30
galatasaray'da son yıllarda düşük profil ve maliyetli yerli oyuncuları alma alışkanlığı oluşmuştu. emre kılınç, taylan antalyalı, oğulcan çağlayan, berkan kutlu, kerem aktürkoğlu, barış alper yılmaz, kazımcan karataş, abdulkerim bardakçı, kaan ayhan, eren elmalı. bu oyuncuların hepsi düşük maliyete ya rotasyonda ya da ilk on birde ciddi katkılar verdiler. iyi bir yerli rotasyonuna sahip olmanın şifresini çözmüş gibiydik. bu şekilde oyuncularda daha az baskı oluyor, daha düşük beklentiyle kendilerini daha fazla geliştirebiliyorlar veya mevcut yetenekleriyle doğrudan ilk on bir yerine rotasyona alınınca beklentiyi karşılayabiliyorlar. ancak neden bilmiyorum son 2-3 senedir bu tarz denemeleri çok azalttık. 3 senedir ana rotasyonumuza dahil edebildiğimiz bu tarzda tek transfer eren oldu. (uğurcan ve deniz gül'ü maliyetlerinden dolayı saymıyorum)
can uzun, aral şimşir, bertuğ yıldırım falan konuşulduğu yerde en çok parlayan yerli transfer bu piyasada neredeyse bedavaya alınan bu çocuk oldu. mesela sen bu çocuğu alsan ilk başta beşiktaş gibi ana rotasyonda yer açamayabilirdin, ancak kenardan gelişimini gözlemler artık bu çocuk hazır dediğin anda barış alper'i için rahat bir şekilde satabilirdin. aynı şey zamanında almadığımız oğuz aydın için de geçerli bu arada. o kadar basiretsiz yönetiliyoruz ki barış alper'in yerine şimdiden birini hazırlayayım gibi bir derdimiz bile olamıyor mesela.
bizim de bir an önce bu politikaya geri dönmemiz lazım. çünkü bu jenerasyonun ekmeğini ancak bir yere kadar yiyebiliriz. abdulkerim yaşlanıyor, barış'ı her an satabilirsin, yunus bu formunu devam ettirirse çok iyi teklifler gelebilir. kim kalacak elinde?
can uzun, aral şimşir, bertuğ yıldırım falan konuşulduğu yerde en çok parlayan yerli transfer bu piyasada neredeyse bedavaya alınan bu çocuk oldu. mesela sen bu çocuğu alsan ilk başta beşiktaş gibi ana rotasyonda yer açamayabilirdin, ancak kenardan gelişimini gözlemler artık bu çocuk hazır dediğin anda barış alper'i için rahat bir şekilde satabilirdin. aynı şey zamanında almadığımız oğuz aydın için de geçerli bu arada. o kadar basiretsiz yönetiliyoruz ki barış alper'in yerine şimdiden birini hazırlayayım gibi bir derdimiz bile olamıyor mesela.
bizim de bir an önce bu politikaya geri dönmemiz lazım. çünkü bu jenerasyonun ekmeğini ancak bir yere kadar yiyebiliriz. abdulkerim yaşlanıyor, barış'ı her an satabilirsin, yunus bu formunu devam ettirirse çok iyi teklifler gelebilir. kim kalacak elinde?


