1603
uzun yıllar galatasaray'a hizmet etmiş ve hak ettiği biçimde kupa kaldırarak veda etmiş futbolcu. ben kendisini asla mustafa sarp, barış özbek kategorisine sokmam. sokulmasına da zamanında karış çıktım. takım kötü giderken yuhalandı. çok üzülmüştüm. tepki gösterilecek adam değildi çünkü. son yılında fiziği yetmiyordu. 34 yaşındaki adamın nesini yuhalıyorsun? ne yapmasını bekliyorsun?
1605
lan hakikaten böyle ağzımı doldura doldura yürekten adamsın demek istediğim eski futbolcumuzdur. çok yükseldim öğlen vakti.
1608
galatasaray forması giymiş, giymeye devam eden birçok futbolcu sevdim, seviyorum. her sene kral için bir tane 9 numara forma alıyorum, hagi'yi hatırlayınca efkarlandığım için hatırlamamaya çalışıp beceremiyorum, büyük kaptan'a yapılan haksızlıklar aklıma gelince ağlayasım geliyor, suat'ı tekrardan bir şekilde futbol dünyasında görmek istiyorum. remzi, mondi, prekazi, tomas aklıma geliyor, neşe doluyorum. istiyorum ki imparator'un 56 yardımcısı olsun. arif, tomas, suat, taurasi, tufan ersöz..hepsini her maç kulübede görebilelim..
yukarıdaki isimlerin hepsini çok sevdim. hep de seveceğim. daha aklıma gelmeyen böyle bir sürü de sporcu var. ama bu isimler arasında iki isim var ki onları başka seviyorum;
1-ayhan akman
2-emre aşık
hep bi başka sevdim bu adamları. belki diğer kulüplerden gelip kendilerini zor şartlar altında kabul ettirdikleri için, belki de hakları yeterince verilmediği için, belki de diğer kulüp taraftarları nefret ettiği için, belki de bambaşka bir şey. bilmiyorum. ama bu iki ismi başka seviyorum. diğerlerinden üstün değil bak. başka. başka seviyorum bu adamları.
1609
beşiktaş forması giydiği süreçte hiç sevilmezdi. hem bonservisi, hem aykırı tavırlarıyla antipatik görülürdü.
beşiktaşlısı da sevmezdi ki başkaları sevsin.
sonra galatasaray'a geldi, inanıyorum ki kendisi bile bir beklenti içinde değildi.
serdar özkan gibi, niye geldiğini bilmeyip geldi işte.
maksat "istanbul'a taşındık başkan, ayrılmayalım ne güzel şehir işte" mantık bu.
sonra baktı ki galatasaray forması başka, şampiyonluk görmek, şampiyonluğa oynamak, taraftarın sevgisi, büyüklük başka. anladı nereye geldiğini. zannetmiyorum ki o güne kadar biliyordu, gelince öğrendi. ben de bilmiyordum fatih terim'i küçükken, hala daha tanımlayamadım mesela. düşünüp duruyorum bazen, "bir insan bir futbol takımını nasıl bu kadar sevebilir" diye, çözemiyorum.
neyse, ayhan da geldi galatasaray'a ve sevdi bizi, biz de o'nu sevmeye başladık. etiketi vardı aslında, "beşiktaş'tan geldi" adlı. önce bunu ortadan kaldırdı. ne attığı golle, ne yaptığı asistle hatta ve hatta oynadığı futbolla bile değil. profesyonellikle yaptı bunu. temiz bir aile yaşantısı, temiz arkadaşlıklar, temiz duygularla...
şimdi tek galatasaraylı seviyor o'nu. bu da yetiyor o'na. ne güzel lan...
yarın bir gün eminim ki yer alacak futbol dünyasında, belki teknik direktör olacak ama içindeki o ayhan hiç bitmeyecek.
yan hakeme küfreden, son nefesine kadar mücadele eden, yıldırım demirören'i itip kupayı öpen, 55 bin şikecinin önünde omuzlarda bağıra bağıra "cimbombom" diyen ayhan hiç gitmeyecek, hiç bitmeyecek.
inşallah ömrü boyunca hep mutlu olur.
sarı sarı çocuklarıyla ve sadık eşiyle.
inşallah bir gün yine giyer galatasaray hizmeti üniformasını.
iyi ki vardı galatasaray'da, iyi ki yolu geçti sarı ve kırmızı aşktan...
1611
o fiyasko sezonda açıkçası barış özbek ve mustafa sarpın yanında pirlo olsaydı bpm üçgeniyle dalga geçerdik, kendini feda etti bile diyebiliriz.diğer profesyonellik yönünden bakarsak, biz böyle profesyoneliz böyle ekmek parası diye konuşan tipler x kişi ve onun kıymetli abisi ayhan ve emre aşığın hayatını hatmetse yeridir, zira bu adamlar şu topraklardan çıkan 3 5 profesyonelden ikisidir.
1612
"zaman her seyin ilacidir" sozunu tek basina kanitlayan futbolcu. 1 sene ayrilik nasil ozlettiyse kendisini benim bildigim ayhan gitmis, bambaska bir ayhan konu olmus entrylere. kendisinin tek olayi 2011-2012 sampiyonlugunda sirtinda tasidigi sampiyonluk sayimizla esdeger 18 numara ve yildirim demiroren mevzusudur. geriye kalan ayhan akman benim icin koca bi hicten ibaret. 47559 macta bir iyi oynayan, ki bu 47559 mactan biri de mutlaka eften puften bi rakibe karsi olmustur, bi adami "cohiyadamdihe" diyerek savunabilmek...
valla ne desem bilemedim.
o degil de servet ne defansti be...
1613
aile yaşantısına kadar övülmeye başlanan eski futbolcu. abi hayatım ayhan'ı çapkınlık yaparken görmekle geçti. yıllarca çeşme'de kadınlarla kol kola ve sarhoş gördüm. galatasaray manisa maçına izmir'e geliyordu, ayhan usul usul alsancak sokaklarına akıyordu, maçtan 1 gün önce. bu adamın sezonda 2-3 maç parlayıp, sonra kayıplara karışması boşuna değil, yaşantısıyla alakalı. kendisini iyi hatırlarım ancak asla iyi bir profesyonel olarak hatırlamam.
1615
ne zaman bir orta saha oyuncumuz geri pas yapsa kendisini anarım. bu yıl orta saha oyuncularimizin içine ayhan kaçtı diye defalarca soylendim. efsane degildi, dunyanin en pahali amator liginde oynadi, takimin sampiyon oldugu sezonlarda katkisi muhakkak oldu. ancak yeteneklerini gelistirmeyen oyuncular kervanında onun da ismi var. sorun yönetim sistemlerinde, yetenek geliştirmeyen mevcut tembel sistemlerde. almanya'da doğmuş olsa ve bir alman olsa hala top oynayacaktı.
1617
kendisini kötü gittiğimiz dönemlerde de severdim. o hatırlamak istemediğimiz felaket sene kısıtlı yeteneğiyle sorumluluk almaktan hiç kaçınmadı. arda turan bile toptan kaçarken ayhan akman her topta vardı. bu yüzden çok göze battı ve haketmediği şeyler yaşadı. ama hakketiğini son senesinde aldı. yolu açık olsun. kendisini galatasaray çatısı altında tekrar görmek dileğiyle.
1618
okana efsane diyenler ayhanın daşaklarından heykel yapmalılar. hiç bir zaman çok üst düzey değildi ama hiç bir zaman satmadı. hep elinden gelenin herşeyini takıma verdi. hele sol kanatta oynadığı bir sezon vardır ki tam "efsanedir".
1622
adam gibi galatasaraylı, adam gibi futbolcu, adam gibi adamdır kendisi.
doğum günü kutlu olsun.
1623
tarihimizde iz birakan oyunculardan birisi.
1624
mustafa sarp ve barış özbek ile aynı kefeye koyulan galatasaray emektarı. neyseki kıymet bilir galatasaray taraftarınca hakettiği saygıyı görüyor. ıslıklanırken tribünlere dönüp armayı öptüğü gün peygamberliğini ilan etti, bende biat ettim. iyi ki doğmuş!
1625
selçuk inan'dan önceki dönemde galatasaray orta sahasında oynamış olan en iyi türk oyuncu idi. barış ve mustafa ile oynamak onun şanssızlığı idi. bam üçlüsünde olmayı hak etmiyordu ama kurunun yanında yaş da yandı maalesef. çok emekleri geçti bu takıma. bundan sonraki yaşamını huzurlu ve mutlu bir şekilde geçirmesini diliyorum. tabii ilerleyen zamanlarda teknik kadromuzda da görev alması dileğiyle..