• 515
    (bkz: galatasaray)

    aradan geçen zaman gösterdi ki bu laf bizim için söylendiği yaz en iyi transfer sezonumuz oldu. sacha boey'i satarak harcadığımız 30 milyon euro'yu çıkardık bir kere. bedelsiz gelen patrick van aanholtdan bile kar ettik.

    victor nelsson - 7 milyon euro'ya alındı. bana kalırsa sözleşme uzatalım bayrak oyuncumuz olsun ama istersek satarız.
    alexandru cicâldău - 6.50 milyon euro. nazar boncuğu. dünyanın en iyi kulüpleri bile zarar eden transferler yapabiliyor. hea kalsa geçen yıl mata'dan bu yıl sergio'dan daha çok katkı verirdi.
    olimpiu moruţan - 4.10 milyon euro. kiralama ve ankaragücü'ne satışla kendisinden zarar yazmadık. tete yerine seneye gelse kimse itiraz etmez.
    berkan kutlu - 4 milyon. hala takımımızın oyuncusu.
    barış alper yılmaz - 2,1 milyon euro. kendisi ile ilgili bir şey söylemeye gerek duymuyorum.
  • 517
    türkiye'de sadece beşiktaş'ın yapabileceği eylemdir. onu da bir kere yaptılar (feda sezonu). gelen 2 şampiyonluk sonrası yine şımarıp harcamaları yönetemeyince ait oldukları yere geri döndüler.

    galatasaray 2-3 sene başarısız olmayı göze alabilecek kadar küçük bir camia değil. kaosla bile hareket etsek zaten aynı başarıyı elde ediyoruz.

    fenerbahçe ise böyle bir yapılanmayı becerebilecek mental özellikleri olan ne yönetime ne de taraftara sahip. her sene 30 transfer yapıp baştan kadro kurmaya aynen devam ederler.

    bu sistemi esas uygulaması gereken trabzonspor da trabzon şehrinde olduğu için yapamıyor. trabzon'da yapılanma plan falan yapmak mümkün değil. *
  • 518
    nelsson’a halihazırda ciddi bir rakam ödendi, ayrıca bilinen bir oyuncuydu. luyindama gibi. sakatlık yaşamasa luyindama’dan da bonservis kazanacaktık.

    boey’in satışında şampiyonlar ligi performansı ana faktördü. şampiyonlar ligine de yeni bir hoca ve yeni bir yönetimle; mertens, icardi, torreira, abdülkerim, oliveira, rashica gibi takıma yeni katılmış omurga sayesinde gittik.

    barış alper ise okan hoca ile seviye atladı. öncesinde performansından dolayı ödenen bonservis üstünden komisyon tartışmaları dönüyordu.

    cicaldau, morutan, berkan safi zarar.

    ben ortada bir plan görmüyorum. cicaldau, morutan işlerinde nasıl şansımız yaver gitmedi diyorsak, boey ve barış’ta şansımız yaver gitti diyebiliriz.
    galatasaray mertens, icardi, torreira, abdülkerim vs. olmadan bu oyuncularla şampiyon olamazdı. nitekim o sezonu da 13. bitirdi.
    bu oyuncuların gelişimini bekleyip şampiyon olmayı ikinci plana koymak galatasaray büyüklüğünde bir takımın işi de değil zaten.
  • 519
    ali koç'un dostu burak elmas'ın övüldüğünü gördü bu gözler. adam kalsaydı ali koç iki senedir üst üste şampiyon bir başkan olacak, koç holdingten birini federasyon başkanı seçilmişti. 3 yıllık planlama avrupa sahnesinde oynamadan rekabetçi olmadan yapılacak bir iş değil. burak elmas'ın vizyonu torrent'tir.

    3 yıllık başarının aktörleri scout ekibi, o dönem çalışılan romanya bağlantılı olmayan menajerler, biraz fatih hoca'nın uefa'da geçiş oynatması, geldiği ilk sene rekabetçi kadro kuran torreira, mertens, icardi çeken erden timur, en büyük pay da puan kaybetmez bir takım yaratan okan buruk'tur bakın yenilmez değil puan kaybetmez. okan hocanın puan kaybetmeyen anlayışı varken ve prese dayalı birebir önde basmalı oyununa uygun dinamik fizikli genç oyuncular transfer etmeye devam etmeliyiz. sattığımızın yerine koyabildiğimiz sürece okan hoca ile bu ligde başarılı olmamız çok kolay. bakın boey satıldı yerine koyamadık oraya bir köhn çekmiş olsaydık arkama yaslanır galatasaray planlamasına güvenirdim. 3 yıllık planlamanın en önemli unsuru taraftardır. 3 yıl görev süresi olan burak elmas'ı 8-9. ayında göndererek planlamayı başarıya ulaştırmıştır. taraftarın yönetim üzerinde baskısını hissetirmesi önemli.
  • 520
    burak elmas fatih hocayı kovmayı kafasına koymasaydı, devre arası yüksek ihtimal gedson ve elneny’i gelecekti.
    bonus olarak da skov olsen.
    bu transferler olduktan sonra klasik fatih terim takımı ikinci yarı toparlayacak, şampiyonluğu sonuna kadar kovalayacaktı.
    he bu durumda yine ibrasızlık olur muydu? pek emin değilim.
    peki ibrasızlık olmasa şu anki durumda olur muyduk?
    orası yine belirsizlik.
    burak elmas’ın o günkü başarısızlığı belki de bugünleri hazırladı.
    diğer taraftan 25 milyon euro harcayıp karşılığında potansiyel olarak 75 milyon euro alma şansınız varsa, orada yapılan iş başarısız değildir.
    burak elmas’ı sabaha kadar eleştirebiliriz ama yapılan transferler üzerinden değil.
    7 transferden sadece bir tanesi zarar ettiyse, orada başarısızlık var demek baya komik olur.
    mesela barış alper transferinde komisyonlar alınmıştı, birileri yolunu bulmuştu.
    hani konuşan var mı artık bunları? yok çünkü bugün için bahsedilen bonservis bedelleri 20-25 milyon euro deniyor.
    bunu defalarca yazdım, hatta kendimi de eleştirdim.
    son gün maliyet yüzünden elneny transferi iptal olmasa başka şeyler konuşulurdu.
    bu arada eleştirilen takım mağlubiyet almadan grubundan lider çıktı.
    mesela torrent transferi yüzünden burak elmas’ı sabaha kadar eleştirebiliriz ama ghezzal’a ret verip morutan’ı alması bile teşekkürü hakediyor.
    belki morutan da olmadı ama en azından ghezzal gibi kulübe yük olmadı.
    sportif başarısızlık olsa da, mali açıdan galatasaray kulübüne eksi değil artı yazmış bir planlamadır bu.
    ve benim hatırladığım tarihte örneği bile yok bu karlılığın.
  • 521
    sportif olarak tarihin en başarısız dönemi, maddi planlama olarak ise oldukça iyi bir dönemdir. büyük takımlarda bu ikisini bir arada yapabilmek gerekir. büyük bir takımda sportif olarak başarısız olunan bir dönem başarılı olarak atfedilemez. bu yüzden böyle bir planlama yapılacaksa bile takımın neredeyse tamamını değiştirerek değil, parça parça yapılmalıdır ki sportif başarı da gelsin.
  • 522
    ffp sopasının gölgesinde yapılmıştı bu planlama. bunu unutmamak lazım. 21-22 sezonundaki transferlerde hiçbir sorun yoktu keza avrupa’daki performansımız bunun göstergesiydi. asıl sorun, bu transferleri yönlendirecek, takıma alıştıracak papazlardan verim alamamamız oldu. babel, feg, arda vs çok kötülerdi, arda zaten sezonu sakat geçirdi, feg artık 3 aylar topçusu bile değildi, babel konusuna değinmek bile istemiyorum.

    o kadroya ek olarak torreira, mertens ve icardi eklense ligde zaten şampiyon olmuştuk, uefa’da da en az yarı finalimiz garantiydi.

    allah’tan o sezon süründük de yaptığımız hata anlaşıldı. uefa’yı aldığımız sezon kadromuzda hagi, popescu taffarel vardı. biri barca’nın kaptanı, biri karpatlar’ın maradona’sı, bir diğeri de brezilya milli takımının kalecisi. ne demek istediğim anlaşılmıştır sanırım.

    biz hala 2013’deki çeyrek finalimizi burak yılmaz’ın gollerine borçlu olduğumuzu düşünelim, ya da dany-semin tandemine. drogba ve sneijder’siz schalke ile oynasaydık, görürdüm ben.

    sadece yıldız olmak yetmiyor, karakteri de yıldız olacak, winner olacak. böyle adamlara yönelmeliyiz artık.
  • 523
    şampiyonlar liginde oynamayan bir oyuncunun 30 milyon üzeri bonservis görme ihtimali yok. konya karşısındaki oyun yüzünden değil, münih, united karşısındaki oyun sayesinde boey satıldı.

    şampiyon olmadan dortmund olalım, oyuncu yetiştirip satalım mantığı çok hatalı. winner özelliği bu camianın en büyük karakteri. bu özellik bir günde kazanılmıyor. yarın 11 tane 20 yaşında yetenekli ama baskı anında kafası kesilmiş tavuk gibi sahada dolanan oyuncu görme ihtimali de var. boey ve barış’ın rezerv lige düştüğünü de unutmamak lazım. kendileri çalıştı, teknik yönetim onları yönlendirdi. bu başarı onların. yıllarca genç oyuncu transfer ettik hangisi boey kadar barış kadar gelişim gösterdi?

    içi doldurulmamış 3 yıllık planlama = ali koç vizyonu. başka bir şey değil. süslü laflar ama içerik bomboş.
  • 524
    sportif başarısızlığın sebebi kadronun gençlerden kurulması değil eksik kurulması ve kendi taraftarımızın bile 10 maçlık doğranmalara ses çıkaramayacak kadar rezil bir döneme girmiş olmasıdır. avrupa'da ucl seviyesi gruptan namağlup lider çıkan ve barcelona'ya ecel terleri döktüren takımın 13. olmasının başka hiçbir açıklaması yoktur. gençlerin üst üste doğranmalarının ardından götü başı dağıtacağını iyi bilenler her şeyi muazzam şekilde ayarlamıştı. ayarlamaya da devam ediyorlar fakat biz artık kadroyu gençlerden veya düşük mentale sahip topçulardan oluşturmadığımız için hiçbir şekilde kırılmıyoruz. bunun en iyi örneği geçen seneki alanyaspor maçında yaşanan boey'in gördüğü kırmızı kepazeliği sonrası gösterilen reaksiyondur. üstelik gençlerimiz de oldukça tecrübelendi bu sürede. o sezon içerideki fenerbahçe maçında yapılanlara bile doğru düzgün ses çıkaramayacak pısırıklıkta bir yönetim gördükten sonra da herkes salmıştı zaten. bir gedson bir 6 numara bir de forvete sportif sonuçların da düzeleceğini herkes biliyordu. uefa'da iyi gidiyorduk ve o sene uefa'yı alan takım aynı bizim gibi bundesliga 13. sü ve kupada alt lig takımına elenmiş frankfurt oldu. terim'i gönderip ne idüğü belli olmayan bir tane barcelona holiganını ''hala anlam verilemeyen şekilde'' pornografik paralara kulübe hoca diye getirmesek belki de 2. avrupa kupamızı kaldırmış olacaktır kim bilir.

    galatasaray'da başarısızlığa tahammül yok bu yönden de sene başı bu eksik mevkiler ile sezona başlamak de ülke futbolunun rezil yapısını göz önüne getirince net hataydı. ancak bu dönüşümü de birinin yapması gerekiyordu ve bunu yapabilecek tek kişi de fatih terim'di. bir bakıma galatasaray kredisini yakmayı göze alarak geleceğimizi ipotek altına aldı. yaptırdığı transferlerin büyük bölümünde haklı çıkarak bize boey, nelsson, barış alper hatta marcao ve kerem gibi mükemmel asetler bırakmış oldu. bu asetler de ne idüğü belli olmayan biri yerine okan hoca'nın eline geçtikten sonra neyin ne olduğu ortaya çıkmış oldu.

    3 yıl kadar sürmese de yarım dönemlik bu planlamada emeği geçenlerden ve bu potansiyelleri ortaya çıkaran okan hocadan allah razı olsun. an itibariyle galatasaray rakipleriyle farkı açtıysa bunu fatih terim ve okan buruk'a borçludur.

    galatasaray'a hem şampiyonluk hem de şampiyonluklardan fazlasını kazandıran planlamadır.
  • 526
    rezalet mühendislikle kurulan kadronun olduğu planlamadır. kapandığı zaman etkili, ancak oynadığı zaman ekran başındakileri basur yapan, iki hücum seti bile oynayamayacak, 3 sene üstüste ısrar edilse bir tırnak ilerlemeyecek bir takım yaratılmıştır.

    o sezon gerçek bir hakem operasyonu başlayana kadar galatasaray futbol takımı ile lig lideri arasındaki puan farkı zaten çift hanelerdeydi. o kadar kötü bir takım yaratılmıştı ki 3 gol attığımız ikinci maç 26. haftada gelmişti. *

    ancak 26. haftada üç gol atabilmiş bir takım için hakemler, şunlar, bunlar bahane edilemez. birbiriyle uyumsuz ne kadar oyuncu varsa alındı. boey gibi oyuncuların yükselişindeki birinci faktör geçen sezon gelen sağlam yapılanmaydı. sonuç olarak yine de finansal açıdan kârlı çıkmış olsak da sportif anlamda galatasaray, tarihin en aciz döneminden geçmiştir.
  • 529
    oyuncu gelişiminden bihaber yorumlar gördüğüm konudur.

    konu 1:

    bu oyuncuları aldığımız yıl çok kötü oynamışız.
    neye göre kime göre? o yıl son 16'da barcelona'yla oynarken dedem mi oynuyordu takımda?

    konu 2:
    o oyuncuların yanı doğru doldurulamamış. mühendis was here.

    babel'in, feghouli'n, ciguli'n varken, darphane değil burası. takımın mali bir dengesi var. çat diye sergio oliviera, icardi, dubois, torreira, rashica falan indiremezsin o halinle. artı o dönem, başkanın burak elmas, yöneticin ışıtan gün. hangi karizmayla ne indireceksin? hepsini geçtik 3 yıllık planlamadaki oyunculara da gazoz kapağı vermedin, boru gibi 35 milyon euro bastın aldın. maaşları az diye, bedavaya aldık falan zannediyor insanlar.

    konu 3: oyuncuların yaşı, tecrübesi.

    sacha boey 3 sene önceki sacha boey değil, barış alper 3 sene önceki barış alper değil, florian wirtz 3 sene önceki wirtz değil, declan rice 3 sene önceki declan rice değil. genç oyuncular hızlı gelişir.

    zaten konuyu baştan anlamayanların, olay bittikten sonra anlamasını bekleyemezsin.
App Store'dan indirin Google Play'den alın