120
oynanıp bitene kadar keyif alınması gereken maç.
bu tarz maçlar her zaman oynanmıyor. ve biraz gerçekçi gözle bakılınca, yapılan değişikliklere rağmen çeyrek final ve ötesinin 5 büyük lig dışı için mucize bir başarı olduğu günümüzde; şampiyonlar ligi'nde bizim seviyemizdeki takımlar için alınabilecek maksimum keyfi barındırıyor.
avrupa'nın en iyi takımlarından biriyle oynuyoruz. haftasonları kaçak göçek bile olsa "biraz futbol izleyelim" diye arandığmız premier lig'i yakın geçmişte bir süre domine etmiş bir takımla oynuyoruz. kulübesinde son 10 senedir futbola yön veren, trendi belirleyen teknik direktörlerden biri var.
üstelik en güzeli, kaybedecek bir şeyimiz yok.
bu maçta yenilirsek, hatta fark bile yersek manchester city'den fark yiyeceğiz. ne ligden düşmüş karagümrük'e karşı su kaynatmayla, ne 2 futbolcusu önceki gece ülkeye gelmiş antep'e karşı pozisyon üretememekle, ne de penaltı ya da kırmızı kart jokeri olmadan göztepe'ye bile diş geçirememekle denk tutulacak bir şey değil.
burası devler ligi. devler ligi cimbom'un evi.
biz böyle maçlar için yaşıyoruz.
normal bir maç ve sıradan bir rakip gibi yaklaşan taraftarı de eleştirmemek lazım. bizim ufuk çizgimizde "manchester city'i nasıl yeneriz" var. "manchester city deplasmanında böyle böyle yaptı" diye teknik direktör eleştirmek var.
bamşbaka bir yer arkadaşlar. kokain ticareti dönen limandan gelen paralarla hülle transferi yaparak ya da ligdeki takımların yarısına sponsorluk vererek falan çıkılabilecek yerler değil...
keyfini çıkaralım. umarım futbolcular ve teknik ekip de keyfini çıkarır.
son sözü de ufuk çizgimizi edirne'den alıp kopenhag'a taşıyan büyük imparator söylesin...
(bkz: sicilin parayla nüfuzla reklamla doldurulamadığı yerdeyiz)
bu tarz maçlar her zaman oynanmıyor. ve biraz gerçekçi gözle bakılınca, yapılan değişikliklere rağmen çeyrek final ve ötesinin 5 büyük lig dışı için mucize bir başarı olduğu günümüzde; şampiyonlar ligi'nde bizim seviyemizdeki takımlar için alınabilecek maksimum keyfi barındırıyor.
avrupa'nın en iyi takımlarından biriyle oynuyoruz. haftasonları kaçak göçek bile olsa "biraz futbol izleyelim" diye arandığmız premier lig'i yakın geçmişte bir süre domine etmiş bir takımla oynuyoruz. kulübesinde son 10 senedir futbola yön veren, trendi belirleyen teknik direktörlerden biri var.
üstelik en güzeli, kaybedecek bir şeyimiz yok.
bu maçta yenilirsek, hatta fark bile yersek manchester city'den fark yiyeceğiz. ne ligden düşmüş karagümrük'e karşı su kaynatmayla, ne 2 futbolcusu önceki gece ülkeye gelmiş antep'e karşı pozisyon üretememekle, ne de penaltı ya da kırmızı kart jokeri olmadan göztepe'ye bile diş geçirememekle denk tutulacak bir şey değil.
burası devler ligi. devler ligi cimbom'un evi.
biz böyle maçlar için yaşıyoruz.
normal bir maç ve sıradan bir rakip gibi yaklaşan taraftarı de eleştirmemek lazım. bizim ufuk çizgimizde "manchester city'i nasıl yeneriz" var. "manchester city deplasmanında böyle böyle yaptı" diye teknik direktör eleştirmek var.
bamşbaka bir yer arkadaşlar. kokain ticareti dönen limandan gelen paralarla hülle transferi yaparak ya da ligdeki takımların yarısına sponsorluk vererek falan çıkılabilecek yerler değil...
keyfini çıkaralım. umarım futbolcular ve teknik ekip de keyfini çıkarır.
son sözü de ufuk çizgimizi edirne'den alıp kopenhag'a taşıyan büyük imparator söylesin...
(bkz: sicilin parayla nüfuzla reklamla doldurulamadığı yerdeyiz)

