• 535
    ikinci yarı ofsayttan yediğimiz gol takımın aklına başına getirdi resmen. her ne kadar ondan önce iki topumuz direkten dönmüş, bir çok gol kaçırmış olsak da skoru bulamamıştık. ofsayttan dönen gol sonrası daha ciddi oynadık oyunu. 3 direkten dönen top, 3 gol ile rize deplasmanından çıktık. şu maç 4 sene önce oynansa 3-1 falan kaybederdik büyük ihtimalle.
  • 537
    kazanacağımızın belli olduğu bir maçı kazandık. hedef maçlarımızdan biri değildi. samsun, göztepe, beşiktaş ve trabzonspor deplasmanları bizim hedef maçlarımız. galatasaray çok da sıkmadan, zorlanmadan 3 puana ulaştı. bu maç özelinde eleştirilebilcek her hangi bir durum yok. sadece rakibin barış'ın kanadından oynama isteği vardı. barış alper yılmaz'ın geri dönüşlerde tembellik yaptığının farkındaydı rizespor.
  • 540
    direkten dönenler, kaçırdıklarımız, son pasları yanlış kullandıklarımız derken 8-0 da bitse şaşırtmayacak olan fakat öte yandan sowe'un 2cmlik ofsaytlık golü nizami olsa puan kaybı paniği yaşatacak olan bir müsabaka.

    80 dk yere yatmayan uğurcan'ın maçın sonunda hala sıcak kalması sevindirdi, osimhen'in ''ulan nereye gidiyorsun?'' derken iğne deliğinden soktuğu top şaşırttı, başta icardi'ninki olmak üzere direkten dönen şutlarımız üzdü ama en çok maçın başında fener tezahüratı yapan 53 iqlu lavukların 25 dk boyunca bizim marşlarımızı ve hain başkanı tezahüratı dinlemesi yardı *
  • 542
    beklediğimden rahat bir maç oldu. ilk yarıda biraz zorlandık. bir de ikinci yarıda şansımıza ayak ucundan ofsaytla gol iptal edildi. iptal edilmese maç 1-1 olacaktı ve belki de daha da zorlaşacaktı maç. ama 0-3 olunca oyuncu değişikliklerini rahatça yaptık. ben beklerdim ki 5 dk. da olsa nhaga da oyuna girsin ama oyuna alınmadı.

    bu arada osimhen'i beslemekte sıkıntı çekiyoruz. bu osimhen'in yüz ifadesinden de anlaşılıyor. adamda bir memnuniyetsizlik var. özellikle de yunus basit pasları daha çok düşünmeli. illa ekstra pas peşinde. bazen de osimhen düz koşarken bir anda yön değiştiriyor ama pası adam düz koşuya pas atmış oluyor. bir anlaşmazlık var bu konuda takımda. en kısa sürede bunu çözersek daha çok pozisyon ve gol buluruz.
  • 546
    oyunda bazı sekanslarda etkisiz kaldığımız yerler vardı.
    ancak maç genelinde iyi işler yaparak sıkıntılı bir deplasmandan çıkıldı.
    sadece skor olarak rahatladığımız dakikalarda içi geçmiş ilkay yerine armanda güler veya ngaha gibi oyuncuları oyuna alıp canlı bir aksiyon yaratabilirdi. o rahat dakikalarda gençlerden birilerini izlemek güzel olurdu.
    bu maçta değişikliklerde bunu yapabilirdi.
    maçı kazandık ama böyle kazançlar için fırsatları ne zaman değerlendiririz asıl önemli konulardan biri aslında budur.
  • 547
    nihayet bitti... ne bitti? galatasaray'a pek iyi gelmeyen sezon ortası transfer sezonu bitti... bir yandan takımı maça hazırlamak, öte yandan topçu izlemek gibi uykusuz geceler de okan buruk için bitti... üst düzey onlarca topçunun adı geçerken, lemina'yı yedekleyecek bir orta saha almadan lang, asprilla, nhaga, can armando ve boey'i kadroya takviye ederek bitti de, kazımcan'ın son dakika ayrılması kalbimizi kırdı...

    kabus gibi geçen "yedeksiz" bir dönemden sonra "hangi oyuncuyu oyuna alsam acaba" düşünceleri içinde geçecek bir maç kadrosuyla rize'ye geldi okan buruk. geçen hafta kayseri karşısında ilk on birde başlayan lang yine sahaya çıkan dizilişte yer alırken, lemina'nın yerine sara görev alıyordu orta sahada... uğurcan kaleyi koruyacaktı, sanchez-abdülkerim ikilisi stabildi, sağ bekte belki devşirildiği bölgede son maçlarını oynayan sallai ile ters tarafta jakobs savunacaktı alanını. takım yönlendirme görevi yunus'ta olurken, bu toprakların çocuğu barış misapirverliğini gösterip sol kanadı lang'a bırakıp, sağ kanattan akacaktı... tabii, gol atacak kişi de osimhen oluyordu... kulübeyi ısıtanlara göz atarsak, süper ligide bir çok takımın as kadrosunda bu kalite yoktu:
    günay güvenç, sacha boey, eren elmalı, wilfried singo, kaan ayhan, renato nhaga, can armando güner, mauro ıcardi, ilkay gündoğan, yaser asprilla...

    rizespor son haftalarda galibiyete hasret olsa da, büyük takımlara karşı iç sahada diş göstermeyi sever, özellikle galatasaray'a karşı taraftarının bakışı farklıdır, yöneticileri de topçuları maddi-manevi motive ederler. okan hoca da işi sıkıya almış olacak ki galatasaray topa hakim olup, oyunu rakip yarı sahaya yığarak başladı maça. ilk dakikalarda barış bölgesini yadırgasa da lang ise çok rahattı, jakobs ile rizeyi kanattan zorlarken ilk tehlikeli atak sara'nın köşe atışında ortasında sanchez'in kafası kalecide kalırken, bir dakika sonra sara'nın füzesi üst direği sallıyordu. iki dakika sonra bu defa lang da kaleciyi geçemezken, dakikalar on sekizi gösterirken lang'ın ortasında rize doğumlu barış kafasının tersiyle maçın gol perdesini açarken akıllara oscar wilde'ın o meşhur dizeleri geliyordu: herkes ölüdür sevdiğini, kimi göz yaşı dökerken öldürürken, kimi de kıpırdamadan...
    yenilen gol ev sahibini derin uykudan uyandırmış olacak ki aynı dakika içinde sowe'la iki net pozisyonu harcadılar, önce yapılan ortada bomboş kafayı sowe auta atarken, sonrasında uğurcan'ın hatalı pasında karşı karşıya galatasaray kalecisini geçemedi rizeli forvet. bu iki pozisyon dışında ev sahibi bir kez de mithat'ın uzaktan auta topu yollamasıyla galatasaray kalesinde göründü ilk devre. sonrası yine topu ayağında tutan galatasaraylı oyunculardı da onlar da biraz ciddiyetten uzak davranınca skoru koparacak ikinci gol bir türlü gelmedi. osimhen'in kafa pasında sallai'nin rövaşetası fotojenikti, osimhen'in yan ağları bulan şutu da dikkate değerdi...

    hakemler çoğunlukla verdikleri penaltılar ya da gösterdikleri kartlar ile değerlendirilir de benim için bunlardan ziyade ikili mücadelelerdeki kararları çok önemlidir, ozan ergun da 38. dakikada yunus'un omuz mudahalesi ile rakibinden topu çalıp kontraya kalktığı pozisyonda düdük çalmasıyla "kalitesini" belli ediyordu... tabii karalarında standart da önemlidir, maçın ilk dakikasında olawoyin'e gösterdiği sarı kartın benzerini 48te barış formasından çekilip düşürülünce ver(e)medi...

    soyunma odasında okan buruk "kulakları çekmiş" olacak ki galatasaraylılar daha arzulu ve ciddi başladılar oyuna. 47de yunus'un pasını ceza sahası çaprazında alan lang'ın plasesi ikinci defa galatasaray adına direkten dönerken, bir kaç dakika sonra sara'nın ceza sahası yayından plasesi direği yalayarak auta gidiyordu. yunus'un ara pasında osimhen karşı karşıya fofana'yı aşırtıp filelerle topu buluşturamıyordu ama "atamayana atarlar" dercesine ani gelişen rize atağında sanchez'ın dokunamadığı topa sowe kontrol edip, uğurcan'ı mağlup ediyor ama yardımcı hakem bayrak kaldırıyordu...
    bir kaç dakika sonra ise galatasaray'ın repertuvarında olan gollerden biri geldi, osimhen ve yunus rakibe baskı yapıp, savunma hata yapınca 53 forma numaralı barış'ın ortasında yunus takımını rahatlatan golü kaydederken, oscar wilde satırlarına devam ediyordu: "oysa herkes öldürür sevdiğini, kimi yeterince sevmez, kimi fazla sever..."

    hayatın play station oyununa benzemediğini, futbolcuların geldikleri takımın sistemi ve takım arkadaşlarına uyum sürecinin önemli olduğunu lang'ın bom boş pozisyonda osimhen'e atamadığı pasta görürken, kalitenin de bu gibi sorunları çözdüğünü de hollandalı topçunun osimhen'e yaptığı asistte görüyorduk, tabi osi'nin de kaleciyi geçip, top auta çıkmadan kale çizgisinden içeri yollaması da çabukluk ve golcülük yeteneğiydi... üst üste beş maç ve hepsinde de gol atan bir osimhen...

    fark üçe çıkınca okan buruk önce lang ve yunus'a yanına alıp boey ile ilkay'ı sahaya sürdü. sonra da sahada ayak basmadık yer bırakmayan ve maçın iyilerinden torreira'yı nefeslendirip yerine ıcardi'yi alırken, abdülkerim ile singo'yu da değiştiriyordu. ve oyuna girer girmez ıcardi golle de buluşuyordu ama didi stadının direkleri bir kez daha ev sahibini korumaktaydı... üç gol, üç direk... fena sayılmaz... bitime 7 dakika kala barış da yerini asprilla'ya bırakınca, gözler boey ve asprilla'da oluyordu... eski sağ bek kendisine pek görev düşmese de yine o rakibe "kene" gibi yapışan inatçı karakterini sergiliyor, rakip kovalıyordu. kolombiyalı genç yaser'in ise kayserispor ve istanbulspor maçında sergilediği fiziksel güçsüz yapısı yine göze batarken, cesurca rakibinin üzerine gidiyor, çalım deniyor, kaptırdığı topun peşinden koşuyordu...
    uzatma dakikalarında ev sahibi önce mebude ile "şeref golünü" aradı uğurcan başarılydı, sonrasında da mihalia'nın serbest vuruşu örümcek ağlarını temizleyecekken uğurcan muslera'ya selam çakan bir kurtarışla geçen haftadan sonra bu gece de kalesini gole kapatıyordu...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...r0-3galatasaray.html
  • 548
    ekşi’de de yazdım. bu maçta rize’nin iptal edilen golüyle ilgili inanılmaz aptalca bir algı kampanyası var. millet anlamsız şekilde ‘nasıl bu kadar kısa sürede karar verilir’ kısmına takmış. bu pozisyonda topun kimin ayağından çıkıp kime gittiği, en yakın rakip defans oyuncusunun kim olduğu çok net olduğu için saniyeler içinde karar verildi sayın akıllı! insanlar! yarı otomatik ofsayt denen sistemin de olayı bu değil mi zaten? sanki ofsayt mesafesi kısaldıkça inceleme süresi uzuyormuş gibi salakça bir algı var. hayır, inceleme süresi karambol pozisyonlarda, hangi futbolcunun kimin neresinde olduğu ilk bakışta anlaşılamayan, çizginin kimden çekileceği hemen belli olmayan durumlarda ya da pasif ofsaytın mevzu bahis olduğu zamanlarda biraz uzuyor.. vay efendim saniyelere içinde nasıl karar verilirmiş, olm sistem zaten bu yüzden getirildi sayın aq geri zekâlısı!
  • 549
    merkezi sıkı kapatamayan takımlara dahi ancak 4 kişi ceza sahasında olmak aksaklık. 4 kişi ceza sahasına sokup topun olduğu yerde de 2 kişiyle beklemek daha da kötü. bizim hücumdaki sorunumuzun ters ayaklı kanat forvetler olduğu tezim bu maçta özellikle beni doğrular biçimdeydi.
    lang ne kadar ters ayaklı olsa da çivi gibi ortalar açabiliyor. barış ise sağ ayaklı sağ kanat profili olarak osimhen'in yanına çokça girdi. çünkü açı bulmasına gerek yoktu. sallai acele ortalar yapmasa oradan da bir gol çıkaracak durumdaydık ki çünkü lang barış sol tarafta oynarken kadar geride kalmıyor hücumda. dıaşrda beklemiyor, koşusunu atıyor ceza sahasına.
    üstüne sara sol iç değil sağ iç oynadığı zaman daha etkili oluyor dedik. yine sara 1 şutu direkten döndüğünde sol içte göründü ancak sağ içe geldiğinde daha temiz bir topa daha net vurdu ama az farkla auta attı.
    aslında bu maç galatasaray ne oynar, rakip ne oynayamaz bize gösterdi. belli süre stresli maç genelinde temiz bir oyun oynadık.
App Store'dan indirin Google Play'den alın