188
can uzun tartışmalarını ve telaffuz edilen 35-40 milyon euro’luk bonservis bedellerini hayretle takip ediyorum. insanların finansal gerçeklerden ve türkiye ligi realitesinden bu kadar kopuk olmasını anlamak gerçekten güç.
gelin, tamamen rasyonel bir fayda-maliyet analizi yapalım:
1. profesyonel sezonu sadece "2 yıl" olan bir çocuk
can uzun yetenekli mi? evet, potansiyeli yüksek mi? kesinlikle. ancak henüz en üst seviyede (bundesliga) sadece iki sezon geçirmiş, rüştünü tamamen ispatlamamış ve "proje" aşamasında olan 20 yaşındaki bir gence 40 milyon euro bağlamaktan bahsediyoruz. frankfurt bu parayı isteyebilir, avrupa içi piyasada bu kumarı oynayacak zengin kulüpler de çıkabilir. ama bizim o kulüplerle finansal olarak yarışacak bir lüksümüz var mı?
2. 40 milyon euro galatasaray için ne demek?
bu rakam, türkiye realitesinde tek bir futbolcuya yatırılamayacak kadar devasa bir bütçedir.
galatasaray bugün bu parayla:
takımı doğrudan şampiyonluğa taşıyacak, kalitesi tartışmasız, "iyi oyuncu" tanımına tam uyan en az 2 elit isim alabilir.
kalan bütçeyle sallai tarzı, sahada basmadık yer bırakmayan, aidiyeti yüksek "asker" oyuncuları takıma kazandırabilir.
scout ekibinin radarıyla tıpkı renato nhaga gibi gizli kalmış, parlatılmaya hazır potansiyelleri çok daha makul maliyetlerle bulup omurgayı derinleştirebilir.
hepsinden önemlisi, kulübün finansal geleceğini sağlama alabilir
biz geçmişte gabriel sara gibi isimlere 18 milyon euro bandında bonservisler verirken bile ne kadar büyük bir risk aldığımızı tartışıyorduk. kaldı ki sara, ingiltere'de sezonlarca istikrar sağlamış, fiziksel olarak tamamen oturmuş bir oyuncu olarak geldi ve takımı doğrudan sırtladı. can uzun ise hâlâ gelişmesi, fizik eklemesi gereken ve türkiye ligi'nin sertliğinde ne reaksiyon vereceği belirsiz bir profil.
3. galatasaray'ın gerçek başarı formülü
biz neden elin avrupalısının parlattığı gence kulübün anahtarını teslim ediyoruz? galatasaray'ın son yıllardaki başarı formülü hazır parlatılmışı astronomik paralara almak değil; bizzat kendi içinde parlatmaktır. biz barış alper yılmaz’ı keçiörengücü'nden 2 milyon euro'ya, kerem aktürkoğlu'nu erzincanspor'dan bedavaya aldık. burada işledik, avrupa çapında yıldıza dönüştürdük. kulübün vizyonu anadolu'dan ya da gurbetten 2-3 milyon euro'ya yeni barış alper'ler bulup 40 milyon euro'luk oyuncu yapmak olmalıdır; gidip frankfurt'a 40 milyon euro hibe etmek değil.
özetle;
futbol artık sadece sahadaki yetenekle değil, kasadaki mantıkla kazanılıyor. 40 milyon euro’ya tek bir piyango bileti almak, galatasaray'ı finansal uçuruma sürüklemekten başka bir işe yaramaz. biz bir premier lig takımı veya real, barça gibi bir takım değiliz, yıllık yayın geliri şampiyon olması halinde bile 600 milyon tl olan yarışmacı olmak zorunda olan bir kulübüz. değeri uçmuş oyuncuların peşinde koşmaktansa, fayda-maliyet analizini doğru yapıp akılcı hamlelere yönelmeliyiz.
gelin, tamamen rasyonel bir fayda-maliyet analizi yapalım:
1. profesyonel sezonu sadece "2 yıl" olan bir çocuk
can uzun yetenekli mi? evet, potansiyeli yüksek mi? kesinlikle. ancak henüz en üst seviyede (bundesliga) sadece iki sezon geçirmiş, rüştünü tamamen ispatlamamış ve "proje" aşamasında olan 20 yaşındaki bir gence 40 milyon euro bağlamaktan bahsediyoruz. frankfurt bu parayı isteyebilir, avrupa içi piyasada bu kumarı oynayacak zengin kulüpler de çıkabilir. ama bizim o kulüplerle finansal olarak yarışacak bir lüksümüz var mı?
2. 40 milyon euro galatasaray için ne demek?
bu rakam, türkiye realitesinde tek bir futbolcuya yatırılamayacak kadar devasa bir bütçedir.
galatasaray bugün bu parayla:
takımı doğrudan şampiyonluğa taşıyacak, kalitesi tartışmasız, "iyi oyuncu" tanımına tam uyan en az 2 elit isim alabilir.
kalan bütçeyle sallai tarzı, sahada basmadık yer bırakmayan, aidiyeti yüksek "asker" oyuncuları takıma kazandırabilir.
scout ekibinin radarıyla tıpkı renato nhaga gibi gizli kalmış, parlatılmaya hazır potansiyelleri çok daha makul maliyetlerle bulup omurgayı derinleştirebilir.
hepsinden önemlisi, kulübün finansal geleceğini sağlama alabilir
biz geçmişte gabriel sara gibi isimlere 18 milyon euro bandında bonservisler verirken bile ne kadar büyük bir risk aldığımızı tartışıyorduk. kaldı ki sara, ingiltere'de sezonlarca istikrar sağlamış, fiziksel olarak tamamen oturmuş bir oyuncu olarak geldi ve takımı doğrudan sırtladı. can uzun ise hâlâ gelişmesi, fizik eklemesi gereken ve türkiye ligi'nin sertliğinde ne reaksiyon vereceği belirsiz bir profil.
3. galatasaray'ın gerçek başarı formülü
biz neden elin avrupalısının parlattığı gence kulübün anahtarını teslim ediyoruz? galatasaray'ın son yıllardaki başarı formülü hazır parlatılmışı astronomik paralara almak değil; bizzat kendi içinde parlatmaktır. biz barış alper yılmaz’ı keçiörengücü'nden 2 milyon euro'ya, kerem aktürkoğlu'nu erzincanspor'dan bedavaya aldık. burada işledik, avrupa çapında yıldıza dönüştürdük. kulübün vizyonu anadolu'dan ya da gurbetten 2-3 milyon euro'ya yeni barış alper'ler bulup 40 milyon euro'luk oyuncu yapmak olmalıdır; gidip frankfurt'a 40 milyon euro hibe etmek değil.
özetle;
futbol artık sadece sahadaki yetenekle değil, kasadaki mantıkla kazanılıyor. 40 milyon euro’ya tek bir piyango bileti almak, galatasaray'ı finansal uçuruma sürüklemekten başka bir işe yaramaz. biz bir premier lig takımı veya real, barça gibi bir takım değiliz, yıllık yayın geliri şampiyon olması halinde bile 600 milyon tl olan yarışmacı olmak zorunda olan bir kulübüz. değeri uçmuş oyuncuların peşinde koşmaktansa, fayda-maliyet analizini doğru yapıp akılcı hamlelere yönelmeliyiz.


