2393
bir çok şeydir galatasaray taraftarı olmak aslında.
ben küçükken ufak tefek şeylerdi, incir çekirdeğini doldurmayacak kadar. beni ayım cimbomlu yapmıştı. dayıma ayı derdim ben. çocuk yaşta olmanın verdiği özgürlük ve dilimin dönmemesinin engeliyle ne kadar uyarsalar da vazgeçememiştim bu söylemden. dayıma göre gerçek bir cimbomlu, gerçek bir galatasaray taraftarı aslan görmeliydi hayatında bir kere. rüyada bile olsa olurdu çünkü yaşadığımız yerde imkanlar pek elverişli değildi bu konuda. her gece duâ ettim yatmadan önce "bir kez olsun aslan göreyim" diye sonra duâmın kabul olması umuduyla yattım yatağa. her sabah görememenin mahçupluğu ve üzüntüsüyle ama yine de ümitle uyandım. çünkü galatasaray adının olduğu yerde ümit vardır; o zaman öğrendim bunu.
ben büyüdükçe diğer her şey de büyüdü, bir tek galatasaray kaldı eskisi gibi. hani sorarlardı ya bize "anneni/babanı ne kadar seviyorsun diye?" sonra kollarımızı açar "dünyalar kadar" derdik. ben "galatasaray kadar" derdim, peki derlerdi "galatasaray'ı ne kadar seviyorsun?". bir şey diyemezdim bu soruya çünkü galatasaray benim için sevginin sembolüydü, büyüklüğün sembolüydü. benim bildiğim en büyük şey galatasaray'dı, galatasaray'ı ancak galatasaray kadar sevebilirdim. çocuk aklımla pek mantıklı gelmezdi bana, kaçardım. mavi ekran verirdim anlayacağınız.
sonrası sadece galatasaray, öyle büyük duygusallıklara gerek yok ki.
ben küçükken ufak tefek şeylerdi, incir çekirdeğini doldurmayacak kadar. beni ayım cimbomlu yapmıştı. dayıma ayı derdim ben. çocuk yaşta olmanın verdiği özgürlük ve dilimin dönmemesinin engeliyle ne kadar uyarsalar da vazgeçememiştim bu söylemden. dayıma göre gerçek bir cimbomlu, gerçek bir galatasaray taraftarı aslan görmeliydi hayatında bir kere. rüyada bile olsa olurdu çünkü yaşadığımız yerde imkanlar pek elverişli değildi bu konuda. her gece duâ ettim yatmadan önce "bir kez olsun aslan göreyim" diye sonra duâmın kabul olması umuduyla yattım yatağa. her sabah görememenin mahçupluğu ve üzüntüsüyle ama yine de ümitle uyandım. çünkü galatasaray adının olduğu yerde ümit vardır; o zaman öğrendim bunu.
ben büyüdükçe diğer her şey de büyüdü, bir tek galatasaray kaldı eskisi gibi. hani sorarlardı ya bize "anneni/babanı ne kadar seviyorsun diye?" sonra kollarımızı açar "dünyalar kadar" derdik. ben "galatasaray kadar" derdim, peki derlerdi "galatasaray'ı ne kadar seviyorsun?". bir şey diyemezdim bu soruya çünkü galatasaray benim için sevginin sembolüydü, büyüklüğün sembolüydü. benim bildiğim en büyük şey galatasaray'dı, galatasaray'ı ancak galatasaray kadar sevebilirdim. çocuk aklımla pek mantıklı gelmezdi bana, kaçardım. mavi ekran verirdim anlayacağınız.
sonrası sadece galatasaray, öyle büyük duygusallıklara gerek yok ki.

