• 90
    rakip mütevazi kadrosuyla saygı değer bir futbol oynamaya çalışan bir teknik direktör takımı, joao perreira’nın takımı.

    bizde ise 3 büyük sorun var.

    1-galatasaray’ın pres tahtası bu sezon kayık, zira 3’lü stoperlere karşı daha da kayıyor. ön hattın sürekli değişiyor olması bu noktada büyük etken. presin etkili olduğu her maç osimhen, yunus ve barış aynı anda sahada. önden başlayan pres bu riskli oyunda tek bir noktada kırılırsa çok vasat bir futbola dönüşüyor.

    2-rakipler topu bize vermeyi tercih edebiliyor. bu tercih daha temkinli bir oyun vaadeden iki 6’lıyla oynadığımızda öne doğru giderken pas hızını yavaşlatıyor. rakip savunmayı daha az tehdit etmene neden oluyor. takım yandım yandım 3.bölgeye derin top atabilecek, faul alabilecek, topu hafif dürtüp boş alana sürebilecek bir oyuncu arıyor top bizdeyken takım.

    3-bu sezon hücum ekranında bir şeylerin oturmadığı aşikar. diğer bir neden de rakip topu bize verdiğinde barış’ın sürekli topu kırıyor olması. ya son pasta ya da sette oyunu bozuyor. gerek tercih gerek teknik sebeplerden dolayı. setimizin bozuk olduğu aşikarken bu hücum haritasının baştan çizilmesi gerektiğini düşünüyorum.

    çözüm önerilerim:

    keşke bir 10 numaramız olsaydı. 2 problemi de kökünden çözerdi ama yok. asensio tam da bizim eksiğimiz olan o adamın gözümüzün önünde olması çok acı. ne kadar iğrenç bir yönetimimiz olduğunu bir kez daha bize gösteriyor. neyse…

    ama yok;

    o nedenle;

    1-rakip ya da maç kiminle olursa olsun lemina-torreira’dan sadece biri olmalı, sara-ilkay-ngaha’dan biri mutlaka 8 numarada olmalı. sürekli pasta kendini göstermeli, topu alıp 3.bölgeye daha efektif taşımalı, koşuları ödüllendirebilmeli.

    2-top ayağımızdayken osimhen-barış-sallai’den 2’si beraber oynamalı. yanyana önlü arkalı farketmez, baskıda ve defans arkasına koşuda bu kadar ısrarcı 2 adam rakibin sinirleriyle oynar. pres dişlisini bozmaz ve sadece varlıklarıyla rakibi tedirgin ederler.

    3-2 numaralı tercihle beraber tahtada boşalan 10 numara bölgesini sane ve noa lang gibi 2 oyuncuyla doldurabilirsin. kanattan kırarak ikisi de o alanı dolduracaktır. hatta yedekleyecek olan asprilla ve yunus da hiç aşağı topçular değil. bunlar topu ayağında tutabilen, pas gösteren oyuncuları ödüllendirebilen futbolcular. boey sane uyumu aşikar, sürekli iç alan dış alan paylaşımı yaparak topun bizde kalmasını sağlayabiliyorlar. noa lang’ın da bunu yapabildiğini gördük. bu sayede topu sette daha az kırar ve rakipleri sana topu bıraktığına pişman edebilirsin.

    özelinden genele bir çıkarım yapılabilecek bir maç. zira torino’da bir şeylerin ters gittiği tokat gibi yüzümüze çarptı. artık konfor alanımızdan çıkıp, gerçek tespitler yapıp çözüm arama zamanı. her gün uyanıp hiç birşeyi değiştirmeden hayatın rutinliğinden isyan etmek akıllara enstein’ın meşhur aptallık sözünü getiriyor.

    mor ve ötesi’nin uyan şarkısı gibi hissediyor ve bu maçı bu şarkıyla bekliyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın