• 16676
    hakaret, iftira, aslı astarı olmadan suçlama, küfür ve buna benzer durumlar olmadığı sürece, sözlüğün belirlediği kurallar neticesinde fikri hür, vicdanı hür biçimde herkesin görüşlerini yazabildiği ve yazması gereken platformdur. herkes sizinle aynı görüşe sahip olmak zorunda değil, herkes sabırlı olmak zorunda değil, herkes yangın yapmak zorunda değil, herkes mevcut düzeni sevmek ya da sevmemek zorunda değil. güzel olan en çağdaş şekilde eleştiri kültürünü ve görüşleri dile getirebilmek. o nedenle burada yazar olan herkesin bu durumu göz önünde bulundurması gereken sözlüktür.
  • 16677
    farklı renklerini, farklı fikirlerini okudukça; farklı bakış açılarını gördükçe sevindiğim, dahil olmaktan şeref duyduğum camia. benden başka bir bakış açısı gördüğüm zaman - ama kastettiğim dümdüz karşıtlık değil, dallanıp budaklandırılmış karşıtlık- 'ver ulan o temiz alnını öpeyim' dediğim çok yazı okudum burda. aynı şeyi düşündüğüm kardeşlerim için de hakeza öyle.

    lisede münazara geleneği olan 90'lar karagümrük bebesiyiz. bir sosyal demokrat olarak, az islami fikir ve pratik savunmadım.*

    kısacası bir-iki kişi dışında hiç birinizi görmedim bile ama.. seviyorum ulan sizi!
  • 16683
    hazırlık maçı mağlubiyetiyle şöyle bir silkinip kendine gelmiş canım sözlüğüm.

    iyi oldu, buradan süper kupa maçına kadar daha ciddi ve disiplinli gideriz artık. eksiklerimizi gördük. bir hocam "everybody needs a slap in the mouth every once in a while" demişti. bugün onu yaşadık. çok hayırlı oldu.

    yorumları biraz daha ılımlı yapalım. canımsınız.
  • 16685
    ilginç bir üye portföyüne sahip olan sözlük.

    erden timur'un görev yaptığı dönemdeki doğru işlerini tek tek dile getirerek destekleyen/alkışlayan, yanlış yaptığının düşünüldüğü konuları da usulünce dile getiren analizler aylar/yıllar boyunca eksilendi. "galatasaray'da göre yapan yöneticiler yıpratılmamalı" dendi. "belanızı mı arıyorsunuz?" dendi. "birilerinin adamı mısınız?" dendi. dendikçe dendi. gün oldu erden timur kendi isteği ile ayrıldı, başka isimler göreve geldi. başka isimler galatasaray'ı yönetir durumda oldu. onlar hakkında yaptıkları bir atamadan tutun da gerçekleştirdikleri bir ziyarete kadar küçük-büyük her konuda olumsuz her türlü şeyi söylemek ise serbest. bir sınır da yok. hırsızlık yaptıklarını söylemek de serbest, yolsuzluk yaptıklarını söylemek de serbest, arazileri peşkeş çektiklerini söylemek de serbest, yandaş olduklarını söylemek de serbest, her branşta hedefleri sattıklarını söylemek de serbest. her şey serbest, üstelik hiçbir delile dayandırmadan serbest. tamamen varsayımlar ve niyet okumalar ekseninde serbest.

    erden timur hakkında çok değil bir sene, hatta altı ay önce adamın tamamen icraatları doğrultusunda hiçbir öznellik katmadan artılarının ve eksilerinin dile getirilmesi istenmiyordu. eksiler konuşulmasın, sadece artılar alkışlansın isteniyordu. ortaya konulan sebep ise timur'un galatasaray'da görev yapıyor olması ve yıpratılmaması gerektiği idi. şimdi böyle bir şey yok tabi. çünkü şimdiki isimler galatasaray'da görev yapmıyorlar, galatasaray'da görev yapmak için genel kurulda oy verme yolu ile de seçilmediler. bu tutumun temel dayanak noktası transfer politikası değil, florya arazisi. genel kurul yetkiyi verdi, üstelik erden timur da hasılat paylaşımı modelini desteklediğini söyledi. ama olsun, "hükümete araziyi peşkeş çekecekler" demek serbest. neden, nasıl söyleyebiliyoruz bunu? hangi veriye dayandırarak söyleyebiliyoruz? insanlar gerçek dünyada olup biten her şeyden, kulübün gerçekleştirmiş olduğu genel kurul(lar)dan kopup, olana bitene kulağını tıkayıp gözlerini kapatıp tamamen şahsi ihtirasları doğrultusunda galatasaray'ı yönetenlere istedikleri suçlamaları yapabiliyorlar. eleştiri değil bu yapılan; yöneticilerin suç işledikleri iddia ediliyor ağır sözler eşliğinde. peki ispat var mı? yok. ama bu entryler ile ilgili ispat, delil soran bir mekanizma da yok zaten. dediğim gibi, her şey rahatlıkla söylenebilir. "ben öyle düşünüyorum, bence öyle olacak". tamam o zaman. mekanizma bu.

    doğruları konuşalım. kulüpte transferden kemerburgaz'a, kemerburgaz'dan florya'ya, florya'dan federasyon'a her şey bugünkü ile birebir aynı olsa, tek fark olarak sportif a.ş. başkan vekili erden timur olsa, bugün söylenenlerin-yazılanların 1%'i bile söylenmeyecekti, yazılmayacaktı. kimse transferden sebep yönetimi eleştirmeyecekti. tam aksine, "oturun, bekleyin. taraftarlık bunu gerektirir" denecekti. denmedi mi geçen sene ağustos'ta, eylül'de orta saha transferi için? dendi. aksi yönde yazanlar "hain" ilan edildi. denmedi mi ocak'ta sağ bek için, hatta sol bek için? dendi. orta sahaya ndombele geldi, zerre verim almadık. sağ beke serge aurier geldi, zerre verim almadık. sol beke alman ikinci liginden bir oyuncu aldık, onu da avrupa listesine yetiştiremedik. iki bek ve bir orta saha eksikliği yüzünden şampiyonlar liginde kopenhag'ı geçemedik, üstüne avrupa liginde sparta prag'a elendik. kaç kişi peki bunlardan sebep erden timur'u eleştirdi? veya eleştirenlere karşı genel tutum ne oldu? "nankörsünüz" denmedi mi ağırlıklı olarak? bugün ama başka. bugün herkes hafızasını yutmuşçasına, bunların hiçbiri olmamışçasına bambaşka bir ağız ile konuşmakta. transferden başka da öne sürülen tek konu da dediğim gibi florya. projeye dair metninin düzenlenmiş haline erden timur zaten desteğini açıkladı. desteğini yanında bir de yönetimde veya sportif a.ş.'de görevde olsaydı denecek tek şey, "galatasaray'ın geleceği kurtarılıyor, hayırlı olsun" idi. ama görevde olmadığı için denilen şey "florya peşkeş çekiliyor". florya aynı, proje aynı, konu aynı, hatta hükümet aynı ama tek bir kişiden sebep konunun ele alınış biçimi ve konuya yaklaşım tarzı farklı. her konuda durum aslında böyle. erden timur var ise başka, erden timur yok ise başka. federasyon'muş, kurullar'mış, transfer'miş, araziler'miş. geçelim bunları. konuların ne olduğunun, konulara dair içeriklerin, konulara dair artıların/eksilerin hiçbir önemi yok. konuşulmuyor bile bunlar. konuşulsun istenmiyor bile. konu sadece erden timur. erden timur dün vardı; transferdeki gecikme, arazilerin projelendirilmesi, federasyonun tutumu ve kulübün buna reaksiyonu vs. kimsenin umurunda değildi. ağzını açan susturuluyordu. bugün erden timur yok, o zaman isteniyor ki buraya sadece "istifa istifa istifa" yazılsın. kıyamet kopartılsın. bunu isteyenler de erden timur var iken en ufak bir yanlışın dile getirilmemesini isteyenler, gerekçe olarak da galatasaray'ın kurumsal menfaatlerini gösterenler. bugün yok çünkü galatasaray'ın kurumsal menfaatleri veya galatasaray'ı yöneten kişilerin yıpratılmaması gerektiği hassasiyeti. bu gibi kavramlar erden timur ile beraber tarih oldu. kafayı yememek elde değil.
  • 16686
    lucas torriera'yı 2 sene önce 6m euro'ya aldık diye her oyuncuyu o fiyatın altına getireceğimizi düşünen muhasebe bilmeyen taraftarların yorumlarını gördükçe burayı ne okuyasım ne de giresim geliyor. inanın twitter bile bu kadar toksik bir yer değil.

    edit: sorgulamak demek, her oyuncuyu senin kafandaki bonservisle almak değil* idrak da önemli bir şey. hem 8 numara nerede deyip hem bonservis beğenmeyince sorgulayan taraftar olunmuyor.
  • 16687
    aklı başında ve sorgulayan insanların çoğunlukta olduğu sözlük. çok şükür diğer kulüp taraftarları profili gibi değil bizim taraftarımız.

    transferlerin sorgulanması ve kıyas yapılması çok normal. kariyer zirvesi 25 yaşında championship olan bir oyunca 20 milyon euro* verirsen taraftar bunu sorgular. oyuncu harikalar yaratabilir. bu işin başka kısmı

    sorgulayadursunlar.
  • 16688
    "galatasarayli sorgular, o yuzden galatasaray'i basarili kilar" titrini son derece yanlis anlamis, her konunun alimi oldugunu dusunen ve kendi fikrinin 2+2=4 olduguna inanan cok fazla insani bunyesinde bulunduran sozluk platformu.
    entrylerin arasinda gezerken, eskiden bilgi alirdik. bir paragraf yazi okuyup ufkumuz genislerdi. degisen sosyal medya kulturu ile birlikte, kendi gibi dusunmeyen her insani art niyetli ilan edip, buyuk resmi sadece kendisinin gordugunu dusunen insanlarla doldu tasti.
    bir cok baska takimli insan da burada gundem olusturmak icin manset cumleler kurup baska insanlari etkilemeye calisiyor maalesef.
    bir avuc iyi yazar kaldi. bu kaosa ve kargasaya da kimse mudahale edemiyor artik.
    demokrasi ve fikir ozgurlugu sadece belli duygulardan arinmis, mantigiyla kibirinin carpismadigi insanlarin hakkidir bana gore. ama sosyal medyada sesi gur cikan hesaplarin sahipleri genelde beyaz futbol ekibi gibi manşetler veren insanlar oluyor.
    sozluk kalitesini kaybedeli cok uzun zaman oldu.
  • 16689
    galatasaray'ın çok para verdiği her oyuncunun elinde patladığını bilen eski taraftarlardan oluşan sözlük. jardel, diagne, zaniolo bunların başında geliyor. bruma'da bile kontrat süremiz uzun olmasa patlıyorduk kafa kafaya çıktık. bizim bonservis limitlerimiz bellidir. ya maaş skalası aşağı düşer bu paraları veririz ya da bu şişen bonservis bedellerinin altında eziliriz. bir bonservis bedelinin bu kadar şişmesinin altında nelerin yattığını biz beşiktaş'tan biliyoruz. beşiktaş gibi soyuluyoruz haberiniz olsun.
  • 16690
    biraz ağır olacak ama futbolun f'sinden anlamayan bir sürü yazarı barındıran sözlük.

    tek maçlık mağlubiyet üzerinden gelecek sezonun nasıl şekilleneceğini iddia edenler, bir maçını bile izlemeden futbolcuyu kötüleyenler, oynadığı siktiri boktan oyunda karşılaşmadığı için bundan olmaz diyenler, bir takımın ligdeki sıralamasına bakarak oradan alınan futbolcuya laf edenler...

    ciddi anlamda son 2 aydır bıkkınlık ve sinir harbi yaşattırıyor. gündemdeki her topçunun başlığına üşüşüp "bizim yönetimin yeni uyutma taktiği, bunlar mümkünü yok alamaz, tanımıyorlardır bile" tarzında sadece kendi şımarıklığını ve yaramaz çocuk tavrını yansıtmak için yazılar yazılıyor. bir değil beş değil; her gün aynı negatiflik aynı saçmalıklar. anladık kardeşim derdini. yönetim başlığına yazdın mı ve biz de okuduk mu zaten bakış açını anlıyoruz. ne bir bilgi ne de bir yorum içermeyen düz yazılarla insanların gözlerine tecavüz etmeyin.

    bir de gazeteci ya da yorumcu başlıklarında yazılan büyük iftiralar... kendi düşüncesiyle en ufak bağdaşmayan bir demeç görülünce koca koca adamlara yönetimin maşası, yemlenen gibi ayıp şeyler yazılıyor. nereden biliyorsunuz abicim? nasıl bu kadar eminsiniz? 70 yaşını devirmiş levent tüzemen'in işi gücü yok dursun özbek mi yalayacak? ayıptır ya hu. bir kere bile oturup konuştunuz mu bu adamlarla? nasıl bu kadar bencil olabiliyorsunuz?

    velhasıl-ı kelam diyeceğim o ki eski ağır taşlar birer birer çekiliyor. meydan bu tip sadece kendi fikrine uyanlara sahip çıkan, uymayanlara iftira atan kişilere kalıyor. gün içinde girilen 500 entry varsa bana göre yüzde 80'ini boş beleş, ben dedim oldu, kaynaksız, sallamasyon yazılar.
  • 16691
    sahadaki oyun, transfer dönemleri, kadro kurulumu, yönetim süreçleri... vb. konularda sağlıklı, galatasaray'ın iyiliğini gözeten, mantık çerçevesinde yazan yazar oranının çok düştüğü, geri kalan herkesin kendi hesapları veya destekledikleri grupların/kişilerin adına yanıltıcı, porvakakatif yazılar yazdığı, eski niteliğinden çok uzak, hatta maalesef artık niteliksiz bir platform haline gelmiş olduğunu üzülerek söylemek zorunda hissediyorum kendimi.

    maçların başlamasını ve odağımızın sadece takım olacağı günleri kendi adıma iple çekiyorum .
  • 16692
    gabriel sara transferi konusunda beğenenler ve beğenmeyenler arasında ikiye ayrılmış olan platform. yalnız arada büyük bir fark var, transferi beğenmeyenlerin çoğunluğu maliyet cinsinden transferin mantıksızlığını açıklamaya çalışırlarken, transferi beğenen arkadaşlar beğenmeyenlere saygısızlık ediyorlar. terbiye sınırlarını aşan entryler, transferi beğenmemeyi futboldan anlamamaya çekmeler, istenilen türden entryler görülmediğinde entrylerin kalitesiz olduğunu iddia etmeler gibi birçok problem mevcut.

    ben sara transferini mantıksız buluyorum. oyuncuyu internetteki videolar hariç hiç izlemedim. bu yüzden mantıksız bulduğum kısım futbolculuğu değil. iyi bir oyuncu olabilir ama verilen paraları mantıklı bulmuyorum. bu biraz kumar oynamaya benziyor. kendini uluslararası seviyelerde ispat etmemiş bir oyuncu galatasaray'da tutmazsa sıradaki durağı anadolu takımları olur gibi geliyor. bana mantıksız gelen kısım tam olarak bu. bu yüzden sara çok iyi oynasa bile ben bu tarz transferleri mantıksız bulmaya devam edeceğim. konu sara değil, harcanan paranın mantıksızlığı.

    galatasaray'ın böyle bir kumar oynayacak 20 milyon eurosu yok diye düşünüyorum. bence 20 milyon euro harcıyorsak uluslararası anlamda piyasası olan fofana, hojbjerg, sucic, samardzic gibi isimlere gitmeliydik ki bizde tutmasa bile çok büyük zarar etmeyelim. buna en iyi örnek de zaniolo. 15 milyon euro vererek satın aldık ve bizde hiç tutmamasına rağmen 1 kuruş zarar etmedik çünkü italyan milli takımının önemli bir oyuncusuydu, avrupa'da piyasası vardı. galatasaray'ın önümüzdeki 5 yılını düşündüğüm için futboldan anlamıyorsam, kalitesiz entry giriyorsam da eyvallah.
  • 16693
    (bkz: 3 ağustos 2024 galatasaray beşiktaş maçı)

    yazarların yine yeni yeniden tüm olumsuz modu açtıkları sözlüğümüz. insanın keşke sezon hiç başlamasaydı diyesi geliyor.

    bi sakın lütfen ya. 2 sezon şampiyon olmuş takıma ve hocaya ilk maçtan bu kadar ağır eleştirilerin yapılması, her şeyin herkesin gömülmesi, eleştiri kisvesi altında geçiştirilemeyecek durum. daha lig başlamadan toksikliğinizde boğulun diyesi geliyor insanın…
  • 16696
    sahiden tadı kaçmaya başladı. formaya sallayan mı ararsın, sponsorla anlaşmayı hazırlayan eski yöneticiye sallayan mı ararsın, okan buruğa henüz ilk maçtan siktir çeken mi ararsın, bitmek bilmiyor.

    benzer şartlarda nike, adidas teklif verdi de yönetim mi kabul etmedi? okan buruğu yediğinizde alternatifi kim mesela? iki şampiyonluk kazanmış, rekor puanla bunu başarmış, eksikliklere kendi içerisinde çözüm bulmuş bir insanı bile ilk maçtan asıp kesmek neden?

    yönetimle ilgili tepkiler zaten haftalardır devam ediyor. ancak bir kişi de şunu demiyor. ya 2015'ten bu yana tek seçim hariç (burak elmas'ın kazandığı seçim) her dönemde seçimi ya kazanan ya da ikinci olan bir dursun özbek gerçeği var. diğer kazanmaya yakın adaylara bakınca eşref hamamcıoğlu, süheyl batum, metin öztürk gibi istenmeyen profilleri görüyoruz. ya bu camia 10 yıldır istenen bir aday çıkaramıyor demek ki. burak elmas'ı hiç saymıyorum. duygun yarsuvat zaten idareten kısa bir süre o faaliyeti yürüttü. öncesinde ünal aysal gibi iyi başlayıp kötü bitiren biri var. adnan polat ve özhan canaydın zaten başarısızlıkları konusunda herkesin fikir birliğine vardığı iki başkandı. yani özetle geçmişten bu yana durumumuz böyle.

    kararını veremediğiniz, etki edemediğiniz, değiştiremediğiniz şeyler için bu kadar sinir, strese girmeyin. kendinize zarar.

    evet bu gece bizim için acı bir sonuç oldu. yalnızca iki transferle sezona başlangıç yapılamayacağını söyledik. bugün de bunun bir yansıması oldu. okan hocanın da artık yönetime kalkan olmamak konusunda karar vermesi gereken gecedir. kaldı ki oyuncuları hazırlama, doğru kadro seçimi, alternatif planlama yapma gibi konularda sınıfta kaldı.

    umarım oyuncular, yönetim, teknik heyetin keskin bir şekilde ders çıkarıp, ön eleme maçlarına apayrı bir ciddiyetle hazırlanıp, herkesin üzerine düşeni yapmaya başlayacağı hayırlı bir mağlubiyet olur. bu saydıklarım arasında yönetimden yana pek umudum yok gerçi.

    son olarak da böylesi gecelerde özellikle ortaya çıkan fitneciler var. sözlüğe alımlarda gerekiyorsa minimum iki referans uygulamasına gidilmesi çare olabilir.
  • 16698
    3 ağustos 2024 galatasaray beşiktaş maçı özelinde biraz sakin kalmasında fayda olan sözlük. bazı kesim herkes sakinken, bugün olacaklara önceden dikkat çekmişti. yapılmayan transferler, kötü bir kamp dönemi, gereksiz öz güven, kadro güzellemeleri... tüm bunların sonucu bugün acı bir şekilde görüldü. şimdi bunun sorgulaması ve değerlendirmesi yapılmalı. artık vakit buradan toparlanma vakti. asıl hata yapmamamız gereken yer şampiyonlar ligi play-off'u. şu an buradan teknik direktör istifası istemek, tüm oyunculara yüklenmek falan fayda etmeyecek işler. önümüzde her unsurumuzla toparlamak için yaklaşık 20 gün var. tüm takım, yönetim, taraftar, sözlük olarak...
App Store'dan indirin Google Play'den alın