resim
Milan Baroš
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:Santrfor
Yaş:44
Boy:1.83
Uyruk:Çek Cumhuriyeti
  • 1933
    baros'un galatasaray'a kazandırdıklarıyla hagi'nin kazandırdıklarını karşılaştırmak nedendir, niyedir? ne yani baros da uefa mı kazandırmalıydı kovulmamak için? belki hagi haklı belki de değil ama bu olayın hagi'nin değeri ve baros'un değeriyle değerlendirilmesi çok abes geliyor bana. ve kıyaslama yapılırken hala futbolcu hagi'nin verdikleri öne sürülüyor. bizse teknik direktör hagi'nin olumlu ya da olumsuz katkılarına göre yorum yapıyoruz oysa ki. bu kıyaslama mantığına göre hagi efsane futbolcu diye herkese istediğini yapabilme hakkına sahip olmalı o zaman.. gerçi bunu aynen böyle kabul edenler de var o da çok ilginç bir durum. çünkü aynı kişiler kimse galatasaray'dan büyük değil diye defalarca tekrarlar yeri gelince. bu olayda konu baros'un, hagi'nin haklı olup olamaması da değil. ne yaşandıysa kendi içlerinde halledilmesi, olayın bu boyutlara gelmemesi gerekir. baros, hagi'nin kazandırdıklarını kazandırmamış olabilir ama şu an çorak bir tarla olan galatasaray kadrosundaki tek umut veren filizdir belki de. böyle bir futbolcuyu harcamak kolay olmamalı. rijkaard, kendisi hakkında verip veriştiren servet'i bile kadro dışı bırakmamış ya da idmandan kovmamışken iki futbolcu disiplinsizlik sebebiyle takımdan bir sebeple uzaklaştırılıyorsa ve bu iki adamın da galatasaray kadrosundaki yontulmamış kazmalarla alakası yoksa benim bu olay hakkında eleştiri yapmam da gayet doğaldır.
  • 1511
    bugün galatasaray sözlük'te yazmaya başlayalı tam 2 sene oldu, bir senedir falan da blogda yazıyorum. aslında fark yok, çünkü blogda ne yazarsam sözlüğe de koyuyorum.
    bu gece bir şey dikkatimi çekti ki çok utandım. milan baros hakkında, o başlıkta hiç bir şey yazmamışım. maç yazılarında veya bir çok başka konunun içinde uzun uzun değinmiştim ama milan baros’a özel hiçbir yazmamışım. sırası gelmiş de geçmiş bile.

    koskoca avrupa’da futbolla ilgilenip de ismini bilmeyen yoktur herhalde. çek milli takımı, liverpool, lyon, galatasaray’da oynamış bir futbolcudan bahsediyoruz. ama ben asla işin bu kısmına takılmam. eski kariyeri beni zerre ilgilendirmez, bize ne verdi ona bakarım. çok sağlam bir örnek vereceğim kimse itiraz edemeyecek : mateja kezman.

    baros’un boyu sanırım 1.85m. gibi. hani bir santrafora göre kısa sayılabilir. kilosu da çok değil. bir santrafor açısından bakıldığında fiziği zayıf bile sayılabilir. kezman’a bu açıdan da benziyor, allah benzetmesin.
    geldiği sezon galatasaray’da gol kralı oldu baros. 20 gol atmıştı sanırım. az mı, değil ama çok da değil. eskiden gol kralları daha çok atarlardı, artık türkiye’de o devir kapandı. batistuta bir söyleşide italya’da 10 gol atana kral muamelesi yapıyorlar, ben zaten 20’nin altına düşmüyordum diye anlatmıştı. kendisinin değerini vurgulamak için, ukalaca olmayan bir tavırla, hemen kızmayın adama.

    peki baros nasıl oluyorda bu kadar büyük bir golcü olabiliyor. kezman kötü örnek ama pippo inzaghi iyi örnek. en çok pippo’ya benzetiyorum. umarım pippo sadece arkadaşları tarafından söylenen bir söz değildir, yoksa hiç tanımam inzaghi’yi.

    bu tiplerin en önemli özelliği oyunu hiç bırakmamalarıdır. katil golcü ekolünden değillerdir. ille de son vuruş golcüsü de değillerdir. ama tekmeye kafa uzatmaktan, kendilerinden büyük cüsseli stoperle boğuşmaktan asla kaçınmazlar. baros şu anda öyle bir ligde oynuyor ki, onun futbolculuğunun yakıtı olan hırsını en üste çıkarabiliyor. liverpool’da oynadığı ilk zamanlarda da aynısını yaşamıştı. sürekli stoperlerle didişip, sinirlerinin kendisine yardımcı olmasını sağlamıştı. galatasaray’da da aynı şeyi yaşıyor. takoz stoperlerden tekme, kafa yiyor. ama her seferinde rocky baloboa gibi ayağa kalkıp devam ediyor, maç içinde. maç içinde diye belirtelim ki bazı münafıklar “ama hep sakatlanıyor” diyemesinler.

    baros, top taşıyabilen, acayip çalımlar atabilen, müthiş paslar atabilen bir santrafor değil. gerek de yok zaten. ama baros, her iki ayağıyla da birbirinin aynı kalitede şut atabilen bir adam. futbol jargonunda “çift ayaklı” tabir ettiğimiz futbolculardan. ben “tek sol ayaklı” olduğum ve topa vurmadan önce araba yanaştırır gibi kendimi ayarladığım için bu “çift ayak” mevzusunu hiç anlayamadım. büyük ihtimalle kıskançlığımdan böyle diyorum. tamam, biraz içtim ama çok şükür baros’la kendimi kıyaslayacak kadar da içmedim, hiçbir zaman o kadar içemem zaten.
    her halükarda topu kaleye vurabilecek bir esnekliği var. sezgileri muhteşem. kaleciden dönen toplarla attığı gol sayısı hiç de az değildir sanırım. bazı futbolu ve kendini bilmezler bunu şansa bağlar ama baros’un pozisyonu tilki gibi takip ettiğini unuturlar. captano hatırlatır yeri gelince, sorun değil.

    baros orta sahaya kadar gelip top alan santrafor modellerinden de değil. ne işin var abicim orta sahada pas yapmakta. sen bana onsekiz yayı üzerinde lazımsın. nonda’nın gitmesinin en önemli sebeplerinden bir de budur. baros orta sahaya yaklaşır, duvar olur, topu kanada atar, depar halinde onsekiz üstüne hareketlenir. hele bir de yanında futbolun basit ve temel işleyişini bilen adamlarla oynarsa, o topun kendisine geleceğini bilir. deparını atar, top ona gelirse gereğini yapar. ideale yakın bir santrafor.
    hırslıdır. hem de çok. oyun konsantrasyonu mükemmeldir. bilir ki bunlar olmazsa azman stoperler arasında ezilir gider. çok da seridir. ağır stoperleri alt etmesini sağlayan özelliklerinden biri de kısa mesafede süratinin çok iyi olmasıdır.

    baros’un hiç bugüne kadar üç kişiyi çalımlayıp gol attığını gördünüz mü? onun işi bu değil, baros estetiğin, varyetenin peşinde değil. çeker, vurur.

    aydın yılmaz için de baros modelini öneriyorum ısrarla, başka türlü beklenen patlamayı yapamayacak.

    baros’un yediğimiz ya da attığımız gollerden sonraki hırsını örnek gösterip diğer futbolcularımıza çakanlara söylüyorum, baros’un başka şansı yok. çünkü baros ne jardel ne de tanju çolak. hakan şükür de değil. konusu gelmişken, hakan şükür’ün çok gol atmasına rağmen “golcü” doğru değil. golcü denen adam saç-baş yolduran o kadar gol kaçırmaz. hakan, müthiş bir santrafordu. takımın oyununu direkt etkileyen, çok büyük katkı sağlayan büyük bir santrafor. golcü denen adamlar tanju ile jardel’dir. çok nadir gol kaçırırlardı.
    bu sebeplerden, baros’un hırslı oynamaktan başka seçeneği yok.

    sakatlığına da değinmek lazım. ulan ben kimim ki şunun şurasında biraz top oynamışım, maçlara gitmişim biraz. sergen, rıdvan, sinan engin gibi adamlar yıllarca üst düzey futbol oynamışlar, milli olmuşlar, takımlarda sorumluluk almışlar ama ya kafaları basmıyor ya da kasıtlı olarak “ama baros da hep sakat” diyorlar. ayıp kere ayıp. be kardeşim bu çocuğun geçen sene tarak kemiği kırılmadı mı, iyileşir iyileşmez takımda oynamaya başlamadı mı? bu sene de sakatlandı ama bunlar olmaz mı? bu adam ne yapıyor ki. hani sorunlu mu? hiç duydunuz mu, baros memleketine gitti geç döndü, idmanlarda çalışmadı, doktorları dinlemedi diye? ben duymadım. ulan, dikkat ettim de bu lafları edenler içinde galatasaraylı yok, enteresan.
    sakatlığının nüksetmesinin sebebi nedir bilir misiniz? rıdvan dilmen bu ülkedeki herkesten iyi bilir aslında. adam oynamak istiyor abicim. adam futbolu seviyor, sahada olamamak onu delirtiyor.

    bazı lavuklar arda için de “kendini göstermek için milli maçta oynamak istiyor” demişlerdi. abicim, bu adamlar futbolu seviyor. birazcık iyi hissetse kendini, oynamak istiyor. buna katılmayanlar dikkatlerini verirlerse sevinirim; sakatlık numarası yapıyor, oynamadan para alıyor denen adamlarla aynı kefeye konmayı hak etmiyor bu çocuklar. baros da, arda da.

    baros’un galatasaray’da olması büyük nimet. mümkün olduğunca elimizde tutmamız ve sakatlıktan çıkar çıkmaz “benim oynamam lazım” fikrine kapılmaması için yokluğunda idare edecek bir santrafora ihtiyacımız var. yokluğunu aratmayacak değil, idare edecek biri lazım. yokluğunu aratmayacak adam ile baros’u bu takım kaldırmaz. devir ekonomi devri.
  • 329
    önümüzdeki* şampiyonlar ligi'ne gidemeyecek bir takımda kalmayı hedefleri olan pek çok kaliteli yabancı futbolcu gibi istemeyecek, buna sıcak bakmayacak oyuncumuzdur. umarım onu ve harry kewell'ı takımda tutmayı başarabiliriz. oldukça zor olacak bu, ben de gol kralı olduğum sezonda, en verimli dönemimde, son derece önemli bir maçta, skor kıl payı giderken, yerime 70. dakikada 100 kiloluk birini sokan bir teknik direktör ile çalışmak istemezdim.
  • 1835
    kraldır kral... hırsıyla, mücadelesiyle takımın toplamına eşittir. sırf zaman geçmesin diye bayrak bile taşımıştır... her futbolcu gol kaçırır önemli değil. kaçırmasa zaten maçlar genelde 10 üzeri golle biter. kendisi pozisyonları değerlendiriyor merak edilmesin, 70 küsür maçta 55 golle oynamak her yiğidin harcı değildir.

    asıl sorulması gereken, seneye avrupaya gidemeyecek bir takımda kendisini nasıl tutacağınızdır.
  • 2147
    gün geçmiyor ki galatasaray taraftarı bir oyuncusunu daha gözden çıkarmasın, nankörlük örneği sergilemesin.

    yok sakatmış, yok çok itiraz ediyormuş, yok sevimsizmiş, yok otmuş, yok bokmuş. ulan adam, senin benim gönül verdiğim renklerin başarısı için ter akıtıyor sahada. kadrodaki 20-25 futbolcudan 1 tanesi bile çıkıp isyan etmezken kötü gidişata, o bu isyanı maç içerisinde hırsı ile gösteriyor. sen çıkıp mücadele ederken etrafına bakıp da canını dişine takıp tek mücadele eden oyuncunun kendin olduğunu görsen, sinirden bırak itirazı hem hakemin hem takım arkadaşlarının ebesini bellemek istersin.

    olum bu kadar nankör olmayın, bu kadar kolay harcamayın değerlerimizi. tüm takımın frank rijkaard'ı sabote edip oynamadığı ankaragücü maçında çıkıp tek başına mücadele eden gururlu futbolcu baros değil miydi?

    balık hafızalı olmayalım, bir futbolcumuzu eleştirirken, gitsin diye yafta yapıştırırken azıcık kullanalım bize düşünmek için verilen organımızı.
  • 5040
    ulan adam ülkesine döndü kurtulduk derken her şey başa sardı arkadaş! şimdi "ama o kral ya, en iyisi, en süperi o!" diyenlerle, "yürü lan, hiç de bile! hiç katkı vermemiştir, ama hiç!" diyenler doluşacak buralara.

    la oğlum, yapmayın! bu adam oynadı, sakatlandı, mücadele etti, sakatlandı, sonra da saldı... ne oynadığı dönemin hakkını yeyin, ne saldığı dönemi övün. iyisi ile, kötüsü ile hizmet etti takıma, ayrıldı. bu kadar.
  • 3743
    hakan balta'nın fenerbahçe'ye attığı gol'de ortalığı karıştırıp 2 fenerliyi arka direkte oyalamış hakan balta'ya vurması gereken koridoru göstermişti, elmander ise aynı pozisyonda 2 fenerlinin arasından topu hakan balta'ya indirmişti.

    elmander ile uyumu sadece şu golle bile açıklanır.

    http://www.youtube.com/watch?v=HCC1XvBy8kQ

    ayrıca lafa gelince cefakar, fedakar, vefakar taraftarlıktan bahsediyorsan baros galatasaray'dan ayrılıp uçakla ülkesine dönene kadar adam gibi destek olacaksın.

    3-5 sene başarısız olanlara reis diyeceksin sonra da baros'a laf atacaksın, he canım he. play off'ta form tutarsa kimse baros'u gönderemez zaten göndermesin de.
  • 599
    --- alinti ---

    derbi maçta emre belezoğlu ile girdiği mücadelede sakatlanarak 2 ay sahalardan uzak kalacak olan galatasaraylı futbolcu baros ''emre'nin kasıtlı bir hareket yaptığını zannetmiyorum. topla oynamaya çalıştı. bu sadece benim şanssızlığım'' diye konuştu.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25015026/
    --- alinti ---

    sadece su aciklamasi bile yeterli, bir kez daha gurur duydum galatasaray'li oldugum, galatasaray 'da oldugun icin.
  • 5535
    malum sakatligina kadarki turkiye super ligi performansi son 20 yilin en komple forvet performansidir. hiz ceviklik bitiricilik top surme hepsi vardi. tek eksigi belki gomisvari gucu olmamasi olablr. onun disinda cezasahasi disinda gezinen, topu sadece ayagina beklemeyen komple bir forvetti.

    sakatlik sonrasi hali ise turkiyede siradan bir takimda oynayacak kadardi ancak. keske emre isimli kotu niyetli topcuyla hic denk gelmeseyedi.
  • 4956
    galatasaray kariyerine bakacak olursak;

    88 süper lig maçında 48 gol 20 asist.
    22 avrupa kupası maçında 12 gol 2 asist.

    3 sezon boyunca galatasaray'ın en golcü oyuncusu.
    süper lig 2008/09 sezonu gol kralı,
    galatasaray tarihinin en golcü 10. oyuncusu,
    galatasaray tarihinin en golcü 2. yabancı oyuncusu,
    galatasaray tarihinin avrupa'daki en golcü 6. oyuncusu,
    galatasaray tarihinin avrupa'daki en golcü yabancı oyuncusu,
    ve şampiyonluk yaşadığımız 2011-2012 sezonunda 8 gol 9 asistlik katkı.

    öncelikle neresi kral diyen arkadaşlar için bir hatırlatma yaptım. belli ki bazılarımızın hafızasını tazelemeye ihtiyacı var.

    bir de diğer grup var ki baros'un yaşadığı fiziksel düşüşü görmezden gelip onu oynatmadığı için fatih terim'i eleştirdiler. birçok yıldız sporcu kariyerlerinin belirli bir noktasında krılma yaşayıp üst düzey futbolu kaldırabilecek fiziksel yeterliliğin altına düşüyor. bu düşüşü yaşayan diğer örnekler için (bkz: #1097780). evet çubuklu tosunun sakatlamasından sonra asla eskisi gibi olamadı baros ama asıl büyük kırılma noktasını geçtiğimiz sezonun ortasında yaşadı. ayakta duracak hali yoktu baros'un. artık gitme vakti gelmişti. ama ayrılık baros'un gitmek istememesi yüzünden yarım sezon kadar gecikti.

    belki bu düştüğü durumu kendine yedirememesi veyahut söylendiği gibi baros'un paragöz olması yüzünden takımda oynamadan geçirdiği yarım sezon için bütün yaptıklarını ve emeklerini görmezden gelmeye gerek yok.

    milan baros beğenseniz de, beğenmeseniz de galatasaray tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

    emeklerin için teşekkürler, yolun açık olsun milan baros.

    http://www.youtube.com/watch?v=LH_xY0mLKxs
App Store'dan indirin Google Play'den alın