17066
kendisini sevmekle ve attığı gollere, apoletlerine saygı duymakla beraber icardi'nin her türlü konunun her türlü koşulunda kendisi için davranan biri olduğunu anlamamız gerekiyor. ailesiyle bile düzgün ilişki kuramayan biri, çok uzun yıllardır futbolu önceliklendirmeyen biri. egosunu beslersen en yakın arkadaşın olur, onu kâle almazsan tribi yersin.
benche çekildiğinden beri tribini çekiyoruz. e ne yapacaktık abi? dünyanın en iyi forvetlerinden biri gelmiş, dünyanın parası verilmiş. üstelik osimhen'in standardı icardi'yle oynadığımız en iyi oyundan daha iyi şeyler vaat ediyor. küsmesin diye oyundan çıkarılmadı, küstü. trip atmasın diye osimhen'li 4-4-2 denendi, olmadı, bir daha denendi, olmadı, yine küstü. maç sonlarına çıkmamalar, stattan kendi başına ayrılmalar, her haltın paylaşımını yapıyorken kulüp tarihinin en önemli galibiyetlerinden bazılarını alıyorken ölüye yatmalar... taraftar her şeye rağmen hala arkasında. sırf buna tamah eder normal bir insan. bazen yaşının geldiğini, tahtın devredildiğini kabul etmek gerekiyor.
son yıllarda yaptığımız en saçma şey kendisine kaptanlık vermek olabilir. soyunma odasından, antrenmanlardan elbette haberimiz yok, takım arkadaşlarıyla ilişkisini tam anlamıyla bilemeyiz. ancak her koşulda canını dişine takan torreira dururken, abdülkerim dururken hatta ve hatta nispeten genç osimhen bile kişiliğiyle paralel bir şekilde çok daha makul bir kaptan olabilecekken gidip birinci kaptanlığı icardi'ye vermek haksızlık oluyor.
icardi formunu yükseltir veyahut aynen devam eder, kalır veyahut gider, iyi ayrılır veyahut kötü ayrılır. ne olacak bilemeyiz elbet. gönül ister ki kalsın, formunu tutsun, komplekslerinden kurtulsun ve tekrar kulüp için işleyen bir dişli olsun. ancak mantıken yaklaşınca bunların herhangi birinin gerçekleşeceğine inanmak da hafif tabirle ahmaklıktır.
benche çekildiğinden beri tribini çekiyoruz. e ne yapacaktık abi? dünyanın en iyi forvetlerinden biri gelmiş, dünyanın parası verilmiş. üstelik osimhen'in standardı icardi'yle oynadığımız en iyi oyundan daha iyi şeyler vaat ediyor. küsmesin diye oyundan çıkarılmadı, küstü. trip atmasın diye osimhen'li 4-4-2 denendi, olmadı, bir daha denendi, olmadı, yine küstü. maç sonlarına çıkmamalar, stattan kendi başına ayrılmalar, her haltın paylaşımını yapıyorken kulüp tarihinin en önemli galibiyetlerinden bazılarını alıyorken ölüye yatmalar... taraftar her şeye rağmen hala arkasında. sırf buna tamah eder normal bir insan. bazen yaşının geldiğini, tahtın devredildiğini kabul etmek gerekiyor.
son yıllarda yaptığımız en saçma şey kendisine kaptanlık vermek olabilir. soyunma odasından, antrenmanlardan elbette haberimiz yok, takım arkadaşlarıyla ilişkisini tam anlamıyla bilemeyiz. ancak her koşulda canını dişine takan torreira dururken, abdülkerim dururken hatta ve hatta nispeten genç osimhen bile kişiliğiyle paralel bir şekilde çok daha makul bir kaptan olabilecekken gidip birinci kaptanlığı icardi'ye vermek haksızlık oluyor.
icardi formunu yükseltir veyahut aynen devam eder, kalır veyahut gider, iyi ayrılır veyahut kötü ayrılır. ne olacak bilemeyiz elbet. gönül ister ki kalsın, formunu tutsun, komplekslerinden kurtulsun ve tekrar kulüp için işleyen bir dişli olsun. ancak mantıken yaklaşınca bunların herhangi birinin gerçekleşeceğine inanmak da hafif tabirle ahmaklıktır.


