daha iyisi olmasını istediğimiz takım. herkes zaten bunu ister. kim istemez şimdi
can uzun takımında oynamasın? ya da stopere
strahinja pavlovic almayalım mı? yedek forvetimiz de
alexander sörloth olsun çünkü
victor osimhen arkasında da onun kalitesinde birisi olmalı. parlayan her genç türk oyuncuyu alalım, yedeklerde kalite hep as ile aynı olsun. keşke böyle olsa ama bu olmuyor işte. dünyanın yüzde 99.9'unda olmuyor hatta. neyi anlamıyoruz?
bir de beğenmiyoruz kim gelirse gelsin. mesele 2002 sonrası doğmuş 2 yabancı hakkımız vardı. gittik 6 milyon euroya
renato nhaga aldık. kendisini sadece türkiye kupasında oynatıyoruz. hadi kendi altyapımızdakiler hazır değildi dedik de bu çocuk hazır. fizik olarak zayıf değil. ama bu sefer de tecrübesiz diye oynamıyor. şimdi seneye 4 oyuncu olacak kendisi gibi ki, bir ara kural değişmeyecek diye haberler çıksa da değişeceği tekrar dillendirilmeye başladı. e biz alsak 3 tane daha böyle oyuncu kullanmayacağız. kullanmadığımız oyuncuyu da sahaya rastgele bir maçta atınca da çok iyi oynamasını bekleyeceğiz ama idare etse bile kötü bu, gitsin diye konuşacağız. oluyor bunlar çünkü.
arda ünyay çok iyi bir hazırlık kampı geçirdi. sonra 10 hafta yüzüne bakılmadı ve gidip en kritik yerde bir anda sonradan oyuna girdi. hata yapınca da kötü oldu çocuk. şimdi bu çocuktan olmaz diyoruz ve oyuna almıyoruz. hoca da yüzüne bakmıyor. nhaga için d
22 nisan 2026 galatasaray gençlerbirliği maçından sonra kötü yorumlar gelmeye başladı.
yerli oyunculardan da hep en üst düzey katkıyı bekliyoruz. evet çok iyi yerlilerimiz var ama yeri gelecek
kazımcan karataş da katkı verecek, yeri gelecek
berkan kutlu da katkı verecek, yeri gelecek
ahmed kutucu sana o katkıyı verecek. bakın bu üçü de eleştirildi. hatta ikisi bu yüzden gitti. diğeri de bu yüzden gidecek muhtemelen ama üçünün de şampiyonluk yolunda sana katkısı oldu. unutuluyor belki ama oldu. berkan da, ahmed de sana galibiyet getiren goller attı. kazım da bu sezon bir anda çıktı ve sakatlar iyileşinceye kadar çok iyi oynadı. gidince tekrar değerli oluyor hepsi ama geri gelince yine kötü oluyorlar. bugün mesela
eren elmalı kötü oldu ve kazım iyi oldu. eren geçen sene çok iyi oynamıştı, bu seneye de iyi başladı ama bir sebeple maçlara çıkamadı. son maçta da temposunu beğendim ama biz tabi ki bir-iki maç kötü oynamasına tahammül edemiyoruz.
biz iyi oynayan oyuncularımıza bile tahammül edemiyoruz aslında. ufak bir performans düşüklüğünde defolsun gitsin, satmış bunlar, şöyle böyle diye diye gömüyoruz kendi oyuncularımızı.
yunus akgün mesela neden kötü oldu? adam her girdiğinde canla başla mücadele ediyor. kötü oynadığı maçlar oluyor tabi ki her maç iyi oynayan dünyada bir tane oyuncu yok. ama adam altyapımızdan çıkmış, forma için mücadele etmiş, yeri gelmiş kiralık gitmiş ve döndüğünde sana çift sayılı gol ve asist katkısı vermiş ve vermeye devam ediyor. ve her girdiği maçta senin ondan beklediğini aslında yapıyor.
22 nisan 2026 galatasaray gençlerbirliği maçında da yine girdiği gibi 3 tane pozisyona soktu seni. yedek bırakıyorsun sorun yapmıyor, farklı yerde oynatıyorsun sorun yapmıyor. sen bu adama da kötü dersen ve istemezsen,
ozan kabak da geri dönmez,
emin bayram da gider, yarın öbür gün
ada yüzgeç de kaçar gider. sonra gidenler kötü oluyor ama sen istemiyorsun ya güzel kardeşim. niye kötü oluyor bu çocuklar?
yıldız bile beğenmiyoruz.
leroy sane sürekli pozisyona sokuyor takımı ve yıllardır beklenilen savunma katkısı yapan kanat oyuncusunun ta kendisi kendisi ama top kaybedince o da kötü oluyor. neden ona yakın kimse yok o sorgulanmıyor ya da neden topu orada aldı diye.
gabriel sara 8 numara performansıyla milli takım yapıyor ama 10 oynayınca kötü oynuyor ve biz bardağın hep boş tarafına bakıp ona da gönderelim gitsin diye bakıyoruz. bu senenin mvpsi
barış alper yılmaz bile son haftalarda eleştirilmeye başlandı. sebebi tamamıyla puan kayıplarımız. barış aslında aynı barış da biz işte böyleyiz.
bu takımda kimler kimler oynadı, biz ne saçma sapan oyuncularla şampiyon olduk. şimdi biraz para görünce, biraz yıldız görünce fazla şımardık belki ama hiçbir takımın kadrosundaki oyuncular aynı kalitede olamaz. bazen bu adamın ne işi var burada dediğin adam seni şampiyon yapar. bazen de yıldızın sorumluluk alır. sonuç olarak son 2 senedir güçlü bir oyunumuz olmamasına rağmen 3 senedir şampiyon oluyoruz ve 4. senemize giriyoruz. bu oyuncular kötü olsa olacak şey mi bu? bu isimler de gidecek elbet, yenileri gelecek ve umarım daha iyileri gelir, gelmeye devam eder ama artık herkesten aynı katkıyı beklemeyi bırakalım. en ufak hatada hayatlarını zindan etmeyelim, biraz oyuncularımıza sahip çıkalım. kendi içimizde eleştireceğiz tabi ki. konuşurken beğenmiyoruz diyeceğiz ama oyuncumuza sosyal medyadan tacizler, statta yuhlamalar, maç çıkışı beklemeler falan yakışmıyor bize. ve açıkçası ben o futbolcu olsam derim yani, kaç senedir şampiyonuz ve olmaya devam ediyoruz, bir beğendiremedik kendimizi diye.
bizi biz yapan bu romantikliğine girmeyin lütfen çünkü değil. eleştiri başka bir şey.
sonuç olarak inanmıyorum aslında ben de taraftarın değişebileceğine. zamanla taraftar profili de değişti. zaman zaman beni sinirlendirip uzaklaştırdı da spordan, buradan falan. eskisi gibi herkese laf anlatmaya çalışmıyorum, sadece yakın gördüklerime bir şeyler söylüyorum ama o kadar. yani ben kendi takımımın genç oyuncusunu desteklediğim için kötü oluyorum, kendi takımımın yatırım yaptığı oyuncuyu koruduğum için kötü oluyorum. oyuncu kendini vermez
halil dervişoğlu gibi, o zaman zaten onu babası bile koruyamaz. ama hepsi bir şeyler yapmak istiyor işte. ben niye kendi oyuncumu desteklerken kötü oluyorum? niye kendi oyuncumu benden olan kişiye karşı korumaya çalışıyorum?
yani mahalle takımlarında her an yeni isimleri kadroya katabiliyorduk ama burada böyle değil. bu isimlerle oynayacağız işte. kuralları değiştirsinler diye uefa'ya falan baskı yapabiliriz de o da pek gerçekçi değil. sene sonu 3 ay transfer sezonu var, orada bütün enerjimizi atıyoruz zaten. orada herkese tü kaka diyebiliriz ama ligin bitimine 4 maç kalmışken ve biz liderken ve üstüne şampiyonluk maçına çıkarken konumuz bu olmamalıydı.