resim
Okan Buruk
Görev:Teknik Direktör
Takım:Galatasaray
Yaş:52
Uyruk:Türkiye
  • 9626
    herkese yenilen, darmadağın durumda olan, ligi 13. bitiren takımı aldı 88 puanla şampiyon yaptı.
    şampiyonlar ligi gruplarına kaldı, son maça kadar gruptan çıkma şansını korudu, bayern'e ecel terleri döktürdü, man.united'ı eledi, deplasmanda yendi.
    fenerbahçe'ye karşı 3 maçta (2'si deplasman) 6 gol attı, rakip takım bu 3 maçta kalemize şut çekemedi.
    beşiktaş'ı ve trabzonspor'u 2 kez yendi. bu derbi galibiyetleri her zaman skora yansımasa da hep ezici oyunla gerçekleşti.
    hakemlere, türlü ali cengiz oyunlarına rağmen 21 maçta 54 puan topladı, hiçbir yerde taraftarının boynunu büktürmedi, yenilsek/puan kaybetsek bile her zaman başımız dikti.
    ben senden razıyım hocam. iyi ki bizimlesin.
  • 14584
    galatasaray’ın avrupa kupası maçının basın toplantısında galatasaray’ın azılı düşmanı adama hala “dostum” diyeceğine takımını maça hazırlasın.
    galatasaray taraftarını diğer kulüplerin çoban taraftarlarıyla karşılaştırmasın.
    galatasaray taraftarı 8 şampiyonluk ve avrupa kupası kazanmış efsanesini bile dibine kadar eleştirmiştir.
    kendisinin iki şampiyonluğu kendisini kurtarmaz.
    çok seviyorsa acun ile sabaha kadar dostluk edebilir ama galatasaray çatısının altında değil.
    galatasaray’a düşmanlık eden adam her kimse, karşılığını görmelidir.
    zamanında bu yanlışları fatih hoca da yaptı.
    sonra “bende varım” videosunu çekmediğinde başına gelenlerden sonra yine galatasaray taraftarı sahip çıktı.
    rüştü denen adam bile laf atar olmuştu hocaya.
    galatasaray’ın kıymetini bilmezseniz, zaman size gösterir galatasaray’ın kıymetini.
    galatasaray, okan buruk’suz da yürür gider ama okan buruk, galatasaray’sız eksik kalır.
    dostlarını seçerken herkes ona göre seçsin.

    (bkz: 3 ekim 2024 rfs galatasaray maçı)
  • 5085
    37 yaşında 1 sene önce geldiğinde yürümeye mecali olmayan gomis'i ve 35 yaşında napoli efsanesi olan ve defansif yönü ile hiç öne çıkmayan mertens'i önde prese nasıl ikna ettin be hocam. yanlış duymadıysam napoli zamanına göre defansif istatistikleri 8 katına çıkmış. öyle ya da böyle isviçre milli takım forveti seferovic'i kadro dışı, gomis ve icardi'yi yedek bırakıp barış alper'i fenerbahçe derbisine forvet çıkaracak kadar taşşak da varmış ve barış alper resmi maçlarda ilk defa ilk 11 olarak bu pozisyonda oynadı. sezon sonu inşallah şampiyon oluruz ve tüm hikayeyi anlatırsın hocam.

    https://www.youtube.com/watch?v=KFLavg1LwMg
  • 7404
    bu zamana kadar karşısına çıkan bütün sınavları başarıyla geçmiştir.
    fakat molde eşleşmesinde tamamen sınıfta kalmıştır.
    bu maçın 8 numara ile izahı olmaz.
    adamlar toplamda 4 devrede sakatlıklar, eksiklerle beraber 30 falan oyuncuyla aynı oyunu oynadı.
    4 devre boyunca doğru düzgün atak vermedi, 4 devre boyunca istediğini yapan taraf oldu.w
    4 devrede de aynı atakları, aynı pozisyonları bulup durdular.
    kalite ve icardi farkı olmasa şu turu dk. 90'a bile getiremezdik.
    elesek de elensek de fikrim değişmeyecektir.
    molde deplasmanda çok kötü dedik.
    iç saha takımı dedik.
    adamlar istanbul'da da aynı oyunu oynadı.
    bu eşleşmeden teknik ekip olarak ciddi dersler çıkarılmalıdır.

    (bkz: 29 ağustos 2023 galatasaray molde maçı)
  • 8470
    adam haziran ayında 1 sol bek ve 1 ortasaha istedi. hala 1 sol bek ve 1 ortasahaya ihtiyacımız var. öyle de bir transfer sezonu geçti üstümüzden. buna rağmen söylemeliyiz ki bu kadar zor bir fikstürden böyle çıkmak her babayiğidin harcı değil. 2 derbi bitirmişiz, clde bayern ve manu maçlarının etrafını kayıpsız geçmisiz. müthiş olay. değerini bilmemiz şart...
  • 4629
    süleyman rodop'un iddiasına göre mauro icardi, wanda nara ile problem yaşadığı geçtiğimiz birkaç hafta önce okan buruk'a gitmiş ve "bana bir gün izin verir misiniz problemlerimi çözmem için" demiş. okan buruk da "1 değil 2 gün izin veriyorum, sorunlarını çöz" demiş.

    mauro icardi'nin sonrasında yükselen performansı ve aidiyetinde bu durumun etkili olduğu söyleniyor.

    okan buruk'un yıldız oyuncularla iletişimi ve genç bir hoca olduğu için onlara hocalık yapma, kendini kabul ettirme, disiplin, idare etme vb. konularda nasıl olacağı konusunda hepimizin şüpheleri vardı.

    türkiye'de şampiyon olsa, kupa kazansa da icardi, mertens, mata vb isimler için bunlar pek bir şey ifade etmez.

    tabii ki erden timur'un bahsettiği gibi karakter analizi de yapılmış transferler yapılırken, oyuncularımız insani yönden de kaliteli isimler ama ne olursa olsun insan. insan yönetimi bambaşka bir sanat.

    hocanın antrenmanlarda onlarla maç yapması, "fazla" samimi olması, takıma izin verilmesi gibi konular tamamen sonuca bağlı olarak takdir edilecek veya eleştirilecek şeylerdi.

    bir tarafta jorge jesus, igor tudor gibi tamamen disiplin ve çalıştırma üzerine kurulu bir hocalık şekli bir de okan buruk gibi daha pozitif bir yaklaşım.

    kimin haklı olduğu şampiyonlukla, saha içi sonuçlarıyla belli olacak biraz da.

    çoğunuz biliyorsunuzdur da bu icardi-okan buruk olayının benzerini inter'deyken wesley sneijder ve joe mourinho yaşamış;

    sneijder anlatıyor,

    "kötü bir dönemden geçiyorum, sanırım bu antrenmanlara da yansımış olacak ki, mourinho bana "wesley yorgun görünüyorsun sana birkaç gün izin veriyorum, karın ve çocuğunla tatile çık" dedi. diğer tüm antrenörler sadece antrenmanlar ve taktiklerle ilgili konuşurken o beni plaja yolladı. o böyle dedikten sonra 3 gün ibiza'ya gittim ve dinlendim. döndüğümde onun için her şeyi yapmaya hazırdım."

    büyük hocalık yalnızca iyi antrenman yaptırmakla, taktik bilgiyle olmuyor, bu işin büyük kısmı insan psikolojisinden anlamak ve liderlikten geçiyor.

    bütün büyük hocalara bakın oyuncuları onlar için ölmeye hazırdırlar.

    fatih terim, carlo ancelotti, jose mourinho, alex ferguson...

    dilerim okan buruk da galatasaray tarihinin fatih terim'den sonraki 20 yılına damga vuracak isim olur.
  • 10727
    senin benim gibi galatasaraylı olmasına bayıldığım hoca.

    kaç gündür burada bir sürü kişi 7 nisan 2024 galatasaray fenerbahçe maçı için "fener çekilmeden 1 tane tıkıştıralım" diye yazdı. aynısını düşünmüş, planlamış, uyguladı. hiç "rakibimizin gençlerine moral verelim", "biz de altyapıyla çıkalım", "top çevirelim merhamet edelim" gevşekliklerine girmedi. rakibin ne yapmaya çalıştığı açıkken ekmeklerine yağ sürmek yerine planlarını patlatacak tek hamleyi yaptı. şeytan evlatlarının şovunu anca çekilmeden önce bir gol atmamız baltalayabilirdi, biz biliyorduk. o da biliyordu. çat diye de uyguladı. çünkü bizden.

    hiç laga lugası yok. hiç "belki bir gün milli takımın başına geçerim, belki federasyon başkanı olurum" diye orta yolculuk yapmıyor. fener'e gitme ihtimali kafasında hiç yok, o yüzden de her seferinde acımadan çakıp geliyor. maçlarda da, açıklamalarında da. deplasmanda 3 tane salladığı ljubljana maçından sonra bile "fenerbahçe maçına benzedi" diyor, aklı senin benim gibi çalışıyor çünkü.

    fenerbahçe'nin kendisine teklif yaptığı dönemlerde bile hiç eveleyip gevelemedi. galatasaray'ı beklediğini açık açık söyledi defalarca. ne fatih terim'e saygısızlık yaptı ne galatasaray'ı istediğini sakladı. sen ben hoca olsak nasıl davranacaksak aynen öyle davranıyor.

    2022-23 şampiyonluğunda basın açıklaması yaparken futbolcuların daldığı bir an vardı, bir anda zıplayıp marş söylemeye başladığı hani. sanırsın 40 yıllık tribüncü. o kadar fanatik. bir de bütün bunların üstüne dehşet başarılı. bayılıyorum cidden.

    yolun açık olsun hocam. her şeyin en iyisini hak ediyorsun.
  • 5009
    kimseyi bir maçın skoruyla göklere çıkarmam, bir maçın skoruyla da yerin dibine sokmam. bugün* farklı galip gelmiş olmamızın gazıyla da konuşmuyorum.

    bütün oyunculara pozitif bir ivme kazandırmış olması okan buruk'un en önemli icraatıdır. galatasaray'a geldiği günden beri ayağıyla pas atarak bir kere bile oyun kuramayan muslera'ya pasla oyun kurdurmayı başardı, ayağındaki topu rakibe nişanlayıp gol yediren abdülkerim'in arkasında durdu, tribünlerin ana avrat sövdüğü berkan'dan mükemmel bir önlibero performansı aldı, geçen sene hiçbir işe yaramayan barış alper'den pivot santrfor yarattı, 30 dakikalık kondüsyonu olan gomis'i ilk 11 oynatarak maçları ilk yarıdan koparmayı bildi. bu oyuncuların bu kadar gelişeceğini sezon başında hiç kimse tahmin edemezdi.

    medyaya çıkıp "eee elinde mertens var, icardi var, juan mata var, torreira var, başarılı olacak elbette" yorumu yapan embesillerin göremediği çok çok büyük bir gerçek şu: okan buruk asıl verimi yıldızların dışındaki sıradan oyunculardan aldı. hatta bugün* yıldız oyuncularının birçoğunu maç koptuktan sonra oyuna aldı, doğru dürüst oynatmadı bile. fenerbahçe'yi kerem'le berkan'la barış alper'le rashica'yla yendi. yaşlı oyuncuların kalitesine yaslanarak bir yalancı bahar getirmedi. yıldız oyuncularının keyfi gelirse iyi oynayan, keyfi gelmezse üst baş parçalayan bir takım kurgulamadı. takıma sistemli bir oyun düzeni oturttu.

    başarısız olduğu zaman elli tane bahane bulmayı, olmayacak şeylerin üstünde anlamsızca ısrar edip tekrar tekrar puan kaybetmeyi, durmadan transfer dönemlerini işaret ederek kolay olanı yapabilirdi. yapmadı. şampiyon olsun ya da olmasın, ben bu adama bu sebeple saygı duyuyorum. patinaj yapmadan, delikanlı gibi hedefine doğru ilerlediği için saygı duyuyorum. inşallah başarılı da olacak.
  • 4601
    - sıfırdan kurulan ve transferlerinin ciddi bir bölümü sezon başladıktan sonra gelen
    - elle ayarlanmış gibi ligin neredeyse tüm sıkıntılı deplasmanlarını ilk 12 haftada oynayan
    - hakemlerle aleni şekilde boğuşmak zorunda kalan. bakın hakemlerin tuzak falan kurması değil, bildiğin rakipten de rakip oyuna müdahalesi. o kadar organize ki aynı var hakemi neredeyse her maçımıza geliyordu.
    - ''ne oynattığı meçhul'' gibi acayip bir eleştiriye uğrasa da sene başı kampından bu yana şiddetli hücum pres ile bol pozisyon ve hızlı futbol oynatmayı istediğini açıklayan ve o yönde ilerlemeye çalışan kısacası galatasaray'ı son dönemlerde uzaklaştığı ''galatasaray gibi'' oynatmak isteyen.
    - takımı bilmem kaç hafta rakip kalecisinin en çok kurtarış yaptığı maçı oynamış, bir o kadar da saçma sapan direklere takılmış.
    - bir tarafta medyası, taraftarı, federasyonuyla artık gazeteye aleni şekilde ''futbolun peygamberi'' vs. yazılan bir jesus varken kendi taraftarı ve galatasaray medyası tarafından takıma verip vermediği meçhul izinlere kadar karışılan, sürekli bir gönderilme muhabbetine maruz bırakılan bir hocadır.

    gelinen noktada ''premier league futbolu'' oynatan valerien ismael halıya sarıldı. yerine şenol güneş geldi ki adam daha basın toplantısından başkanıyla atıştı. kaldı ki euro 2020'de net görüldü şenol güneş'in günümüz futbolunda artık yeri çok yok. beklenenden daha hızlı kaosa girecek beşiktaş görünen o.

    uçan kaçan futbol peygamberi jesus 2 puan önümüzde toru topu. yani tek başına ali palabıyık'ın çaldığı puan kadar. fenerbahçe'nin futbolu her hafta geri gidiyor. artı fenerbahçeli yorumcular bile ''1 senelik geldiğini çok belli ediyor'' falan diye homurdanmaya başladı. ali koç - jorge jesus ilişkisinin öyle sağlam olduğunu pek sanmıyorum. ''elin portekizlisi'' muhabbetinden tutun da brezilya basınına çıkan ''mutsuz'' haberleri. göreceksiniz eğer galatasaray'ın önünü bir şekilde kesemezlerse ve fenerbahçe öne geçmek bir yana kafa kafaya gidersek zamanla jesus - fener bağı çat diye kopacak. fenerlilerin en temel motivasyonu fatih terim buldukları inancı. şaka gibi evet; ama bizim fatih hoca için kullandığımız kalıpları vs. kullanmaları bir yana aleni şekilde söylüyorlar son dönemde. ortada gönül bağı değil çok net bir zorlama çıkar ilişkisi var. güneş gören kar gibi kolay olur bu bağın erimesi.

    trabzonspor geçen seneden çok uzak. aslında geçen senenin ilk yarısından çok uzak. geçen sene lig biraz uzun olsa muhtemelen fenerbahçe geçecekti kendilerini. anthony nwakaeme kaybını trezeguet bile kapatamadı ek olarak. o çizgide devam ediyorlar.

    bu tabloda diyorum ki; okan buruk başarılı değildir. çok başarılıdır. emin adımlarla, kafasındaki futbolu oturtarak ilerliyor. takımın disiplini de gayet yerine, hocaya olan sevgisi de. bugün* mertens oyundan çıkarken bir içten şakalaşmaları vardı ki bence çok şey anlatıyor takımın genel durumu hakkında. her maç sonundaki kutlamalara değinmiyorum bile. takım değil aile ortamı oluşmuş. bunda en temel rol hocadır. saha içinde de örnekler var. mesela bizde maç içinde zaman zaman yaptığı rakip ceza sahasına hücum presleri arsenal'de kendinden isteyen unai emery'e gider yapıyordu torreira. bizde ise allah bozmasın gayet severek ve şevkli yapıyor. bu tek örnek.

    hücum pres demişken. ''icardi gelip rakip mi kovalayacak, mertens fizik olarak kaldırmaz. kerem şımarık uğraşmaz. zaten okan'ı kim takar 0 disiplin'' falan diyen medya galatasaray'ın sene başından beri giderek güçlenen hücum presine sessiz. kaç gol attık bilmiyorum. artık o kadar oturmaya başladı ki iş torreira ve oliveira bile ''baba yerimi tutsana'' diye arkadakine işaret edip rakip ceza sahası önünde aktif prese katılıyor. takım oynadığı oyundan hatta yüksek efor sarf etmekten zevk alıyor arkadaşlar. bu çok ama çok önemli bir şey. oynadığından zevk almayan takımlar bir yere kadar gidebilir. louis van gaal, jorge jesus vs. hocaların disiplin ve otoriteye dayalı oyunlarının bir yerde tıkanma sebebi de bu. takım zevk almıyorsa bir yerden sonra hoca ne kadar kendini paralasa da olmuyor. bizde takım giderek oynadığı topu seviyor ve iddia ediyorum galatasaray kadar etkin hücum pres yapan takım avrupa'da bir elin parmağını geçmez. kısa bir örnek okan hoca'nın nasıl organize bir mobbinge uğradığına dair. önce dalga geçme; ama başarınca kafayı çevirme hali.

    uzadı o yüzden sadece son bir kaç haftada ilerlettiklerine değinerek bitirmek istiyorum;
    - prime selçuk inan sonrası giderek 0 tehlikeye dönen duran toplarda özel hocalarla yavaş yavaş yaptırdığı ek çalışmaların etkisi görülüyor. kaliteli yardımcılarla çalışmasının etkisini zaten hocalık kariyerinin başından beri iyi kullanıyor okan hoca. (bkz: irfan saraloğlu)
    - rakibi ve maçı iyi okuyor. rakibe göre 1-2 değişiklikle oyunda nüans değişimi yaratarak çıkıyor sahaya. örneğin barış alper yılmaz - kerem aktürkoğlu rotasyonu. beşiktaş* barış alper'in fizik üstünlüğüyle dağıttıktan sonra ''geçen maçın yıldızlarından'' demeyip barış alper'i kesiyor, hızı ve bitiriciliğinden faydalanarak başakşehir'i imha ediyor. bunu yaparken küstürmek bir yana hem barış'ı hem de kerem'i kazanıyor. hem de taraftarın kerem'e olan tepkisine rağmen.
    - artık skorlar gelmeye başladı. icardi ve rasica'nın yunus ve seferovic yerine geçip oturmaya başlaması bundan çok büyük etken. seferovic çok durağan, yunus çok şahsi oynuyordu. amacı hücum presle top kazanmak olan bir takım seferovic gibi el belde bekleyen forvetle, aldığını vuran ve kaptırana kadar çalım atmayı maharet sanan bir kanatla olmaz zaten. seferovic muhtemelen gidici. umarım ki yunus bir şekilde kendine gelir ve bu tabloya girer. hem yeteneği, hem yerli ve altapıdan olması hem de geçen seneki performansı vs. derken çizip atmak kolay; ama doğru değil. yine de futbolcuda bitiyor iş. düzelme ve takıma ayak uydurma niyeti yoksa yapacak çok da bir şey yok.

    okan hoca galatasaray için şanstır. hem bu camiadan çıkmış, hem şampiyonluk ve kupaları cv'sine ekleyerek gelmiş, hem de modern futbolu takip eden, genç sayılabilecek bir hoca. futbolcuğunda türk futbol tarihinin en iyi hocasının* tedirastından geçmiş, üstüne italya vs. görmüş. bunların hepsinden esintiler görüyoruz zaten. oynatmaya çalıştığı futbolda fatih terim'in 1. ve 3. döneminin izleri fazlasıyla var. abdullah avcı sonrası başakşehir'de de avcı'nın kilitlemeye oynayan takımından hücum yönüyle öne çıkan bir takım yaratmıştı. kendisinin gelmesini isteme sebeplerimin başında son yıllarda oynamaya çalıştığımız sıkıcı tiki takamsı oyundan haz etmediğine dair inancım da etkiliydi. şu ana kadar yanıltmadı.

    artık 12 haftafa fazlasıyla rüştünü ispatlayan hocamızı tartışmayı bırakalım ve destek olalım. çünkü biz hocayı tartıştıkça kumpasa gelen hakem de daha cesur davranıyor ''ulan zaten hoca sağlam değil, şimdi hocaya sararlar ben arada kaynarım.'' diye. galatasaray'da pozitif sinyallerin eminim ki bir takım çevreler farkında ve okan buruk'u yemek için daha da ihtiraslı fırsat bekliyorlar. bunların da umudunu kırmak adına okan buruk'a daha gür sesle sahip çıkalım. inanıyorum ki bu şekilde galatasaray'a kurulan kumpasların da şevki ve etkisi azalacak. başarılı ve camia evladı bir hocadan çok çektiler malum ikincisi adamlara kabus ki ne kabus.

    hocam buraları okur musun bilmiyorum; ama seni ilk günden beri destekleyenlerin yüzünü kara çıkarmadığın için şu ana kadar çok müteşekkirim sana. umarım boynuz kulağı geçer, fatih hocanın öğrencisinin imparator'dan da ışıltılı bir galatasaray kariyeri olur.

    hayat neden olmasın?
  • 10141
    kendisini niye avrupa'ya göndermeye çalıştığımızı anlayamadığım hocamız.

    bırakın da hoca önce yetiştiği kulübüyle yıllarını geçirip damga vursun avrupa'ya, gerekirse 10 yıl, 20 yıl kalsın gitmesin. madalya mı takıyorlar avrupa'ya hoca gönderince?

    hoca kulüpte göreve başlayalı henüz 2 sezon olmamış, taraftar 'hocayı f.terim gibi 4. sezonun sonunda kaybetmeden nasıl daha uzun süre takımda tutabiliriz'i düşüneceğine onu avrupa'ya göndermekten bahsediyor! bu içi boş, manasız avrupa hayranlığı gerçekten çok rahatsız edici.

    takımı için rol model olarak avrupa'nın devlerini değil, porto'yu benfica'yı seçen, oyuncusu biraz parlasa hemen 'elimizde tutamayız' naraları atmaya başlayan, küçük hedefleri barındıran mentalite ne zaman bu kadar yayıldı taraftar arasında bunun analizini de yapmak lazım artık.
  • 4345
    önce bi puan durumuna bakıyorum, sonra sözlükte bugün kimler konuşuluyor ona bakıyorum, fener'in önde baskısı mı dersin, usta hocasının hakem ittirmesiyle oynattığı tempolu futbolu mu, ya da beşiktaş'ın süper yetenekleri mi, neler neler konuşuluyor. sonra bi okan hoca'nın başlığına geliyorum, yazılanlara bakıyorum, inanamıyorum verilen tepkilere, bu körlüğe, bu algılara gelmelere inanamıyorum. kimi getirirsen getir memnun olmayacak, 3. maçta x hoca istifa diye başlık açacak adamlara karşı hoca savunmak zorunda kalıyoruz. gönder, öbür hocayı getir, ona da aynısını yapacak.

    fikir özgürlüğü adı altında taraftar arasında ikilik çıkaran, bölünme yaratan herkes bu camiaya zarar veriyor. adı okan olmuş, fatih olmuş, igor olmuş fark etmez, aleyhimize yapılan bunca çirkinliğe rağmen kendi adamının karşısında duruyorsun. şartlar eşit olsa, her maç adil yönetilse, biz de eleştirelim o zaman teknik tajtik vs.

    içten, dıştan, her yerden vurulan camianın teknik direktörü, allah yardımcısı olsun.
  • 18040
    yarışın bu noktasında artık "okan buruk'la olmayacak", "okan buruk istifa" vs vs... çığırtkanlarını görmekten bir galatasaraylı olarak bıktım usandım.

    an itibariyle sosyal medyada sesi çıkan taraftarların ciddi bir kısmı, şampiyonluk durumunda şampiyonluğun "rağmen"leri arasında bulunmak için birbiriyle yarışıyor.

    yahu hangi dünyada görülmüş iki senedir şampiyon olan galatasaray hocasının üçüncü sene 4 puan farkla lider durumdayken yarışın sonlarında kötü oyun sebebiyle istifa ettiğini ya da istifa ettirildiğini? hem de avrupa'da başarısız bahanesiyle, bak hele bak bak. ya bu takım sizin ömrünüzün hangi kısmında kaç kere böyle ligde başarılı oldu bir de üstüne avrupa'da başarılı oldu? bu nasıl bir saçmalık? ali koç belirliyor sanki gündemi şu hale bak.

    arkadaşlar bu takımın bu sene şampiyonluk yolunda çok önemli maçları var ve bu maçlarda takımın hocası olarak hak ederek okan buruk bulunacak. bu gerçek ile birlikte değerlendirin seçimlerinizi ve sonuçlarını lütfen.

    bak rakibinin nasıl bir rakip olduğuna, neler yaptığına, şampiyon olunca neler yapacağına ve nasıl bir ortamda yarıştığımıza değinemedim bile
  • 646
    bazi renktaslarimizin kesin hukmune gore galatasaray’a teknik direktor olamayacak kisiymis.

    ben de galatasaray taraftariyim. 36 yasindayim. liseli degilim yani, her seyi gayet net hatirliyorum. ben de diyorum ki okan galatasaray teknik direktoru olur, cok da guzel olur. bu camia fatih terim’i tekrar kucaklamadi mi? okan zaten geri donup tekrar formamizi giymedi mi. bu daha neyin nefreti arkadas? biraz daha mutlu yasayin su hayati. bu kadar birikmis kinle, nefretle kendinize zarar veriyorsunuz, benden soylemesi.
  • 8970
    galatasaray futbol takımının başında çıktığı 50 lig maçının 40'ını kazanıp 5 beraberlik 5 mağlubiyet alan hocamız. mağlubiyetlerin içinde de sadece bir tane derbi maçı var.

    rekorlar kırarak şampiyon olan, oyuncularla ilişkisi harika olan, galatasaray'ın bünyesinde yetişmiş harika bir hocamız var ancak tüm bunlara rağmen hoca muhtemelen hala tedirgindir.

    "burası galatasaray burada vasata tahammül yok." kisvesi adı altında, hocanın tüm bu başarılarını yok sayıp en ufak hatasında var gücüyle yüklenen bir güruh var. eleştirmekle, vasata tahammül etmemekle şımarıklığı karıştırmayalım. hocanın hiç değilse taraftar nezdinde biraz daha kafasının rahat olması gerektiğini düşünüyorum.
  • 5165
    bunu fatih terim‘e saygısızlık olarak yazmıyorum ki kendisini çok sever ve sayarım ama terim’in galatasaray taraftarına yüklediği şu iki büyük tabuyu yıkmıştır.

    galatasaray futbol takımı yıllarca duran toplarda sıkıntı yaşadı. durumu görmek istemeyen, hep bir nedene bağlayan taraftarlar şu an takımın duran toplarda ne kadar etkili olabildiğini görüyor.

    galatasaray futbol takımı yıllarca hemen her maça aynı maça ezbere düzende çıktı. şu an rakibe göre çalışan ve rakibe göre kadroyla çıkan bir takım var.

    yıllarca peşinde koştuğumuz o meşhur pas oyununa değinmek bile istemiyorum.
  • 4236
    asla pes etmeyen takımımızın hocası…

    o kadar sinirliyim ki… geçmedi…

    içimde bir şeyler var hocam, paylaşmam lazım. daha çok kişiye ulaşsın istedim, geceyi bekledim paylaşmak için, uykumu bölüp paylaşıyorum sırf bu yüzden, dertleşmek için…

    işe gidip geliyorum. her gün patron çalışan arasındaki adaletsizliğin uçurumunu iliklerime kadar hissettiren bir işverenin emrinde çalışıyorum. sokakta yürüyorum işe gidip gelirken, kaldırım kenarlarındaki düzensizlikleri görüyorum. alakasız yerlere park edilmiş araçları, dükkan tabelalarının, binaların, yolların çarpıklıklarını görüyorum. berbat dizayn edilmiş çöp konteynırlarını görüyorum. insanların içerisine kaçmış olan o berbat işgüzar tavrı yaşıyorum herkesle, suratıma çarpıyor her gün.

    hepsi bana geçtiğimiz pazar gününde doruklara çıkan adaletsizliği anlatıyor. bu ülkenin ne kadar da adil olmadığını, ne kadar da iş bilmez olduğunu, ne kadar da bozuk, içi geçmiş, düzelmez beceriksiz bir düzenbazlık ile kaplandığını hatırlatıyor her gün, her allahın günü…

    hocam maç sonunda dedin ki “ne yaptı galatasaray taraftarı size” ben söyleyeyim. ali sami yen’de yuhalandı birileri hamburg maçında, stad yok oldu. şimdiki stadımızın açılışında yuhalandı, hala doğru düzgün ulaşım yok stada. twitter yasağına karşı maç öncesi gönderme yapan t-shirt ile çıktı bu takım… daha niceleri var, derlemesini yapsak dergi konusu çıkar bundan. adaletsizliğe karşı bir duruş sergiledi bu camia her seferinde. ama maalesef bu özgür düşünceli camia bunun bedelini ödüyor. her organizasyon gibi balık baştan kokuyor…

    “bu kararlar -bizi- hırslandırıyor” dedin ya. sana teşekkür ederim. bunu kalpten söylediğini hissettim, geçti bana ekrandan. tüm yaşadığım-ız o adaletsizliklere karşı duruşumu-zu, umudumu-zu ayakta tutan bir şeylere ihtiyacım-ız var. eski günlerdeki gibi yine galatasaray olsun o tutanacak dallardan biri. fazla bir şey de kalmadı elim-iz-de. pes etmeden, boyun eğmeden daha da güçlenerek ilerleyelim ki benim de umudum kırılmasın. sızlanmadan, devrilmeden, ağlamadan, haklı olmanın gururuyla…

    edit: maç günü düzeltildi, uyarısı için azmimertcelik‘e teşekkür ederim.
  • 3782
    gençlere bu kadar şans vereceğini hiç düşünmemiştim. stoperde luyindama'yı, orta sahada taylan'ı tutabilirdi. bunun yerine emin, metehan gibi gençlere güvendi. taylan'ın işgal edeceği yeri hamza ve baran'a verdi. galatasaray gibi bir camiada bu hiç kolay bir iş değil. ama kendisi de aynı altyapıdan yetiştiği için belli ki çok önem veriyor gençlere. bu durum altyapıdan kaçıp giden oyuncuların fikirlerini de değiştirir.
  • 7090
    bir kitle var. futbolu çok seviyor, ama maç izlemeyi o kadar sevmiyor. etiketler, kalıplar ve en temel istatistikler üzerinden okuduğu futbolun ustası olduğunu düşünüyor. bir futbolcu hakkında net ve kati bir karara sahip olması için sadece 2-3 web sitesinde geçireceği 4-5 dakikaya ihtiyaç duyuyor. transfermarkt değeri düşük olan bir oyuncunun, yüksek olan diğer oyuncudan iyi olabileceğine ihtimal vermiyor. avrupa'da, çok fazla futbolcu çeken, bir o kadar da oyuncudan çıkan zengin takımlardan birini destekliyor.

    türkiye'de de hasbelkader galatasaray'ı tutmuş. tuttuğu takım, avrupa'da isim yapmış bir oyuncu çekince sevinçten çılgına dönüyor. sosyal medya kültürüne hakim olduğu için editlere, görsellere dalıyor; rakibe laf çakan esprileri paylaşıp bu anların keyfini en çok o çıkarıyor. dandik ligimizden oyuncu alınmasını asla istemiyor. rakibi iyi oyuncu alınca karalar bağlıyor. psikolojik üstünlüğü kaybettiğini düşünüp hemen okları kendi yönetimine çeviriyor ve "nerede transferler" diyor? futbol iyi futbolcularla oynanır düsturunu benimsiyor ama iyi futbolcu nedir sorununun yanıtını "avrupa'nın büyük takımlarında oynayan futbolcu iyi futbolcudur" kalıbı dışında sadece fifa-fm puanlarında ve transfermark'ta bulacağını düşünüyor. iyi bir takımın 38 maçlık serüvende 38 galibiyet alması gerektiğini bildiği için, herhangi bir maçta puan kaybı yaşanırsa hemen ava çıkıyor. bu iyiliği kim bozdu, bu vasatlığı kim sağladı? bir büyük hata, bir çapsızlık, bir vasatlık bulup puan kaybını ona yüklüyor ve bu büyük keşfini herkesin duyması için yüksek perdeden saydırma yoluyla takipçilerine aktarıyor.

    işte bu kitle, dünya literatüründe yüksek karşılığı olmayan okan hoca gibi isimleri hiç sevmiyor. işler iyi gittiğinde katlanabiliyor ama biraz ters gitmeye başladıysa yakaladım seni okan diyor. önce şampiyon yapamazsın diyor, baktı ki şampiyon olmuş. "yanıldım, adam başarılıymış" diyeceğini bekliyorsunuz ama asla ve kata yanılmıyor. diyor ki, "bu kadroyla tabii şampiyon olur, bizi zaten ıcardi şampiyon yaptı." okan buruk'un şampiyon olabilecek bir kadroyla şampiyon olması onu kesmiyor. iyi hocaysa çok daha kötü bir kadroyla da şampiyon yapardı diyor.

    adamın ortalama bir kadroyla başakşehir'i şampiyon yapmasıyla, rize, akhisar gibi takımlara yetersiz kadrolarla başarı yaşatmasıyla ilgilenmiyor. ligde kadro yapar zaten, avrupa'da bununla olmaz diyor. bu kadro ona fazla gelir diyor. elbette herkes gibi şampiyon hoca da eleştirilir, insanlar fikrini söyler. ama bunlar eleştirmek değil direkt ilk maçtan indirmek istiyor. elazığ, rize, antep gibi takımlarda çalışmış hocasının hayalindeki muhteşem takımın başında başarılı olabileceğini düşünmek bile istemiyor. çekeyim rose'mi, alayım nagelsmann'ımı diyor.

    okan hoca belki bizle büyük işler başaracak, şampiyonluklar alacak. belki de avrupa'dan kupa getirecek ama adım gibi eminim bu tip insanlara hayatta yaranamayacak. dileğim giderek sayıları ve etki alanı artan bu kitleye kulaklarını tıkaması ve geçen sene olduğu gibi, galatasaray için en iyisi adına çabalamaya devam etmesi.
App Store'dan indirin Google Play'den alın