22 nisan 2026 galatasaray gençlerbirliği maçı özelinde bakarsak avrupa'nın girişi çıkışı en zor stadına, bütün çileye rağmen senede bir ya da iki defa girme şansı bulan, yarısı dolu haliyle bile staddan eve gitmesi gece yarısını bulacak olan taraftardır.
ıstanbul'a kuş uçuşu 700 küsur km ötede 4 bin nüfuslu bir yerleşim yerinde bile 4 ya da 5 tane kombine var. sezon boyu "genel satış"a neredeyse bilet düşmüyor. seçim ekranına gidebilen ödeme ekranına giremiyor, oraya ulaşan ödeme yapamıyor. oraya kadar gidebilecek olanların çoğunun da parası çıkışmıyor.
ayda yılda bir tane böyle maç geliyor. o da kombine sahipleri burun kıvırdığı ya da yolculuk planını pazar gününe göre yaptığı için, kimse önemsemediği için falan filan sebeplerle insanların stada gelip bilet alıp girmesi mümkün oluyor.
ama çilesi hiç azalmıyor...
bu insanlar senede bir gün diyerek mesai günü o havada o saatte stada gitmeyip yorgan altında maçı izleyebilirdi.
bu insanların hakkı değil miydi biraz olsun formanın hakkını veren futbolcu görmek?
sahada etrafında kim varsa fırçalayıp kalesine gelen iki topu da yumurtlamış, kornerden gol yemenin kıyısından dönmüş kaleciyi ıslıklamışlar.
çok mu?
hem de as takımı iki aydır gol atamayan takımın yedek kadrosundan...
bir de taraftar değil müşteri diye damgalanmış bu insanlar?
müşteri görmek isteyen pazar sabah
* sabiha gökçen dış hatlar geliş kapısına gitsin.
ya da nevizade'ye...
ya da vadistanbul'a...
uçağa, karaborsaya, otele, meyhaneye 2-3 asgari ücreti çar çur edip 2500 kişilik fener tribünü şov yaparken baygın baygın oturanlar taraftar sayılacak.
bu garibanlar müşteri...
ne güzel istanbul ya..