• 576
    berbat ve eksik city savunmasına biz de iş yaparız dedik ama fena aldandık. çünkü sanırım unuttuğumuz bir şey vardı, galatasaray'ın hücumu da berbat. kağıt üstünde barış-sane-osimhen hattı nasıl iş yapmaz diyorsun ama bir takım merkezden hücum edemezse, ters ayaklı kanat oyuncularının kulvarları ezberlenip sürekli rakip tarafından kapatılırsa, düz ayaklı sağlam orta yapan tek bir oyuncusu sallai olunca geriye tek bir şey kalıyor, o da osimhen'e şişirmek. orada da khusanov yaratığına çarptık. aslında o da tecrübesiz sürekli hata yapan bir stoper. ama atletizm kapıştırmaktan ibaret hücum planınız olursa khusanov da buna hazır yani. bu sorun bu maçın problemi değil, 25-26 sezonunun temel problemi.

    savunma kurgusu da hatalıydı ama herkes onu gördü zaten. ben city'ye neden yenildik, neden kafa tutamadık demiyorum zaten. sadece bu kadar çok yanlışa, rakibi bir noktadan dahi yakalayamamamıza itiraz ediyorum. city bu maçta 5 atmak isteseydi 5 de atardı, çünkü rakip müsait.
  • 577
    maç öngörüsünü yazarken kimsenin aklında torreira’nın oynamama ihtimali yoktu. bizim gibi yedek kulübesiyle ilk 11’i arasında uçurum olan bir takım için “önemli” den daha önemli bir eksik.

    futbol çok büyük bir sahada, o sahaya hükmedebilecek fiziksel kapasitesi olan oyuncularla oynanır. doku çok ekstra çevik bir futbolcu ancak ortaya doğru çekilir çekilmez, ilkay’ı çok iyi tanıyan pep’in öngörüsü gibi orayı delik deşik etmesi, beklenen bir durum değildi. takım, rakip analizinde taktik tahtasında çalışılandan çok farklı ve başarılı bu dokunuş görmesi nedeniyle tedirgindi ilk yarı. bu tip maçlarda bir oyuncunun varlığı yokluğu bizim için çok büyük bir dalgalanma yaratır, normal. ki ilkay’ı da bırakmak üzere futbol, bu da belli…

    bu anları atlatabilecek bir profil eksik takımda ki aşağıda bahsedeceğim…

    benim açımdan ilkay’ın son maçıydı 8 numarada. bundan sonra görmek istemem. gördüğümde de tedirgin olurum. 8 numarada sara yerine neden kendisinin kullanıldığını da anlamıyorum. bizim için koşu kapasitesinin en önemli olduğu bölgede en koşamayan adamı oynatmaya çalışıyoruz. bu kadar rezil görünmesinde önemli faktörlerden biri bu bence.

    apo’ya yüklenemem zira kendisinden beklenenden farklı bir performans vermiyor. wc’ye gidecek vakti yokken sürekli tavanına yakın oynuyor, tabi ki ağır, tabi ki eksileri var ama vaadettiğinden azını oynamıyor. yenilen ilk golde asıl sorun doku’nun karşısında hareketsiz kalan ve vaadettiğinin 1/10’ini oynayan ilkay’ı daha büyük bir sorun olarak görüyorum. oynadığımız oyuna uygun bir profil olarak görünmüyor.

    maçın ilk yarıda bize gösterdiği bir diğer sorun baskı yerken küçük alanlarda minik adımları, tekniği, pasları, driblingleri ya da aklıyla faul alarak oyunu rahatlatacak, rakibi tedirgin edecek bir oyuncunun eksikliği. osimhen, sane, barış ve 2 orta saha, tam ortalarında bağlayıcı bir malzeme ile çok lezzetli bir oyun gösterebilir. savunmanın kaptanı lemina ama hücumun da bir kaptana ihtiyacı var. icardi fiziksel olarak “varken” bunu en uçta olmasına rağmen çok iyi yapabiliyordu. böyle bir profil eksik. şu anda tüm oyuncularımız ön görülebilir özelliklere sahipler. biraz yunus ayrılıyor ancak o da formsuz ya da sakat, zaten bence yeterli de değil tek başına. öngörülemezlik bence çok kritik bir özellik.

    netice kötü olsa da bu kadar konsantre bir city’e karşı, doku’nun sakatlanması sayesinde olsa da, rezalet yaşamamış olmamız olumlu sayılabilir. umarım bir sakatlık da yaşamamışızdır ki bu da üzülecek bir şey yok demek anlamına gelir.

    kah gurur duyduğumuz kah sinir krizi geçirdiğimiz bu şampiyonlar ligi grup aşaması bize “yedek yok” mesajını veren, rollercoaster gibi bir hissiyatıyla beraber bu maçla sona erdi.

    playoff için juve kötü bir kura sayılmaz. şansımız birazcık yaver giderse turu geçebileceğimize inanıyorum.
  • 578
    bu maç bizim için bir hedef maçı olmalıydı. city'nin mutlak kazanması gereken bir maçtı ve biz bu maça elemeli turun rövanş maçı olarak çıkmalıydık.
    ajax deplasmanı dışında, ki o maçın ilk yarısı da sıkıntılıydı, hiçbir deplasmanda varlık gösteremedik.

    avrupa'da deplasmanlardaki oyun planımızı acilen revize etmeliyiz. halbuki deplasmanda geçiş oyununa uygun oyuncularımız fazlasıyla var.

    city maçında ben hiç oyun planı görmedim, hani uygulayamadık falan desek neyse.
    city deplasmanında 4 şut ve 0.26 xg üretmiştik.
    juve deplasmanı ilk 90 dakika malum zaten.
    liverpool deplasmanında da 4 şut ve 0.18 xg üretmişiz.

    yine ders çıkarma edebiyatı olmaz da, seneye cidden deplasmanlarda ciddi bir oyun planımız olur inş.
App Store'dan indirin Google Play'den alın