901
hakkındaki tartışmaları gereksiz bulduğum ligdir. bunun sebebi de insanların aynı şeyden bahsetmiyor olduğunu düşünmem. en iyi lig, seyir zevki en yüksek lig ve en iyi takımların bulunduğu lig farklı şeyler.
premier lig hiç şüphesiz seyir zevki en yüksek lig. bu tartışmaya açık değil. zaten bu yüzden de tüm dünyanın izlediği, yayın geliriyle artık aşmış bir lig durumunda. seyir zevkine sahada oynanan futbolun temposu, hakemlerin zihniyeti, seyircilerin sahaya yakınlığı, yayının renk tonu, fileden çıkan ses, maçların saatleri... hepsi dahil. adamlar zaten bunu yapmaya çalışıyor ve bunu pazarlıyor. dertleri tamamen ''bu lig izleyiciyi en çok eğlendiren lig olmalı.'' üzerine. entertainment yani. zaten ingilizler pazarlama konusunda bir dünya markasıdır. bu işi de çok iyi yapıyorlar.
en iyi lig mi? işte burası biraz tartışmaya açık. en iyi lig nedir? lig tablosunda rekabetin en fazla olduğu lig mi? ortalama takımların futbol kalitesi mi? şampiyonluğa oynayan takımın herhangi bir deplasmanda puan kaybetme ihtimalinin yüksek olması mı? taktiksel yoğunluğun fazla olması mı? eğer mevzu taktiksel yoğunluksa la liga kesinlikle premier lig'den önde. zaten burada yine tartışmaya açmayacağım bir durum var: ingilizlerin kafasının futbola basmıyor olması. bu adamların kafası futbola basmıyor. bu yüzden de futbol beyni ithal ediyorlar sürekli. zirveye bakarsanız, bu ligin büyük menajerlerine bakarsanız bunu görürsünüz. modern futbola ispanyol menajerler yön veriyor, sonrasında almanlar gelir. biraz da italyanlar ve fransızlar hatta portekizliler ama ingilizler değil. bu yüzden ingiliz yoğunluğunun yüksek olduğu bir everton-leeds maçında bildiğin anadolu takımları arasındaki bam güm futbolu oynanıyor. hala sürekli bir top şişirme, kafa göz girme, bam güm uzaklaştırma yani. tabii fizik kalitesi çok daha yüksek, yeteneklerin daha fazla olduğu ve hakemin oyunu sürekli durdurmadığı bir sivas-göztepe maçı. işin içine müthiş yayıncılık da girince izlerken sıkılmak yerine sahadaki dövüşten keyif alıyorsun. bir girona-getafe maçından çok daha düşük kalitede bir futbol, teknik-taktik anlayış görürsünüz. dominasyon diyorsanız son 8 yıldır 2 takım şampiyon olmuş. 6'sı aynı takım. ferguson döneminde de benzer bir durum var. örneğin la liga'da ve serie'da son 5 yılda şampiyonluk sayısı daha çeşitli. eğer mevzu bir deplasmanda puan kaybetmekse evet, premier lig hala bu konuda en zor lig olabilir. bunda absürt bir fikstür olayının da payı büyük. adamlar kafasını kaldıramadığı için maç yapmaktan bütün sezonu stabil oynamaları zaten çok zor.
şimdi geldik en iyi takımlar mevzusuna. her yıl bu tartışmayı harlayan da bu olay zaten. premier lig'de yayın geliri aşmış durumda olduğu için çok fazla bütçe farkı var, bu bütçe farkı çok fazla takımın büyük imkanlara sahip olmasını sağlıyor. bu büyük imkanlar da avrupa'ya çok fazla takım göndermenin yolunu açıyor. o yüzden ben ''son 16'da 5 epl takımı varmış.'' kafasına giremiyorum çünkü bu doğal. zannediyorum ki epl'nin asansör takımlarının, avrupa ligi'ne ambargo koyan sevilla'dan falan daha fazla geliri olmuştur süreç içerisinde. gelgelelim uluslararası kupalara ve sonuçlara baktığında tablo tam tersi. ingilizler, ispanyollara neredeyse her seferinde yenilmiş. real madrid'e yenilmiş, barcelona'ya yenilmiş, sevilla'ya yenilmiş, atletico'ya yenilmiş, villareal'e yenilmiş. farklı zaman dilimlerinde, farklı organizasyonlarda yenilmiş de yenilmiş yani. 20-30 yıllık bir süreçten bahsediyorum. az bir zaman değil.
ayrıca premier lig izlemekten insanlar biraz zehirleniyor. hadi kandırılıyor diyeyim. yani premier lig'in dışındaki takımlar fazla küçümseniyor ancak durum öyle değil. atıyorum leeds deplasmanına çıkan bir arsenal izleniyor. leeds 20 dakika ha hu baskısı yapınca ''abi adamların bilmemkaçıncısına bak ya bu lig başka'' falan muhabbeti dönüyor hemen. bugün la liga'nın 10. sırasının üstünde yer alan girona, bilbao, sevilla falan premier lig'in bir çok takımını döver yani futboluyla. ne olduğunu anlamazsınız. öyle bam güm top şişirmeye benzemez yani, topu göremez çoğu premier lig takımı. özellikle 2006-2018 arası ülkemizede la liga'nın zirve yaptığı dönemdi. hem ntv'den yayınlanıyor olması hem de çok sert ve zirvesini yaşayan el-classico dönemi nedeniyle barcelona ve madrid çok izlendi. bu 2 canavara karşı çıkan takımlar da haliyle doğru bir şekilde değerlendirilemedi. hala o etkinin devam ettiğini düşünüyorum. yani la liga'daki takımları hep bu iki takıma karşı izlemekten fazla küçük görmeye başladık. bunu biraz sevilla kırdı.
durum bu. yani soru ''premier lig en iyi lig mi?'' şeklinde sorulursa çok dallanıp budaklanır ancak tabii ki en iyi olduğu alanlar var. zaten bu yüzden de git gide futbolun nba'i oluyor ancak hala la liga'dan geride olduğu noktalar da var bana göre.
premier lig hiç şüphesiz seyir zevki en yüksek lig. bu tartışmaya açık değil. zaten bu yüzden de tüm dünyanın izlediği, yayın geliriyle artık aşmış bir lig durumunda. seyir zevkine sahada oynanan futbolun temposu, hakemlerin zihniyeti, seyircilerin sahaya yakınlığı, yayının renk tonu, fileden çıkan ses, maçların saatleri... hepsi dahil. adamlar zaten bunu yapmaya çalışıyor ve bunu pazarlıyor. dertleri tamamen ''bu lig izleyiciyi en çok eğlendiren lig olmalı.'' üzerine. entertainment yani. zaten ingilizler pazarlama konusunda bir dünya markasıdır. bu işi de çok iyi yapıyorlar.
en iyi lig mi? işte burası biraz tartışmaya açık. en iyi lig nedir? lig tablosunda rekabetin en fazla olduğu lig mi? ortalama takımların futbol kalitesi mi? şampiyonluğa oynayan takımın herhangi bir deplasmanda puan kaybetme ihtimalinin yüksek olması mı? taktiksel yoğunluğun fazla olması mı? eğer mevzu taktiksel yoğunluksa la liga kesinlikle premier lig'den önde. zaten burada yine tartışmaya açmayacağım bir durum var: ingilizlerin kafasının futbola basmıyor olması. bu adamların kafası futbola basmıyor. bu yüzden de futbol beyni ithal ediyorlar sürekli. zirveye bakarsanız, bu ligin büyük menajerlerine bakarsanız bunu görürsünüz. modern futbola ispanyol menajerler yön veriyor, sonrasında almanlar gelir. biraz da italyanlar ve fransızlar hatta portekizliler ama ingilizler değil. bu yüzden ingiliz yoğunluğunun yüksek olduğu bir everton-leeds maçında bildiğin anadolu takımları arasındaki bam güm futbolu oynanıyor. hala sürekli bir top şişirme, kafa göz girme, bam güm uzaklaştırma yani. tabii fizik kalitesi çok daha yüksek, yeteneklerin daha fazla olduğu ve hakemin oyunu sürekli durdurmadığı bir sivas-göztepe maçı. işin içine müthiş yayıncılık da girince izlerken sıkılmak yerine sahadaki dövüşten keyif alıyorsun. bir girona-getafe maçından çok daha düşük kalitede bir futbol, teknik-taktik anlayış görürsünüz. dominasyon diyorsanız son 8 yıldır 2 takım şampiyon olmuş. 6'sı aynı takım. ferguson döneminde de benzer bir durum var. örneğin la liga'da ve serie'da son 5 yılda şampiyonluk sayısı daha çeşitli. eğer mevzu bir deplasmanda puan kaybetmekse evet, premier lig hala bu konuda en zor lig olabilir. bunda absürt bir fikstür olayının da payı büyük. adamlar kafasını kaldıramadığı için maç yapmaktan bütün sezonu stabil oynamaları zaten çok zor.
şimdi geldik en iyi takımlar mevzusuna. her yıl bu tartışmayı harlayan da bu olay zaten. premier lig'de yayın geliri aşmış durumda olduğu için çok fazla bütçe farkı var, bu bütçe farkı çok fazla takımın büyük imkanlara sahip olmasını sağlıyor. bu büyük imkanlar da avrupa'ya çok fazla takım göndermenin yolunu açıyor. o yüzden ben ''son 16'da 5 epl takımı varmış.'' kafasına giremiyorum çünkü bu doğal. zannediyorum ki epl'nin asansör takımlarının, avrupa ligi'ne ambargo koyan sevilla'dan falan daha fazla geliri olmuştur süreç içerisinde. gelgelelim uluslararası kupalara ve sonuçlara baktığında tablo tam tersi. ingilizler, ispanyollara neredeyse her seferinde yenilmiş. real madrid'e yenilmiş, barcelona'ya yenilmiş, sevilla'ya yenilmiş, atletico'ya yenilmiş, villareal'e yenilmiş. farklı zaman dilimlerinde, farklı organizasyonlarda yenilmiş de yenilmiş yani. 20-30 yıllık bir süreçten bahsediyorum. az bir zaman değil.
ayrıca premier lig izlemekten insanlar biraz zehirleniyor. hadi kandırılıyor diyeyim. yani premier lig'in dışındaki takımlar fazla küçümseniyor ancak durum öyle değil. atıyorum leeds deplasmanına çıkan bir arsenal izleniyor. leeds 20 dakika ha hu baskısı yapınca ''abi adamların bilmemkaçıncısına bak ya bu lig başka'' falan muhabbeti dönüyor hemen. bugün la liga'nın 10. sırasının üstünde yer alan girona, bilbao, sevilla falan premier lig'in bir çok takımını döver yani futboluyla. ne olduğunu anlamazsınız. öyle bam güm top şişirmeye benzemez yani, topu göremez çoğu premier lig takımı. özellikle 2006-2018 arası ülkemizede la liga'nın zirve yaptığı dönemdi. hem ntv'den yayınlanıyor olması hem de çok sert ve zirvesini yaşayan el-classico dönemi nedeniyle barcelona ve madrid çok izlendi. bu 2 canavara karşı çıkan takımlar da haliyle doğru bir şekilde değerlendirilemedi. hala o etkinin devam ettiğini düşünüyorum. yani la liga'daki takımları hep bu iki takıma karşı izlemekten fazla küçük görmeye başladık. bunu biraz sevilla kırdı.
durum bu. yani soru ''premier lig en iyi lig mi?'' şeklinde sorulursa çok dallanıp budaklanır ancak tabii ki en iyi olduğu alanlar var. zaten bu yüzden de git gide futbolun nba'i oluyor ancak hala la liga'dan geride olduğu noktalar da var bana göre.

