6708
elit mentaliteyi anlamayanların en büyük yanılgısı takım eleştirisini negatiflik sanmalarıdır. oysa üst düzey spor kültüründe eleştiri güven göstergesidir. çünkü gerçekten kazanmak isteyen oyuncu sessiz kalmayı ihanet gibi görür. osimhen’in açıklamalarında da görülen şey tam olarak bu; sahada verilen emeğin kolektif karşılığını araması.
bazı oyuncular bireysel performansla görünür olmayı yeterli bulurken, osimhen gibi elit oyuncular ise takımın tamamı aynı seviyeye çıkmadıkça tatmin olmuyor. bu yüzden elit oyuncular genelde ilk başta sert, uyumsuz veya agresif olarak etiketlenir. ancak başarı geldikten sonra aynı davranışlara liderlik denir. futbol tarihinde bunun sayısız örneği var.
futbolda bazı oyuncular sistemin parçasıdır, bazı oyuncular ise sistemin kendisidir. hagi, sneijder, drogba, osimhen ikinci gruba giriyor ve tartışma da tam burada başlıyor. çünkü sistemin kendisi olan oyuncular, etrafındaki herkesin aynı yoğunlukta olmasını bekler. sürekli pres yapan, sürekli koşu atan, savunmaya dönen bir forvet sahada yalnız kaldığını hissettiği anda reaksiyon verir. bu reaksiyon dışarıdan şikayet gibi görünür ama aslında rekabet refleksidir.
karşılarında aynı hazırlığı ve adanmışlığı göremediklerinde doğal olarak tepki verirler. bu durum soyunma odasında huzursuzluk değil rekabet standardı yaratır. büyük başarılar genelde herkesin birbirine hesap sorabildiği ortamlarda gelir. sessizlik çoğu zaman uyum değil ortalamaya razı olmaktır.
bir takımda herkes aynı fiziksel kaliteye sahip olmak zorunda değildir ama aynı zihinsel ciddiyete sahip olmak zorundadır.
bazı oyuncular bireysel performansla görünür olmayı yeterli bulurken, osimhen gibi elit oyuncular ise takımın tamamı aynı seviyeye çıkmadıkça tatmin olmuyor. bu yüzden elit oyuncular genelde ilk başta sert, uyumsuz veya agresif olarak etiketlenir. ancak başarı geldikten sonra aynı davranışlara liderlik denir. futbol tarihinde bunun sayısız örneği var.
futbolda bazı oyuncular sistemin parçasıdır, bazı oyuncular ise sistemin kendisidir. hagi, sneijder, drogba, osimhen ikinci gruba giriyor ve tartışma da tam burada başlıyor. çünkü sistemin kendisi olan oyuncular, etrafındaki herkesin aynı yoğunlukta olmasını bekler. sürekli pres yapan, sürekli koşu atan, savunmaya dönen bir forvet sahada yalnız kaldığını hissettiği anda reaksiyon verir. bu reaksiyon dışarıdan şikayet gibi görünür ama aslında rekabet refleksidir.
karşılarında aynı hazırlığı ve adanmışlığı göremediklerinde doğal olarak tepki verirler. bu durum soyunma odasında huzursuzluk değil rekabet standardı yaratır. büyük başarılar genelde herkesin birbirine hesap sorabildiği ortamlarda gelir. sessizlik çoğu zaman uyum değil ortalamaya razı olmaktır.
bir takımda herkes aynı fiziksel kaliteye sahip olmak zorunda değildir ama aynı zihinsel ciddiyete sahip olmak zorundadır.


