resim
Tanju Çolak
Görev:Sportif Direktör
Takım:-
Yaş:62
Uyruk:Türkiye
  • 601
    kim olduğunu bilirsin sen abimizin ardından türkiye ligi ebedi gol krallığı listesinin ikinci sırasında yer alan eski futbolcu. 282 maçta 240 gol atmıştır ki, maç başına 0.85'lik gol ortalaması ile bu alanda lig tarihinin en iyisidir.

    gel gelelim golcülüğü ne kadar övülesi ise, diğer geri kalan tarafları o kadar eleştirilmeye değerdi. daha samsunspor'da oynadığı ancak "büyük takım yapacağı" belli olan dönemlerdeki gazetelerin sayfayı doldurmak için yaptığı röportajdaki "3 hayalin nedir?" sorusuna "benzin istasyonu, lüks araba ve hülya avşar ile tanışmak" diyecek kadar şey bir insandı. bu üç hayalinin üçüne de kısa zamanda kavuşmuş ancak bir tek benzin istasyonunu dozunda yaşayabilmiştir. lüks araba sevdasını kaçakçılık seviyesine çıkarmış, hülya avşar ile tanışmaktan çok daha ötesine geçmiştir.

    samsunspor ile 2 sezonda 68 maçta 58 gol atmıştı. 1987 yazında yılın transferiydi. yaklaşık 3 hafta süren mücadelelerin ardından, alp yalman'ın yatında saklayan galatasaray galip çıkmıştır. 14 sene sonra şampiyonluğa uzanıp tribününde yetmez bize bu kupa hedef artık avrupa flaması çekilen galatasaray için önemli bir adımdı.

    nitekim 1985-1986 sezonunda samsunspor forması ile 34 maçta attığı 33 gollük performans bile anomali seviyesindeyken galatasaray'daki ilk sezonunda 37 maçta 39 golle hem türkiye ligi sezon rekorunu kırmış hem de avrupa'da sezonun en golcüsü olup altın ayakkabı ödülüne layık görülmüştür.

    ancak saha dışında da en az saha içindeki kadar, belki ondan bile daha sansasyoneldi...

    bir süre "ben işimi yapıyorum mu, yapıyorum. kim ne karışır" diyerek bir süre üste çıktı ya da bu gidişatı sineye çekildi. ancak cezalı olduğu 19 nisan 1989 galatasaray steaua bükreş maçı öncesi dönemin teknik direktörü mustafa denizli'den "karım hasta" diye izin alıp hülya avşar ile marmaris'te bir kaçamak yapması, üstelik bunun kamptan ayrılır ayrılmaz peşine düşen magazinciler tarafından fotoğraflanıp manşetlere çıkması bu konuda bardağı taşıran son damla olmuştur.

    o kadar ki; bu olaydan bir ay sonra bir gece vakti hülya avşar ile buluştuğu apartmanın önüne atkılı-formalı taraftarlar akın etmiş ve mahalleyi "hülya avşar başkan cimbom şampiyon" tezahüratlarıyla inletmiştir. magazincilerin de köpürttüğü olay fiziki bir saldırıya dönüşmese de taraftarın bölgeden uzaklaştırılıp ikilinin olay yerinden ayrılabilmesi ergün gürsoy'un dönemin ankara emniyet müdür mehmet ağar'dan yardım istemesi sonrası gönderilen polisler yardımı ile mümkün olabilmişti.

    nitekim öyle böyle 2 sene daha kah sakatlıklarla, kah kaçırdığı gollerden sonra tribünlerden yükselen hülya tezahüratlarıyla galatasaray'da forma giymeye devam etmiştir. 1990 yazında göreve başlayan efsane başkan alp yalman'ın ertesi sezon "ayak sürümesi" sebebi ile galatasaray'dan kendi istemese de gitmek zorunda kalmıştır.

    aynı alp yalman 1990 yazında fenerbahçe ile yarışa girdiği ve daha fazla para ödeyerek takıma aldığı roman kosecki'yi transfer görüşmelerinde parayı az bulup masadan alıp fırlattığı için düşünmeden takımdan göndermiştir ki o da apayrı bir konudur...

    nitekim biraz intikam hırsı, biraz da duygusal** sebeplerle fenerbahçe'ye gitmiştir. bir gece sabaha karşı çekilen efsane imza fotoğrafında dönemin fenerbahçe başkanı metin aşık ve kurmaylarının arasında poz verirken bile yüzündeki hırs okunmaktadır.

    o fotoğrafta kadraja sol kenardan giren ve kimselerin fark etmediği; elleri cebinde, gözlüklü ve hafif kıvırcık saçlı bir diğer adam da yaklaşık 20 sene boyunca türk futbolunun en sansasyonel simalarından biri olacaktır:

    (bkz: aziz yıldırım)

    fenerbahçe'de de 2 sezon forma giymiş, 54 maçta 50 gol gibi bir performansa imza atmıştır. ancak beşiktaş'ın gordon milne ile 3 sene üst üste şampiyonluğu sonrası tipik bir fenerbahçe davranışı olarak gözden düşmüş, bir sonraki imzası o dönemin genç iş adamı cem uzan'ın ikinci ligden çıkarmaya çalıştığı istanbulspor'a olmuştur.

    sonrası malum...

    kaçak mercedes davaları, bir süre firari yaşam ve saray cezaevi koğuşlar arası futbol turnuvası...

    1989 yılında trt ekranlarında tacını devreden taçsız kral metin oktay'dan “şöhreti, parayı, sevgiyi, iktidarı, silahı taşımak çok zordur” nasihatını almış; bunların hepsine sahip olup hiçbirini taşıyamamış bir ademoğludur.

    "üç büyükler"de futbol oynadığını takım arkadaşlarının bile hatırlamadığı adamların televizyonlarda bu işi çok biliyormuş gibi ahkam kestiği türkiye piyasasında pastadan pay alamıyor oluşu bu açıdan bakınca evet biraz haksızlıktır.

    ancak ingilizce bilmediği için dalga konusu yapıldığı 1 şubat 1989 altın ayakkabı ödül töreninin üzerinden geçen neredeyse 40 senede cıvıtmadan ve palavra sıkmadan 15 dakika bile olsa doğru düzgün konuşacak kadar bile kendini eğitememiş olması da kendi kabahatidir...

    diğer konular varken ekranlarda ve tarihte yer almaması zaten en doğalıdır da bizim millet böyle şeyleri hoş görmeyi sever diyelim geçelim...
App Store'dan indirin Google Play'den alın