• 729
    milli takım sonrası yorgun bir kadro. orta sahada topu ayağımıza almak zorunda olduğumuzdan bahsetmiştim. 2 x 6 numara garabetinden kurtulmaktan söz ediyordum. beklediğim kadrodan bir tek asprilla farklıydı. belki de doğruydu lang ve yunus’a mesaj vermek ama çok önemli değil, profiller benzer.

    ilk yarı ekstra gollerle 0-2 oldu. göztepe pres yapamadı. yaptığı anda direkt pozisyona girdik. yapmadığı anlarda bile vücut dili olarak fazla korkaktık. hızla topu ayağından çıkarmaya çalışıyor topçular. ne gerek var algılayamıyorum. sanırım oynadığımız bu yeni oyuna alışık olmayışımızla alakalı…

    nihayetinde ikinci yarı serbest bir şekilde düşmeye başladık. osimhenli, bas bas, uzun at, sekeni kovala, tempoyu arttır oyunundan pas oyununa dönüştüğümüz ya da dönüşmek zorunda kaldığımız için, farketmez, kolay bir geçiş olamazdı zaten. öyle kolay değil bir takım alışkanlıkları şıkır şıkır sağlamak. sağlam bir baskı yediğinde takımın alışık olmadığı düzende sallanmasına neden oldu. çok abes bir durum değil. pas soğukkanlılığını her saniye biraz daha bir kenara bıraktık.

    abes olan şu; sane koşmayı bıraktı. ne geri ne ileri. kenara alıp viral olan luis enrique’nin mbappe’ye yaptığı defansif aksiyonlarla alakalı bir konuşması vardı, onu kendisine yapmak gerekiyorken, oyunda tuttu hoca. bu durumu daha da abesleştirdi. sane’nin koşmadığı ve desteğe gelmediği yere sahanın ortasından asprilla gelince, o tereddütle doğru basamadı, baskısız orta yaptırınca golü yedik.

    sane’nin hem hücumda hem savunmada etkisizliği, gevşekliği, şampiyonluk stresi, tribünlerin coşkusu, momentum… derken korkak bir görüntü, aciz bir görüntüye dönüştü. e ilkay düştü doğal. bitik halde fiziken. bu kadro planlamasında orta sahada oyunu demleyen bir oyuncuya “mecbur” olduğumuzu düşünüyorum. bu durumda ilkay’a mecburiyet rezalet bir planlama yaptığımıza işaret ediyor. sara’nın bir an önce sağlıklı dönmesi gerekiyor 8 numaraya.

    sane kabak gibi bir sorunken, oyunda kaldı. asprilla-eren, jakops-sara biraz daha sertlik, biraz daha atletizme dönük değişiklikler oldu. aslında savunmaya dönük bir değişiklikti. bence o baskıda normal. elde çok kaliteli taktiksel devamlılığı sağlayacak, baskıyı kaldıracak oyuncular yok.

    ama…

    kenarda, lang, yunus hatta öne atılabilecek eren gibi alternatifler varken sahada kalması benim nezdimde kabul edilemez. bu durum takımın sahadaki gücünü düşürürken rakibe de momentum kazandırıyor. tıpkı icardi’nin trabzon’da sahada kalması gibi…

    hiç bir oyuncunun fanı ya da karşısında değilim. olması gerekenin olmamasına katlanamıyorum artık. oyunculara bu kadar müsemma görmek istemiyorum. şampiyonluk yolundayız yahu. i̇kinci yarı sadece 1 şut çektik. bu hale düşmeyi kenardan izlemek doğru değil. ya da tespitini yapamamak kabul edilebilir değil.

    takım içinde birbirini sevmeyen ya da memnuniyetsiz olan ya da farklı sorunlar yaşayan oyuncular olduğu aşikar ama saha içerisinde oynamayanı kenara alabileceğimiz bir kadromuz var yani. oyunun şeklini değiştirebilecek bir kadromuz var. bu konuda daha atik bir kenar yönetimi olmak zorunda! aksi halde şampiyonluk zor.

    sahada sadece formanın hakkını verenler kalmalı. icardi, sane gibi topu kaybedince hareketsiz kalan, topa gitsem mi gitmesem mi gibi asla kabul edilemez bir vücut dili sergileyen oyuncular sahadaki ağırlığımızdan yiyor. şampiyonluk puanların, fikstürün, matematiğin hesabıyla gelmez, sahada koyduğun ağırlıkla, özveriyle gelir.

    galatasaray’ı şampiyonluk yolundayken hiç bu kadar gevşek bir vücut dilinde görmemiştim. bir an önce kanatlardaki mücadeleyi arttırmak zorundayız.
App Store'dan indirin Google Play'den alın