resim
Igor Tudor
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:47
Uyruk:Hırvatistan
  • 3734
    ikinci yarılardaki düşüşe bir çözüm getirmesi gereken td. 'pis' oynayan takımlara karşı sıkıntıya düşebiliriz. herkes kasımpaşa gibi pozitif futbol oynamıyor bu ligde.

    gazcı taraftarı bırak. onlar rijkaard döneminde de ikinci yarılardaki düşüşleri söylediğimizde dalga geçiyordu şimdi de geçiyor. bize dengeli takım lazım. büyük ve kritik maçlar böyle kazanılıyor çünkü.

    ha derseniz ki rijkaard dönemindeki kadroyla şimdiki bir mi diye ben de size şimdiki anadolu takımlarıyla o dönemki anadolu takımları bir mi diye sorarım. artık hücumda ersen martin'i, gökhan ünal'ı oynatan takımlar yok. eto'o'yu, kone'yi, adebayor'u oynatan takımlar var.
  • 3736
    iki, üç, dört farkla öne geçtiğimiz maçlarda b planı olmadığı için fazlasıyla zorlanıyoruz. kayserispor maçında 3-0 ve 4-0'dan sonra rakibin üzerimize gelmesine engel olamadı halbuki kenarda b planı olan bir teknik adam dursaydı oyunun kötü gidişine karşı planını devreye sokar ve skoru lehimize çevirirdi. osmanlıspor deplasmanında da keza aynı şekilde, b planı olmadığı için üçten fazla gol atamadık. bu hafta da skor iki sıfıra gelince b planını devreye sokması gerekirdi ama b planı olmadığı için maçı iki sıfır tamamladık.

    oysa b planı olsa böyle mi olurdu? 2-0'dan sonra oyuncularının popucuklarına birer turbo takar maçı 7-0'a getirirdi ancak o kadar beceriksiz ve kötü bir teknik direktör ki bunu yapamadı. üstüne gitti tolga yerine selçuk'u almak varken feghouli'yi aldı. hatta hatta kaliteli bir teknik direktörümüz olsa selçuk inan'ı ilk on birin değişmezi yapardı ama bizim beceriksiz tudor gitti yedek kulübesine hapsetti adamı.

    bu arada 16 eylül 2017 galatasaray kasımpaşa maçında giydiği gömlek de berbat ötesiydi. sırf bu bile kötü teknik direktör olduğunu yeterince gösteriyor.

    çok zekice bir önerim var, tudor'u kovup yerine formda okan buruk'u veya üç kupalımız hamza hamzaoğlu'nu getirelim.
    o zaman görün bakalım bu kalteli kadronun anası nasıl seviliyor.

    ha unutmadan, https://youtu.be/me0_3LNSTWI?t=9s
  • 3738
    kendisinin oynatmaya çalıştığı pres futbolunda bazen orta saha ve defansta çok büyük boşluklar veriyoruz, özellikle 2. ve 3. bölgede yaptığımız top kayıplarında. antalya maçında kapanıp pozisyon vermedik ama diğer lig maçlarında rakiplerin basit pas hataları nedeniyle kalemizde kontra ataklardan tehlike görmekten kurtulduk. biraz daha becerikli olsa rakipler bu konuda, sıkıntıya girmemiz işten bile değildi. öncelikli çözmen gereken konu budur hocam, antalya maçı dışındaki tüm maçlarda aynı hataları gördük zira.
  • 3739
    dünyanın en büyük takımlarına baktığımız zaman çoğunlukla topu sürekli ayağında tutup rakip karşısında öne geçiyorlar, sonrasında kontratak futbolunu da bir o kadar iyi oynuyorlar. yani formülüm türkçesi yetenek + kondüsyon. son zamanların manchester city, real madrid, bayer münih gibi takımlarına baktığınızda tıpkı şuan galatasaray'ın oynadığı gibi maçı çok hızlı bir şekilde geriden ileriye, ileriden geriye, sol geriden sağ ileriye, kale önünden rakip defans arkasına sürekli topu koşturarak ve rakibi yorarak oynuyorlar. barcelona bile tiki taka ile bu oyun karşısında başarılı olamıyor.

    işte tudor'un kondüsyon soslu hızlı ve teknik oyunu dünyanın bütün büyük takımlarının şu an oynatmaya çalıştığı oyundur.

    bunu ne kadar sürdürürüz, başarılı oluruz veya olmayız bilemem ama modern futbol böyle oynanılıyor. tudor eğer ki sistemi içselleştirirse derwall gibi türkiye'de dönüm yaratan hoca olabilir.
  • 3740
    en çok "b planı" olmadığı için eleştirilen hoca. ben böyle düşünmüyorum, özellikle öne geçtiğimiz maçlar için bir "b planı" var hocanın, lakin elinde rotasyon oyuncusu yok. bence selçuk'u önceki maçlarda oyuna almasının sebebi bu. biz selçuk inan ı iyi oynadığı zamanlardan nasıl biliriz: pas oyunun merkezi olabilen, ayağında top tutabilen, poposunu rakibe yaslayıp faul alabilen iyi bir merkez orta saha. işte takım öndeyken, artık oldukça da yorulmuşken tam ihtiyacımız olan oyuncu tipi. ama selçuk girdiği maçlarda ne verdi; sıfır bile diyemiyorum kocaman bir eksi. dediğim gibi hocanın bir "b planı" var ama malzeme bu kadar.
    he, koray günter ve atalay babacan bu rotasyonun içine sokulabilir mi; bilemiyorum. ama sanki formayı hak edecek eylemlerde bulunsalar hoca gözü kapalı verirmiş gibime geliyor.
  • 3741
    bana göre hala çok eksiği olan fakat gün geçtikçe de gelişim kaydeden hocamızdır.

    16 eylül 2017 galatasaray kasımpaşa maçının 53. dakikasında rakip üstümüze gelmeye başlarken "değişiklik yapacak mı? , baskıyı kırabilecek mi ?" diye yazmıştım, nitekim önce tolga-feghouli değişikliği, sonrasında gelen gol ile rahatladık.

    selçuk'u almaması da iyi haber. sol tarafı , sahayı enlemesine de genişletmek için solak iasmin'e emanet etmesi mantıklıydı. çünkü hem linnes hem de tolda içeri katettiğinden dar alana sıkışıp kalabiliyorduk.

    fakat ileride ve ortasahada yapılan baskıdan kurtulan rakip çok geniş boşluklar bulabiliyor, burada da bana göre defansın gereğinden fazla gömülmesi ve arkaya kaçan adama yetişemeyecek olması gibi durumlar var.

    ayrıca şu haliyle düşen ortasahada belhanda'ya 90 dakika tahammül edilmez. feghouli'nin 11'e yerleşmesi ile fernando-tolga-ndiaye üçlüsü istenilen pres düzeyini 1 tık ileriye taşıyabilir. fakat pozisyona girmede ne gibi dezavantajları olur görmek gerek
  • 3744
    oyuncu değişiklikleri ile eleştrilen teknik direktör. kasımpaşa maçında sinan'ı ve antalya maçında selçuk'u oyuna almasının sebebi maçı kurtarmak çevirmek ya da oyunu daha iyi oynamak falan sananlar var. asıl sebebi rekabet ortamı yaratmak. ilk 11'in ne kadar iyi olursa olsun bu ortamı yaratman gerekir. kimse 11'deki yerinin garanti olduğunu düşünmemeli. yoksa tudor görmüyor mu selçuk, sinan ve yasin gibilerin formsuzluğunu. kulübede bunlardan daha iyileri var da o mu tercih etmiyor. ayrıca bu oyuncuları alarak kendilerini gösterme fırsatı da tanımak zorunda. yarın fernando sakatlansa yerine selçuk girecek. kendisi bütün sezonun hesabını yapmak zorunda ve bence öyle de yapıyor. takım daha çok yeni, tudor ile beraber bütün oyunculara zaman tanımalıyız.
    bu adamların mesleği bu, bizim 5 dakika düşünüp yaptığımız yorumlardaki konuları bu adamlar bütün gün düşünüp üzerinde çalışıyorlar. sabırlı olmamız gerekir.
  • 3745
    bu adami sevmeyeni gercekten anlamiyorum. yaratmak istedigi takim profili ortada. takimin kondisyonu ve uyumu mukemmel. disiplinine ve hirsina laf soylemek ayiptir. taktik bilgisi meselesinden yuklenilmeye calisiyor ki bu adam tolga cigerci'den surpriz golcu yaratacak kadar ilginc hamleler yapti ki butun bir spor basini tolga cigerci tam olarak nerede oynuyoru konustu gectigimiz haftalarda. bu adam juventus'ta ve hirvatistan milli takimi'nda yillarca top oynamis bir adam. gercekten taktikten anlamadigini falan dusunuyorsaniz bu aslinda "igor tudor cok embesil biri yillarca en ust duzeyde futbol oynayip hala taktikten falan haberi yok" demek oluyor aslinda ki kendisinin tam tersine cok zeki ve ustune ustluk cok da cesur bir insan oldugunu hepimiz goruyoruz. ne istiyor bu adami sevmeyenler cidden anlamis degilim. karizmasiyla, futbolculuk kariyeri ve hatta tecrube kazanarak yukselen hocalik kariyeriyle bu adam bizim icin bicilmis kaftan.

    ben igor tudor'u gercekten cok seviyorum. insan olarak da hoca olarak da takimin basina cok yakisiyor. umarim cok uzun yillar beraber cok guzel gunler gorecegiz.
  • 3746
    https://twitter.com/...s/909393324821409794

    şuradaki çakallığı ile bana roberto mancini'yi hatırlatmıştır. yabancı olup da bu kadar gözü açık adam az bulunur. zaten değil hırvatlar balkanlardaki tüm milletlerin geneli böyle ama yine de her zaman karşımıza çıkmıyor.

    mesela prandelli bildiğin süzmeydi, riekerink naifti, mustafa denizli kurttu ama yaşlanmıştı, hamzaoğlu kendi gözlerini kör edecek kadar yerli yanlısıydı... tudor'un bu açıdan haydut gibi olması imajı açısından bir artı.

    edit: https://youtu.be/mdNJVJbtAyY?t=130

    mesela şurada elini masaya vururken yüzünde oluşan "kaçın kurrasıyız olum" gülüşü ve hemen sonrasında ilgili şahsı parmağıyla işaret ederkenki "sen kimi kandırıyorsun yarraam?" bakışı parayla temin edilebilecek şeyler değil. bunun bir üstünü de ancak fatih terim falan yapar. aha da şöyle;

    https://www.youtube.com/watch?v=sxozRRc_-6Y

    "hangi gazete sizin?"

    :(

    (bkz: fatih terim'e soru sormaya çalışan kişi)
  • 3747
    galatasaray'ı kafasında bitirmiş selçuk, yasin, sinan gibi oyuncularla uğraşmayı bırakıp eren, emrah, koray, linnes (lato 11'de artık) ve gençleri kazanmaya yönelik adımlar atması gereken teknik direktör. bir de oyuncu değişikliklerinde geç kalmaması lazım. küfür eder gibi 88'de eren'i alırsan olmaz. bu işi şenol güneş çok iyi yapıyor. yedekteki oyuncuları küstürmüyor.
  • 3748
    oysa hiçbir katkısı yoktu tudorlardan igor'un, galatasaray'ın mükemmel futboluna. oyuncu grubu o kadar kaliteliydi ki takım kendiliğinden oynuyordu sahada. fernando tamamen hissiyattan maicon ile serdar'ın arasında konumlanıyor, ndiaye tamamen tesadüfi şekilde kapanan takımlara karşı belhanda'ya yakın, açık oynayan takımlara karşı fernando'ya yakın oynuyordu. rodrigues'in 50-60 metre deparla geriye gelip top çalmasıysa korkunun getirdiği bir durum olup takım arkadaşlarının onu ''çok koşmazsan seni soyunma odasında çarmıha gereriz'' tehditlerinden kaynaklanıyordu.

    hatta bazı rivayelerde de gomis'in devasa bir sopasının olduğu ve kötü oynayan arkadaşlarını bu sopayla dövdüğü geçiyordu. yani bir bakıma korku imparatorluğu sayesinde güçlüydü yeni galatasaray. asırlardan beri özgürlükten, medeniyetten yana tavır takınan kulüp beklediği gelişimi göremeyince barbar metotlara başvurmaya karar verdi iki sene önce. dursun aydın özbek başkanlığındaki yönetim ilk iş olarak florya'nın sır gibi saklanan bölmelerine gaz odaları yaptırarak işe soyunmuştu. ardındansa futbolculara ibret olması için tesisteki soyunma odasına kötü oynadığı için ''boğdurulan'' nigel de jong'un cansız bedeni asıldı.(neden oynatılmıyor veya başka takıma satılmıyor sanıyorsunuz) yeni transferler de bu yeni yapılanmaya uygun şekilde yapıldı. uysal olan mariano, linnes, rodrigues, tolga gibi isimleri iyi oynatması için sert yapılarıyla tanınan ve adları geçmişte cinayetlere karışmış maicon, fernando, ndiaye, gomis gibi isimler transfer edildi. işte bu muazzam kadro yapılanması+ florya'da girilen yeni dönemin ardından da başarı kaçınılmaz oldu.

    durun durun, bu igor tudor'a kin besleyenlerin teorisi. gerçekler sahada...

    geçtiğimiz sezon yani 2016-2017 futbol sezonundaki ilk maçımız olan galatasaray karabükspor maçına gidelim. o maçta galatasaray futbolcularının sadece üçü ortalama pozisyon olarak sağ bölümümüzde. altı futbolcumuzsa sahanın sol kısmında daha fazla konumlanmış durumda. https://i.hizliresim.com/o62VDk.png
    bunun sonucu olarak da pas akışımız ya sağ yöne düz ya alttan yukarı ya da kuzeydoğu yönünde oluyor. sahaya tek taraf ağırlıklı konumlanıp paslarımızı da sola doğru yaptığımızdan rakip karabükspor maç içinde sağ yarılarına bir oyuncuyu kaydırarak takımımız kilitlemeyi başarıyor. işin kötüsü takımımızsa bu asimetrik oyun anlayışından doğan sıfır üretkenliğe çare bulamayarak hatta sorunu dahi fark etmeyerek maçın 90 dakika böyle gitmesine neden oluyor. bakın dikkat ederseniz, igor tudor'un takımı da maç içinde sağda(yani bizim sol tarafımıza denk geliyor) bir adam fazla gözüküyor.(https://i.hizliresim.com/EybmqB.png:maçın ortalama pozisyonları) ama acaba bu bilinçli bir durum mu yoksa tesadüfi mi?

    igor tudorlu karabükspor'un ertesi hafta oynadığı rizespor maçının ortalama pozisyonlarına bakalım şimdi de: https://i.hizliresim.com/2Ey6NL.png ta ta ta tam! muazzam bir dağılış öyle değil mi? galatasaray maçındaki asimetriden, sağ ağırlıklı oyundan eser yok. görüldüğü üzere tudor, galatasaray maçına özel olarak bu stratejiyi kullanıyor ki ardındaki hafta neredeyse kusursuza yakın simetride bir dağılım göstererek de saha parselizasyonu dersi veriyorlar ek olarak. yani tesadüfi bir durum değil, her maç o şekilde bir parselizasyon kullanmıyor. soldan oynadığnıı gördüğü galatasaray'a karşı önlem olarak bu taktik hamlede bulunuyor. taktik bilmeyen tudor!

    neyse efenim, o dönemin galatasaray'ı sezon içindeki hemen her maçını sol ağırlıklı oynuyor aynı şekilde. yanılmıyorsam üçüncü haftada bir kayserispor maçı var deplasmanda, bildiğiniz tüm takımın sahanın sol yarısında konumlandığı, tüm ataklarımızın oradan yapılmaya çalışıldığı haliyle de çok fena gümlediğimiz bir maç. bizim teknik direktörümüz de bu olayı bu zaafiyeti göremiyor baya baya. riekerink sonrası tudor bizim takıma geçiyor ve takımla çıktığı ilk maçtan itibaren de bu sol ağırlıklı oyun şeklimizi düzeltip daha dengeli bir hale büründürüyor. taktik bilmeyen tudor!

    bu sezona bakalım tekrardan.

    top rakipteyken:

    savunmamız dörtlü, yay şeklinde bir pozisyon alıyor. fernando- ndiaye bu dörtlünün önlerinde dururken tolga sol iç, rodrigues sağ iç, belhanda da bu ikilinin ortasında yer alıyor. yani 4-2-3-1 dizilimine dönüyoruz. bunu yaparken beş tane ağırlıklı press bölgemiz var. 1) top bize göre sol çizgi- sol iç arasındayken sol bek- serdar- tolga-fernando- ndiaye ve bazen gomis presse katılan isimler oluyor. 2) yine bize göre sağ çizgi- sağ iç bölgesinde de mariano- maicon- ndiaye- rodrigues(arkadan basan isim)- fernando- bazen gomis bazen belhanda pressi uygulayanlar. bu iki bölgede genellikle rakibi sahanın bize yakın kısmında çizgiden biraz içte rakibin etrafını kapatıp, rakibi kıstırıp topu kapıyoruz. genel mantık bu. 3) gomis- belhanda- rodrigues- tolga ile rakip savunmaya yapılan baskı. 4) savunma önümüz ile orta sahamız arasındaki bölgede aniden serdar-maicon- fernando rakibe basarak alan kapatıyor ve topu alıyoruz. 5) merkez orta sahadaki düzensiz baskı bölgeleri ve baskılar.

    top takımımızdayken:

    maicon sağ bek, serdar sol bek ve fernando bu oyuncuların çok az önünde ve ortasında konumlanıyor. savunmadaki pozisyonlarımızdan alakasız bir şekilde. fernando oyunu kurarken gomis - belhanda ikili gibi önde, rodrigues-ndiaye-tolga ise gezinir durumda. buradaki temel metodumuzsa topu sürekli aynı kanada taşıyıp ters kanada bekleri veya açıkları sarkıtarak rakibi hazırlıksız yakalamak. mesela bunu rodrigues'le çok iyi yapıyoruz. top belli aralıklarla 5 dakikaya kadar bizde kalıyor ve sürekli bilinçli olarak sağdan atak yapıyoruz. sonra tak diye rodrigues'in içeri çevirdiği bir topla solda kendini unutturmuş tolga gol atıyor, yine bunun sol taraf versiyonunu da uyguluyoruz maç içinde. mariano ile linnes ve lato da bu tarz çokça pozisyona girebiliyor.

    oyun içinde bu temel uygulamaların haricinde çok önemli taktiksel varyasyonlarımız da var.

    a) maicon'un sağ çizgiden sol köşe gönderi civarına gönderdiği çapraz uzun paslarla hem rakip savunmanın dağılışı değiştiriliyor hem de seken toplarla pozisyona girme şansımız oluyor.

    b) muslera'nın da içine dahil olduğu savunma- orta saha arası pas futboluyla rakip takımların enerjisi epeyce düşürülüyor. bunu genellikle en az iki farkla önde olduğumuzda santranın hemen ardındaki süreçte uyguluyoruz.

    c) hücum esnasında mariano ve lato-linnes çizginin en ucunda yer alırken rodrigues ve tolga'ysa bizim kaleye yakın ve daha merkezde bekleyip rakibin dengesini bozuyor. (normalde açık oyuncuları daha önde olur, bekler geriden takviyeye gelir.)

    d) bu sezon oynadığımız her maçta ikinci yarı belirli süre aralıkları içinde kasti olarak kapanarak kontrataklara çıktık. ve yine her maçta da bu türde tehlikeler yaratıp ondan fazla gol pozisyonuna girdik. gol de geldi zannersem kontradan.

    e) tudor'un serdar tercihi ile beraber oyunu rakip sahaya yaymışken gelen seken topların neredeyse tümünü kazanarak hem atağın devamlılığını hem de topun daha fazla takımımızda kalmasını sağlıyoruz. başka bir stoper tercihinde bu durum söz konusu olmayacaktır. yani yine tudor'un taktiksel bir tercihi söz konusu.

    bunların hepsini yapan, taktik bilmeyen tudor!

    hadi hepsini geçtim, daha sezon başı adam katıldığı bir programda tüm taraftarlara bu sene oynadığımız futbolu hedef olarak belirledi, daha 4 ay öncesinden geleceği görüyormuşçasına iddialı ve ne istediğini bilen bir şekilde rotamızı gösterdi. hala daha tudor'un payı yok deniyor. yahu adam sana takımının şu an oynadığı futbolu daha dört ayn önceden vaat ediyor, anlatıyor, tarif ediyor. bu oyun şeklini isteyen bu adam, tüm transferleri kafasındaki kurguya göre tercih eden bu adam, savunmanın üçlü mü dörtlü mü olacağını, hangi formasyonla sahaya çıkacağımızı haziranda belirleyen bu adam. ahanda: (bkz: ne dediler/#2184565)

    mesela sabri'nin semih'in bu takıma fayda sağlayamayacağını görmek de taktiksel bir olay.

    selçuk inan'la baskılı futbol oynanmayacağını görmek de taktiksel bir olay.

    çalım yeteneği olmayan yasin öztekin'le bu sezonki hücum varyasyonlarımızı uygulayamayacağımızı görmek de taktiksel bir olay.

    hala dank etmediyse: https://i.hizliresim.com/d7oL9p.png
  • 3749
    hafiften başarılı olmaya başladıkça demirören medyasının dikkatini çekmeye başlamış teknik adam.
    daha doğrusu şöyle diyebiliriz;

    - bir galatasaraylı'nın başarılı bir çizgi yakalayıp yakalamadığını demirören medyasının tavrından anlayabilirsiniz.

    son habere göre kontratını uzatmak için zam bekliyormuş,

    http://www.fanatik.com.tr/...trat-istiyor-1319669

    lan amk çomarı, 5 hafta öncesine kadar österunds mağlubu - lucescu da gelse çalışırım diye diye yolluyordunuz adamı ne ara zam isteyen teknik direktöre dönüştü?
  • 3750
    kendisine karşı inanılmaz karmaşık duygular içerisinde oldum. östersunds maçından sonra ise çıldırdım. iyi niyetinden hiç şüphe etmesem de aklımda hep bir acaba sorusu vardı.

    fakat bunu öyle kısa zamanda öyle müthiş bir şekilde sildi ki inanamıyorum. adam resmen aylar öncesinden bu günleri tarif etti.

    müthiş!

    başarılı olmasını çok istedim her zaman, bazen ümidimi yitirdim ama isteğim hep aynıydı.

    haydi hocam, sana çok güveniyorum ve her zaman da arkandayım.
App Store'dan indirin Google Play'den alın