resim
Ali Yıldırım Koç
Görev:Başkan
Takım:Fenerbahçe
Yaş:57
Uyruk:Türkiye
  • 2053
    fatih terim'in futbolculuk ve antrenörlük döneminde sicilinin bozuk olduğunu iddia eden futbol kulübü başkanı.

    sicil söyleminden sonra mensubu olduğu ailesine ait şirketlerde çalışan işçilere dair haberlerden birkaçı gözümün önüne geldi hemen. emekçilere yapılan mobbing uygulamaları ölümlerle son bulmuştu.

    http://haber.sol.org.tr/...tini-kaybetti-250455

    bu google'a yazıldığında çıkan haberlerden sadece biri, örnek olsun diye paylaşıyorum.

    çalışanlarının ölmesine sebep olacak derecede uygulanan yoğun baskı ve emekleri sömürülen, emeklerinin karşılığını alamadıkları için hakları olan grev kararı alan işçiler söz konusu olduğunda da sembolü olmaktan övündüğü sözde politik duruştan kırıntı bile göstermeyen, takipçisi olduğu zihniyet de herkesin görebileceği gibi ortada olan şahıstır kendisi.

    işte bozuk sicil budur arkadaşlar. susmasını isteyen zihniyet karşısında susmadığı, dik durduğu, doğruları söylediği için ceza almak sicile işleyen bir bozukluk değildir.

    (bkz: fatih terim/#2769920)
  • 2054
    fenerbahçe’yi çok seviyor burası kesin ki rahatını bozup başkanlık yapmaya kalkıştı. bunun yanında çok sevdiği fenerbahçesine parasıyla alamadığı her şeyi kazanmış bir adam var karşısında. saygıyı da başarıyı da kupayı da bu adam kazanıyor neredeyse ali koç’un orta yaşlarından beri. gözünün önünde avrupa kupası kaldırıyor yetmiyor geliyor kendi stadında kupa alıyor. şımarık bir çocuk gibi ışıkları kapatmak zorunda kalıyorsun.

    kendisinin yerinde olsam ben de nefret ederdim fatih terim’den. adamın derdi galatasaray değil resmen hocaya takmış kafayı. sanıyor ki o gidince parasıyla, nüfusuyla, reklamıyla istediği yerde olacak.

    merak etme ali hocayı yesen ki yedirmeyiz orası ayrı, galatasaray her zaman senin kabusun olacak.
  • 2056
    dünkü açıklamaları ve bugün pfdk ya sevk olması son zamanlarda izlediğim en amatör kurgu.

    fatih terime verilen cezanın haksız olduğu gerçeğinin kamuoyunda kabul gördüğünü anladıklarından, “bak biz herkese ceza veriyoruz, biz adiliz.” görüntüsü vermek amaçlı pfdk ya sevkedilen, şirketi zamanında türkçe olimpiyatlarına sponsor olmuş yalı çocuğu.
  • 2057
    https://eksisozluk.com/entry/95544907

    19 eylül 2019 tarihli pfdk sevki ekşi sözlük'te bir yazarca çok güzel açıklanmış.

    --- alıntı ---
    bence galatasaray maçına gelmemek için yapılan düzmece operasyon, şimdi ortalık çok gerildi. ali koç un 2 hafta sonra galatasaray ın stadına gelme cesareti yok, gelsede nahoş olaylar olacak, gelmese korktu olacak, ee ne yapalım diye düşünüp bu orta yolu bulmuşlar, bakın görün galatasaray maçında ali koç cezalı olacak ve gelmeyecek arenaya.
    --- alıntı ---
  • 2060
    korkak olduğu için pfdk'da yer alan adamlarına haber uçurup bana bir ceza patlatın da ali sami yen'e gitmek zorunda kalmayayım demesi olası olan boncuk gözlü.

    korkak olduğunu nerden biliyorsun derseniz geçen sezon sahamızda oynanan fenerbahçe maçından* sonra fatih hoca soyunma odaları girşinde önünden geçerken ses edemeyip kamera karşısında fatih hoca hakkında konuşmalarından biliyorum.

    (bkz: 28 eylül 2019 galatasaray fenerbahçe maçı)
  • 2062
    bu başlığa ilk entry girişim ve umarım son girişim olur.

    bu herif net bir şekilde provokatör. dura dura sakin bir şekilde kelimeleri seçerek konuşuyor. olur olmadık yerlerde ilgisi olmayan konular hakkında iğneleyici olma çabasıyla demeçler veriyor. burada yaptığımız herhangi bir yorum bu şeyi iflah etmeyecek ve aynı şekilde birbirimize de hiçbir şey katamayacağız. daha kötüsü kendisinin peşinde, her dediğine sorgusuz sualsiz itaat eden kitlenin de kafasında hiçbir ışık yakamayacağız. benim önerim, her dediğine aynen dememiz hatta başlığın yanına da parantez içinde provokatör yazıp başlığı kapamamız. içimizdeki nefreti büyütüp bundan faydalanmaya çalışıyor, biz bir şekilde bunun karşısında durmalıyız ve bence bunun en güzel yolu görmezden gelmek. bırakalım konuşsun ama bizim haberimiz bile olmasın.
  • 2063
    aziz yıldırım ile icraat dalında yarışması gerekirken nefret dalında yarışmayı seçmiş fenerbahçe başkanı.

    aslında kongre süreciyle başlayan pozitif havanın dağıldığının gayet farkında ve kendisine yönelecek tepkilerin ezeli rakibi üzerinden suni gündemler yaratarak önüne geçmeye çabalıyor.

    genelde başkalarının başarılarını aşağı çekerek başarısızlıkları yücelttiğimiz bir kültüre sahip olduğumuzun farkında ve taraftarının bu zokayı yutacağını iyi biliyor.

    camia olarak yapmamız gereken ise; cevap verme tenezzülünde dahi bulunmayıp, giderek derinleştirdiği ve eşelediği başarısızlık çukurunda onu yalnız bırakmak ve yok olmaya terk etmek.

    biz cevap verdikçe ona çukurundan çıkması için el veriyoruz.

    edit:imla
  • 2066
    malum sözlük sitesinde teknik direktörümüz fatih terim hakkında bir karalama başlığı açılmış. ben bu başlıkta kendisinin parmağının olduğunu düşünmekteyim. her kim ne kadar işsiz olursa olsun bu kadar detaylı bir şekilde derinden inceleme yapmaz + olaylara tek başına hakim olamaz kanısındayım.

    bel altı oynamaya devam ediyor, ama şunu bilmiyor ki yanlış sular da yüzüyor. galatasaray ile uğraşmak, baba parası yemeye benzemez yalı çooooocuğu.
  • 2067
    konuştuğu iki konudan biri galatasarayla ilgili olan zat. başarısızlığını, camiasını düşmanlık duygularıyla konsolide ederek örtbas etmek gibi kendilerinin çok alışkın olduğu bir yöntemi kullanmaktadır. bunu yaparken de aslında kendi mevkisinden olmayan birini, yani fatih terim'i hedef almaktadır. bu bile kendilerini ne kadar küçülttüklerini, ne kadar acınası halde olduklarını gösteriyor.

    bir kulüp düşünün hedeflerini galatasaray'a göre şekillendiriyor, başarı olarak galatasaray'ı yenmeyi görüyor. galatasaray'ın almak istediği oyuncuları almayı bir başarı sayıyor. bunları yaptıkça aslında galatasaray kompleksleri büyüdükçe büyüyor ve altında eziliyorlar. şu anda fatih terimli galatasaray'ı alt edemeyeceklerini bildikleri için onun üzerine oynamaya başladılar yine. yakın geçmişte hocamızla dans etmeye çalışanların şu anki hali ortada. galatasaray'ın konsolide olmasının ise kendilerininkiyle kıyaslanmayacak kadar büyük bir güç oluşturduğunu söylemeye gerek yok zaten. bizimle böyle yöntemlerle baş edemeyeceklerini hala öğrenemedilerse, yavaş yavaş öğrenirler. bizim için dert değil öğretmek.
  • 2068
    zengin bir ailede büyümüş rambo okan. gerçi rambo okan daha delikanlıdır bundan. allah rakibin bile mert olanını versin. bizim antu okuduğumuz gibi fenerliler de bu sözlüğü okuyodur muhtemelen ve şu sözlerime "hahahahah ali koç başkanım bunları kudurtuyor." falan diyolardır muhtemelen siz böyle devam edin oğlum. aziz gibi kıçına teneke bağlayarak göndereceksiniz bu zengin rambo okan'ı.
  • 2070
    2019 eylül'ü itibarı ile, fenerbahçe spor kulübü başkanı olarak çok ciddi anlamda ateşle oynayan kişi.

    dördüncü fatih terim dönemi'ni sahada alt edemeyeceğini anlayınca üçüncü fatih terim dönemi'nin sonundakine benzer bir kaos yaratıp bu şekilde sonlandırmaya çalışması yine bir yere kadar kabul edilebilir. sonuçta tarihte ilk defa 3 şampiyonluk öne atılmış bir galatasaray ve geçen sezon kümede kalmayı 32. haftada garantileyen bir fenerbahçe var. buna ek olarak maddi konularda dibe batmış bir fenerbahçe karşısında durumu kontrollü şekilde giderse sıkıntı yaşamayacak olan bir galatasaray var.

    ve bu durumu ortaya çıkaran, en çok kendi kendini baltalamayı seven bu camiayı bir arada tutan bir fatih terim var.

    ali koç'un yerinde kim olsa aynı şeyi hedeflerdi elbette. bu konuda kendisini kınamıyorum..

    hatta türk futboluna yatırım yapan, nemalanan kim varsa aynı şeyi ister. bugün galatasaray-fenerbahçe rekabeti olmasa türk güya spor özünde futbol basınının toplam hacmi şimdikinin %5'i kadar falan olurdu. bu rekabetin bir şekilde sekteye uğraması, birinden birinin fark açması en istenmedik senaryo. sidik yarışı bile olsa, bunu rekabet üzerinden köpürtüp tiraj yapmaktan geçiyor paranın yolu. en büyük medya patronundan tut en dipteki maaşlı muhabire kadar...

    üçüncü fatih terim dönemi durup dururken bir günde sona ermedi. kimin sızdırdığı, niye sızdırdığı, gerçek olup olmadığı bile bir yere kadar net olan bir özel mesajlaşma programı ekran görüntüsü ile başladı eleman polemiği. taa ağustos ortalarından başlayıp eylül'ün 20 küsuruna kadar kurcalandıkça kurcalandı. o zaman da 2 sezon üst üste şampiyon olmuş bir galatasaray vardı. o zaman da üçüncü sezona biraz farklı başlamış bir galatasaray vardı. son 7 senede 1 kere şampiyon olmuş, onu da 3 temmuz muhabbetiyle kaybetme tehlikesi yaşamış bir fenerbahçe vardı.

    o dönemi hatırlayanlar yapılanları da hatırlar elbette. o ekran görüntüsünün prime time'da televizyon ekranlarına çarşaf çarşaf konulmasını, günler haftalar boyunca her fırsatta hem hoca hem de başkana inatla bu konunun sorulmasını, hayatında basın toplantısına gitmemiş gazetecilerin köşe bucak hocayı ve başkanı kovalamasını, birinin ağzından diğerine uydurma açıklamaları üfleyip cevap almasını, çok bilmiş ulemaların saatler boyu eleman muhabbeti yapmasını...

    fenerbahçe'si, siyasi erki, basını hepsi kol kola yürüdü o dönemlerde. çünkü birkaç paragraf yukarda dediğim gibi bu rekabet futboldan pay alan herkesin altın yumurtlayan tavuğu. kimse bunu kaybetmek istemezdi. nitekim eninde sonunda da amaçlarına ulaştılar. üçüncü fatih terim dönemi bir gün resmen bitti. hem de öyle bir şekilde bitti ki taraftar ne ünal aysal'ı affedebildi, ne de fatih terim'i...

    ünal aysal biraz galatasaray'ın iç dinamikleri, biraz da türkiye'nin realitesi gereği geri dönemedi. ama fatih terim eninde sonunda galatasaray'a döndü. ihanetin acısıyla yaktığı yüreklere sizin hiç ihanete uğradığınızı hissettiğiniz oldu mu sorusunu sorarak döndü. damardan ilaç alan bir hasta gibi uyuştuk önce, ne de olsa bu damarlarda onun yeri bambaşkadır malum... ama er ama geç hepimizin gönlünü teker teker yeniden kazandı, hepimiz de dünden razıydık ya o da ayrı konu...

    bugün galatasaray yine iki sene üst üste şampiyon. bugün yine galatasaray'ın başında "düzenin adamı" başkanı iki kere yenip koltuğu kazanmış bir yönetim var. ilk sezonunda fenerbahçe'nin, ikinci sezonunda bizzat devletin en tepesinden destekli başakşehir'in elinden kupayı söke söke almış bir galatasaray var. ve fatih terim'in arkasında yine 25 milyonluk bir ordu var...

    en önemlisi geçmişten çıkardığımız derslerimiz var. bugün hocanın da, kulübün de, camianın da hala aklında ve taze eleman sürecinde yaşananlar... büyük aşklar efsanedir ya hani hikayelerde, filmlerde falan.. türlü türlü oyun oynanır yine eninde sonunda birbirlerine sarılıp o dalaverelerden çıkarlar... bugün galatasaray ve fatih terim aynen öyledir işte...

    pireyi deve yapıp üzerine yorganı yaktıramayacaklarını bildikleri için, bir daha birbirimize düşüremeyeceklerini bildikleri için bugün fatih terim'e yapılan sistematik algı operasyonu var. internet ortamında sözlüklerde, sosyal medyada hatta bazı içerik hazırlayan eğlence sitelerinde dahi tam gaz devam ediyor bu. iki temel hedef var; ya hocayı çileden çıkartıp çok büyük bir ceza almasını sağlamak, ya da aleyhinde kamuoyu oluşturup bir şekilde dolaylı yoldan itibarsızlaştırarak bir şekilde yolundan alıkoymak...

    fenerbahçe ve beşiktaş'ın zaten istediği bu haklı olarak. basının rekabete olan ihtiyacından ötürü bunu istemesi bir kenara, bunun bir gündem olarak kalması bile zaten işine gelir. yayıncı kuruluşu, federasyonu, siyasi erki falan zaten onların bir de kendi aralarındaki kavgalar falan var...

    dediğim gibi biraz düşününce temelde hak verilebilecek kaygılar bunlar... biz aynı durumda olsak biz de bir şekilde kovalardık...

    peki neden mi ali koç ateşle oynuyor?

    ücreti mukabilinde içerik üreten sosyal medya kullanıcılarının, para uğruna her türlü rezilliği yapabilecek sözlük yazarlarının ve kendini sadece klavye arkasında birilerine hakaret ederken birey hissedebilen ziyan türk gençliğinin eline bırakılması çok tehlikeli bir iş bu. hele hele toplu taşıma aracında boş koltuk için birbirini bıçaklayanların olduğu bir ülkede çok çok daha tehlikeli...

    bu tiplerin yaptığı her adi küfürlü paylaşım, her sataşma, her karşılıklı mention, her iğrenç demenin hafif kalacağı cümle kocaman bir ormana nefret tohumları saçmaya devam ediyor. okurken bile insanın midesini kaldıran laflar artık sıradanlaşmış durumda. mevkisi, ünvanı, niteliği, eğitim durumu ne olursa olsun her an her çeşit insan bu konulara müdahil olup başına bela açmaya devam ediyor...

    bu yazılanların %10'unu duysa cinayet işleyecek insanlarla ve ne acıdır ki bu yazılanların %110'unu söyleyebilecek insanlarla dolu bir ülke burası...

    10 gün sonra galatasaray-fenerbahçe maçı oynanacak bu ülkede. sırf bu şekilde yarattığı bu iğrenç gündemin etkisiyle stadda, stad yolunda, x ilindeki bir cafe'nin önünde allah korusun oluk oluk kan akmasını geçtim; bir tek kişinin saçının teline gelecek zararın bile vebalini taşıyabilecek mi kendisi? yoksa ailesi dahil sicili temiz her patronun iş cinayetlerinden sonra kalabalığa "arkadaşımız için çok üzüldük, ailesinin yanında maddi ve manevi anlamda duracağız" diyip millet arkasını dönünce telefondan "gereğini yapın beni uğraştırmayın" diye talimat vermesi misali yoluna devam mı edecek?

    sanırım bu satırları okuyan herkes cevabı biliyordur.

    tıpkı eğer başkanlık koltuğunda oturmasaydı, o sakallı hafif kilolu arkadaşın yerine kongre kürsüsüne çıkıp başkanım bizi bu fatih terim hegemonyasından kurtarın diye ağlayacak durumda olduğunu bildiğimiz gibi...
  • 2073
    ali koç hakkında salyangoz’un aynısının benzerinin tıpkısını düşünüyorum.:) fatih terim’e yaptığı ve yaptırdığı saldırılardan sonra asy’e gelmeye delikanlı ister. asy’de, yaptırdığı tüm küfürlerin karşılığını bir şekilde alacaktı ama şimdi ceza verdiler bahanesiyle kurtulmuş olacak. (her türlü küfre karşı olduğumu da hemen peşinen söyleyeyim)

    yaptırdığı küfürler derken ben, deplasmanlarda bizim yedek kulübesinin arkasına oturarak hasan şaş, ümit davala ve hatta fatih terim’e yapılan küfürlerde ali koç’un dahlinin olduğuna inanıyorum. elimde delil olmadığından kesinlikle böyledir diyemem ama hislerim bu yönde.

    hatta daha da ileri gidiyor ve diyorum ki, aziz yıldırım’a zamanında statlarda ve havalimanlarında yapılan küfürlerin arkasında da bu arkadaş vardı. zaten aziz yıldırım ve şekip mosturoğlu, bir sosyal medya hesabından kendilerine ali koç’un küfür ve hakaret ettiğini/ettirdiğini açıklamış, beyan etmişlerdi. ali koç kongre sırasında bu iddiaları inkar etti ama kimse inandırıcı bulmadı.

    ali koç’un bazen anormal davrandığını, konuşmalarını normal kafayla yapmadığını bir tek ben mi düşünüyorum. önce hiçbir sebep yokken, federasyon seçimlerinde gitti fatih terim’e aldığı tazminat nedeniyle saldırdı, daha sonra avrupa şampiyonlar ligi maçı öncesi yine fatih terim’e sicili bozuk diyerek hakaret etti. hakemlere ve federasyona defalarca kurulu düzenin piyonları diye hakaret etti. aynı ligde rakibi olan iki kulübe sponsor oldu, daha neler neler. bunları normal kafa ile yapabilir mi bir insan.

    isim vererek birini suçlayamam ama hareket ve konuşmaları normal olmayan çok başkan var. türkiye liglerindeki bütün başkan ve yöneticileri alkol ve uyuşturucu testine sokma zorunluluğu getirilmeli. hislerim, birkaçının alkol ya da uyuşturucu bağımlısı olduğunu söylüyor. bunların hareketleri ve konuşmaları beni şüpheye sevk ediyor.

    entryme son vermeden şunu da söyleyeyim; ali koç’un yaptıkları sadece görünenlerden ibaret değil. aysberg misali asıl büyükleri gizli kalıyor. umarım en kısa zamanda tüm yaptıklarının cezasını çeker.

    not: koç ailesinin günahları saymakla bitmez. en akılda kalan ve en acıtanı asil çelik olayıdır. milyarlarca doları fakir halkın sırtına yüklemiştirler. ancak şimdi anlaşılıyor ki daha ağır bir günahları varmış. o da türk futbolunun başına bela ettikleri ali koç’muş.
  • 2075
    eğer milyar dolarlarınız varsa, her türlü pisliğe de batsanız ne yazık ki en temiz siz olursunuz. ümit özat'ı sevmem ama ondan ayar yemiş, ümit özat kendisine saldırınca korumalarının arkasına saklanmış bir şahıs için, fatih terim'le yan yana anılmak hayattaki en büyük başarıdır. fatih terim; takımına kupalar kazandırmış, avrupa'da defalarca bulunmuş, yenmiş, yenilmiş ama her başarısını mücadele ederek kazanmıştır. hayatta tek başarısı dedesinin aldığı ihaleler olan şahıslarla hocamızın adının anılması içimi acıtıyor ama şu an moda bu.

    gelelim fatih terim'in meşhur siciline... nickimden anlaşılacağı üzerine kendisini çok severim. ama hayatı farklı yaşıyoruz sayın hocamla. ben mesela 2-3 tanıdığımla beraber paçoz bir mafyanın kebapçı dükkanını basamam, korkarım ayrıca doğru da bulmam. rakip yedek kulübesinden tahrik gelince tek başıma gidip aralarına dalamam. ama adam doğrusuyla yanlışıyla ne yapıyorsa yüzlerine karşı yapmış. eğer siz tozda çamurda büyümüş bir adama savaş açacaksanız kuyruklarınızla beraber yüzüne karşı yapacaksınız, arkadan sallamakla olmaz bu işler. *

    mesela ben; 15 yaşına kadar oyuncak bebeğini elinden atamamış, hiç sokağa çıkamamış, sadece dedesinin soyismini alabilmek dışında hayatta başarı elde edememiş biri olsam ben de fatih terim'i hedef alırdım. tavşanın dağa sürttürüp "ben dağla ilişki halindeyim" demesinden farkı olmazdı belki ama yalakalarımı hep hazırda tutardım böylece. onların fıtratı aziz yıldırım'dan beri aynı, "birinciye yetişemiyorsan iftira at paralı köpeklerini uyut."
App Store'dan indirin Google Play'den alın