933
2025–2026 ara transfer döneminde, orta saha takviyeleri yapıldıktan sonra fred kulübün bir an önce elden çıkarmak istediği isimlerden biriydi. maaşı yüksek olduğu için talip çıkmadı; hatta zarar ederek bile kontrattan çıkılamadı. kontratının ağırlığına ya da form durumuna girmeyeceğim. asıl mesele başka.
buradan çıkarılması gereken ders şu: “onu da alalım, bunu da alalım; bu gitsin, şu gitsin” yaklaşımı taraftar refleksidir, kulüp yönetme biçimi değil. kadro planlaması böyle yapılmaz.
bir futbolcunun gitmesi için aylarca baskı oluşturursanız, o oyuncudan artık aidiyet bekleyemezsiniz. profesyonel futbolcu sonuçta; sözleşmesi varsa kalır, parasını alır. ama zihinsel olarak o takımın parçası olmaktan çıkar. bu çok temel bir insan davranışı. fener'de bu kafada en az 10 futbolcu falan var. iki kulüp arasında sadece kadro kalitesi farkı yok, kadroya yaklaşım farkı da var. bugün örneğimiz fred oldu. yarın skriniar, asensio bile olacak.
oyuncuyu gönderecek misin, planını sağlam yap. kararın net olmalı. bir oyuncunun gönderilmesine karar verildiyse, söylenti çıktığı anda işi bitirmeniz gerekir. aksi halde ortaya bugünkü tablo çıkar: sezon içinde bir noktada yine o oyuncuya dönmek zorunda kalırsınız. mesela karagümrük maçında fred talisca yokken sahada ilk 11 başlatılıyor ve “gel bu takımı kurtar” deniyor. aylarca gönderilmeye çalışılan birinden kriz çözücü performans beklemek gerçekçi değil. oyuncu profesyonel davranır, sahaya çıkar, ama zihninin o takım için yanıp tutuştuğunu varsaymak saflık olur.
fenerbahçe’nin kadro planlamasında yıllardır görülen hatalardan biri de bu: kararları duygusal ve gecikmeli almak. bir oyuncuyu ya gerçekten kadronun parçası yaparsın ya da net biçimde yollarını ayırırsın. arada bıraktığın her dosya sezon içinde dönüp seni vurur.
galatasaray'da da ahmet kutucu biraz böyle. ama ahmed kutucu yani. biz ona zaten bel bağlamıyoruz. ve kulüpte kadro istikrarı denen şey var, ana iskelet var, oyuncu olmuyorsa bile bile lades deme yok, göndermek istemediğimizi bir şekilde tutuyoruz, göndermek istediğimizi de onun da kontratında baskı yaratmadan gönderiyoruz. bunlar fark yaratan unsurlar.
buradan çıkarılması gereken ders şu: “onu da alalım, bunu da alalım; bu gitsin, şu gitsin” yaklaşımı taraftar refleksidir, kulüp yönetme biçimi değil. kadro planlaması böyle yapılmaz.
bir futbolcunun gitmesi için aylarca baskı oluşturursanız, o oyuncudan artık aidiyet bekleyemezsiniz. profesyonel futbolcu sonuçta; sözleşmesi varsa kalır, parasını alır. ama zihinsel olarak o takımın parçası olmaktan çıkar. bu çok temel bir insan davranışı. fener'de bu kafada en az 10 futbolcu falan var. iki kulüp arasında sadece kadro kalitesi farkı yok, kadroya yaklaşım farkı da var. bugün örneğimiz fred oldu. yarın skriniar, asensio bile olacak.
oyuncuyu gönderecek misin, planını sağlam yap. kararın net olmalı. bir oyuncunun gönderilmesine karar verildiyse, söylenti çıktığı anda işi bitirmeniz gerekir. aksi halde ortaya bugünkü tablo çıkar: sezon içinde bir noktada yine o oyuncuya dönmek zorunda kalırsınız. mesela karagümrük maçında fred talisca yokken sahada ilk 11 başlatılıyor ve “gel bu takımı kurtar” deniyor. aylarca gönderilmeye çalışılan birinden kriz çözücü performans beklemek gerçekçi değil. oyuncu profesyonel davranır, sahaya çıkar, ama zihninin o takım için yanıp tutuştuğunu varsaymak saflık olur.
fenerbahçe’nin kadro planlamasında yıllardır görülen hatalardan biri de bu: kararları duygusal ve gecikmeli almak. bir oyuncuyu ya gerçekten kadronun parçası yaparsın ya da net biçimde yollarını ayırırsın. arada bıraktığın her dosya sezon içinde dönüp seni vurur.
galatasaray'da da ahmet kutucu biraz böyle. ama ahmed kutucu yani. biz ona zaten bel bağlamıyoruz. ve kulüpte kadro istikrarı denen şey var, ana iskelet var, oyuncu olmuyorsa bile bile lades deme yok, göndermek istemediğimizi bir şekilde tutuyoruz, göndermek istediğimizi de onun da kontratında baskı yaratmadan gönderiyoruz. bunlar fark yaratan unsurlar.


