• 2
    vangelis'in müziğiyle gerçekte yaşanmış bir olaylar manzumesini sinematografik açıdan şahane anlatan 4 oscarlı sinema filmidir.

    din, mezhep, kardeşlik, ulus, centilmenlik, mücadele, azim, çalışkanlık gibi hemen hemen dünyadaki tüm önemli mevhumları temasında barındıran klasiktir.

    çinde misyonerlik yapan protestan bir rahibin tutucu oğlu olan liddell, cambridgeli yahudi abrahams, oxfordlu gazeteci bir ailenin oğlu olan montague, muhafazakar partili havers, tıp talebesi stallard gibi talebe gençlerin 1924 olimpiyatlarında büyük britanyayı tüm farklılıklarına rağmen kenetlenerek bireysel mücadele ettikleri branşlarda bile takım olmayı başararak tarihi zaferlere imza atmasını ve bilhassa son müsabaka ile amerikalıları madara edişinin destansı öyküsüdür.

    film, seyriciye londra'dan paris'e geçen ekibin o yaz büyük kazanımlar elde ettiğini bunu birbirlerine borçlu olduklarını ve hayatlarının geri kalanında her birinin kendi dallarında, kariyerlerinde zirveye çıkarak örnek insan olmalarını aktarmakta.

    mutlaka izlenmeli... betamaxlarda, vhslerde, trt'de izlemiş olmama rağmen ara ara internetten de izlerim tavsiye ederim renktaşlarımdan izlemiş olanlarına da izlememiş olanlarına da...

    edit: iskoçya-fransa arasındaki atletizm müsabakasında gerçek hayatta yaşanan mucizevi bir olay da filmde geçmektedir, onun sahnesi;

    https://www.youtube.com/watch?v=I4e5Xfmc8zQ
  • 3
    1924 olimpiyatları'nda britanya'nın kısa mesafe koşusunda kazandığı ilk altın madalyaların gerçek hikayesi. film günümüzde bir spor filminden beklenen şeylerin çok uzağında. amiyane tabirle sizi gaza getirecek, altta motive edici bir müzik eşliğindeki antrenman sahneleriyle sizi tavlayacak bir film değil ateş arabaları. aksine, oldukça durağan da bir film bence. ancak birbirinden çok farklı iki atletin kazanmaya yükledikleri anlamlar, o kazanma motivasyonunu oluşturan nedenler beni fazlasıyla etkiledi ki filmin oscar kazanmasını da ben buna bağlıyorum. bu arada oscar kazanmış en kötü filmler arasında gösterildiği notunu da ekleyeyim. en iyi film, en iyi müzik, en iyi senaryo ve en iyi kostüm dalında oscar alırken; en iyi kurgu, en iyi yönetmen, en iyi yardımcı erkek oyuncu dallarında da oscar adaylığı kazanıyor.

    bizim plase dergi bünyesinde yaptığımız camuspotu isimli podcastte de konuşmuştuk bu filmi ve orada arkadaşım filmin adının mancınıktan geldiğini söylemişti. filmde atletlerden biri antrenörü ile beraber rakiplerinin fotoğraflarına bakarken antrenör neredeyse her rakibin lakabını söylüyor sırayla. işte ben o sahnede filmin adının da sporculara bir gönderme olacağını düşünmüştüm esasında. arkadaşım bu bilgiyi verince parçalar yerine oturmuştu, ancak sonradan başka bir şey fark ettim. filmin özgün adı chariots of fire. chariots kelimesi araba diye çevriliyor google'da. ancak ben merak edip daha detaylı bakınca cambridge'in sözlüğünde tam çevirinin şöyle olduğunu gördüm: ''antik çağda yarışlarda ve kavgalarda kullanılan ve bir atın çektiği iki tekerlekli bir araç.'' dolayısıyla mancınıktan ziyade bu arabaları çeken atlara bir gönderme de olabilir bence filmin adı.

    filmin müziğinden bahsetmemek imkansız. vangelis'e oscar da getiren muhteşem bir çalışma bence. doğaçlama olduğu, üzerine çok düşünülmeden vangelis'in o an piyano ile çaldığına dair rivayetler de var. hem ondan öykündüğümüz hem de bizim podcastin reklamını yapmak içi sık sık andığım filmle aynı adı taşıyan bir radyo programı var. o programın da jenerik müziğidir bu müzik. program ise; ateş arabaları

    bu ateş arabaları: http://gss.gs/1Sw
    bu ise bizim podcast: http://gss.gs/t62