resim
Josep Guardiola i Sala
Görev:Teknik Direktör
Takım:Man City
Yaş:55
Uyruk:İspanya
  • 1218
    senelerdir abidik gubidik deneyleri yüzünden şampiyonlar liginden eleniyor ama o maçlarda dahi hiç bir zaman yönettiği takımın ezildiğini hatırlamıyorum.

    dünyanın en büyük bütçeleriyle, en iyi oyuncularıyla oynuyor tabii unutmamak lazım ama onun yönettiği takımlar hep istediğini sahaya yansıtan taraf.

    kendisine karşı galip gelebilirsiniz ama asla oyunu dikte edemiyorsunuz.
  • 1086
    oynattığı futbola hayran kalmamak mümkün değil. aksi durum söz konusu ise ya futbolu sevmiyorsunuz ya da anlamıyorsunuz, ya da guardiola’dan nefret ediyorsunuz. bizim bugün acun’un halısaha kadrosuna kuramayacağımız üstünlüğü dünya devi real’e karşı kurdu. söz konusu maçta her ne kadar skor 4-3 dahi olsa oyun olarak real madrid’i ezim ezim ezdiler. atılan 4 golün yanısıra %100 kaçırılan bir o kadar da gol pozisyonu. bizim isabetli ya da isabetsiz farketmez rakip kim olursa olsun 8 şut dahi çekemediğimiz ortamda böyle güzel futbol izlettiği için kendisine minnettarım. tabii guardiola’nın takımıyla bizim takımı kıyaslayacak kadar kafayı yemedim henüz fakat insan özeniyor işte. lan biz de buna yakın olsak keşke diyorsun ister istemez.

    (bkz: 26 nisan 2022 manchester city real madrid maçı)
  • 624
    manchester city'nin başında çıktığı maçlarda harikalar yaratıyor evet. kendisini ilk barcelona'da tanıdığım zaman inanılmaz sıkılırdım. maçlarını izlemek adeta işkence gibi gelirdi bana. zaten kamera açısı ürkütücü nou camp'ın. yani gerçekten o stat size ait değil sizi istemiyor kaç metrekareyse her santimi dolu gözüküyor. top barcelona'da olduğunda inanılmaz bi genişlik eğer topu kaptırırlarsa aniden daralan mesafeler inanılmaz. yine de sıkıcı bulurdum. tekdüze gelirdi bana yaratıcılıktan uzak hazırlanmış bir senaryo bilindik hikaye klasik türk filmi esas oğlan ölüyor. geçelim.

    bayern münih'e gelince bu arkadaş önceki sezon tozu dumana katan bavyera ekibinin başına geçmişti zaten inanılmaz bi kadro, yine tatmin olmadım ben. olmadım yani sevemedim. kalede bi kere neuer var daha ne olacak savunmada bi kişi fazlasın nerdeyse. daha sonra bi kere bu kel arkadaşın çalışma ofisinden bi fotoğraf gördüm. absürd bi düzen vardı tahtada. hücumdaki düzenleri olsa gerek kaleci orta sahada duruyo, önünde 3 oyuncu, sonrasında 6 kişi, ceza sahasında 1 kişi lewandowski. adam resmen kampa geliyor yani yarı sahaya. hücum etmek istemiyor golden ziyade eğlenmek için hücum yapıyor resmen. ben tabi ki yine de beğenmedim burun kıvırdım. xabi alonso'yu falan da almıştı zaten kendisi yürüyen beyin daha önce de messi var xavi var falan yani bi sürü bahanem vardı.

    neyse. geldik city'e. geldi hart dedi you are dismissed. birebirde iyisin ama bana yetmez kale bravo sende pas oyununa katılacaksın. olmadı caballero. şimdi isim kumkuması yapıp kim kimdir nedir falan yazmayacağım. çünkü adam için mevki denilen şey soyut bi kavram. fernandinho haricinde vazgeçemeyeceği de kimse yok. yaya toure'ye taparım ama silindi bakın kimse onu aramayacak. bu kadar basit.

    topa sahip olmasının en önemli özelliği her zaman olduğu gibi şablonda gizli. maçı izlerken bakıyorsun adam adama markaj varsa herkes bi doğrultu üzerinde hareket ediyor sürekli boş olanlar yaratılıyor bu şekilde. baktın olmuyor stones yani defans oyuncusu topla beraber çıkıyor o sırada yerini fernandinho alıyor tekrar bi sirkülasyon yaratılıyor sistem işlemeye devam ediyor. top hala onlarda ve önem almak daha da güçleşiyor.

    hücumda en etkili olduğunu nokta ise evet top rakipteyken. çünkü ileride alelade bekler gibi gözüken adamlar en etkili hücumu yapacak pozisyondalar. sert bi takım değil city istese olur mu? çok rahat. onun yerine fundamentali iyi adamları tercih ediyor. kapanan bi savunmadan ziyade ani baskını tercih ediyor. ufak tefek topa çok uzak olmayan adamlarla işi bitirme peşinde. silva ve de bruyne ortada ikili. sterling nolito ilerde. top sende olursa güvendesin ama top rakipteyken onlar güvende değil. çok sinir bozucu değil mi.

    ikili ilişkilerde yetersizmiş bilmem neymiş tamam herkes sıcakkanlı, pratik, zeki insanları birinci tercih gibi görebilir ama banane ya bundan. ben bu oyunu izliyorum. her ayrıldığı kulüpte pek şans vermediği futbolcular konuşur şöyleydi böyleydi. banane. magazinsel kısımdan bağımsız bakıyorum olaya. bu adam futbol ile yatıp kalkıyor çok kafa yoruyor ve en önemlisi ben oldum demiyor. planlı işte herif ve karar verdiği zaman geri dönüşü olmuyor. gidecekse durduramazsın. lafını dinlemezsen varolamazsın. çok disiplinli. çok iyi bi öğretici. bu kadar kusursuz şablonları oynatmak kolay değil. kolarov defans tandeminde oynuyor ya hiç de sırıtmıyor. görev tanımı belli herifte kimseden ekstra beklediği yok. bunu bunu bunu yapın sonra gol atmak size kalmış diyor.

    şimdi kıyaslamazsak olmaz. mourinho hocam gerisinde kaldı bu arkadaşın. sonuçlardan bağımsız konuşuyorum. bi oyun kurucu, bi tane top kapan, önünde yaratıcı gezgin on numara, içe kateden kanatlar falan. aynen. mourinho hocam şablon bu. çok iyi motive ediyor olabilirsin futbol sadece düzen taktik işi değildir haklısın ama kendi oyun sisteminde yeniliğe kapattın, kendini tekrara aldın. rekabet geliştirir. şimdi rakipsiz bi pep görmek istemeyiz hele premier lig için konuşuyor isek bay guardiola sanırım ingilizlere yıllardır illüzyonun içinde olduklarını gösterecek gibi. ranieri nasıl 4-4-2 ile şampiyon yapıp arsenal taraftarına alala dedirttiyse guardiola da akıcı futbol nedir onu gösterecek gibi.

    ayrıca wenger, walcott'u al götüne sok. alaka olmayabilir söylemek istedim. 2 forvetle oynarsak orta sahada eksik kalıyoruz diyen herifsin sen wenger artık sana einstein diyeceğim. kıyaslamaya seni dahil etmiyorum. sen çok daha geridesin bu ikiliden. klopp yarışabilir ama ona sözüm yok. walter mazzari ile de. vakit bulursam ya da işime gelirse walter beyi de yazmayı planlıyorum. o da güzel futbol oynatıyor italyan ekolüne yakışır sevide. wenger seni gerçekten övmeyi çok isterdim ama sıkıldım. yenilik her zaman gerekli değildir ama gelişmek iyidir.
  • 875
    10 kasım 2019 liverpool manchester city maçında ve maçtan sonra neye bu kadar ağladığını anlamadığım teknik direktör.

    yardımcı hakeme, tribüne, kendi kulübesine "twice, twice" diye bağırdı.

    el olduğunu düşündüğü ilk pozisyonda (liverpool'un ilk golü öncesi) top ilk önce bernardo silva'nın eline çarpıyor. boş algıya gerek yok.

    ikinci el pozisyonunda ise arnold ile top arasında 1 metre bile yok ve el kapalı. penaltıyla alakası yok.

    şimdi gidip savunma hattına bir 250m€ daha harcayabilir.
  • 969
    parayı verenin düdüğü çaldığı düşünülen kulüplerde çalışan, futbolda bir devri bitirip yeni bir devir başlatmış ve bence gelmiş geçmiş en iyilerin arasında ilk 5'te sayılabilecek katalan teknik direktör.

    bu para var abi muhabbeti enteresan çünkü yıllardır arsenal, manchester united, paris saint germain, chelsea ya da barcelona'da da deli gibi para var. illa katarlı birisinin sahibi olması lazım değil yani. bu kulüplerin gelirleri şu an olabilecek en üst seviyede dolayısıyla çok para harcamak değil doğru para harcamaktan bahsetmemiz lazım.

    örnekler:

    - jose mourinho manchester united'ın başındayken fred'e 59m euro transfer ücreti öderken, pep guardiola ilkay gündoğan'ı 27m euro'ya transfer etmiş.

    - mourinho romelu lukaku'yu manu'ya 85m euro'ya almış, pep'in city'deki tek merkez santrafor transferi gabriel jesus 32m euro.

    - mourinho paul pogba'yı (mino raiola oyuncusu) 105m euro'ya alırken, pep bernardo silva'yı 50m euro'ya almış.

    tabiki ruben dias, aymeric laporte, joao cancelo gibi 60-70m euro arası bonservis ödeyip aldığı oyuncular da var pep'in ama bu oyunculardan aldığı verim neredeyse %100. ama jose mourinho'nun yaptığı transferlerden aldığı verim en fazla o oyuncunun verebileceklerinin %50'si olmuştur. asla doğru bir takım kimyası oturtamamıştır.

    yine başka bir örnek verecek olursam, mourinho gitti henrikh mkhitaryan'a 42m euro saymış. bu transferin sırf mino raiola ile olan ilişkisinden olduğuna yemin edebilirim ama ispat edemem. mkhitaryan kim manu kim? ya da gidip eric bailly'e 38m, victor lindelöf'e 35m, toplamda 68m euro'yu, toplasan 1 stoper etmeyecek 2 vasata verme de git ruben dias'ı pep'in aldığı gibi 68m al.

    demem o ki, evet fiyatlar uçmuş, ama aldığın oyuncudan alacağın verim bir teknik direktör becerisidir ve guardiola futbolun taktik kısmında olduğu gibi bu konuda da bir dehadır. evet çok para harcamıştır ama gidip falcao gidip 34 yaşındaki adama yıllık 7m euro saydırtmamıştır. kulübünün geleceğini düşünmüş ve genç oyuncuları ciddi rakamlara alıp harika bir takım kimyası oluşturmuştur.

    ayrıca sadece büyüklerde iş yapıyor, o paralara ben de yaparım diyenlere 2 not. ilki; benzer kulüpler mou'ya da bir sürü fırsat sundu ama sonuçları ortada. ikincisi; coca-cola'nın ceo'sunu alıp herhangi bir ülkede sadece domestik işlerle uğraşan bir firmaya getirebilir misiniz? hayır. çünkü bazı insanların yeri en üst seviyedir, onları 1-2 alt seviyeye zaten getiremezsiniz. fatih terim bu kadar başarıdan sonra boşta olsa, gidip kayserispor'u çalıştırır mı?
  • 1211
    futbolculara herkesçe bilinen mevkileri ile bakmayan teknik direktör.

    bir stoperi kafasında sol iç, bir sağ beki kafasında sol açık olarak düşünebilen bazen de bunu tatbik edebilen bir teknik direktör.

    ben futbolcu olsam guardiola'nın takımında oynamak istemezdim. forvetim diye gittiğin yerde kaleye falan geçirebilir seni. ya da 10 numarasındır şut attırmaz, kanatsındır orta yaptırmaz.
  • 1080
    bir numaralı olayı sahaya yerleşim olan teknik direktör. kendisi pas futbolu hocası olarak tanımlanıyor hala. manchester city'de oynattığı oyunun aslında bununla alakası yok. sahayı inanılmaz iyi kullanıyor ve hemen hemen tüm bölümlerde sayısal üstünlüğü sağlayıp rakibi kalitesiyle boğuyor. bunun için de rakibi hareket ettirmek için oyuncular doğal olarak pas yapıyor. sonra birileri buna "pas futbolu" diyor.

    futbol bir alan oyunudur. alan yaratmak için rakibi hareket edip doğru anda boşluğu doldurmalısın. pas bir amaç değil, araçtır.
    pas yapmanın efektif bir amacı olmalı.
    pas; blok kırar, oyuncuyu oyundan düşürür. rakibi kayma yapmaya yöneltir, seni bir kişi fazla oynatır ve bunların tamamı neticeye gitmek içindir. yaratılan boşlukları işlemek için pas yapılır. eğer skoru almak istiyorsanız.
    eğer skoru korumak istiyorsanız, kendi sahanızda maksimum sayıda oyuncu ile bulunur, hareket halinde olur, pas opsiyonu yaratır, rakibi de peşinizde gezdirir, sahte koşuyla pas kanalı yaratır ve oyunun temposunu elinizde tutarsınız.
    ama sadece pas yapıyor, ikinci üçüncü oyun çeşitliliğiniz kısıtlıysa, gelişim göstermek çok sıkıntılı oluyor.

    ve tabii ki kalite. kalite her şey değildir ama çok şeydir. pep'in oyununda her şeyin biraz daha fazlasıdır. bunu da parayla satın alabiliyorsun. o yüzden hep yüksek bütçeli takımlarda çalışıyor pep. bunun yanında aldığı oyunculara değer katıp onları sistemine uygun hale getiriyor.

    bu ikisinin birleşimi, yani taktiksel anlayış ve oyuncu kalitesi city'nin özeti gibi. belki işin taktiksel boyutunu halledebilirsin ama kaliteyi satın almak zorundasın.

    pep, dünyanın belki de gelmiş geçmiş en iyi takımı olan barcelona'yı o seviyeye çıkaran adam oldu. sonrasında da city'de bu oyunu biraz farklı yöne evrilterek yine oyunda bir çığır açtı. city, bugün bir psg gibi toplama takım değilse hatta bir futbol kültürüne sahipse, bu pep guardiola sayesindedir. elbette yöneticilerinin de payı var. city dünya çapında büyük bir futbol grubu.

    kendisi için bir ayrıntı daha var ki o da kariyeri boyunca hep en elite oyuncularla çalışmasına rağmen büyük bir problem yaşamaması. oynattığı oyunun zorluğu ve bu fikri futbolcularına sorunsuz şekilde aşılayıp onları bu fikre her seferinde inandırabilmesi büyük bir zanaat.

    kendisi teknik direktörlük hakkında şöyle diyor: "teknik direktörlüğün en zor yanlarından birisi oyuncuları bir fikre inandırabilmektir. bunu yapamadığınız takdirde çalışmalarınızın ve taktiksel kapasitenizin önemi yoktur. teknik direktörlüğün yüzde 70'i insan yönetimidir."
App Store'dan indirin Google Play'den alın