128
göte göt diyebilen, ana akım spor programları içinde asla göremeyeceğiniz kadar dürüst ve akıllı bir adam.
geçenlerde sinan yılmaz ile yaptıkları yayını izledim. icardi ile ilgili söyledikleri gündem oldu sadece. kaldı ki kendisiyle aynı şekilde düşünmesem dahi o konuda bile dürüstçe kendini ifade etmesi, aman insanlar ne der diye düşünmeden bunu söylemesi takdirimi kazanmıştı.
ancak ben programda asıl gündem olması gereken kısmın hiç gündem olmamasına üzüldüm. sadece 1:33:40'ta başlayan ve 1:35:30'da biten kısmı dinleyin:
https://www.youtube.com/watch?v=x91YRgdXnEY
yaklaşık 2 dakika içerisinde, o kadar nokta atışı mevzuya değiniyor ki... inatla harlanmaya çalışılan bir rekabetten başlıyor, fenerbahçe'nin acizliği ve aynı zamanda da dış unsurlar sebebiyle galatasaray'ın bir türlü rahat bırakılamamasıyla bitiriyor. helal olsun gerçekten. bir beşiktaşlı ve tamamen saha içini konuşmaya çalışan bir adam olmasına rağmen bu kadar net, açık ve öz şekilde bunlara değinmesine saygı duyuyorum sadece. kötülemek için söylemiyorum ancak karşısındaki ''galatasaraylı sinan yılmaz'' hiçbir ek yapamıyor, aman tadımız kaçmasın şeklinde takılıyor maalesef. zaten karşı tarafın bu kadar arsız, yüzsüz olmasının en önemli nedeni amigo yorumcular falan değil. emre özcan, sinan yılmaz veya bu şekilde ''ben sadece saha içini konuşurum'' tayfanın sanki her şey normal gidiyormuş da fenerbahçe o sayede her sene nisan'ı görüyormuş tavrı. amigolar bir şey söyleyince zaten kimse umursamıyor.
tabii ki bülent kalafat'ın yurt dışında olması, düzenli bir spor programı yapmıyor olması, takipçi veya reyting kaygısının olmaması gibi etkenler var ancak ben yine de bu kadar açık sözlü ve dürüst olduğu için teşekkür ediyorum kendisine. galatasaray'ı dürüst şekilde eleştirirken karşı tarafı adam yerine bile koymadan ''evet yapılanları da görmezden gelemem, olmuyormuş gibi davranamam.'' demesi beni mutlu etti çünkü ana akımda göremeyeceğimiz türden bir dürüstlük, netlik bu.
geçen sene yazmıştım, tekrar yazayım: keşke kendisini daha fazla dinleme veya izleme şansımız olsa. ben zamanında socrates'te yaptığı ''cuma ve ertesi'' programından beri takip ediyorum. sadece yukardaki sebeplerle değil, futbol görüşlerine de önem veriyorum. popülizmden uzak, inandığı şeyleri farklı sebeplerle söylemekten çekinmeyen bir adam. maalesef böyleleri yerine bir ton sığıra maruz kalıyoruz.
geçenlerde sinan yılmaz ile yaptıkları yayını izledim. icardi ile ilgili söyledikleri gündem oldu sadece. kaldı ki kendisiyle aynı şekilde düşünmesem dahi o konuda bile dürüstçe kendini ifade etmesi, aman insanlar ne der diye düşünmeden bunu söylemesi takdirimi kazanmıştı.
ancak ben programda asıl gündem olması gereken kısmın hiç gündem olmamasına üzüldüm. sadece 1:33:40'ta başlayan ve 1:35:30'da biten kısmı dinleyin:
https://www.youtube.com/watch?v=x91YRgdXnEY
yaklaşık 2 dakika içerisinde, o kadar nokta atışı mevzuya değiniyor ki... inatla harlanmaya çalışılan bir rekabetten başlıyor, fenerbahçe'nin acizliği ve aynı zamanda da dış unsurlar sebebiyle galatasaray'ın bir türlü rahat bırakılamamasıyla bitiriyor. helal olsun gerçekten. bir beşiktaşlı ve tamamen saha içini konuşmaya çalışan bir adam olmasına rağmen bu kadar net, açık ve öz şekilde bunlara değinmesine saygı duyuyorum sadece. kötülemek için söylemiyorum ancak karşısındaki ''galatasaraylı sinan yılmaz'' hiçbir ek yapamıyor, aman tadımız kaçmasın şeklinde takılıyor maalesef. zaten karşı tarafın bu kadar arsız, yüzsüz olmasının en önemli nedeni amigo yorumcular falan değil. emre özcan, sinan yılmaz veya bu şekilde ''ben sadece saha içini konuşurum'' tayfanın sanki her şey normal gidiyormuş da fenerbahçe o sayede her sene nisan'ı görüyormuş tavrı. amigolar bir şey söyleyince zaten kimse umursamıyor.
tabii ki bülent kalafat'ın yurt dışında olması, düzenli bir spor programı yapmıyor olması, takipçi veya reyting kaygısının olmaması gibi etkenler var ancak ben yine de bu kadar açık sözlü ve dürüst olduğu için teşekkür ediyorum kendisine. galatasaray'ı dürüst şekilde eleştirirken karşı tarafı adam yerine bile koymadan ''evet yapılanları da görmezden gelemem, olmuyormuş gibi davranamam.'' demesi beni mutlu etti çünkü ana akımda göremeyeceğimiz türden bir dürüstlük, netlik bu.
geçen sene yazmıştım, tekrar yazayım: keşke kendisini daha fazla dinleme veya izleme şansımız olsa. ben zamanında socrates'te yaptığı ''cuma ve ertesi'' programından beri takip ediyorum. sadece yukardaki sebeplerle değil, futbol görüşlerine de önem veriyorum. popülizmden uzak, inandığı şeyleri farklı sebeplerle söylemekten çekinmeyen bir adam. maalesef böyleleri yerine bir ton sığıra maruz kalıyoruz.

