2445
her ne kadar ünal karaman'ın ayrılışının ardından takım kazanmaya devam etse de burda ki aslan payının hüseyin çimşir'in kendisinde değil de kalite baremi yüksek olan oyunculara sahip olmasında olduğunu düşünüyorum. sörloth, nwakaeme, guilherme gibi çok kaliteli ayaklara sahip trabzonspor. ayrıca orta sahalarında da yaptıkları takviyelerle birlikte sosa, parmak, ndiaye, doğan, mikel gibi bir rotasyon oluşturdular. beklerinde de novak ve pereira gibi ligimizin büyük takımları için çok uygun bir oyun tarzına sahip olan iki hücumcu oyuncuya sahipler. kalede uğurcan çok formda ve bu oyuncu grubuna iyileşip form tutan bir ekuban ve henüz form tutmasa da iyileşen bir abdülkadir de katıldı. tek kusurlu gözüken bölgeleri ise stoperdi ancak buraya da nitelik olarak yeterli olmasalarda niceliği arttırarak bir formül buldular. ilk devre hüseyin, hosseini ve campi'ye sahipken bu oyuncuların üzerine messias ve da costa'yı aldılar. hali hazırda o bölgede kullanabilecekleri 5 isim var. forması en garanti isim da costa gibi kalan 4 oyuncudan da en formda kimse o oynuyor. aralarındaki forma savaşı da performanslarını olumlu etkiliyor tabi. tüm bunları düşündüğümüzde gerçekten de kaliteli bir kadroya sahip olduklarını ve sonuna kadar yarışın içinde olabiliceklerini görüyoruz. ancak önlerindeki 5 maçın 4'ünün deplasmanda olduğunu ve iç sahadaki tek maçlarını da başakşehir'e karşı oynayacaklarını hatırlatıp tam da burada hüseyin çimşir'e dönmek istiyorum. bu entry'i biraz da trabzonspor'un kadro kalitesinin ülkede futbol izleyen bir çok insan gibi farkında olduğumu göstermek ve siz değerli okurların yanlış düşüncelere kapılmasını engellemek için yazdım. şimdi gelelim çimşir'e... onun hakkındaki düşüncelerimi kendi başlığının altına yazmak istiyorum ve merak edip okumak isteyen renktaşları oraya bekliyorum.

