resim
Gheorghe Hagi
Görev:Hissedar
Takım:FCV Farul
Yaş:60
Uyruk:Romanya
  • 5627
    oğlunun krc genk'e transferinin gündeme gelmesiyle tekrar hatırladığım, gündemime aldığım efsane ötesi futbolcu. ne kadar çok seviyormuşum. ne var ne yok videolarını izledim. günümüzde özlemini çektiğim seyir zevki veren futbolcu fenomeninin kralı bu adam. zaten dünyanın en iyi futbolcuları arasındaydı ama eski galatasaraylıların gönlünde bir numaradır. keşke iyi bir teknik direktör olsaydı da hep galatasarayın başında olsaydı. gerçi hiç değilse antrenör olarak galatasaray olabilirdi.
    dünyanın gelmiş geçmiş en iyi 5 oyun kurucusundan biridir de aynı zamanda. (pele, maradona, platini,zidane diğerleri )bir futbolcuda bulunması gereken güç teknik oyun zekası gibi bütün özellikleri bir arada taşıyan, karizmasıyla diğer futbolcuların doğal saygı duyduğu, türkiye'ye gelmiş geçmiş en büyük yabancı. futbolcuların %90' nının aldıklari ilk primi ve banka kredisini birleştirerek porsche aldıkları bir ortamda, romanya'nın en zengin insanı iken tempra ile gezecek kadar mütevazi mükemmel bir insan.
  • 5629
    romanya futbol tarihi'nin en büyük, galatasaray futbol tarihi'nin de en büyük 8-10 figüründen biri olan eski futbolcumuz, nam-ı diğer karpatların maradona'sı.

    5 şubat 1965 doğumlu olan hagi, halen ülkesinde bulunan ve sahibi olduğu viitorul constanta takımını çalıştırıyor.

    profesyonel futbolculuk kariyerine 1982 yılında henüz 17 yaşındayken farul constanta takımında başlayan hagi, burada gösterdiği performansla sportul studentesc kulübüne transfer oldu ve 1987 yılına kadar bu formayla mücadele etti. 1987 yılında transfer olduğu steaua bükreş kulübünde 4 romanya ligi şampiyonluğu, 3 romanya kupası ve 1 avrupa süper kupası kazanırken, aynı dönemde 1 şampiyonluk kulüpler kupası finali ve 1 de fifa kulüpler dünya kupası finali oynama başarısı gösterdi.

    1990 yılında real madrid'e transfer olan hagi, iki yıl herhangi bir şampiyonluk kazanamadan çok sevdiği hocası mircea lucescu'nun çalıştırdığı brescia'ya, o zamanlar dünyanın en iyi futbolcularının gittiği serie a'ya transfer oldu. takımdaki ikinci yılında kaptanlığa yükselen hagi, yine ikinci yılında kulüp tarihinin en büyük başarılarından biri olan anglo-italyan kupası'nı kazandı.

    1994 fifa dünya kupası'ndaki muhteşem performansıyla romanya'nın çeyrek finale çıkmasında büyük katkısı olan hagi'nin, aynı turnuvada taç çizgisi kenarından cordoba'lı kolombiya'ya attığı gol halen dünya kupaları tarihinin en iyi gollerinden biri olarak gösterilir.

    dünya kupası sonrası barcelona'nın teknik direktörü johann cruyff'un dikkatini çeken hagi, o'nun çabalarıyla barcelona'ya transfer oldu ve sonraki 2 yılını katalunya'da geçirdi. o zamanlar la liga'da uygulanan ve ligdeki takımların ilk 11'lerinin ispanya dışından sadece 3 futbolcunun oynamasına izin verdiği sistemde, sık sık hristo stoichkov, michael laudrup ve romario'nun yedeği kaldı ve bu sebepten cruyff'la büyük tartışmalar yaşadı. buna rağmen 2 yılda toplam 51 maça çıktı

    sonunda kader ağlarını ördü ve hagi 1996 yılında, daha sonrasında galatasaray camiasından aforoz edilecek ergun gürsoy'un büyük çabalarıyla galatasaray'a transfer oldu. bence jupp derwall'le birlikte kulübün sportif başarı anlamında kaderini değiştiren en önemli figürlerden biri olarak galatasaray ve türk futbol tarihine adını altın harflerle yazdırdı. attığı onlarca gol, yaptığı onlarca asist, kazandığı lig ve kupa şampiyonluklarının yanına eklediği uefa ve süper kupası bir yana hagi, avrupalılara kafa tutmanın, onlardan korkmamanın ve kaybetmeyi asla kabullenmemenin öncüsü olmuş, yeri asla doldurulamayacak bir galatasaray efsanesi ve bir futbol kahramanı olarak gönlümüzün en güzel yerinde yerini almıştır.
  • 5630
    nick’ime ilham kaynağı olan, galatasaray’a 23 sene önce bugün transfer olup türk futbol tarihini kökünden değiştiren, bu gözlerin sarı kırmızı formayla izlediği en özel oyuncu, 10 numara denildiğinde akla gelen hala ilk isim. entry’i şöyle güzel hagi gollerinden oluşan bi kolajla bitirelim.
    https://youtu.be/d7htHs3ggkI

    çok büyüksün hagi!
  • 5632
    bir gün bahçede otururken, apartmandan arkadaşım mehmet gelir:

    - "galatasaray hacı diye bir adam aldı, çok güzel oynuyor."
    + "hangi hacı, gaziantepspor'da oynayan mı?"
    - "yok la, yabancıymış babam söyledi, gel gidip marketteki gazetelere bakalım."

    hemen bahçeden çıkılıp, 500 metre ilerideki markete gidilir. tabi gazetelere para verilmez. şöyle bir göz gezdirilir. fotospor, fanatik, fotomaç, spor derken arada çaktırmadan bulvar'a da bakılır. :) neyse, tüm spor gazetelerinde hagi haberleri okunur, hagi'nin hacı olmadığı anlaşılır.

    o gün top oynarken hepimiz hagi olmuştuk, zamanla sadece biz değil, bizim kuşağın hepsi hagi oldu.

    iyi ki geldin hagi. hem seni, hem çocukluğumu, hem de henüz tamamen dijitalleşmemiş dünyayı özlüyorum.
  • 5633
    kendisi için beslenen sevginin tarifi çok güç olan güzel adam.

    hayatın seni bizimle buluşturması hepimizin için çok büyük bir şanstı. beraber hem başarılar kazandık hem de ailemizden birisi gibi her zaman sevdik birbirimizi. iyi ki varsın hagi. inşallah bir gün elini sıkmak ve her şey için gözlerinin içine bakarak teşekkür etmek nasip olur.

    i lovu you hagi
  • 5635
    10'un gibisi bir daha gelmeyecek olan efsanemiz.

    geldiğinde belki de mevkiindeki en yetenekli isimdi. ama onu bu derece sevdiren sadece yeteneği değildi. ilaveten;

    - profesyonellik: idman biter, hagi tesiste kalır frikik çalışırdı. sağ ayağını geliştirirdi.
    - hırs: bu kariyere rağmen hiçbir zaman hırsından bir şey eksilmedi. maç seçmedi. şampiyonluğun garanti olduğu sene bile son maçı almak için çabaladı.
    - liderlik: kendisi takımdayken vatandaşı başka futbolcular da geldi (ilie, popescu, filipescu, lutu). sonuncusu hariç hiçbiri adaptasyon sorunu yaşamadı. çünkü onlara her zaman yol gösterici bir liderleri vardı.

    ne mutlu ki kendisini 4 sene boyunca çıplak gözle izledik. formamızı üstünde gördük. bir rüyayı yaşadık.

    kendisinin transferinde büyük pay sahibi olan irfan kurtoğlu ve ergun gürsoy'a da şükranlarımızı iletmeyi borç biliriz.
  • 5638
    çocukluğu 90'lı yıllara denk gelen birçok kişinin galatasaraylı olmasında büyük payı olan, hatırladıkça kalp yumuşatan efsanemiz.

    hakkında paragraf paragraf yazılar yazsam da mutlaka eksik kalan bir şeyler olacaktır. neyini ne kadar anlatabilecem? ne kadar iyi bir futbolcu olduğunu mu? ne haddime... profesyonelliğini mi? görmedim ki onun gibisini... zekasını, takımı sahiplenmesini, mermi gibi şutları, frikik kullanmadan önce kaleye attığı bakışları...olmaz ben beceremem.

    ama onunla ilgili aklimda kalan bir an varki baştan başa ders niteliğinde benim için. babasını toprağa verir vermez formayı giyip maça çıkması, o zamanlar 12-13 yaşlarında olan bana ilerde hangi işi yaparsam yapayım aldığım parayı haketmem gerektiğini öğretmişti.

    kısacası hagi benim için sadece bir futbolcu ya da çocukluk kahramanı değil, yaptığı her şeyle benim idollerimden biri. iyiki 23 sene önce bugün bize gelmişsin comandante.
  • 5641
    20 aylık oğlumun anne, baba, mama gibi kelimelerinden ilk olarak sonra onun ismini söylediği galatasaray ve türk futbol tarihinin en iyi ve önemli yabancı futbolcusu.
    evet, bizim ufaklık topa vururken hala hagi diyor. hatta şimdilerde gol deyip, hagi gibi ellerini kaldırarak evin içinde koşuyor. işte bunlar hep babasının hagi hayranlığı. nesilden nesile de geçiyor.
  • 5642
    türkiye'ye ve galatasaray'ımıza gelmiş geçmiş en büyük futbolcudur. kalitesi klası bir yana karakter olarakta camiamıza cuk oturmuştur. bu başlık altında daha önce de anlattığım gibi kendisinin transferini okuduğumda o sıralar gaziantepspor'da oynayan hacı adlı oyuncuyu aldık sanmıştım. hürriyet gazetesinin spor sayfasını çevirince ise mutluluktan havalara ucmustum çünkü hagi'yi 94 dünya kupası performansını ve barcelona'ya gidişini cocuk aklımla biliyordum. nitekim 23 sene önce atılan o imza hem bizim hem dünya futbol tarihinin kaderini değiştirdi. ali sami yen, metin oktay, fatih terim bir yana heralde bu isimlerden sonra gelecek 4. isim kendisidir. zaten yabancı oyuncu olarak kendisinin üstünde bir varlık yok olamaz da. seni dünya gözüyle izlemek geldiğin ilk trabzonspor maçında attıgın ilk golune (frikikten) tanıklık etmek 34 senelik hayatımda yaşadıgım en güzel anılar arasında yerini alıyor tüm kalbimle. iyi ki varsın iyi ki bizim oldun.

    i love you hagi !!

    https://i.hizliresim.com/RgPLE6.jpg

    https://www.youtube.com/watch?v=heEMK5M93yg (gs forması ile ilk golu)
  • 5646
    ali sami yen'deki ilk golünü ya da ilk frikik golünü 96-97 sezonunun hemen başlarında trabzonspor'a karşı atmıştı. eylül civarıdır.

    o günlerde ortaokul hazırlık sınıfına başlamak üzereydim. ilkokul bitmiş, üstüme bir ben büyüdüm özgüveni gelmişti. mahallede rahat rahat takılıyordum.

    neyse maçtan hemen önce walkman'i aldım ve aşağıya indim. bir kulaklık bana bir kulaklık arkadaşıma, maçı dinlemeye başladık. liseliller belki şimdi üniversiteliler de artık bilmez o zaman walkman ile manuel ayar yapıp radyo dinleniyordu. evimiz de gayrettepe semtindeydi, stadı şiddetlice olmasa da duyardık.

    neyse faul oldu, frikik dendi ve hagi topun başına geçti. radyo spikeri "hagi, hagi geliyor, hagiii" gibi birşey dedi ve ben çat diye kulaklığı çektim çıkardım walkmanden, ses gitti tabi. sonraki yarım saniye içinde önce arkadaşım sinirle yüzüme baktı ve hemen akabinde stattan gürültüsü geldi: goooooooooooooooool!!

    o gol sesi adeta benim kulaklarımdan girmedi de vücudumun tümden içinden geçti ve tam geçip gidecekken ben onu emdim, soğurdum* hala daha ne zaman mahalleye dönüp o maçı üstüne oturarak izlediğimiz alçak duvarı görsem veya herhangi bir sebepten bu anı hatırlasam tüylerim diken diken olur ve gözlerim ufaktan dolar.

    ondan önce de takımın ne diye sorduklarında tabii ki galatasaray derdim lakin sanırım benim için milat o gol sesi oldu, haginin golü galatasaray'ı içime işledi.

    sonrasında hagi bana ve akranım renktaşlara süper bir 4 senelik ortaokul dönemi yaşattı. okulda diğer takımları tutan liselilerden bile daha havalı yürürdük. en son 99-00'de de mezuniyet hediyesi olarak uefa kupası geldi. ertesi gün evden okula adeta havada yürüyerek gitmiştik.

    sağolasın comandante (ya da rumen komşumdan yeni öğrendim üzere regele. romanyada böyle de çağırırlarmış) yine aldın çocukluğuma götürdün. iyi ki gelmişsin, iyi ki kendine bakmışsın da uzun yıllar oynamışsın. bizere bence karakter koymak nedir onu da öğrettin. seviyorum seni.
App Store'dan indirin Google Play'den alın