• 502
    porto'nun 2004'te şampiyonlar ligi finali'ne uzandığı -ki daha sonra kupayı da alır- günlerdir. the telegraph (india) gazetesinin hintli yazarı aynı zamanda eski bir futbolcu olan pradip kumar banerjee, gala'dan da bahseder maç öncesi yazısında. bir nevi galatasaray ile porto'nun kaderlerini benzetir. eski bir tarihtir, ama çok güzeldir yazılanları okumak. hagi'nin resmine de rastlarsınız aynı sayfada. hatırlayınca eklemek istedim. buyrun burdan.

    http://www.telegraphindia.com/...ts/story_3293538.asp
  • 514
    ne demişlerdi efendim, ''galatasaray ciddi bir rakip ile kıran kırana mücadele edemedi henüz.'' bu söylemlerle yola çıkalım o zaman. bir düşünelim ve söylenilenlere devam edelim; ''hücum oyuncuları iyi olsa dahi geri dörtlüde sıkıntı yaşarlar...'' evet bunu da dile getiren çok oldu. daha da düşünelim; '' yapılan yeni transferleri saha içerisinde, bu da olmazsa ciddi bir rakibin karşısında verecekleri reaksiyonlarını görmeden bir şey diyemem.'' bu gibi cümleleri de okudum ve duydum ben. amaç bir nevi başarılı, genç, zengin ve yakışıklı bir erkeğin ya da kadının kıskanılması ve akabinde kötülenmesi. yani anlayacağınız futbolu konuşan medya da, medyada konuşulan futbolda da aynı şeyler aylardır evrilip çevrilip önümüze konuluyor. tabii ki www.yersen.com...

    bakın aslında nereden nereye geliyoruz. zaman içerisinde kötü takımlarla oynayan galatasaray, defansında problemler yaşayan galatasaray, yeni transferlerinin ciddi rakipler karşısındaki uyumu merak edilen galatasaray, uefa gibi bir arenada genç oyuncularıyla harmanlanmış kadrosuna rağmen farklı galibiyetler alan ama yerel basın tarafından rakipleri küçümsenen galatasaray, kayserispor'u, gaziantep'i yenmiş fakat hakkı verilmemiş bir galatasaray var iken bir anda tersine dönen çarklar ve anında 12 eylül 2009 galatasaray- besiktas derbisinin favorisi olan büyüksün galatasaray. buna şaşırmayalım. yıllardır böyle. şu durum besiktaş için biçilmiş kaftan ve tam onların motivasyonunu arttıran bir durum ile karşı karşıyayız. kim yaptı? basın yaptı.

    şimdi şöyle bir durum var aslında. yani birisi lider olur ve kafileyi yönlendirir, yol açar arkadan gelen takipçilere. bunu basına göre uyarlarsak kısacası şöyle ki; birileri çekip çevirir ön taraftan, algıları yönlendirir, hep bir hedef vardır ve buna bağlı hedef kitle ya da kitleler. ne olur bu kitleye? algıları hep aynı noktaya çevrilir. gözlerine perde iner. yani en önden yol açan kişi ne yapıyorsa ona uyulur. peki öndeki kişi ne yaptı? cevap: yol açtı. nasıl açtı? cevap: bizi kötüledi, rakiplerimizi küçümsedi, oyuncularımız için birbirleri ile uyum sorunları yaşacaklar denildi. yani hedef kim? cevap: galatasaray ve galatasaray taraftarı. bunlar söylendi söylendi söylendi... gözler boyandı da boyandı. zannedersin ki şu ülkede en ciddiyetsiz takımlara karşı sarı-kırmızılılar oynadı. hep bu sebeple sahadan galip ayrılırken farklı skorlar aldı. yani turkcell super lig'in en ballı takımı galatasaray'mış. diğer takımlar için hepsi en üst mertebede havası verildi. fakat kimse çıkıp dedi mi bugüne kadar; '' bak görüyor musun besiktas'ı şimdi hakikaten ciddi bir rakibe karşı mücadele verecek. bakalım galatasaray karşısında hem de ali sami yen'de ne gibi bir strateji ortaya koyacaklar. mustafa denizli ne düşünüyor acaba?'' cevap: demedi.

    bazılarına göre hep şanslı taraf biz olurken, tırnaklarıyla bir yere veya yerlere gelmeye çalışan diğer iki takım fenerbahçe ve beşiktaş oldu. ama bu sefer böyle olmayacak. medya, yani yazılı basın, görsel basın gerçekten çok güçlüdür lakin o da bir yere kadar birtakım karalamalar ile gider. sonra sıfırdan başlarlar tekrarlamaya...

    herkes gidebilir aynı istikamette. ben diyorum ki tersine gitmekten üşenmeyelim. galatasaray ciddiyetsiz rakiplere karşı mücadele etmedi. tam tersine bu sezon haftalar geçtikçe besiktas, fenerbahçe, trabzonspor gibi camialar galatasaray gibi ciddi bir rakibe karşı ilk defa sahaya çıkacak. kusura bakma yorumcu! kusura bakma yönetici! kusura bakma patronaj ilişkiler! sen de kusura bakma yandaş medya! eşeğe semer vurup bir de boynuna ip bağlayarak istediğin yere götürebilirsin. fakat dikkat ettin mi cümleme? kime yapabilirsin bunu? cevap: eşek!

    ek olarak şunu da söylemeden geçemem: 12 eylül 2009 galatasaray besiktas maçı'nda
    eğer mustafa denizli defasın solunda ismail'i oynatırsa bu durumda keita sağ kulvardan 2 asist 2 gol ile yıldız olur. ernst ve mehmet topal kıran kırana mücadele eder, sarp ise bal yapan arı misali hiç boş durmaz. tello'yu sabri'nin hızı usandırır. tabata ise fizik gücü olmadığı sürece bu maçı kaldıramaz. fink bal defansa yardım etmekten halsiz kalır. besiktas'ın kaderi rüştü ve nihat. maça damgasını vuracak isim ise muhtemelen kewell ve keita ikilisinden biri ya da her ikisi de. arda çok büyük markaja maruz kalır. yorgunluk sorunu da var tabii... baros yakaladığını atarsa iş biter. güle güle beşiktaş, tebrikler galatasaray denilir sezon sonu adına.
  • 829
    captano'nun *hakkında çok iyi tespitler yaptığı takımım. özellikle yazının son kısmına dikkat çekmek istiyorum.

    --- alinti ---

    son maçlarda savunma kendi arasında hazırlık pası yaparken kaptırdığımız toplardan goller yedik. rijkaard olmasaydı kesinlikle böyle goller yemezdik. neden? dan diye vururdu savunmacılar ileriye topu. ama şimdi vurmuyorlar, alışık olmadıkları için çok bocalıyorlar. maçın uzatma dakikalarında takım topu ileri vurmuyor, vurmamaya çalışıyor. top sende kaldıkça avantaj sende çünkü. bu sıkıntılar aşılacaktır. futbolcular bu oyun şeklini çalıştıkça alışacaklar, beceremeyenler gidecek, yerine yenileri gelecektir.

    --- alinti ---

    http://captano.blogspot.com/...-frank-rijkaard.html
  • 885
    --- alinti ---

    cola turka idman raporu: 9 aralık 2009 çarşamba

    galatasaray profesyonel futbol a takımı, bir günlük aranın ardından çalışmalarına florya metin oktay tesisleri'nde yaptığı antrenmanla devam etti.

    jupp derwall antrenman sahası'nda basına ve taraftara kapalı olarak yapılan antrenman, frank rijkaard, johan neeskens, nezih ali boloğlu, albert roca ve carlos cuadrat yönetiminde, saat 10.30'da, ısınma ve açma germe çalışmalarıyla başladı.

    antrenmanın ana bölümünde teknik ve taktik çalışmalar yapıldı.

    hakan balta bu antrenmanın tümünde takımla birlikte çalıştırıldı.

    soğuma ve açma germe çalışmalarıyla tamamlanan antrenmanın ardından oyuncular öğle yemeği için merkez binaya geçtiler.

    sabri sarıoğlu'nun tedavisine sağlık merkezinde devam ediliyor.

    galatasaray profesyonel futbol a takımı, antalyaspor karşılaşması hazırlık çalışmalarını 10 aralık perşembe sabahı saat 10.30'da florya metin oktay tesisleri'nde yapacağı basına ve taraftara kapalı antrenmanla tamamlayacak. öğle yemeğinden sonra türk hava yolları'nın tarifeli seferiyle antalya'ya geçecek olan galatasaray, otelde kampa girecek.

    --- alinti ---

    http://www.galatasaray.org/...lorya/haber/5581.php
  • 928
    --- alıntı ---

    --- alıntı ---

    burası sami yen!

    ilk yarının son maçında taraftarının da desteğiyle gençlerbirliği'ni deviren galatasaray, bu sezon süper lig'de kendi evinde yenilmeyen tek takım olmayı başardı.

    sezonun ilk yarısının son maçında sami yen stadı’nda gençlerbirliği ile kozlarını paylaşan galatasaray, rakibini tek golle yıkıp haftayı 3 puanla kapatırken, önemli bir başarıya daha imza attı. sarı-kırmızılı takım bu sezon süper lig’de kendi evinde yenilmeyen tek takım olarak öne çıktı. bu unvanı son haftaya kadar anadolu’nun flaş ekibi kayserispor’la paylaşan galatasaray, tolunay kafkas’ın öğrencilerinin kadir has stadı’nda antalyaspor’a 2-1 yenilmesiyle tek başına kaldı. ali sami yen’de 9 lig maçına çıkan cim bom, 6 galibiyet, 3 beraberlik elde etti, rakip filelere 21 gol gönderirken kalesinde 8 gol gördü ve 21 puanla bu alanda liderliğe yükseldi. aslan’ı 1 maç eksiğiyle 7 galibiyet ve 1 mağlubiyeti olan fenerbahçe takip ediyor. sarı-lacivertliler 19 gol atıp, 7 gol yedi.

    avrupa’da ezdi geçti
    galatasaray’ın sahasındaki avrupa karnesi de göz kamaştırıcı. rijkaard yönetiminde ali sami yen’de 6 avrupa kupası sınavına çıkan aslan, 5 galibiyet, 1 beraberlik elde etti, 19 gol attı, sadece 2 gol yedi.

    --- alıntı ---

    --- alıntı ---

    http://fanatik.ekolay.net/...Detail_32_157408.htm
  • 940
    http://www.youtube.com/watch?v=WIHixtxP5As

    belki bu video yeniden izlemek içimizi acıtacak, yaralarımızı deşip, kanatmaya başlayacak. bu video'yu hiçbirimizin üzülmesi için koymadım. ama geçen sene ellerimizin arasından kayıp giden şampiyonluğu bir daha hatırlayıp, bu sene aynı hataları yapmayalım diye birkaç kere üstüste izlemeliyiz bunu. asıl önemli olan futbolcularımızın izleyebilmesi aslında. biliyorum pek mümkün değil bu ama keşke izleseler. o kadar çok yararlı olur ki onlara bu sene. çünkü önümüzde yine zorlu bir 2. yarı var. sezonu çok erken açmamızdan, fazla maç yapmamızdan, devre arası tatilinin az olmasından en çok güce ihtiyacımız olan dönemlere yıpranmış bir şekilde gireceğiz büyük ihtimalle. ama futbolcular düşünmeli ki hiçbir fiziksel yorgunluk geçen sene sami yen'de ki hamburg maçından sonra yaşadıklarımızdan daha acı verici olamaz. bu sene çekeceğimiz tüm sıkıntılar ilerde daha güzel günler yaşamamızı sağlayacak hep birlikte. galatasaray futbol takımına, galatasaray kulübünün gözbebeğine, 2. yarıda başarılar, şans bizimle olsun.

    * *
  • 1002
    ara transfer döneminde heyecan, sevinç, üzüntü, stres adına ne varsa yaşatan takım.

    büyük takımlar yıldız transferler yaparlar, uefa.com'a manşet olurlar, dış basında yankı yaparlar, taraftar sevinçten havalara uçar, kulübün resmi sitesinden uçağın geliş saati falan açıklanır, atatürk havalimanı stadyuma döner, meşaleler, tezahüratlar diz boyu... her şey güzeldir, herkes mutludur. transferi gerçekleştirilen yıldız futbolcu korumalar ve kulüp yöneticisi eşliğinde pasaport kontrolünden çıkar, dış hatlar terminalinin kapısına doğru ilerler ki o mahşeri kalabalığı görür karşısında. dünyanın çoğu yerinde göremeyeceği bir tablo vardır karşısında. anlık bir şok yaşar ve araca doğru ilerler kafile. o esnada polis ablukası yetişir imdatlarına. kalabalığı yararak yıldız transferin ilerlemesini sağlar.

    o üzeri kapalı alan daha bir yankılanır yapılan tezahüratlarla, meşaleler yakılmıştır ve göz gözü görmüyordur. nefes almak bile güçleşir kimi zaman. taksiciler kornalarına basarlar bir yandan. futbolcu daha bir heyecanlanmıştır ve gördüğü manzara gerçekten tarifsizdir. hatta ilk kez basın karşısında konuşuyorken o klişe cümleler dökülür ağzından:

    - çok büyük bir kulübe geldiğimin farkındaydım ama havalimanında gördüklerim beni çok etkiledi. burası gerçekten çok büyük bir kulüp, türkler çok sıcakkanlı insanlar. taraftarımıza layık olmaya çalışacağım ve elimden gelenin en iyisini yapacağım.

    evet, bu şekilde karşılanan futbolcuların %90'ı benzer cümleler kurarlar. buraya kadar anlattıklarımız hep bilindik şeyler. dün de oldu, bugün de oluyor, yarında olacak. galatasaray taraftarı da yapıyor bunu, fenerbahçelisi de , beşiktaşlısı da. aslında güzel bir olay, karşı değilim. gelen insanın kafasındaki ilk izlenim aslında çok önemli. geldiği takımın büyüklüğünü ve olayın ciddiyetini anlaması açısından bu tarz bir karşılama aslında abartı değil. benim bugüne kadar galatasaray transferleri içerisinde en abartılı bulduğum karşılama lincoln için oldu. tamam, büyük beklentilerle gelen bir oyuncuydu. oynadığı birçok maçta nefeslerimiz kesti belki ama hatırlayanlar varsa ultraslan resmen çığırdan çıktı o gün. umarım o tip bir sahneyi başka bir karşılamada görmeyiz. ben şahsen sıkı bir galatasaray taraftarı olarak o sahnelerden hiç haz etmemiştim.

    bugün yine müthiş bir transfer var. yine havalimanına gidenler olacak. umarım korktuğum sahneler yaşanmaz. gerçi havanın soğuk olması epey etkileyecektir giden kişi sayını ama… gencecik bir yetenek geliyor yine premier lig'den: "giovani dos santos" kim ne derse desin büyük başarıdır haldun üstünel ve galatasaray adına. yarım sezonluğuna kiralık gelse de heyecanlandırmıştır herkesi. ara transfer döneminde yapılan işlerin en büyüğünü haldun üstünel çıkardı. önceki senelerde sezon başında bile bu kadar sükseli transferler bir arada yapılmadı. o yüzden haldun üstünel’e kadar teşekkür etsek yetmiyor gibi sanki.

    şimdi gözler rijkaard’a çevrildi. elinde muhteşem bir kadro, birbirinden yetenekli gençler var. defans hattı biraz daha belirgin olsa da orta saha ve hücum hattı gerçekten hem zor hem güzel bir hal aldı. kimin oynayıp kimin takımdan gideceği belli değil. bir yanda nonda, diğer yanda sihirbazımız dady cool’umuz kewell. gönlüm hiç razı değil ikisinin de gitmesine. aykut biraz daha güven veriyor olsa gözümü kırpmadan leo franco’yu gönderirim takımdan. tabi bunun için de biraz beklemek gerek çünkü önünde gökhan zan gibi istikrarsız ve güven vermeyen bir adam oynadı. servet tam adapte olamadı, geçen seneki performansından eser yok. bu sene ben de takımı tam olarak izleyemedim ama gördüğüm kadarıyla bizim esas sorunumuz geri dörtlüde. takım bir şekilde gol atıyor ama gol yemeden edemiyor. bazen kaleci hatası bazen defans hatası. ikinci yarı itibariyle maçları da yakından takip edecek olmamdan dolayı daha net yorumlar yapabileceğim artık.

    leo franco’nun kaldığını ve gidecek isimlerin nonda ve kewell olduğunu varsayarsak önümüze daha net bir tablo çıkıyor. kewell henüz sözleşme yenilemedi ve birkaç sürecek bir sakatlığı var. yönetim sezon sonundan başlayan bir sözleşme istiyor kewell’dan. sakatsın sana para vermeyiz diyorlar. aynı yönetim 2,5 senedir linderoth gibi bir adama sabretti ama kewell’a birkaç ay sabredemiyor. taraftarın en çok sevdiği futbolcuların başında bu adam. hatta kendi adıma söyleyebilirim ki en sevdiğim futbolcudur galatasaray takımında. çoğu zaman arda ile yarışır benim gözümde, ki geçtiği zamanlar da olmuştur.

    forvet hattına yapılan jo transferi, baroş’un sakat olması, ve bugün yapılan bir diğer transfer dos santos. jo avrupa maçlarında yok, baroş sakat. dos santos’un yanında oynayacak isim aslında belli: nonda. işte bu yüzden gönderilmesi en muhtemel isim kewell. ama gönderilmesini en son isteyeceğimiz isim de kendisi. ne olacak tam bir muamma, birkaç gün içerisinde belli olacak. ya çok sevineceğiz, ya çok üzüleceğiz. sevinirsek kimin gittiği önemli olmayacak. biliyoruz ki kewell kaldıktan sonra gerisi önemli değil. ama üzülürsek bu kesinlikle kewell için olacak, giden başka bir isim için değil.

    o yüzden daha önce eşi benzeri olmayan bir veda yapılmalı kewell’a eğer gönderilecekse. nasıl karışılıyorsak gelirken, giderken de öyle uğurlamalıyız dady cool’u. karamsar bir tablo çizmiş olabilirim ama durum bana göre böyle.

    http://vincasports.blogspot.com/...nde-galatasaray.html