*

resim
Burak Yılmaz
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:40
Uyruk:Türkiye
  • 8951
    tek forvet oynayabilecek meziyetlere sahip değildir. çift forvet oynayınca da tüm golleri kendisi atmak istediğinden oyundan düştüğü çok oluyor. zaten 90 dakika boyunca oyunun içerisinde kalabilen bir adam değil. yaşlı hali hiç çekilmez çünkü oyun planı tamamen patlayıcı gücüne bağlı. yaşı ilerledikçe hızı da körelecek. ümit karan veya hakan şükür gibi ilerleyen yaşına rağmen iş yapabilecek bir santrafor değil burak.
  • 8953
    top süremiyor, top kontrol edemiyor, pas veremiyor. kafa topuna çıkmıyor. çıkamıyor demiyorum, çıkmıyor. drogba ile aynı boydaki bu arkadaş kafa topuna çıkmaya tenezzül etmiyor bile. iyi sıçramak ve kafa topu almak yetenek işidir, sadece boy bu işi iyi yapacağınız anlamına gelmez. ama hiç olmazsa sana atılan topa bir hamle yaparsın ki en azından rakip savunma hemen topu alıp rahatlıkla oyun kuramasın. ama bu adamda o da yok. kendisine atılan pasla doğrudan gol pozisyonuna giremeyecekse o topa çoğu zaman hareketlenmiyor bile. burak forvetteyen ileri atılan her top adeta duvara çarpıp geri dönüyor. burak'a atılan pas ya gol pozisyonu oluyor ya da rakibin hızlı hücumunun ilk topu. kendisine pas atılınca ofsayt oluyor, pas atılmayınca afra tafra yapıyor. yaptığı koşular sadece gol atmaya yönelik. hiçbir zaman arkadaşlarına alan açmak gibi bir derdi yok.

    golcü mü? evet golcü. ama bu seviyede vasıfsız bir adamı ancak golcülüğünün jardel seviyesinde olması kurtarır. sen takıma hiçbir katkıda bulunmuyorsan ceza sahasında buluştuğun her topu gole çevireceksin ki bu seviyede bir takımın parçası olabilesin. ama burak'ta o da yok. golcülüğü ancak kaçırdıklarını telafi edecek seviyede.

    şampiyon takımın yıldızı golcüsü olur, 2014-15 sezonunda şampiyon olurken bizim yıldızımız kalecimiz oldu. sezonun son maçına yedeklerle çıkmıştık. bundan önceki 12 maçta burak 2 maçta sakatlığı nedeniyle 1 maçta da sarı kart cezası nedeniyle kadroda yer almamış. geri kalan 9 maçın sadece 2'sinde burak gol atabilmiş. yani kral dediğimiz adam şampiyon olurken son 13 maçın sadece ikisinde gol atabilmiş, yani şampiyon takımın golcüsü ligin en kritik dönemecinde gol atamamış.

    burak sadece oyun seviyesiyle değil, oyun tarzıyla da takıma zarar veriyor. burak ileride olduğu sürece ancak rakibimiz izin verdiği kadar baskılı futbol oynayabiliyoruz. ne demek istediğimi anlamayanlar 2012-13 sezonunda braga ve cluj ile yaptığımız ilk maçlara bakabilir. o maçlarda 90 dakikayı rakip ceza sahası çevresinde oynadığı halde bir türlü pozisyona giremeyen ve rakibin ilk kontrasında golü yiyen takımdık. son 3 maçta burak'ın golleriyle gruptan çıkmayı başarsak da son üç maça 1 puanla girmemizde de yine burak'ın payı büyüktü.

    burak'ın takımda olması bütün oyuncuların bir kat daha fazla efor sarf etmesine neden oluyor. çünkü çok kolay top kaybedip atak yiyoruz. burak yerine daha derli toplu bir forvetimizin olması sadece hücumu ve orta sahayı değil, savunmayı da güçlendirecektir. çünkü burak ile asla oyuna hükmedemiyoruz. burak ile topa sahip olamıyoruz. burak takımdayken orta sahamız bir ileri bir geri koşmak zorunda kalıyor. burak oyundayken savunmamız her an baskı altında. burak yüzünden takımın oyun mesafesi iyice açılıyor. burak'ın sahada olduğu her an takım savruk görünüyor.

    hani şampiyonluğu erkenden garantileyen takımlar bir de gol kralı çıkarmak için son maçlarda en golcü oyuncularına gol attırmak amacıyla sahaya çıkar ya, işte biz de burak yüzünden her maçı o şekilde oynuyoruz.
  • 8954
    kimse kusura bakmasın ama bu adam galatasarayın çocuğu falan değildir. yıllardır oynadığı hiçbir takıma ve takım arkadaşlarına adına mücadele eden bir yapısı olmamıştır. egositin tekidir. benim için istediği kadar gol atsın takımı için mücadele etmeyen oyuncu bu takımda futbol oy-na-ya-maz. yaşım gereği tanju çolak hakan şükür saffet sancaklı serkan aykut necati ateş ve elmander gibi futbolcuları izledim. bizim takımın yapısına uyan hakan şükür necati ateş ve elmander tarzı oyunculardır.
    ayrıca burak efendi son 7 8 maçta takımını ve taraftarını enayi yerine koyup sabote etmiştir. sadece gençlerbirliği maçında da ayağına çarpan top nedeniyle şampiyonluğa katkı sağlamıştır. bu arada takım resmen fatih terim'in çöplüğü olmuştur.
  • 8956
    yahu trt bile şampiyonlar ligi reklamlarında sneijderın golünü gösterirken burak'ın ellerini başının arasına alarak kaçan gole tepkisini gösteriyor siz daha neyi anlamaya çalışıyorsunuz. bir adamın senede 14-15 gol atması birçoğuna yeterli gelebilir. ama benim bakış açıma göre değil. al abi yanına bir tane yarma forvet tuttuğunu acımadan sallayan. sıkıysa oynamasın. ama nerde hamzacığım rahat eder mi o zaman futbolcusu gece nasıl uyur bunu düşünür. yemişim takımı der yerlime bir şey olmasın...
  • 8957
    oyun anlamında, attığı gollerden daha fazla, takıma zararı olan futbolcu. son vuruş yapamayacağı, pas vermesi, orta açması veya top sürmesi gereken yerlerde topu aldığı zaman biliyorum ki; o top ya rakibe gidecek, ya da geriye pas verecek, topu ezecek. diğer ihtimaller nadiren gerçekleşiyor. üstüne bir de bu yıl alternatifsiz bırakılmaya çalışılması ayrı bir rezalet.
  • 8959
    sneijder'in fener ağlarına salladığı ikinci füzeden sonra bile "neden bana pas vermedin" hareketlerine girip ilk başta sevinmeyen oyuncu. daha arasak kim bilir ne sevinmediği ve golü kendi atamadığı için isyan ettiği pozisyonlar göreceğiz. takım oyuncusu falan değildir. tonlarca atağı piç eder. ha top önüne güzelce düşerse sağ ayak içiyle iyi bırakır, yani kaçırdığı onlarca gole sakın sinirlenmeyin, nasıl olsa senede 14-15 gol atıp takımdaki yerini garantiliyor.
  • 8960
    kankasıyla birlikte takımın uefa kupası döneminden beri süregelen 'oyuncuya dayalı düzen'in yeni patronudur. 2000'li yıllardan önce çok güzel bir teknik direktör takımıyken (derwall, feldkamp, 1. ft dönemi) o zamandan bu yana oyuncuya bağlı bir sistem gelişti. bu dönem uefa şampiyonu olup fatih terim'in gitmesiyle başlarken, 3'üncü fatih terim döneminde bir nebze de olsa gerilemişti. fakat parator'un tamamen duygusal hareketle kulübü bırakıp gitmesinden beri hastalık tekrar baş gösterdi ve eğer müdahale edilmezse önümüzdeki yıllarda başımızı en çok ağrıtacak şey bu olacak. galatasaray'daki futbolcular her nedense belli başarılar elde ettikten sonra kendilerine bunu hak olarak görüyorlar. lakin galatasaray'a gelip bu kadar parayı cukkalama sebeplerinin "başarı kazanmak" olduğunu birileri onlara anlatmalı artık. bunda yıllardır süregelen yönetimsel istikrarsızlık da ciddi şekilde etkili oluyor. üstüne burak gibi, selçuk gibi, sabri gibi cahil cühela adamların da ancak böyle hinliklere kafaları çalıştığı için ortaya olağan olarak "takımı ele geçirme ve işlerine gelinmeyen durumlarda takımı sabote etme" gibi eylemler çıkıyor.

    bu durumdan ancak gün itibariyle başta kankasıyla birlikte kendisinin ilk taliplilerine satılması veya neyse paraları verilip yolunuz açık olsun denerek şutlanmasıyla kurtulunur. her kötü gidişte hoca göndermek en kolayıdır, lakin hamza hamzaoğlu dirayet gösterip bu adamları bir şekilde takımdan şutlarsa kendi geleceğini de daha düzgün biçimde şekillendirecektir. yoksa o'nun da sonu diğerleri gibi olacak ve yakın gelecekte o çok sevdiği yerli futbolcular kendisini arkadan vuracaklardır. oyundan çıkarken kendisine yapılan tripler, gelecekte kuyusunun kazılacağına dair ciddi işarettir.

    dikkat ederseniz futbolculuğuyla ilgili hiç konuşmadım zira konuşacak bir şey yok. adam geçen yıl yuhalandığı bir hazırlık maçından sonra 'hazırlık maçını kazansak ne olur kazanmasak ne olur' diyerek zaten futbola olan bakış açısını ortaya dökmüş, kendi takım arkadaşının şampiyonluk maçında attığı gole sevinmeyecek kadar egoist bir insandır. tez zamanda defolup gitmesi dileğiyle...
  • 8964
    kırk yılda bir denk gelip de atabildiği bir gol üzerinden, yıllardır düzelmeyen saçma özelliklerinin görmezden gelinebildiği, garip ironilerin yapılabildiği bir oyuncu. evet, o kadar istikrarlı ki bunun gibi daha sayamadığımız bir dolu özel yetenek, klas hareket golü var. öyle böyle kral değil.

    servet'in üç kişiyi çalımlayıp attığı gol, bekir'in rövaşatayla attığı gol falan vardı sahi, ne oldu onlara?
  • 8968
    kendisinin sorunu kazmalık değildir.
    yetenekleri olduğu kesin
    fakat sorun şu ki
    1- istikrarsızdır, sezonun bir bölümü ortalama 2 gol atarken bir bölümünde boş kaleye atamaz
    2- gol atmak dışında modern futbolda forvetin sahip olması gereken top kontrolu, duvar olma, top indirme, top tutabilme özelliklerine sahip değildir
    3- karakter olarak kötü niyetli olmasa da çok çabuk oyuna küsen, hocasına arkdasına trip yapan, her topu kendine atılmasını isteyen , her frikikte topa giden , sakat sakat oyuna girmeye calısan cocukca bir yapısı var
    özet olarak kesinlikle değerli bir golcüdür fakat hem karakter olarak olgunlaşması gereklidir hem de ya yerine ya yanına 4-3-3 sistemine uygun bir adam alınması elzemdir
    2dklik videolarla yermek ya da yüceltmek cok anlamsızdir kendimle ilgili halı saha maçlarından bir video yapsam 2dklik zidane sanırsınız ama gerçekler şansı bulmama rağmen amatör kümeden ileri gidemediğimdir.
  • 8969
    hamza'nın prensi, 15-20 milyon euro'luk oyuncu ona göre. kendisi olduğu sürece üst düzey forvetimiz olmayacak. dolayısıyla 15-20 yılda bize gelebilecek bir sneijder bu arkadaşla oynamak zorunda. sırf bu durum bile zoruna gidiyor. bu kadar şut tehditi olan, pas yeteneği üst düzey olan bir adam burak bey yüzünden stoch gibi oynamak zorunda kalıyor. he ayrı efsane şutları gene ama adamın ayaklarını bağlıyoruz.
  • 8970
    ben bu arkadaşın yanına birisini alalım kafasını anlamıyorum. niye alacağımız adam burak'ın eksiklerini kapatmakla ugraşsın ki ? neden takım için daha faydalı olacak işler yapacakken burak'ın yapamadığı işleri yapsın. sadece fırsatçı diye, bir forvet oyuncusunun yapması gereken temel şeylerin çoğunu yapamaması, ve buna ses çıkarılmaması iki yüzlülük gibi geliyor biraz. 'ama gol atıyo yeaa' diye savunulması da ayrı olay. 'gol atıyo yea' ama takım oyununun, takımın ileride ki efektifliğinin anasını belliyo? bu adam artık zarar vermeye başladı takıma, bunu göremiyorsunuz. tez zamanda gitmesi dileğiyle.
  • 8975
    geçenlerde takım için oynamadığı sürece kendisini sevemeyeceğimi söylemiştim.

    transfer dedikoduları da çıktığına göre kendisi hakkında 10uozledik ile yaptığımız, tartışmadan ziyade fikir alışverişinde söylediğim şeyleri bir kere de burada belirtmek istiyorum.

    sevelim, sevmeyelim kendisi son 5 yılda türkiye liginde en çok gol atan futbolcudur. bu tartışılabilecek bir husus değil, realite.

    öte yandan burak'ın takıma etkisine amerikalıların takım sporlarında +/- rating olarak tanımladığı "oyuncunun oyuna etkisi" açısından bakarsak aslında gol istatistiğinin gösterdiği derecede (+) impact yapmadığını, hatta (-) impact bile yapmış olabileceğini düşünüyorum. zaten alex ferguson'un da dile getirdiği gibi "istatistik mini eteğe benzer, bir sürü şey gösterir ancak asıl görmen gereken şeyi göstermez".

    burak iyi forvet/kötü forvet konusu uzunca tartışılabilir. ben bu tartışmada burak'ın forvet olmadığını, "golcü" olduğunu savunuyorum. fm tabiri ile poacher diyebiliriz. günlük kullanımda ise forvet sadece sahada gol atan adam değildir. bir sürü ekstra özelliği olmalıdır; burak'ta ise, az sonra aşağıda açıklayacağım gibi bu özellikler yok. dolayısıyla burak yılmaz'ı -misal veriyorum isimlere takılmayın- karim benzema, thierry henry, wayne rooney, diego costa gibi adamlarla karşılaştırmak mümkün değil. benim futbol anlayışıma göre burak yılmaz, filippo inzaghi'nin daha hızlı koşanı ancak daha az bitirici olanı.

    şimdi; özellikle tek forvet oynadığı dönemde veya tek forvetli bir sistemde neden (-) impact yaptığına gelelim. esasen bunların çoğu yukarıda da yazdığım gibi burak yılmaz'ın forvet değil golcü olmasından ileri geliyor. burak yılmaz:

    1) oyunun sıkıştığı anlarda savunmanın rasgele dikerek uzaklaştırdığı topları alamıyor. kendisi kafaya çıkmadığı veya faul yaptığı için topu alamadığı gibi, topa giden defansı bozmadığı için rakibin de topu ilk hamlede almasına, yani arkaya doğru hamle yapmamasına, dolayısıyla savunma daha atağı taze savuşturmuşken rakibin yeni atak başlatmasına sebep oluyor. haliyle başka bir forvetin bozabileceği top geri dönüyor ve ben o sırada çıkamadığım için belki bir pozisyon eksi yazıyorum. maç boyu en az 5 tane böyle pozisyon oluyor.

    2) yine yukarıda belirttiğim eksikliğinden ötürü, özellikle aut kullandığımız pozisyonlarda kaleci degajları savunmadan duvar misali sektiği için takım olarak ileride organize olabilmemin tek yolu savunmadan kısa paslarla çıkmak oluyor. semih-chedjou x 8 selçuk semih x3 derken benim kendi yarı sahamı geçmem yaklaşık olarak 45 saniye sürüyor rakip topu auta attığında. yapacak başka bir şey de olmuyor zira alternatifinde (degaj yapılırsa) topu rakibe kaptırıyorum.

    3) yukarıda 1 ve 2 de yazdıklarım her zaman olan şeyler değil. arada çıkıp bu toplara kafa vuruyor, ancak o topa sırf adet yerini bulsun diye çıktığından o top asla benim adamlarıma gelmiyor. bu önemli; zira ersun yanal ve ismail döneminde fenerbahçe'nin bütün atak sistemi diri forvetlere dikilen topları orada tutmaları ve atağı ileride başlatmaları idi. forvet topu tutabilirse tüm takım ona yaklaşır ve farklı opsiyonların doğar. ancak burak takımdan ziyade kendini düşünerek hareket ettiğinden ve "başkası atacağına ben atayım" mantığına sahip olduğundan, malesef 2. bir forvet ile oynamadığımız zaman bu opsiyon tamamen ortadan kalkıyor. işte her ne kadar şu anki kadro 4-2-3-1'e çok yatkınsa da fatih terim'in 4-4-2 sistemi ile başarılı olmasının sebebi, 1-2 ve 3 numaradaki forvet görevlerini diğer forvetin yapıyor oluşu idi. yoksa 4-2-3-1 daha oturaklı taktiktir, ancak bu opsiyonların kapanınca hiçbir işi doğru düzgün yapamıyorsun.

    4) ceza sahası önünde duvar olabilme ihtimali yok. dolayısıyla sırtını dönüp yandan veya çaprazdan gelen topları yay üzerine atamadığından sneijder, podolski ve selçuk gibi topa vurabilen adamlarımın bu opsiyonunnu tamamen kapıyor. bunun için 2 metre olmanıza veya sıfatınızın pivot olmasına gerek yok. halı sahada bile herkesi başarıya ulaştıran bu oyun bir mental eylemdir, ancak kendisi ben atayım dediği için zaten böyle bir görev üstlenmiyor. dolayısıyla şut şansım da sağdan sola, soldan sağa paslar ile şuta sokma veya arkadan topla çıkan adamın şut çekmesi olarak kalıyor.

    5) sorun sadece alıp geri oynamak değil. false nine taktiğinde çok kullanılan kanat oyunlarından bir tanesi kanat adamının forvete pas atması ve forvetin defansı üstüne çekip topu koşu yoluna plase vuruşa bırakmasıdır. ancak yukarıda 4 numarada yazdığım oyun gibi burak bunu da yapamadığından, bu opsiyonu yasin içeri girip sneijder'in önüne bırakarak yapıyor. zaten burak burada false nine olarak kaleye sırtını dönüp geri gelmediği; altı pasa koştuğu için bu opsiyonu da tıkıyor.

    6)doldur boşalt anlarında chedjou'dan daha etkisiz. zaten kendi gol sistemi savunmanın arkasına kaçmak olduğundan, yerleşik savunma içerisinde tek forvet ise eziliyor. yanında başka forvet varsa o, defansı üzerine çektiğinden boşluk/pozisyon bulabiliyor.

    7)mental olarak savunmanın arkasına kaçtığı için -ki bu taktik gol krallığında işe yarıyor, inkar edemeyiz- tek forvet oynayan takımların faydalandığı, yukarıda yazdığım birçok varyasyondan faydalanamıyoruz. hele rakip kapalı defans oynuyorsa arkada kaçacak boşluk bulamadığımız için haliyle tek gol arama yöntemimiz (bireysel şutlar dışında) orta gol oluyor. inkar edemem son dönemde geliştirdi ancak burak hava toplarında ne dominant ne de precise bir vuruşa sahip. ligdeki stoper kalitesinden fark edilmese de, özellikle avrupa'da kalburüstü takımlara karşı gol bulmakta ne kadar zorlandığımız malum.

    8)burak sahada olduğu için burak'a kitlenen selçuk'un verimi %30-40 düşüyor. fatih terim'in birinci senesinde (buraksız dönem) attığı paslara ve pas dağılımına/burak sonrası pas dağılımına bakarsak bunu çok net anlıyoruz. benim kanaatim selçuk inan'ın hepimizin özlediği ve xelçuk olduğu dönemdeki oyunu ile bugünkü oyunu arasında tek fark bu. verimi ciddi anlamda düşüyor. "selçuk neden ilk sezon oynadığı topu oynayamıyor" sorusunun cevabı da işte bu. şimdi "abi burak sakatken de gördük selçuk'u" diyenler olabilir, ancak burak sakatken yerine umut'un oynadığını ve umut'un burak'ın yapabildiği şeyleri de yapamadığını dikkate aldığınızda kendisinin kıstas olamayacağı son derece açık.

    9)kaçacağı yeri bilmiyor ve bu yüzden defansı üzerine çekip takım arkadaşına da boşluk yaratamıyor. temel öğretide kanattan topla koşan adamla birlikte koşan forvet, doğrudan altıpasa koşup savunmayı da kendisi ile birlikte gömmez. daha net anlatayım. topla koşan sağ kanat x, forvet y, sol kanat oyuncusu da z olsun. şimdi ideal futbolda x kendi kanadından bindirirken, y ya x'in önüne doğru kanada koşar ve bu şekilde x'in diğer kanattan giren z'ye pas vermesi halinde z'nin önünü açar, ya da ters kanada koşup defansı çekerek x'in karşısındaki adamı geçmesi halinde gol pozisyonuna girmesini sağlar. video aradım ama üşendim şimdi. burak altıpasa doğru koştuğu için haliyle defans da gömülüyor ve pozisyon heba oluyor çoğu zaman.

    10)bence duracağı yer bilgisi de eksik. sanırım bir tek ben kendisinin çizgiden girilen oyunda kale içine koşmasına takılıyorum. normalde forvet bu durumda altıpas çizgisinde, yani kanattan giren adamdan daha geride durur ancak kendisi kale içine giriyor.

    bunlar tamamen kendi kusuru mu? değil diyebiliriz zira senelerce kendisini kanatlarda oynattılar forvet kültürü ve bilgisi ile büyümedi burak.

    yukarıdakilerin özeti: burak savunma arkasına iyi kaçan ve gol vuruşu yapabilen bir adam. oyundan çok çabuk düştüğünü tüm takım arkadaşları bildiği için burak küsmesin diye nice pozisyonlar harcıyoruz ve esasen şartlı oynuyoruz.

    öte yandan forvet menşeli kaliteli bir adam, sana yukarıda saydığım bütün bu farklı gol opsiyonlarından faydalanma imkanı tanıyor. bu şekilde burak'ın 20 tane attığı takım toplamda 60 gol atabilirken, yukarıda saydığım işleri yapabilen forvet belki sana 14-15 gol atacak ancak takım olarak gol sayısı 70'lere çıkabilecek. reel örnek ile anlatayım; elmander-baros-necati forveti ile başladığımız 2011-12 sezonunda lig standardına göre bu kadar dominant bir takımımız yoktu ve 69 attık. takımda ön plana çıkan golcü yoktu ama takımda kelimenin tam anlamı ile herkes gol attı. 2012-13'de 60, 2013-14'te 59 ve 2014-15'te 60 gol attık. 2011-12 sezonunda şartlanma olmadan takım oyununun + katkısı ile sadece 24 gol yerken, bu sene kapan allah kapan 6 maçta üst üste gol yememiş olmamıza rağmen 35 gol yedik.

    bu noktadan hareketle bugün gündeme düşen transfer dedikodusuna gelelim;

    burak yılmaz için roma ve 8 milyon euro deniyor. burak, fffp king ünal başgan sağ olsun iyileştirilen sözleşmesi uyarınca 2019 yılına kadar yıllık ortalama 2.875.000 euro alacak. bu da, toplamda 11.500.000 euro demek. özetle; dedikodu şeklinde dönen rakama satılması halinde burak'ın yerine alınacak forvet için bütçe 20 milyon euro. bu paraya da yukarıda saydığım hususların en azından bir bölümünü yapabilen iyi bir forvet alınabilir ve kendisinin (+) impact'i ile ciddi işler yapabiliriz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın