28
tam bir post-truth hikayesi.
normalde sözlükte spesifik olarak bir pozisyonu yorumladığımı hiç hatırlamıyorum, muhtemelen ilk ve son olur bu pozisyon.
pozisyonda agbadou nun topla net bir teması var mı, var. bitti. sonrasında da o topla nenenin oynamasını engellemeye çalışıyor mu, çalışıyor. engellemiş mi, engellemiş, yani adamın oyununu bozmuş. sonrasında neneye ceza sahası dışından başlayarak teması içeride de sürdürmüş ve neneyi düşürmüş. önemli değil, adam topla temas etmiş, amacına ulaşmış. sonrasında sakatlayıcı bir müdahale yoksa, oyna devam.
öncelikle iyi bir futbol yorumcusu olmak için evvela biraz futbol oynamak gerekiyor. öyle ömrü hayatında futbol topuna vurmamış, motor-sinir becerileri çok gelişmemiş tiplerin salonun baş köşesinden bacak bacak üstüne atarak, hücre organelleri parçalar gibi pozisyon yorumlamaları en hafif tabirle saçmalıktan başka bir şey değil.
burda bu hissiyatımı küfürsüz ifade edebilmem mümkün değil, içimden dışımdan saydırıyorum, yazıya dökmeyişim bunların küfrü haketmediği anlamına gelmez. siz de anladınız zaten.
gelelim asıl meseleye. futbolun ruhu ölüyor, türkiyede malum takımın bir türlü şampiyon olamaması, sosyal medyanın erişimi artırması, her köşeden konuya dahil olan her tipin fikir belirtmesi, eski hakemlerin her birinin youtube kanalından yorum belirtmesi, ve tabi malum takım için verilen kararlar ve bunlara uydurulan kılıflar, resmen artık futboldan irrite eder hale getirdi futboldan keyif almaya çalışan insanları.
bunların futbol ile alakası yok, futbol bu değil. bu biraz da keyif oyunudur, kombinasyonlar, ara paslar, teknik dönüşler, half spaceler, olağanüstü vuruşlar. futbol budur.
ben malesef türkiyede son iki yılda futbol maçlarını adliye koridorlarına benzetiyorum. bunların futbol ile alakası yok.
normalde sözlükte spesifik olarak bir pozisyonu yorumladığımı hiç hatırlamıyorum, muhtemelen ilk ve son olur bu pozisyon.
pozisyonda agbadou nun topla net bir teması var mı, var. bitti. sonrasında da o topla nenenin oynamasını engellemeye çalışıyor mu, çalışıyor. engellemiş mi, engellemiş, yani adamın oyununu bozmuş. sonrasında neneye ceza sahası dışından başlayarak teması içeride de sürdürmüş ve neneyi düşürmüş. önemli değil, adam topla temas etmiş, amacına ulaşmış. sonrasında sakatlayıcı bir müdahale yoksa, oyna devam.
öncelikle iyi bir futbol yorumcusu olmak için evvela biraz futbol oynamak gerekiyor. öyle ömrü hayatında futbol topuna vurmamış, motor-sinir becerileri çok gelişmemiş tiplerin salonun baş köşesinden bacak bacak üstüne atarak, hücre organelleri parçalar gibi pozisyon yorumlamaları en hafif tabirle saçmalıktan başka bir şey değil.
burda bu hissiyatımı küfürsüz ifade edebilmem mümkün değil, içimden dışımdan saydırıyorum, yazıya dökmeyişim bunların küfrü haketmediği anlamına gelmez. siz de anladınız zaten.
gelelim asıl meseleye. futbolun ruhu ölüyor, türkiyede malum takımın bir türlü şampiyon olamaması, sosyal medyanın erişimi artırması, her köşeden konuya dahil olan her tipin fikir belirtmesi, eski hakemlerin her birinin youtube kanalından yorum belirtmesi, ve tabi malum takım için verilen kararlar ve bunlara uydurulan kılıflar, resmen artık futboldan irrite eder hale getirdi futboldan keyif almaya çalışan insanları.
bunların futbol ile alakası yok, futbol bu değil. bu biraz da keyif oyunudur, kombinasyonlar, ara paslar, teknik dönüşler, half spaceler, olağanüstü vuruşlar. futbol budur.
ben malesef türkiyede son iki yılda futbol maçlarını adliye koridorlarına benzetiyorum. bunların futbol ile alakası yok.

