• 1
    atatürk’ün gençliğe hitabesi

    ey türk gençliği! birinci vazifen; türk istiklalini, türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

    mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

    ey türk istikbalinin evladı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. ne denebilir ki...

    mustafa kemal atatürk

    altına pek fazla laf düşmez ama dün olan katliamlardan sonra hitabenin defalarca okutulması ve ders çıkartılması gerektiğini düşünmekteyim.
    her alana uygun gelmektedir. spor, eğitim, sağlık, adelet vs..
  • 3
    askerde kollukçuydum. 2016 yılı. merkez komutanlığında 24 saat uyanık kalır, nöbete gidenleri uyandırır, silahlarını verir, sabah 7:30'da taburu toplar, (tabur=içtima*) çocuklara spor yaptırır, askerlik ile ilgili sorular sorar ve nöbetimi törenle diğer kollukçu arkadaşıma bırakırdım.

    erzurum'lu feridun vardı. törensel şeyleri çok sever, bir şey söylendiğinde devamlı bağırarak ''emret komutanım'' der ve gençliğe hitabeyi ezbere bilirdi. her tabur topladığımda, sonlara doğru feridun'un yanına gider:

    -asker.
    -emret komutanımmmmm.
    -gençliğe hitabe okunacak. dikkatttt!

    ve tüm herkes hazır ola geçerdi. feridun güzel bir türkçeyle, yüksek sesle gençliğe hitabeyi okurdu. komutanlığımız şehir içindeydi, hemen yanımızda bir ilkokul vardı. okul bahçesindeki çocuklar dikkat kesilir, yoldan geçen amcalar, teyzeler durur, gençliğe hitabeyi dinlerdi ve her defasında alkışlar, tebrikler, helal olsunlar... ağlayanlar bile oluyordu. artık bizim için bir ritüeldi bu ve komutanlarımız sağolsunlar, tek bir olumsuz şey bile söylemediler. isteseler yasaklayabilirlerdi.

    dramatize etmek istemiyorum. ama gerçek şu ki, bu topraklarda yok edilmek istenilen, yine de inatla direnen bir semboldür atatürk'ün gençliğe hitabesi. sözleri, söylenmek istenilen şey tam olarak anlaşılmasa bile.
  • 4
    “… bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

    ey türk istikbalinin evladı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
App Store'dan indirin Google Play'den alın