• 553
    estalf nickli yazara akla hayale sığmayacak hakaretler edip duran sözde insan! yetmedi mi bu çocuğun senden çektiği be adam?! gerçek hayatta zaten ezip hırpalayıp duruyorsun bari sözlükte rahat bırak yahu! çocuk senin yüzünden içkiye sigaraya başladı. geçen geldi kanka bi dal versene dedi. olm sigara içmiyorum ben ne dalı? dedim. o ağzındaki ne falan dedi. baktım gözü de morarmış. anladım orda acı gerçeği. dedim olum bu böyle gitmez darp raporu alıp karakola falan gidelim yok kanka kapıya çarptım valla neverfall vurmadı dedi.nasıl korkuttuysa artık çocuğu. yetti be. artık estalf'ı ezdirmeyeceğiz sana ey yezid.
  • 554
    2010 yılı ağustos ayı..

    esenköy'de* 4 aylık yaz tatilimi sürdürmekteydim. sebebini hatırlamadığım bir nedenden dolayı yine ailemle tartışmıştım. bu seferki tartışmanın alevi diğerlerinden çok daha büyüktü. evden kaçmayı kafama koymuştum. hatırlamıyorum ama tartışma bu kadar büyük olduğuna göre yine bakkaldan para üstü almayı unutmuş olmalıydım. babam başka hiçbir şeye bu kadar sinirlenmezdi. hesap kitap yapmayı bilmiyor olmam onu delirtirdi çünkü eşe dosta, akrabalara en iyi dersimin hep matematik olduğunu söylerdi. yine bakkaldan para üstü almayı unuttuğum bir günde babamın beni "2 ekmek 20 lira tutar mı ak sığırı" diye dövdüğünü hatırlıyorum. zor günler geçiriyordum..

    derken artık canıma tak etti ve evden bir hışımla çıkıp sabah 6 ido'suyla istanbul'a geldim. yenikapı'ya ayak bastığımda içimi tatlı bir huzur kaplamıştı. sabah güneşi yüzüme vurmuş sanki bana günaydın diyordu. ben de kendisine gülümseyip selam verdim. hatta abartıp öne doğru eğilip reverans yaptığımı farkettim. etraftakilerin "n'apıyo bu kâmil" dediklerini duyuyordum fakat bu zerre umrumda değildi. artık yeni bir hayata başlamak üzereydim.

    istanbul'da yanında kalabileceğim kişileri düşünmeye başladım. hemen kağıdı kalemi çıkarıp uzun bir süre düşündüm, tarttım, olasılıkları değerlendirdim, son olarak swot analizini de yapıp elde kalanlara baktım ve liste bomboştu. evet aklıma kimse gelmemişti. ne kadar yalnız olduğumu hayat bir kez daha yüzüme vurmuştu. derken bulutların arasından aniden çıkagelen beyaz atlı prens gibi aklıma o isim düştü.

    neverfall.

    biricik kuzenim. hazır yeni işe de girmişti. parası da vardı. beni asla yarıyolda bırakmazdı. zaten kendimi kimsesiz hissediyor, korkuyordum. istanbul'a vardığımdan beri içimde tarifsiz bir heyecan ve tedirginlik vardı. amk sanki türkiye'den yük gemisiyle kaçıp amerika'ya gitmiştim. nasıl bi tribe girdiysem sağda solda polis görünce saklanıyorum falan. fazla vakit kaybetmeden hemen otobüse bindim.

    kader yine oyununu oynamıştı. ben planlar yaparken o gizlice arkamdan gülüyordu. akbilimi almak için elimi göt cebimdeki cüzdanıma götürürken cüzdanımın göt cebimde olmadığını farkettim. büyük ihtimalle ido'da düşürmüştüm. bu kadar şanssız bi insan için aslında bu durum olumlu bile sayılabilirdi. bu kadar uğursuzluğa göt cebimdeki cüzdanı kaybetmemi bırak götümün yerinde olmasına bile şaşırmıştım. beş parasız, çaresiz istanbullar'da kalmıştım. iki kolumu havaya kaldırıp yumruklarımı sıkıp "istanbul sen mi büyüksün ben mi?" diye bağırmak üzereyken şoför "in ulan aşağı serseri, nedir bu tinercilerden çektiğimiz arkadaş" diye söylenmeye başladı. tamam en az bir tinerci kadar yüzüm karaydı ama güneş bronzluğuydu o cahil adam.

    otobüsten inip telefonumda 'murt turkcell' diye kayıtlı olan biricik kuzenime ödemeli attım. sağolsun iki buçuk saat sonra geri döndü. acilen yenikapı'ya gelip beni almasını çok zor durumda olduğumu söyledim. "hemen geliyorum orada bekle" dedikten takribi 4 saat sonra kendisi karşımdaydı. beraber bi kafeye oturduk ve bana "aç mısın?" diye sordu. "açım" dedim. "ben de açım" dedi. "tamam" dedim. yüzüme bakmaya devam ediyordu. "bi şeyler yiyelim istersen" dedim. "yiyelim mi" diye o da bana sordu. sanki oraya ben onu kurtarmaya gelmiştim. büyük bir iştahla ağzımdan çıkacak "iyi hadi yiyelim madem" lafını bekliyor gibiydi. "olm cüzdanımı kaybettim beş parasızım bi şeyler söyle de yiyelim ben sana sonra veririm" dedim. garsonu çağırıp bir poğaça söyledi. yarısını koparıp kendisi yedi. tam "kuru kuru da gitmiyor meret" diyecektim ki elindeki poşetten yarısı dolu pet şişedeki suyu poğaçayla beraber içtiğini görünce vazgeçtim. bir an acaba işten mi çıktı diye düşündüm. "işler nasıl?" diye sordum. "çok iyi" dedi. "bok iyi" dedim içimden. böyle iyi iş mi olur lan poğaçayla su içiyosun. hesabı istemek için garsonu çağırdık. garson "2 lira" dedi. ulan bunlar da insan sikiyor diye düşünürken neverfall garsonu duymamış gibiydi. pencereden dışarıya dalmış denizi izliyordu. göz ucuyla bana bakıp hızlıca tekrar denize döndüğünü farkettim. "olm salak mısın cüzdanımı kaybettim diyorum şimdi hesabı kitlemenin zamanı mı?" dedim. "aa pardon ya unuttum" deyip cebindeki bozuk paralarla hesabı ödedi. artık yancılık nasıl işlemişse içine adam oraya bana yardım etmeye geldiğini unutup hâlâ hesap kitleme derdinde.

    kafeden çıktığımzda "kuzen, sen böyle hesapları ödemekle falan uğraşma bana toplam bi para ver, ben yanında kaldığım süre boyunca o parayı harcayayım sonra elime para geçtiğinde total olarak hepsini bi kerede öderim, nasıl fikir?" diye sordum. ona da bu fikir mantıklı geldi. elini cebine atıp 10 tl çıkardı. paranın üzerindeki atatürk bile güldü ak. benimle alenen taşak geçiliyordu. nerden kaçıp nereye gelmiştim. sonunda tepem atmıştı. "senin bu verdiğin parayı ben bakkaldan almayı unutuyorum lan. paran da pulun da senin olsun. ben gidiyorum" diye rest çektim. mutluluğu gözlerinden okunuyordu.

    sonra ido'ya gelip cüdanımı kaybettiğimi söyledim. adamlar bulmuşlar verdiler. cüzdanımı alır almaz ilk iş olarak dönüş biletimi alıp ailemin yanına döndüm. onlar evden kaçtığımı bile farketmemiş ak. annem "sabah nereye gittin namaza mı" dedi. he namaza gittim. öyle mükemmel bir sülalem var ki şükür namazı kılmaya gittim. allah böyle bir kuzen düşmanımın başına vermesin dostlar. kendisi dara düştüğüm zaman en son arayacağım kişidir. burada da tanıyan eden varsa sakın kendisinden bir hayır beklemesin. şahsen ben hiç görmedim.

    allah da böylelerini mod yapıyor.
  • 555
    kurallara gore degil kafasina gore entry silen moderator.

    hamza'ya yazdigim entry budur:

    sozluk kuralari elverse agiz dolu kufredecegim adam. onizleye bastim okudum. hala ayni seyi dusunuyorum. acilen defolmasi gereken vasifsiz.

    silme nedeni budur:

    silen: neverfall | sebep: belalı entry | açıklama: acilen defolması gereken vasıfsız yazmış kurallar elverse anabacı kayacağını da beyan etmiş. hamza hocanın kazandırdığı 2 kupa itibariyle mancini ve prandelliden daha fazla saygı görmesi gerektiğini düşünüyorum. hataları olsa bile...

    bir moderator, dusuncesine gore hareket edemez, bir moderator, belirlenen kurallar icinde sozluge yazilan entryleri adi ustune modere eder ve gerekirse siler. ben sozlugun kurallari icinde bir entry yaziyorsam, bunu kafasina gore silme hakki yoktur. bir kisiye vasifsiz demek, belali entry sebebi degildir, olamaz da. entry de dedigim gibi kurallar dahilinde kufur de edebilirdim ama olmadigi icin etmiyorum.

    kisaca, 6 yildir yazdigim su sozlukte ilk defa bu kadar sinirlendim, bu da bu arkadas sayesinde.
  • 556
    aciklamayi kimin yazdiginin sildigi entry ile bir alakasi olmadigi moderator.

    sonuc itibariyle ortada bir entry var, ve bu belali diye silinmis. belali entry tanimina bakalim:

    ek$i sözlük'teki ayıptır söylemesi götümüze girebilir fasilitesinin * * galatasaray sözlük karşılığı. yani nedir, yazdiginiz entry sozluge problem yaratirsa (dava acilmasi vs. vs.) bu entry silinir.

    simdi ben hamza'ya vasifsiz dedigim icin dava acabilir mi? hayir acamaz. ana baci kufretsem acar miydi? evet. o yuzden ana baci kufretmek kurallarca yasaktir. ben ana baci kufrediyor muyum? hayir. kurallara uyuyor muyum? evet.

    bitmistir.
  • 557
    bana açık açık küfür edenlere çakal dediğim için iki tarafın da entrylerini silmiş, sonrasında ise bana kimseye ceza vermiyorum bir daha olursa ikinizi de banlarım demiştir. az önce entropia adlı yazar arkadaşın yazdıklarını okurken nickaltına yazan diğer yazarları görünce her şey açıklığa kavuştu.

    he ne oldu, ben yediğim küfürle kaldım, bana ağzından sıçan , gerizekalı diyen adamlar da yaptıkları "delikanlılık" ile yazmaya devam etti buraya.

    tek dileğim , en kısa zamanda bana yaşattığı durumu, birinin de ona yaşatması.
  • 563
    (bkz: anırıcam demedim arınacam dedim)
    (bkz: önünde demedim gönlünde dedim)
    (bkz: 10 puan demedim çok puan dedim)

    faşiz modlardan sözünde durmayan olanı. rica ediyorum konu anırmak dahi olsa sözünü tutmayan mod olmasın. misal bizim daç bey (u: nerelerdesin dutch reyiz :() vardı, afedersiniz eşek gibi anırmıştı :( anırmayan mod istemiyoruz. never efendi anırmayacaksa modluğu daç'a versin :(
  • 570
    (bkz: #1849538)

    "kasten oynamayarak hocasına ihanet eden galatasaray futbol takımı içindeki hainler" demiş. benzer bir ifadeyi ben kullanınca benim entrym silinmişti. neyse bunu moderatörlerden birinden duymak da güzel. hocasına ihanet eden formasına da ihanet etmiştir. ve galatasaray'a hangi nedenle olursa olsun ihanet eden adam buradan uzaklaştırılmalıdır. ama neredeyse iki sezondur bu kişilerin yaptığı yanlarına kar kalıyor. kimse bunun hakkında da konuşmuyor. cidden acaip bir yozlaşma olduğunu düşünüyorum taraftarda. (galatasaray'a karşı şike-teşvike bulaşmış teknik direktöre bile dilenen adam var.) neyse, en azından son günlerde dikkat ettiğim kadarıyla bu "hainler"in adı çok geçiyor. bu işin sonu hayırlı olacak inşallah.

    edit: hainler varsayım vs. değil. istiyorsanız sadece bir maçla kanıtlarım. ama görüp görmeme konusunda belirleyici olan bir nokta var. o da siz 'o kişileri' galatasaray'dan çok sevip sevmemeniz.
  • 571
    (bkz: hamza hamzaoğlu/#1849538)

    ilgili entry'i okuduktan sonra çok fazla film/dizi izlediğini düşündüğüm moderatör ve yazar. ama filmlerin başındaki şu ibareyi kaçırmış olmalı. "bu filmde yer alan kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür".

    hamza hamzaoğlu ve takımdaki "hain"ler hakkında ağır ithamlarda bulunmuş. varsayımlar üzerinden, hem de galatasaray'ın bir çok futbolcusu olan bireylere hain demiş sevgili yazar arkadaşımız ve moderatörümüz. vallahi sizi bilemeyeceğim ama ben yakıştıramadım.
  • 574
    (bkz: hamza hamzaoğlu/#1849538)

    hamza'yı bilal 'e anlatır gibi anlatmış yazar.

    hamza'yı savunan arkadaşlar, illa her maç öncesi kadro seçimlerini, maç sonu yorumları derleyip şurada külliyat halinde koymak mı lazım? ki buna kazandıgımız maçlar da dahil. kendinize gelin bu adam hoca falan değil, galatasaray 1 gol atıp catenaccio savunması oynayamaz. hamza hayatının piyangosunu buldu, gitti. bir daha geri gelmemesi dileğiyle...

    ayrıca "adamlık"tan dem vuranlar , başkalarının hakkını yemenin, adaleti sağlamadan kıyakçılık yapmanın, birilerine şirin görünmek için bazılarını harcamanın, nereden geldiğini unutup kendini "imparator", "padişah" sanmanın günümüzde popüler olduğunu ve takdir edildiğini biliyorum. ama en azından ülkeden daha şeffaf takip ettiğiniz kulübünüz için "adamlık" değerlerinizi yeniden gözden geçirin.

    bir adam tane tane konuşuyor diye , biz miz diyerek aklı sıra mütevazilik yapıyormuş gibi görünüyor diye şu adama efendi denmesini anlamıyorum. trabzon maçından sonra gördük işte mütevaziliğini. 3 kupayı sanki kendisi almış gibi bir de bize, taraftara afra tafra (ilginç oldu) yapıyor.
App Store'dan indirin Google Play'den alın