 hafta boyunca. camdan dışarıyı seyrettim sürekli. sanki hapishane gibi...

    taburcu olduktan sonra öyle bir derin nefes aldım ki sanki ilk kez nefes alıyormuş gibi. yeniden doğmuş gibi çektim ciğerlerime bütün havayı. ağzım kulaklarımdaydı çünkü yaşıyordum. sokakta çaresiz bir şekilde ölebilirdim de...

    sigara mı? bazen canım çok istiyor ama akciğerime boru takılırken çektiğim acıyı ben bilirim.

    hastanede yattığım ilk gece hiç uyuyamamıştım acıdan. nefes alıp verdikçe içerden bir şeyler batıyor ama müdahele edemiyorsunuz. borunun kaburgalar arasından girdiği nokta resmen inim inim inliyor.

    ben bu acıları çektikten sonra değil sigara içmek içenin bile yanına yaklaşmaya korkuyorum artık.
  • 433
    bu akşam eşim, ben ve 4 yaşındaki kızımız ailece bir restauranta yemeğe gittik. yemeğin sonuna doğru garson bizim ufaklığa sempati gösterisinde bulunurken hangi takımlısın diye sordu. ufaklık antremanlı olduğu için duraksamadan "cim bom bom" şeklinde yanıtladı. biraz bozulan garson arkadaş bu sefer "oldu mu şimdi; fenerli olursan sana balon ve lolipop veririm" diye ikna turuna başlamışken bizim kız konuyu uzatmadan bombayı patlattı.
    "fener şikeci, istemem ben"
    kıpkırmızı kesilip ardına bile bakmadan masadan uzaklaşan garsonun ardından pis pis sırıtırken emeklerimin boşuna gitmediğini görmek müthiş keyiflendirdi beni...
  • 1203
    sevinmek doğru kelime mi bilemiyorum ama bundan 2 sene önce iş arıyordum; airbus, renault, peugeot, bir çok havacılık için üretim yapan firma, volvo vs bir sürü firma ile görüşme yaptım ama olmadı. sonunda şu an çalıştığım yere girdim (burası da yıllık 20 milyar dolar cirolu firma ufak değil tabi)
    şimdi çalıştığım yer (en azından avrupa ofisi), iki ay boyunca 1 ile 2 milyon euro arası daha az satış yapti ve bir de 700 bin euro hava kargo ödedik ama bu kadar. geçen ay itibariyle normale donduk hatta yıl sonu planlarımız pozitif. bunu neden yazıyorum; çünkü bahsettiğim firmaların hepsi binlerce kişiyi işten çıkartıyor/çıkaracak. bu demek değil ki bizde de olmaz ama şimdilik, nazar değmesin, ufukta gözükmüyor. olabilecek en kötü şey diğer ürün gruplari (ki havacılık ve otomotiv de var) iyi olmadığı için genel olarak zamlar iptal olabilir, bir de kâr payı alamayabiliriz.
    kısacası zamanında airbus'a üzülmüştüm, hatta eşimin ailesi de üzülmüştü olmamasına çünkü en sağlam firmaydi ama şu an resmen iyiki almamışlar diyoruz. hayat enteresan gerçekten, kıskanarak baktığım yerlere şimdi üzülerek bakıyorum.
    annemin "vardır bir hayır" demesi aklıma geliyor :)
App Store'dan indirin Google Play'den alın