• 457
    büyük futbolcu olabilecek karaktere sahip olmayan ikili.selçuk çok silik,güçsüz,sorumluluk almıyor,pas attıktan sonra boşa çıkacağına alakasız yerlere koşuyor .kendisinin ayakları yere basmıyor, küsüyor gerçekten.galatasaray futbol takımını çocuk parkına çevirdi tek başına. burak kankisiyle karşılıklı tahteravalliye binsinler bence.burak ise bay trip işte.
  • 460
    bu adamlar bu takımı babalarının çiftliği gibi ellerinde oynattıkları müddetçe, galatasaray'a drogba bile gelse galatasaraydan bir cacık olmaz. şey pardon drogba da gelmişti değil mi? adamların panzehiri ali şen* gibi başkan abdullah avcı gibi teknik direktör. arkadaş bu takımdan ilk gönderilecek adamlar bunlardı. bu takımdan ünal aysal gitti, fatih terim gitti, didier drogba gitti, johan elmander gitti, albert riera gitti, ali dürüst gitti, abdürrahim albayrak gitti, felipe melo bile gitti, koskoca galatasaray bunlara kaldı.
  • 468
    ikisinin de sene başında satılmasını istiyordum.

    bunun birinci nedeni ekonomik.
    galatasaray pek fazla oyuncu satabilen bir kulüp değil. bir çırpıda aklıma gelenleri sayıyorum: ribery'nin elden kaçması, şampiyonlar liginde oynamış ve fransa'da kiralık performansı iyi olan dany'nin kulüpten bedavaya ayrılması, semih kaya' nın ve servet çetin'in 8-9 milyon euro'lar konuşulurken satılmamış olması falan hep sıkıntılı noktalar. ribery kaçtı, dany bedavaya uçtu, semih'in performansı yerlerde, servet konusunu zaten açmak bile istemiyorum.
    mehmet topal'ı 5.5 milyon euro'ya satmıştık.
    fernando meira'yı 5.8 milyon euro'ya satmıştık.
    hakan şükür'ü 6.5 milyon euro'ya satmıştık.
    keita'yı 8 milyon euro'ya satmıştık.
    arda'yı 12 milyon euro'ya satmıştık.
    bunlar irili ufaklı kazanç sağladığımız oyuncular. pek fazla değiller. açıkçası ekonomik yönden zarar ettiğimiz transferlerin sayısı daha fazla. haliyle, avrupa'ya parlayan oyuncuları satmak bence akılcı bir yöntem. öncelikle selçuk 5 milyon euro'ya alıcı bulur. burak yılmaz'a da 10 milyona yakın tekliflerin geldiğini biliyoruz. eh, selçuk bedavaya gelmiş. burak ise 5 milyon euro'ya. selçuk'tan aldığın verimi oyun sisteminde minik bir oynama ile daha ucuza yine alabilirsin. burak'tan aldığın verimi de bana kalırsa alabilirsin. sene başında nikola kalinic 5-5.5 milyon euro'ya bitirilebilirdi. ekonomik yönden bu adamları satmak hayli karlı olacaktı. ikisi de 1-2 sene sonra istesek de satamayacağımız adamlar çünkü. ek olarak yerlinin çok değerli olduğu dönemlerde aldıkları kontratlar da var. bunlardan kurtulmak bizi rahatlatacaktı.

    ikincisi taraftarın gözündeki yerleri.
    selçuk muazzam geçen bir sezon sonrasında aynı performansı bir türlü gösteremeyince taraftar haliyle kademeli olarak selçuk'a kızdı. kızma nerede boyut atladı ? forma çıkartma olayında. artık bir kısım taraftar için selçuk bitti. diğer kısım taraftar da ancak ilk sezondaki performansına yaklaşırsa alkışlayacak selçuğu. başka düşüncede olanlar da var tabii, kendisini destekleyenler de var. görüşlere saygım sonsuz. ben selçuğun taraftar üzerinde genel olarak dengeli bir konumda olduğunu düşünüyorum. ne çok iyi, ne çok kötü gözle bakılıyor. bir kısım taraftar haklı olarak da diyor ki, kardeş aldığın parayı avrupa'nın en iyi 20 kulübünün orta sahaları bile almıyor, bu futbol ne ? haklılar. lakin türkiye' de leş ve çok dar bir sistem vardı. en iyi türk futbolcuları toparlayıp eksik kalan yerlere yabancı alıyordunuz. yani yabancı sınırı varken tarık'a oynanan kumar normaldi. selçuk ve burağın aldığı kontratlar da normaldi. şimdi oha diyoruz tabi.
    burak ise geldiği günden beri taraftarı iki cepheye ayırmış halde. bir kısım diyor ki bu adam kazma. bir kısım da diyor ki kazma ama atıyor. şimdi, burak bence öyle efsanevi kazma bir adam değil. schalke'ye attığı golü hepimiz gördük. attığı kafa gollerini hepimiz gördük. burağın sorunu mental. hem de bence aşılamayacak bir sorun artık. burağın attığı spesifik gollerden aklıma gelenleri yazıyorum:
    schalke'ye topuğuyla düzeltip attığı efsanevi gol. yaratıcı şekilde topu önüne alma var. top kontrolü var. doğru vuruş var. kazmalık yok.
    braga'ya attığı olağanüstü kafa golünde topu öyle bir yere öyle beklenmedik şekilde gönderiyor ki, çok çok üst düzey bir gol. zlatan golü hatta ya, değil mi ?
    2012-2013 bursa maçında yaptığı plase ile attığı gol. doğru yere doğru vuruş.
    2012-2013 antalya maçında attığı frikik, çok üst düzey bir frikik. direğin içine çarparak giriyor top, kaleci nasıl çıkartabilir ki.
    2012-2013 cluj maçında attığı gol. önce dengesini kaybetmeden duruyor, sonra bir sağ bir sol çalımı atıyor, üst düzey bitiriyor.
    daha çok var böyle golü. abicim, atabiliyorsun işte. çalımın da var. golün de var. hatta bazen kısa pasları da güzel yapıyorsun. top kontrolün de var. ama yapma yahu, şu maç başı 1000 tane ofsayta düşme olayını yapma. elinle kolunla rakibe faul yapma. anlamsız top kayıpları yapma. nasıl yaptığını anlayamadığımız top kontrol edememeleri yapma. plase attığında top dönsün. yapamayan adam olsan yapamayan adam deriz. bakın umut bulut'a eleştiriler hep adamın yeteneği bu denerek yapılıyor. burak'a kızılıyor. çünkü burağın yeteneğini gördük biz. yapabiliyordu bir şeyleri belirli seviyede. iyi de yapıyordu. son zamanlardaki formu ise burağı çoğu taraftarın gözünde bitirdi. buradan artık zor.

    üçüncüsü ise galatasaray'ın avrupa'da başarılı olacak futbola uyum sağlama sürecinde "bence" yerlerinin olmaması.
    galatasaray lige göre kadro kurunca avrupa'da batırıyor. avrupa'ya göre kurunca ise ligde kilit açamıyor. hatırlayın, amrabat ligde idare ederken şampiyonlar liginde manchester united'lı oyuncuları peşine takarak yaldır yaldır gidiyordu ya da orta yapıyordu. ligde ise güreşçi mi ya bu diye eleştiriyorduk. avrupa'da oynarken kilit açacak oyuncularımız güçsüz kalıyor. ligde oynarken ise alıp giden adamlarımız kilit açma noktasında eksik kalıyor. biz bunların bir tanesini üst düzey yapan adamlara para vermektense, hepsini belirli seviyede yapan gençleri alıp yetiştirmeliyiz. şu noktada muslera-chedjou-sneijder etrafına takım kurulmalı bence. ve bu takım her şeyi 10 üzerinden 6 yapan 17-23 yaş arası gençlerden oluşmalı. forvete ise 25-30 yaş arası iyi bir golcü şart. oyun içinde kalan, elmander tarzı bir golcü. işte bu takım avrupa'da korakor savaşır ve top tutar. bu takım ligde kilidi açar. yoksa biz amrabat gibi adamlara kızmaya devam ederiz. bu sistemde de kısacası, burak ve selçuğun yerinin olmadığını düşünüyorum.
  • 471
    zamanında transfer ediliş şekilleri tam anlamıyla bayern usulü olan ikili. bayern'nin bvb'de parlayan götze ve lewandowski ikilisini alış şekline çok benzetiyorum ben 1'er yıl arayla bu ikiliyi transfer edişimizi. futbolcu tarzı olarak ta öyle. o dönem götze bvb'de nasıl parlamışsa selçuk trabzon'da o şekilde parlamış ikiside orta saha olarak. ve burak'da lewandowski forvet olarak nasıl parladı ise aynı tarzda parlamıştı. yani yerli götze ve lewandowski idiler o dönem.
  • 472
    az önce derin bir inceleme sonucunda, selçuk ve burağın birbirleriyle konuşmadılarını farkettim.

    ilk önce selçuk inan'a , galatasaray tarafından yapılan veda videosunda olcan adından tutun yekta kurtuluş'a kadar bir çok futbolcu yer alırken, kankam dediği kardeşim dediği burak yılmaz yer almayınca biraz araştırdım ve burak yılmaz'ın selçuk inan'ın veda etmesine dair hiç bir paylaşımda bulunmadığını gördüm.

    sonrasında burak yılmaz'ın instagramında takip ettiği kişiler arasında selçuk inan yer almıyor.

    bu ikilinin arasını açan şey ise yüksek ihtimalle euro 2018'de yaşanan prim skandalı ve ardından arda turan'ın milli takımı bırakmasına kadar giden süreçte fatih terim'i sırtından vurmaması olabilir. arda turanın milli takımı bıraktım açıklamasını izleyen tayfa ile hocayı ve milli takımı euro 2020'de yolda bırakan tayfa aynı kişilerden oluşuyordu..

    caner erkin, burak yılmaz, gökhan gönül, olcay şahan
  • 473
    bir zamanlar yediği içtiği ayrı gitmeyen, birbirlerine kara diye hitap eden bir zamanların çılgın futbolcuları. gerçi bir tanesi hala daha çılgın, fransa'da şov yapıyor.

    ancak şimdi birbirleri ile küs vaziyetteler.

    selçuk'un futbolu bıraktıktan sonra birlikte oynadığı futbolcuların ona hazırladığı videolarda burak yer almıyor. ikili sosyal medya hesaplarında birbirlerini takip etmiyor. ne burak'ın selçuk'la, ne de selçuk'un burak'la alakalı herhangi bir demecine son birkaç senede rastlamadık.

    kafamda bir hikaye var o da şöyle. euro 2016'daki prim mevzusundan sona adam tayfanın da neferleri olan bu ikili, fatih terim'in galatasaray'a dönüşünden sonra kritik bir tercih yapmaya zorlandılar. terim'le arası açılan oyuncular arasında yer alan burak o dönem trabzonspor'da, selçuk ise galatasaray'da top koşturuyordu. terim'in galatasaray'daki özgül ağırlığının altında ezilmek istemeyen ve rüzgarın yönünün değişeceğini önceden iyi tahmin eden selçuk, doğru bir manevra ile hocanın tarafına yöneldi. tabi bu durum aralarından su sızmayan burak'la ilişkisini de zedeledi. zaten birbirleri ile olan samimiyetlerinin bıçak gibi kesilmeleri de bu döneme denk gelir. riekerink'in olduğu dönemde kendisi çin'de oynarken tt arena'ya maç izlemeye gelen, soyunma odasında selçuk'la hikayeler atan, attığı frikik golü ile alakalı soruya golden çok selçuk ile olan samimiyetinden bahseden burak ve yine ekürisine benzer duyguları besleyen selçuk. zaten başka ne olabilirdi ki?

    benim anlamadığım konu, adam tayfanın founder member'ı arda da bu şekilde manevra değiştirip hoca'dan özür dileyip onun yanında saf tutmuşken, burak'la hala nasıl arasının iyi olduğu. burak ve arda hala iyi ilişkiler içerisinde. ancak arda fatih terim'in galatasaray'ına döndü. üstelik selçuk da yine galatasaray'da ve hocanın yardımcıları arasında. burak'ın terim'le arasındaki soğukluk hala süregeliyor. bir de şu akıllara geliyor, acaba selçuk ve arda'nın araları nasıl?

    https://www.youtube.com/watch?v=LBv_x4Pv6t8

    en son sneijder'in jübilesi için sneijder'in hem selçuk, hem burak'ı davet ettiği haberleri vardı. koronavirüs sebebiyle iptal olan bu maçtan sonra ne olacağını öğrenemedik haliyle. ancak olur da bu ertelenen jübile bir şekilde gerçekleşirse selçuk veya burak'tan birinin o maça "özel sebepler" göstererek gelmeyeceğini düşünüyorum.
  • 474
    galatasaray'da prime dönemlerini yaşarlarken ikisini de cok seviyordum cok guveniyordum. karşılığını da verdiler. sonra burak'in çin'e gidişi euro 2016 olayları fotoğrafları değiştirmeye başladi. burak selcuk yerine burak arda ikilisi takılmaya başladı. selçuk adam tayfanin en beyefendisi olarak bu ikiliden uzak durdu gibi hissediyorum.

    işin tuhaf yanı meraklı medyamiz bu konuya pek eğilmedi. arda selçuk arasında da samimiyet ne ölçüde merak ediyorum. şayet arda selcuk arasi samimiyet oluştuğu takdirde selcuk burak arası buzlar da erir gibine geliyor. sosyal medyada birbirlerini takip etmemeleri cok net aradaki soğukluğu bize anlatıyor.

    burak ayni zamanda fatih terim'i de takip etmiyor.
  • 475
    beraber prime oldukları dönemde, odamdaki felipe melo posterinin üzerine galatasaray dergisi sayfalarından ayrı ayrı kestiğim çizimlerini yapıştırdığım ikilidir. ki bu çerçeve; ben başka bir şehirdeyken, geçtiğimiz aylarda yaşanan büyük izmir depremi sırasında düşmüş, o güne kadar asılı duruyordu.

    alt yaş milli takımları, manisa, trabzon, istanbul... enteresan hikaye.

    https://gss.gs/Ue6.jpeg
App Store'dan indirin Google Play'den alın