• 5
    (bkz: armani jeans milano)
    aramaya inanmak gibi şeyler söylenebilecek en son durum bu adamların durumu sanırım. isimlerinden yaklaşık 10 tane farklı kombinasyon oluşturabiliyorsunuz, sonra oluşturduğunuz kombinasyonları iki ile çarpıyorsunuz (milano-milan ayırımı) ve ne kadar kombinasyon bulursanız, bulduğunuzu ikiye katlamayı garantiliyorsunuz.

    efsaneye göre uzakdoğulu kardeşimiz yukiko kıro, 37 adet farklı kombinasyon oluşturarak bu alanda rekoru eline geçirmiş. evet.

    not: euroleague, maçlarda kendilerinden ea7 emporio armani olarak bahsediyor.
  • 7
    2017-2018 sezonunda adı ax armani exchange olimpia milan olan takım.

    sezon başında euroleague kadrolarını incelerken jordan theodore ve andrew goudelock'ı aldıklarını gördüğümde çok şaşırmıştım. zira ikisi de topu elinde isteyen, top kullanmayı seven, defansı zayıf oyunculardı. diğer taraftan ikisi de yedek olamayacak kadar değerlilerdi. daha sonra takımın milano olduğunu hatırlayınca sakinleştim. çünkü milano ne zaman kimyası doğru bir takım kurmuştu ki ? yani şaşılacak birşey yoktu bunda. ancak sabah maçkolikten gecenin maçlarının boxscorelarına bakarken dumura uğradım. milano bu ikilinin yanına bir de curtis jerrells'ı eklemiş ve adam ilk maçında 32 dakika sahada kalıp 30 sayı atmış. ben pek bişi anlamadım bu transferden. gelecek ayda keith langford'ı da getirirler mi acaba ? milano bu hiç belli olmaz.*
  • 8
    sponsorsuz tam adı pallacanestro* olimpia milano, lakabı ise scarpette rosse** olan italyan basketbol devi. o kadar çok isim sirkülasyonuna uğramış ki bu dev, eskinin tau ceramica'sı ve şimdinin baskonia'sı, milano'nun yanında sıfır kalır. kuruluş yılı olan 1936'dan günümüze şu adlarla birlikte anılmış milano:

    borletti
    simmenthal
    innocenti
    cinzano
    billy
    simac
    tracer
    philips
    recoaro
    stefanel, (bkz: 6 mart 1996 efes pilsen stefanel milano maçı) ve (bkz: 13 mart 1996 stefanel milano efes pilsen maçı)
    sony
    adecco
    pippo
    breil
    armani jeans
    ea7 emporio armani
    ax armani exchange (şimdilik bu son, şimdilik...)

    28 italya ligi şampiyonluğu, 6 italya kupası, 3 italya süper kupası (bizdeki cumhurbaşkanlığı kupası), 3 euroleague (çok ama çok eskilerde kalmış ve o zamanki format şimdikinin oldukça amatör hali, şu anki yurolig ile bir tutmamak lazım yani), 1 fiba kıtalararası kupa, 3 saporta kupası (şimdinin eurocup'ı), 2 koraç kupası (şimdinin fiba şampiyonlar ligi'si; yalnız o dönem saporta'yla koraç arasında ciddi bir uçurum yoktu, sadece teorik idi) bulunuyor müzelerinde.

    soru: peki ben bu 89 yıllık basketbol kulübü hakkında bu kadar wiki-level bilgiyi ne sebeple yazdım?
    cevap: euroleague'in bu sezon anadolu efes ve fc barcelona lassa'yla birlikte en ciddi şampiyonluk adaylarından biri olan milano'yu tanımanızı istiyorum çünkü, bundan. :(

    o halde, https://gss.gs/A5q.jpg piuv piuv!

    giorgio armani bey hazretleri 2008 yılında bu kulübün tüm haklarını satın aldı ve the godfather sıfatıyla gücün yegane kaynağı oldu. 2008'den itibaren takım için ciddi mali yatırımlarda bulunan armani, bu yatırımlarının karşılığını bir türlü alamadı. sadece milano'da düzenlenen 2014 final four'u için güçlü adaydılar, iyi de basketbol oynuyorlardı lakin o yıl euroleague şampiyonu olacak olan maccabi tel aviv'e takılınca sonuç yine hüsran olmuştu, kalamamışlardı final four'a. milano'nun euroleague serüveni efes'in euroleague yoluyla benzeşiyor aslında; iyi sayılabilecek bütçelere (milano'nun her zaman daha yüksek bütçeleri olmuştur) ve iyi sayılabilecek kadrolara rağmen daimi bir başarısızlık hali. gerçi milano, efes'e göre biraz daha şanslı bir noktada; montepaschi siena hariç (ki o da birkaç sezon) hiçbir zaman sağlam bir rakiple rekabet etmediler son senelerde. en azından italya liginde mutlu sonuca ulaşabiliyorlardı bir şekilde. tabii bu dediğim italyan basketbolunun, avrupa basketbolunda ana söz sahibi olduğu yıllar için geçerli değil.

    neyse efendiler!

    son 2 sezon takımın başında italyan deha (!) simone pianigiani vardı. pianigiani'yi nasıl tanımlasam, hangi en ama en aşağılayıcı sıfatı kullansam bilemiyorum fakat bana kalırsa avrupa basketbolunun an itibarıyla en nadide çiçeği ama tersten! yani o bütçelerle, o kadrolarla nasıl euroleague'de çeyrek final bile yapamaz milano, inanılmaz (durun, dahası da var; 2018-2019'da ligi de kaybetti bu lavuk, o bütçeyle ve o takımla!). şu anki juventus'un uefa şampiyonlar ligi'nde gruptan çıkamadığını düşünün (sneeeijdeeer!!!), tam olarak böyle bir fiyasko. öyle bir fiyasko ki, armani bey'in bile vatandaşına artık tahammül edemediği bir rezalet. pianigiani'nin sonunu getiren bombokluk.

    sonuç? 2018-2019 sezonu biter bitmez kulübün anahtarını ettore messina'ya teslim etme sürecinin başlangıcı.

    messina her ne kadar belirli aralıklarla "zeljko obradovic avrupa'nın en iyisi" diyerek meslektaşını sürekli olarak onore etse de, kendisi de en az obradovic kadar güçlü bir figür. zaten bunu hem kurduğu yeni kadroyla hem de sezon başı itibarıyla almaya başladığı sonuçlarla gösterdi, göstermeye devam ediyor. tabii bu dediklerim milano'nun euroleague performansıyla alakalı. euroleague'de son derece kaliteli ve bir o kadar da ağır ağabey modunda basketbol oynayan milano'nun italya ligi performansı 7 maçta 4 galibiyet-3 mağlubiyet şeklinde (lider virtus bologna 7/7 ile yola devam ediyor). entry'nin odağı euroleague olduğundan bu kısma inmiyorum, belki başka bir entaride.

    ne dedik? evet, milano başarılı dedik. peki nasıl oldu da messina geçtiğimiz sezon açıkça nal toplayan bir takımı aslında çok da fazla değiştirmeden, birkaç iyi eklemeyle euroleague'de iddialı duruma getirdi? yanıt çok basit ve bir o kadar yakında; messina, ergin ataman'ın efes'ini kopyaladı arkadaşlar, bariz kopyaladı. 2019-2020 milano'su tam anlamıyla bir efes replikası.

    sugar shane'le vasa'nın sadece kağıt üstünde kalmayan, parkede de çılgın atan verimini gören messina, shelvin mack sergio rodriguez ikilisi ile benzer yapıyı kurma yoluna gitti. michael roll'u ise bobua'nın izdüşümü olarak düşünebiliriz. vladimir micov'umuz eşittir kruno simon aka malatyalı. yeni transfer aaron white ise moerman'ın daha az versatil ama daha zıpzıp formu. arturas gudaitis ve kaleb tarczewski ortaklığı avrupa'nın en iyi duvarı olabilir, efes'teki dunston etkisini alıyor bu ikiliden messina. bana kalırsa messina bir noktada ergin hocaya göre, ergin hoca da messina'ya göre başka bir detayda avantajlı; messina, nemanja nedovic gibi bir doğa harikasına sahipken ergin hoca, singleton gibi bir çok yönlü bir 4'le yola devam edebiliyor. bu yazdığım isimler genel yapıdaki parçalar, yan parçalara girersek muhabbet gereğinden fazla uzayacak. :(

    ergin hocanın geçtiğimiz sezon ne kadar büyük bir iş başardığının ispatıdır messina'nın milano'su.

    milano şu an euroleague'de 6/7 ile 2. sırada bulunuyor. evet, şahane bir başlangıç yaptılar sezona yalnız şunu da belirtmek lazım; barça, baskonia, fenerbahçe beko ve zalgiris kaunas gibi dört direkt rakibiyle de evde oynayarak girdiler fikstüre. 1 sayı farkla kazandıkları pao deplasmanı dışında henüz zor bir dış saha karşılaşmasına çıkmadılar ki o maçta pao'nun hali içler acısıydı. dolayısıyla önümüzdeki hafta moskova'da oynanacak olan khimki-milano mücadelesi milano'nun gidişatını göstermesi açısından ciddi bir test olacak. akabinde de yine evlerinde maccabi'yle ve efes'le oynayacaklar. müthiş şanslı bir takvim cidden, şeker gibi hayat amk.

    entry bitti. 1992'den beri final four göremeyen milano için o sene bu sene olabilir. takibe takip!

    https://youtu.be/xm7eYrZ7Dts

    ek: "milano bu kadar parayı nereden buluyor arkadaş, sadece armani mi?" diye soracak olanınız varsa şuraya bir göz atmasını öneririm. bakın bu bir basketbol takımı, bir futbol takımı değil: http://www.olimpiamilano.com/sponsor/
  • 9
    yıllardır çok para harcayıp euroleague'de son sekize bile kalamayan bir takımdı.
    bu sezonki çıkışlarındaki ana faktör avrupa'nın elit koçladından ettore messina'yı takımın başına getirmek.
    ettore geldiği günden beri takımın her şeyi değişti.
    iyi de bir kadroları var.
    bu sezon şampiyon olamasalarda ciddi f4 adayı olarak görünüyorlar.
    efes olamazsa ben kendilerinin şampiyon olmasını istiyorum.
  • 12
    bana göre euroleague şampiyonluğuna yürümesi zeljko obradovic'in geleceğinden çok, ergin ataman ve anadolu efes'in bu sezonki anahtar kadroyu ve ritmi koruyabilmesine bağlı.

    açıkçası, doğru şekilde yenilenmiş ve tekrar başarıya aç olan bir kadro ile fenerbahçe tekrar euroleague'in baş favorilerinden biri olabilirdi ama obradovic ile fenerbahçe'nin uzun yıllardır bir arada olan kadrosu başarıya olan tutkusunu ve azmini kaybetmiş gibi görünüyor ve gelen haberlere göre yeni sezonda da hemen hemen aynı kadroyu tutmayı çalışacaklar gibi duruyor.

    fenerbahçe için aynı kadroyu tutmak dezavantaj gibi görünürken, euroleague şampiyonluğuna kafasına takmış bir ergin ataman ve anadolu efes için ise aynı kadroyu tutmak en büyük avantaj olacaktır.

    ayrıca obradovic, fenerbahçe'den ayrılsa ve barcelona da dahil çok güçlü bir takıma bile gitse, işi çok yaver gitmezse, bu sezonki milano örneğinde olduğu gibi bir sezon içinde euroleague şampiyonluğu yaşayacağını çok düşünmüyorum.
  • 13
    kevin punter, kyle hines, malcolm delaney... bana kalırsa ciddi bir hype var şu an milano açısından. birkaç hafta önce biraz daha olumluydum ama yeni hamleleri gördükçe fikirlerim olumsuza döndü.

    2019-2020 euroleague normal sezonuna 8/10 ile başlamıştı italyan ekip. kazanılan 8 karşılaşma içinde barça, baskonia, fb beko, maccabi, pao ve zalgiris galibiyetleri vardı. parkedeki oyun da sezonun geleceği adına sağlam şeyler vadediyordu. birçok basketbol otoritesi milano'yu el'nin net final four adaylarından biri olarak görmeye başlamıştı; ancak ne olduysa 21 kasım 2019 olimpia milano anadolu efes basketbol maçından sonra oldu. efes'e evinde kaybeden milano devam eden 5 müsabakadan da mağlubiyetle ayrıldı ve bir anlamda tepetakla gitmeye başladı. yerel ligde de virtus bologna'nın gerisindelerdi fakat ana odak el olduğundan bu pek dikkate alınmıyordu. ne var ki takım için işler el'de de sarpa sarınca, büyük beklentilerin karşılanamayacağı düşüncesi ve bu düşüncenin getirdiği psikolojik baskı milano'yu o biçim ezdi. zaten sezonun devamında da ne el'de ne de yerel ligde toparlayabildiler durumu.

    milano'nun yeni transfer hamlelerini efes'in bir dönem sıkça yaptığı etiket transferlerine benzetiyorum; dontaye draper, nikola vujcic, sconnie penn, zoran planinic vs. tıpatıp aynı işler değil ama benziyor. dusan ivkovic, efes'in başına geçtiğinde tuncay özilhan'ın da kameraların karşısında olduğu bir imza töreni düzenlenmişti. ivkovic'in istikrarlı bir biçimde dillendirdiği tek şey "kimya" sözcüğüydü. kimya, kimya ve yine kimya. milano'nun yeni hamleleri cv olarak güzel adamlar ama kimya? delaney dediğimiz adam yetenek abidesi fakat kariyeri boyunca hiçbir zaman takım oyuncusu olamadı ve bu noksanlığı ona hep eksi yazdı. punter ise ne üst düzey bir bireysel skorer ve yaratıcı, ne de şahane bir takım oyuncusu. hines profil olarak net bir lider, aynı zamanda şahane bir sporcu fakat 34'üne geldi. 34 yaşın beraberinde getirdiği fiziksel birtakım dezavantajlar bilhassa bu sezon* açıkça göze çarptı da. çeska bu yüzden hines'a yol verdi zaten ki sezon içerisinde de joel bolomboy'la ve johannes voigtmann'la işi götürmeyi denediler daha çok. bir de şu var; arturas gudaitis'i yüksek ihtimalle kaptıracaklar (öngörüm real madrid), dev kayıp. öte yandan 3 numara pozisyonu da olduğu gibi kaldı; michael roll (33) ve vladimir micov (35). iki temposuz veteran. artık sadece fundamental yetmiyor; çabukluk, çeviklik, dinamizm esas farkı yaratan hususlar. shane larkin gibi süper seri bir adam vasilije micic gibi bir eküriyle birlikte avrupa basketbolunun içinden geçebiliyor örneğin.

    4 numaraya monte edecekleri ismi merak ediyorum. gigi datome falan deniyor da ne bileyim, çok da fazla fark yaratabileceğini düşünmüyorum. bence göz boyanması, hafiften şişirilme vaziyeti var milano özelinde. diğer el ekiplerinin nasıl takımlar kuracaklarını bilemiyoruz elbette, pandeminin sebep olduğu bütçe düşüşleri malum ancak yine de milano "bence" final four'luk bir takım değil, en azından gün itibarıyla.